Cevaplar.Org

BİR KARADENİZLİNİN PEYGAMBER SEVGİSİ

Güzelim Anadolu insanının, o temiz ve içten inanan samimi müminlerinden biri olan bir Karadenizli ihtiyar amca Allah nasip etmiş hacca gitmiş. Hacda peygamberimizin doğup büyüdüğü, savaşıp hicret ettiği ve ömrünün sonuna kadar yaşayarak nihayet bu dünyadan göçüp gittiği mekânları ziyaret etmiş. Bu ziyaretlerinde gördüğü


İbrahim Köse

ibrahimkose60@gmail.com

2014-10-02 02:29:24

Güzelim Anadolu insanının, o temiz ve içten inanan samimi müminlerinden biri olan bir Karadenizli ihtiyar amca Allah nasip etmiş hacca gitmiş.

Hacda peygamberimizin doğup büyüdüğü, savaşıp hicret ettiği ve ömrünün sonuna kadar yaşayarak nihayet bu dünyadan göçüp gittiği mekânları ziyaret etmiş. Bu ziyaretlerinde gördüğü o susuz sıcak kum çölleriyle dolu memlekette yoksulluğun çaresizliğin yanında bir de ona düşmanları tarafından çektirilen zulümleri, yapılan savaşları ve onların yerlerini görünce öylece hüzünlenip bir kenara oturup ağlamaya başlamış. Onun bu hüznünü gören bir arkadaşı nedenini sormuş. O da ağlayarak cevap vermiş demiş ki:

-Hey gurban olduğum Allah'ım, o mübarek Peygamberüni o sevgili kuluni niçun habu susuz, ağaçsuz kıtluk yeründe dünyaya getürdin? Ha bizum Rizemüzde dereler şırıl şırıl akiyi, yağmur sicim gibi yağiyi, her türlü meyve oliyi niçün onu bizum memlekette dünyaya getirmedün de ha bu yoksüllük yeründe dünyaya getirdün?

Bu Karadeniz değerlendirmesi hayli yıllar bizi düşündürdü. Geçekten de o iki cihan sevgilisi Peygamberimiz niçin dünyanın daha rahat ve daha güzel bir yerinde dünyaya gelmemişti de, Mekke Medine gibi yerlerde yani Hicaz ve civarında dünyaya gelmişti? acaba bunun hikmeti neydi? Yoksa bu hikmet biraz da Müslümanların bu dünyaya gelişlerinin hikmetini ve gayesini mi açıklıyordu?

Evet, Peygamber'imiz birçok hikmete bağlı olarak o bölgede dünyaya gönderilmiştir. Onlardan birkaçını şöyle sıralamak mümkündür:

Peygamberimiz yemek içmek, gezmek tozmak ve safa sürmek için bu dünyaya gönderilmemiştir. Eğer onlar için olsaydı, Karadenizli hacının dediği gibi, elbette ki Allah onu dünyanın daha güzel yerlerine gönderir ve oralarda yaşatabilirdi. Demek ki diğer insanlar da dünyaya bu nedenle gelmemiş ve gönderilmemiştir. İnsanlar dünyaya öyle sadece güzel yaşanacak yer ve çok zevk alınacak bir merkez olarak bakmamalıdır.

Peygamberimizin zamanında ne uçak vardı ne tren, demek ki Allah'ın maksadı onu uçağa veya trene bindirmek değildi, yoksa onu günümüzde dünyaya getirirdi. Demek ki bizim de günümüzde yaşamak amacımız sadece ne uçağa ne trene ne de otomobile binmek olmamalıdır.

Eğer peygamberimiz bugün dünyaya gönderilseydi, bin dört yüz yıl insanların irşadı ne olacaktı? Onun peygamberliğini icra ettikten sonra insanların yüzlerce binlerce yıl bu değerleri taşıyarak ona göre yaşamaları nasıl olacaktı? Oysa bu gün bu işin sonuna gelinmiş görünüyor. Kur'an'da başka peygamber gelmeyeceği açıklandığına göre nereden baksan "Yukarıdan aşağıdan yolun sonu görünüyor."

Eğer peygamberimiz o gün gelmeseydi bu güne kalsaydı, Hz. İsa(a.s)'dan sonra peygamber gelmediği için fetret devri çok uzun sürecek ve insanlar bu güne kadar peygambersiz kalacak ve iyice yoldan çıkacaklardı. Peygamberimizin zamanına kadar bile ata, ite, puta tapar hale gelen kılavuzsuz zavallı insanların bu güne kadar nelere tapabileceklerini artık siz düşünün.

Eğer bu dava sadece Peygamberimizn davası olsaydı, o zaman dünyanın her hangi bir yerinde olması gayet normaldi, oysa bu dava peygamberimizden önce gelen Hz. İsa'nın, Hz. Musa'nın, Hz. İbrahim'in ve nihayet ilk babamız ve annemiz olan Hz. Adem'le Havva'nın yaşadıkları yer olan Hicaz'da gönderilerek bu işin ilk olmadığı ve bu güne kadar bu bölgede Allah'ın insanlara, dünyaya niçin geldiklerini hatırlatmak için, onların ara sıra unutmalarına karşılık, o da onlara ara sıra gönderdiği elçilerle hatırlatma yapmıştır.

Bir sistem elbette ki alt yapısı olan yerde daha iyi işler. O bölge bütün semavi dinlerin zuhur ettiği yer olduğu için, insanların hayata bakış açıları hep kutsal kitaplar doğrultusunda olduğu için, orada son peygamberin zuhur etmesi çok doğaldır. Kim bilir belki de mecburidir.

İlk babamız Adem aleyhisselam Hindistan'da Seylan (Ceylon) adasına, annemiz Hz. Havva ise Cidde'ye indirildiğine (Cidde, ced ata demektir) bakılırsa, Hz. Adem'in cezasını çektikten sonra asıl yerleşeceği yer olan Hicaz tarafına gelerek Havva annemizle Arafat Ovası'nda görüşmüştür. Ve insanlar burada çoğalarak dünyaya dağılmış ve nübüvvet sistemi de burada yerleşip gelişmiştir.

Hac farzı sadece Peygamberimizin türbesini ziyaret etmek değil aynı zamanda ilk mabed olan Kâbe'yi tavaf etmek ve Arafat'ta vakfeye durmak bütün bir İslam tarihini ve o bölgedeki bütün görevli insanları, melekleri ve onların görevlerini idrak etmektir.

Hani Türkçede bir söz vardır, halkımız der ki "toprak çeker." İşte bizim ilk babamızın toprağı Hicaz'da olduğu için, bu toprak bütün dünyadaki insanları kendine doğru çekmektedir. Çünkü her şey aslına rücu eder, değil mi?

 

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Sakın israf etmeyin, çünkü Allah israf edenleri sevmez.

En'âm, 141

GÜNÜN HADİSİ

Kurban hakkında

"Kim gönül hoşluğu ile,sevabını Allah'tan umarak kurbanını keserse,o kurban onu ateşten koruyan bir perde olur"Tergib ve Terhib:2/155

TARİHTE BU HAFTA

*Muhammed Raşid Hz.lerinin Vefatı. (22 Ekim 1993) *Astronomi Alimi Uluğ Bey'in Vefatı(25 Ekim 1449) *Fatih Sultan Mehmed Han'ın Trabzon'u Fethi(26 Ekim 1461)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI