Cevaplar.Org casino maxi

GAZİ'NİN DAVETİ

Bir gün yanımda Hasan Akkuş Hocaefendi’ye dediler ki, “Hocam, siz Atatürk’le görüşmüşsünüz. Bize anlatır mısınız?” “Yok, ben görüşmedim” dedi ve ekledi, “gerçi bizi davet etti ama ben kendisini görmedim” dedi. Biz de; “Ee nasıldı o davet anlatır mısınız?” dedik. Hoca anlatmaya başladı.“Bizi davet ettiği sıralar biz sarıklı cübbeliydik. O zaman daha dini kıyafet giyme din adamlarına yasak edilmemişti” demişti.


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2014-05-22 10:17:22

Muhterem Enver Galip Ceylan Hocaefendi anlatıyor; "

Bir gün yanımda Hasan Akkuş Hocaefendi'ye dediler ki, "Hocam, siz Atatürk'le görüşmüşsünüz. Bize anlatır mısınız?" "Yok, ben görüşmedim" dedi ve ekledi, "gerçi bizi davet etti ama ben kendisini görmedim" dedi. Biz de; "Ee nasıldı o davet anlatır mısınız?" dedik.

Hoca anlatmaya başladı. "Bizi davet ettiği sıralar biz sarıklı cübbeliydik. O zaman daha dini kıyafet giyme din adamlarına yasak edilmemişti" demişti. Hocaefendinin anlattığına göre, o sıralar Mustafa Kemal, İstanbul'da Dolmabahçe sarayına gelmiş. Zaman zaman geliyormuş.

Ramazan ayıymış. Bir Ramazan akşamı "gazi paşa sizi istiyor" diye davetiye gelmiş. Üç hafız çağrılmış. Üçü de o sıralar meşhur hafızlar; Ayasofya imamı Hafız İdris, Nuruosmaniye camii imamı( o sıra başka bir camiin imamı da olabilir) Hafız Hasan, üçüncüsü de meşhur Yeraltı Camii imamı Üsküdarlı Hafız Ali Efendi.

Bunları davet ediyorlar. Bunlar, ikindiden sonra kalkıp gidiyorlar. Kendilerini tanıtıyorlar. Bunları bir salona alıyorlar. Bunlar oturuyorlar, gelip giden yok. Akşam yaklaşıyor. Hafız Ali Efendi oradan geçen bir adama diyor ki; "bakar mısınız? Bizi gazi paşa davet etmiş, biz buradayız. Bir halimizi hatırımızı soran yok. Geldiğimizi bir haber verir misiniz?"

"Tamam, haber verelim" diyorlar. Biraz sonra onun maiyetinden uzun boylu bir adam geldi diyor ve adını da veriyor; Reşid Galip. Hal hatır sorduktan sonra, elinde tuttuğu bir kitabı gösteriyor. Kitap, bir Kur'an tercümesi.

Diyor ki; "Bu tercümeyi namazlarda halka okumanızı Gazi paşamız sizden istiyor."

Bunlar birdenbire heyecanlanıyorlar. Birbirlerine bakıyorlar. Hafız İdris diyor ki; "Beyefendi, ben Kur'an-ı Kerim'in hafızıyım. Arapça olarak ezberledim, Arapça olarak okurum. Ben onun Türkçesini beceremem ki. Bunu okuyabilmek için edebiyat lazım. Şu lazım, bu lazım.." Hafız Hasan Efendi hocamız "ben de aynı vaziyetteyim" diyor.

Ali Efendi'nin ise edebiyatı da var, bilgisi de var. Bir İstanbul efendisi. Öyle tanınıyor. O demiş ki;
-Beyefendi siz bizi müşkül mevkide bırakıyorsunuz. Paşamızın, devletimizin emirleri bizim başımız üzerine. Ama biz bunu Cemaat içerisinde okuyacağız ama cemaatin içinde muhtelif tabakadan kimseler var. Onlar içinde bazıları bizi parçalarlar. "Siz ne yapıyorsunuz. Kur'an böyle mi okunur" derler. Mutaasıb insanlar var. Bizi tehlikeli bir duruma atıyorsunuz.

Sonra bizim makam olarak bağlı olduğumuz Diyanet İşleri Reisliği var. Diyanet İşleri Reisliğinin bundan haberi var mı? Diyanet bize talimat göndersin. Biz de yapabileceksek yaparız. Beceremeyeceksek başkaları yapar. Biz karşı koymuyoruz ama durum bu."

Adam "peki" demiş. Hasan Efendi hocamız derdi ki; "öyle kurtulduk, ama biz orada bununla meşgul olurken akşam namazı da gitti, teravih de gitti. Orucumuzu da açamadık. Oradan ayrılırken bir de baktık ki, millet teravihi kılmış, evine gidiyor. Perişan bir şekilde evlerimize döndük."

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Kim Rabbine kavuşmayı arzu ediyorsa güzel bir amel işlesin ve Rabbine kullukta hiç bir ortak koşmasın.

Kehf, 110

GÜNÜN HADİSİ

Size, takat getirebileceğiniz amel yaraşır. Siz (ibadet yapmaktan) usanmadıkça, Allah da (sevab vermekten) usanmaz. Allah'a en hoş gelen dini amel, kişinin devamlı olarak yaptığı ameldir"

Buhari, İman 32, Teheccüd 18

TARİHTE BU HAFTA

*Prut Barış Antlaşması (Osmanlı-Rusya) 22 Temmuz 1711 *İkinci Meşrutiyet'in ilanı 23 Temmuz 1908

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI