Cevaplar.Org implant

MESNEVİ’DE EDEBİYAT KAİDELERİNE UYGUNLUK ARAMAK

Bazı kimseler vardır ki, sözdeki ulviyeti, edebiyat kaidelerine göre takdir etmek isterler. Onlarca, söz ne kadar şiir olursa, o kadar da âli bir kelam olur, hatta sanat ve deha eseri telakki edilir. Bu telakki, maddi şiirler hakkında doğrudur. Fakat mânâ ricâline gelince iş değişir. Çünkü onların maksadı sözleriyle şairlik etmek, sanatkârlık ve dâhilik göstermek değildir.


2014-09-23 11:23:17

Bazı kimseler vardır ki, sözdeki ulviyeti, edebiyat kaidelerine göre takdir etmek isterler. Onlarca, söz ne kadar şiir olursa, o kadar da âli bir kelam olur, hatta sanat ve deha eseri telakki edilir.

Bu telakki, maddi şiirler hakkında doğrudur. Fakat mânâ ricâline gelince iş değişir. Çünkü onların maksadı sözleriyle şairlik etmek, sanatkârlık ve dâhilik göstermek değildir.

Bundan dolayıdır ki, Mesnevi-i Şerif'te mevcut telakkilere göre şiir arayanlar, bazen aradıklarını bulamayabilirler. Fakat Mesnevi bir divan değildir, âsâr-ı ilhâm mecmuasıdır, maarif-i ilahiye külliyatıdır.

Nâzım-ı Arifinin(Hz. Mevlana);"bizim Mesnevi vahdet dükkânıdır. Orada Vahid'den başka ne görürsen o puttur" buyurduğu gibi, vahdet dükkânıdır, irfan mağazasıdır, tevhid çarşısıdır.

Sikke vurulmamış bir altın külçesinin kıymetinden bir şey kaybetmeyeceği gibi, Mesnevi-i Şerif'in bazı beyit ve mısralarında edebiyat kaideleri ile sıkı sıkıya tekayyüd edilmemiş, olması, onun manevi kıymetini hiçbir vakit hiçbir nazar-ı insaf karşısında eksiltmez.

Hususiyle, Mesnevî'nin sâhib-i âlîsi; "Dildârım 'benim dîdârımdan başka bir şey düşünme' diyor" buyuruyor. Olanca efkârını, hatta mevcudiyetini yârın dîdârının mülâhaza ve müşâhedesine hasretmiş bir zatın artık şiir kaideleriyle meşgul ve mukayyed olamayacağı, 'dâhiyane bir şiir inşâd edeyim' gibi ham bir hayâle tenezzül etmeyeceği pek tabî'i bir şeydir.

 Hülâsa, Hazret-i Mevlana, bütün şiirlerinde şairliği ve dâhiliği değil ancak ve ancak Allahiliği(Rabbaniliği) gaye edinmiştir.

Şurası da bilinmelidir ki, hazret-i Pir efendimiz suhenperdazlık ve kafiyeendîşlik endişesiyle söz söylemiş olsaydı, İran edebiyatının eşârüşşuerası olurdu; fakat o vakit, sâdât-ı urefâ ve hazerât-ı sofiyenin Mevlânâsı olamazdı.

Zaten kendisi de bu durumu; "benim indimde şiir nedir ki, ondan müftehirane bahsedeyim? Bendeki fen, şairlerin fünun-i edebiyesinden başka bir şeydir" diye izah buyuruyor.

Tahirül Mevlevi

Şerh-i Mesnevi

Cilt: 3-s. 873-874

Şamil Neşriyat

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

serkan çakır, 2014-09-23 16:13:24

esselamün aleyküm Bu yazı taharri meyvesi olarak ağacından haber vermekte.bu meyveleri dalından koparan salih okur abimize teşekkür eder devamını talep ederiz Merhum tahirül Mevlevi hazretlerinin tespiti ne kadar güzel ve mukni bizlere hz.üstadımızın sözünü ne güzel şerh eder bir ifade olmuş lübbü bulamayan kışırla uğraşır lafızperestlik dahi bir hastalıktır

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

DİĞER YAZILAR

SİTE HARİTASI