Cevaplar.Org

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-42

Ders: 23. Söz, 2. Mebhas, 3. Nükte İzah: Prof. Dr. Alaaddin Başar * “Biz insanı en güzel bir biçimde yarattık”(Tin Suresi, 4. ayet) Mealen bakılınca, insanın aklına sadece sima güzelliği, cisim güzelliği geliyor. Hâlbuki Üstad “Cesed ruhun hanesidir” (Sözler s:517 ) diyor. O zaman, güzelliği önce ruhta aramak lazım. En mükemmel yaratılan insan ruhu. Cesed de o ruha münasip yaratıldığı için en güzel olmuş oluyor. Yani ahsen-i takvimi öncelikle ruhta arayacağız.


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2014-09-23 11:29:07

Ders: 23. Söz, 2. Mebhas, 3. Nükte

İzah: Prof. Dr. Alaaddin Başar

* "Biz insanı en güzel bir biçimde yarattık"(Tin Suresi, 4. ayet) Mealen bakılınca, insanın aklına sadece sima güzelliği, cisim güzelliği geliyor. Hâlbuki Üstad "Cesed ruhun hanesidir" (Sözler s:517 ) diyor. O zaman, güzelliği önce ruhta aramak lazım. En mükemmel yaratılan insan ruhu. Cesed de o ruha münasip yaratıldığı için en güzel olmuş oluyor. Yani ahsen-i takvimi öncelikle ruhta arayacağız.

*Tavuğun mahiyeti bellidir, ona kümes yapılır. Arının da mahiyeti bellidir, ona kovan yapılır. Padişahın da mahiyeti bellidir, ona da saray yapılır. Bedendeki farklılıklar ruhlardan geliyor. Cenab-ı Hak her ruha göre beden yaratıyor. Mesela insan ruhunda anlama ve anladığını yazıya geçirme istidatı var, ona göre bize el verilmiş.

* Üstad, insanda fiil ve infial ciheti olduğunu söylüyor.

Fiil; bir şey yapma, bir iş ortaya koyma

İnfial; Kabul etme ciheti. Yani insanda bir iş yapılması, Cenab-ı Hakk'ın insanda bazı icraatlar yapması

Mesela; kâğıda yazı yazılabilir, onun bu cihette infial yani kabul etme ciheti var, yazıyı kabul ediyor. Ama suda, havada bu hususta infial ciheti yok, onlarda yazı yazamıyoruz. Su ve hava yazıyı kabul etmiyor.

Şimdi, Cenab-ı Hakk'ın isimlerinin tecellileri var. İnsan ruhu bu tecellileri kabul etmeye müheyya yaratılmış. Mesela taşta Rezzak ismi tecelli ediyor mu? Yok. Taş rızık almayı kabul etmiyor, bu hususta infial ciheti yok. Ama hayvan, infial cihetiyle bu ismi kabul etmeye müheyya yaratılmış ve hakeza misaller çoğaltılabilir.

İnfial cihetiyle, yaratılmayı kabul etmiş, yaratılmışız. Suret almayı kabul etmişiz, Musavvir isminin tecellisi bizde. Yaratılış itibarıyla, görmeyi kabul etmişiz, Basir ismi tecelli etmiş bizde, ağaçta etmemiş.

Hakim ismi tecelli etmiş, hikmetle yaratılmışız, aynı zamanda diğer varlıkların yaratılış hikmetlerini anlama kabiliyeti verilmiş bize.. ve hakeza.. İnsanın infial cihetiyle tüm mahlûkata üstünlüğünü bu misallerle bir derece anlayabiliriz.

*Bir aynada güneşin yedi rengi tecelli ediyor. Ağaçta ve taşta o nispette etmiyor. Onlarda da güneşin bazı tecellileri oluyor ama bu kadar berrak bir ayna değiller. İşte insan o ayna gibi Cenab-ı Hakkın bütün esmasına ayna olabilecek istidatta yaratılmış.

*Üstad diyor ki; insan "öyle bir fiilin mahsulüdür ki, istidadı irade ettiği şeyi kendisine veriyor."(Mesnevi-i Nuriye s: 182 )

İnsan istidatı her şey olabilmeye müsait. Âlim de oluyor, cahilde kalıyor. Zalim de oluyor, Adil de..Poliste oluyor, doktor da . Diğer mahlûkatta bu yok. Elma ağacı armut olmuyor. Tavuk yumurtasından kartal çıkmıyor. vs.

* Cenab-ı Hak buyuruyor;

 

وَذَلَّلْنَاهَا لَهُمْ فَمِنْهَا رَكُوبُهُمْ وَمِنْهَا يَأْكُلُونَ

"Bu hayvanları onların emrine verdik. Onların bazısını binek olarak kullanırlar, bazısını besin olarak yerler." (Yasin Suresi: 72. Ayet) Ayette hayvanların insanların emrine verildiğini, zelil kılındığını bildiriyor. Küçük bir çocuk bir büyükbaş sürüsünü önüne katıp götürüyor. Bu bir çocuğun işi değil, onlardan biri onun iflahını keser. Ama işte boyun eğmiş gidiyorlar. İşte onlar zillet içinde, insan ise aziz bir misafir.

*Bir padişahın sarayına gelen misafirin derecesine göre kendisine hizmet edilir, bir köy muhtarıysa ona göre, bir valiyse ona göre, başka bir ülkenin kralı ise ona göre. İşte hatıra göre sofra değişiyor. Hayvanların önüne açılan sofralarla insanın önüne açılan sofralar düşünülünce, insanın Cenab-ı Hak katında hatırı anlaşılır. Hem insan öyle bir misafir ki, "misafir yiyen misafir" Bu dünyada misafir olarak gönderilen diğer hayvan ve bitki misafirlerini kemal-i afiyetle yiyebiliyor. Bir de kendisine bu salahiyet verilmiş.

*Üstad, insanın "ekser mevcudatın tesbihat ve ibadetlerine müdahale" edebileceğini belirtiyor.(Sözler s: 78 ) mesela bir koyun Cenab-ı Hakkı tesbih ediyor. İnsan onu kesmekle onun tesbihatına müdahale etmiş oluyor.

Adamın biri beş katlı bir binayı yıksa, yerine bir gecekondu koysa abes olur. Daha mükemmelini yerine koymalı ki, yaptığının bir hikmeti olsun. İşte bu misal gibi insan da tesbihatına müdahale ettiği bir varlığı kesip yemekle ondan daha mükemmel tesbih yapması gerekir ki müdahalesinin bir manası olsun. Namazını kılmakla bunu gerçekleştirmiş olur.

Yoksa hayvanı kes, ye, tesbihatına müdahale et. Sonra ondan hâsıl olan enerjiyle içki iç, kumar oyna, sefahatla meşgul ol. Bunun hesabı muhakkak sorulur.

*Üstad insanın üç ciheti üzerinde duruyor;

1- Nebati ciheti; Bitki cihetimiz. Bitkilerle ortak taraflarımız var. Tohum olarak onlar toprağa biz de ana rahmine düşüyoruz. Toprağa tutunuyor da, çekirdek ağaç oluyor. İnsan tohumu da ana rahminin duvarına tutunuyor, orada büyüyor. Buna genetikçiler "genetik şans" diyorlar. Çünkü milyarlarca tohum geçiyor ama bir tanesi rahim duvarına yapışıyor, o insan oluyor, diğerleri geçiyor. Bitki çekirdeği toprağın karnında gelişerek büyüyor ve başını dışarı çıkarıyor. İnsan da ana rahminde belli bir olgunluğa geldikten sonra doğuyor. Çekirdek büyüyor, fidan oluyor. İnsan da büyüyüp genç bir fidan oluyor. Fidan olgunlaşıyor, bir gün ağaç haline geliyor, genç de olgunluk çağına erişiyor. Ağaç hastalanıyor, ihtiyarlıyor, insan da öyle. Sonunda bir gün ağaç kesiliyor, insan toprağa veriliyor. Bu bitki cihetimiz.

2-Hayvani cihetimiz; Yememiz, içmemiz, görmemiz, yürümemiz, ürememiz vs. Bunlarda da hayvanlarla müşterekiz.

3-İnsaniyet yönümüz. Bu da akılla başlıyor, insan-ı kâmil olmaya kadar gidiyor. Bu cihette bütün mahlûkatı geride bırakıyoruz. Üstad, İslamiyete "İnsaniyet-i Kübra" diyor. İnsan için en büyük şeref, iman şerefi..

Bu yönüyle düşündüğümüzde en küçük bir canlı bütün cansız varlıklardan fersah fersah önde. O bir yana, cansızlar bir yana.. aynı şekilde bütün bitkiler bir yana, bir hayvan bir yana..Bir insan bir yana, bütün hayvanlar bir yana.. bir de, bir mümin bir yana, bütün inkarcılar bir yana..

*Zulmetmek illa da başkasına zulmetmek değil. İnsan kendisine verilen vücud emanetini, hayat emanetini, ruh emanetini yerli yerinde kullanmazsa kendisine en büyük zulmü yapmış oluyor. Üstad buna Altıncı Söz'de şöyle değiniyor, "Emanette hıyanet cezasını çekeceksin. Çünki en kıymetdar âletleri, en kıymetsiz şeylerde sarf edip nefsine(kendine) zulmettin. (Sözler s: 28 )

*Üstad Mesnevi-yi Nuriye'de; "Kırk sene ömrümde, otuz sene tahsilimde yalnız dört kelime ile dört kelâm öğrendim" diyor. Öğrendiği dört kelamdan biri; 

اِنِّى لَسْتُ مَالِكِى Ben kendime mâlik değilim (Mesnevi-i Nuriye s:52 )

Yani gözümü, aklımı, hayalimi vs duygu ve cihazlarımı Allah'ın emri haricinde kullanmamayı öğrendim demek istiyor. Mesela gözünü harama kullanmamış, hayalini israf etmemiş vesaire..

*Şeytan acayip bir mahlûk. İnsana önce bir günah işletiyor. Sonra ona vesvese vererek diyor ki, "sen böyle bir günahı nasıl işleyebildin? Sen adam olmazsın, bir de bu halinle namaza mı duracaksın?" Günahı gözünde iyice büyültüp, o kulu ümitsizliğe sürüklüyor ve tevbe kapısını kapatıyor. Bunun birkaç adım ilerisi Allah korusun inkâr.

Hâlbuki kul elbette yaradılış icabı günah işleyecek ama yeise düşmek yok. Çünkü ümitsizlik şeytanın en büyük silahı. Hemen düştüğü yerden tövbe ve istiğfarla kalkacak. Bir de kötülüğün hemen akabinde bir iyilik, bir hasene, bir sadaka ile o günahın atmosferini dağıtmaya çalışacak. Yola devam edecek.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

Adem, 2015-04-12 11:43:37

Esselamü aleyküm. Allah razı olsun burada çok güzel dersleri neşrediyorsunuz. İstifade ediyoruz.

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

DİĞER YAZILAR

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-200

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-200

Ders: 3. Söz İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *Allah ya..Allah’tan gelen şey nasıl olur,

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-199

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-199

Ders: Mesnevi-yi Nuriye, Katre’nin Hatimesi İzah: Prof. Dr. Alaaddin Başar *Üstad, İslam âl

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-198

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-198

Ders: Asa-yı Musa(s. 106) İzah: Prof. Dr. Şener Dilek İzah Edilen Kısım: Sonra o mütefekkir

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-197

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-197

Ders: Mesnevi-yi Nuriye, Katre risalesi, s. 69 İzah: Prof. Dr. Şener Dilek İzah edilen kısım:

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-196

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-196

Ders: 11. Söz İzah: Prof. Dr. Şener Dilek *Sanattaki letafeti, ilimdeki derinliği, tezyinattak

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-195

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-195

Ders: Hutbe-i Şamiye(s. 19) İzah: Prof. Dr. Şener Dilek İzah edilen kısım: “İstikbal yaln

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-194

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-194

Ders: 33. Söz, 23. Pencere İzah: Prof. Dr. Şener Dilek Not: Bu ders, İstanbul Yüzevler’de,

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-193

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-193

Ders: 14. Lem’a, İkinci Makam İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *“Kâinat sîmasında, arz

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-192

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-192

Ders: 17. Lem’a, 13. Nota İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *Cenab-ı Hak bizi kul olarak yar

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-191

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-191

Ders: Şualar(13. Şua,) s: 307 İzah: Prof. Dr. Şener Dilek İzah edilen kısım: “Bugün, bü

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-190

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-190

Ders: 14. Lem'anın İkinci Makamı İzah: Prof. Dr. Alaaddin Başar *“Besmelenin rahmet noktas

De ki: "Herkes kendi yapısına uygun işler görür. Rabbiniz, en doğru yolda olanı daha iyi bilir."

İsra, 84

GÜNÜN HADİSİ

Allah'ın en sevdiği isimler

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allah'ın en ziyade sevdiği isimler Abdullah ve Abdurrahman'dır." Müslim-Edeb:2 Ebu Davud-Edeb:59

TARİHTE BU HAFTA

*Elmalılı Hamdi Yazır'ın Vefatı(27 Mayıs 1942) *İstanbul'un Fethi'nin 550. yıl dönümü(29 Mayıs 1453) *Ayasofya'da ilk Cuma Namazı kılındı.(1 Haziran 1453)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI