Cevaplar.Org casino maxi

ESAD COŞAN HOCAEFENDİ’DEN BİR GÜLDESTE-13

Tarihte, İslam’ın müdafaası ve yayılması, Müslümanların ilerlemesi ve yükselmesi ilim sayesinde olmuştur. Bizim ve İslam âleminin son birkaç asır ki gerilemesi de yine, ilmi ve fenni (teknolojik) üstünlüğün hasımların inanç ve ahlakta olduğu kadar, ilim ve fende de önderliği tekrar ele alması gerekmektedir. Bu bir ölüm-kalım meselesi halini almıştır. Ç


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2014-01-07 16:37:33

Tarihte, İslam'ın müdafaası ve yayılması, Müslümanların ilerlemesi ve yükselmesi ilim sayesinde olmuştur. Bizim ve İslam âleminin son birkaç asır ki gerilemesi de yine, ilmi ve fenni (teknolojik) üstünlüğün hasımların inanç ve ahlakta olduğu kadar, ilim ve fende de önderliği tekrar ele alması gerekmektedir. Bu bir ölüm-kalım meselesi halini almıştır. Çünkü İslam düşmanları dünyanın her yerinde, İslam ülkelerine saldırmış, temiz imanımızı, masum kardeşliğimizi toptan imhaya yönelmiş görünüyor; meş'um heveslerini icra için kullandıkları vasıtaları ise korkunç ilmi ve fenni gelişmeler, elektronik cihazlar, füzeler, uzay uyduları, jetler, kimyasal silahlar, atom, hidrojen, nötron bombaları v.s. dır.

Açıkça görülmektedir ki milli bekamız, ilerleme ve kalkınmamız, halkımıza yönelik hizmetlerimiz, hayat standardını yükseltme, gelir ve konfor sağlama çalışmalarımız da ilme bağlı demektir. İLİM VE SANAT TEMMUZ 85

O halde takvalı ve şuurlu müslümanlar olarak:

Mutlaka çalışkan olmalıyız.

Çok ve devamlı okumalı, mesleki literatürü, ilmi gelişmeleri yakından, -ilmi mecmualar, yeni etüd ve makaleler seviyesinde- takip etmeliyiz.

Batı dillerinden en az birini ve kendi kültürümüzün temeli olan Arapçayı, Farsçayı, Osmanlıcayı iyi öğrenmeğe girişmeliyiz.

Meseleleri ilmi açıdan ele almayı, orijinal araştırmalar, incelemeler, etüdler yapmayı, ilmi ve olgun düşünmeyi, bitaraf ve serinkanlı karar vermeyi öğrenmeliyiz. İLİM VE SANAT TEMMUZ 85

Ecdadımız kılıçları ve canlarıyla hizmet verdiler, şimdi sıra kalem ve kafa ile hizmettedir. İLİM VE SANAT TEMMUZ 85

Kesin olarak anlaşılmıştır ki en kazançlı ve verimli yatırım, ilmi çalışma ve araştırmalara yapılan yatırım olup, ilim, kendisine bağlananı çok cömertçe mükâfatlandırmaktadır. O halde biz de ilme yönelmeliyiz. Maddi ve manevi kurtuluşumuz, idealist nesillerimizi; metodlu çalışmaya, ilmi araştırmalara, dış dünyadaki yenilik ve gelişmeleri dikkatle takibe, yeni ve orijinal, yapıcı görünmektedir. İLİM VE SANAT MAYIS 85

Türkistan'da, Kafkasya'da, Balkanlar'da, Avrupa'da, Afrika'da, Amerika'da, Avustralya'da, Orta Doğu'da, Güney-doğu Asya'da.. biz Müslümanlar için büyük hizmet sahaları açılıyor. Dış ülkelerde bizler için bitmez tükenmez kazanç imkânları, iş, ticaret ve çalışma alanları mevcut. Patlama tarzında büyüyen nüfusumuzu ve geçim yolu bulmağa çalışan yeni mezunlarımızı, kalifiye eleman ve işçilerimizi oralara yöneltmeliyiz, emsalsiz itibar, prestij ve avantajlara sahibiz. İSLAM TEMMUZ 91

Her şeyden önce ilmi ve mantıki, yüce ve asil, doğru ve safi bir dinimiz var. En büyük sermayemiz bu. Bununla hem dünya izzeti hem de ahiret saadeti kazanılır. Sahabe-i Kiram rıdvanullahi aleyhim ecmain, Peygamber sallalahu aleyhi ve alihi ve sellem efendimizden sonra nasıl kendi yurtlarını terk etti, nice uzak diyarlara gitti, İslam'ı cihana yaydı, nice izzet ve şeref, hürmet ve itibar, mal ve mülk, mevki ve makam, nam ve şan kazandı ise; bizler de aynı şekilde İslam'ı yaymak için tüm imkânlarımızı seferber etmeliyiz. Ancak bu yolla o mükafatlara erilebilir; Allah'ın lutfu, nusret ve inayeti, dünya ve ahiret saadeti ancak böyle elde edilebilir. . İSLAM TEMMUZ 91

Tüm müslüman aydınları diğer dinleri yakından incelemeğe, tüm İslâmi yayın yöneticilerini, onların yanlışlarını yayınlarında periyodik olarak dile getirmeğe davet ediyorum: Müslümanlar, ayrıca her yerde dinler tarihi enstitüleri kurmalı; ihtida eden, müslüman olanların neden müslüman olduklarını incelemeli; fikirlerini, hayatlarını kaydetmeli; gayrimüslimleri İslâm'a davet çalışmalarını ve metodlarını geliştirmeli, kitaplar, broşürler neşretmeli, irşat ve tebliğ heyetleri teşkil etmeli, bu konudaki tüm diğer çalışmaları canla başla desteklemelidir. İLİM SANAT, MART 89

Allah celle celalühü'nun hasmı tarafını tutmaktan; din ve iman düşmanlarını dost edinmekten; küfrü, şirki, günahı, zulmü, haramı hoş görmekten şiddetle kaçınır, Allah'a sığınırız; ama, bir de ortada ve arada olan; halen bilgisiz, cahil, gafil, günahkar, hatalı olup, iyi olmağa, hak yola gelmeğe, imana ermeğe imkan, istidad ve kabiliyeti bulunan; arayış içinde insanlar.. Hem de çok geniş kitleler var. İşte onlardan ümitliyiz; onlara acıyor, onları -içlerindeki mümin olma potansiyeli sebebiyle- seviyoruz. Bu gibilere irşad çalışmalarını, tebliği, ilmi, irfanı, hakkı, hakikati götürmek ve anlatmak en başta gelen görevimiz! Onları aydınlatmağa, İslam'a kazanmağa çalışmak en asil, en şerefli, en sevaplı iş! KADIN VE AİLE EYLÜL 91

Onun için İslami hizmet ve faaliyetleri hem yurt içinde, hem de yurt dışında, diğer ülkelerde dikkat ve ihtimam, özen ve itina ile sürdürmeliyiz. Onun için pek çok yurtiçi ve yurtdışı seyahatler yapmamız gerekiyor; atıl ve tembel, miskin ve pasif olmamak şart! Çalışmalarda hem halen mümin olan kardeşlere, hem de henüz İslam'ı tanımamış, imanla teşerrüf etmemiş kitlelere yönelmeliyiz. Mesela: Koca koca nüfuslara sahip Rusya'yı, Çin'i, Japonya'yı, Amerika'yı, Avrupa'yı İslam'a nasıl çekebiliriz diye derin derin düşünmeliyiz, çok ciddi tedbirler almağa şimdiden başlamalıyız. KADIN VE AİLE EYLÜL 91

Önümüzdeki yakın yıllarda siz müslümanlara şahsen ve gruplar olarak büyük görevler düşecek. Hele Türkiye'mizin Ortadoğu, Balkanlar, Kafkasya ve Orta Asya'ya yönelik yeni ve acil, ilmi ve ciddi etüdler, projeler, planlar yapması lazım KADIN VE AİLE EYLÜL 91

İşte size bazı pratik tavsiyeler:

1) Hergün birkaç âyet, birkaç hadîs mutlaka okuyun. Bunları hatırınızda tutmağa gayret edin; muhakkak birkaç kişiye de anlatın; kendi aile efradınıza, ya da iş ve arkadaş çevrenize tebliğ edin!

2) Hergün din ve iman büyüklerinin, tarihi şahsiyetlerin başta peygamberler olmak üzere (salavatullahi ve selâmuhü aleyhim ecmain), sahabe-i kirâmın (rıdvanullahi teâlâ aleyhim acmâin), evliyaullahın, pîrân ve meşayihimizin (kaddesallahu esrârahum), kahramanların, sâlihlerin, hakîmlerin, başarılı şahsiyetlerin, meşhur adamların hayatlarını ve ibretle sözlerini okuyun, ezberleyin; onlardan ibretler çıkarın, kendinizi onlarla mukayese edin!

3) Türkiye içindeki ve dışındaki iyi ve uygun insanlardan yeni dostlar edinin, onları ziyarete gidin, onları evinize dâvet edin, mektuplaşmayı sağlar, çok sevap kazanmaya vesile olur.

4) Kendinizin mensup olduğu İslâmî grup dışındaki diğer zümrelerle ilgilenin, onlarla arkadaş olun, çalışmalarını izleyin, sizinkilerle mukayese edin, kimseyi hor görmeyin ve çok açık delil olmadıkça kimseyi suçlamayın, hüsn-i zanla hareket eyleyin!

5) Çevrenizden müsaid ve müstaid gördüğünüz olumlu ve iyi eğilimli kişileri seçin, onları eğitime ve camianıza kazanmağa çalışın!

6) Günahkârlara kızmayın, onları ayıplamayın, sabırlı olun, onlara birer hasta gibi şefkatle yaklaşın, doğru yola gelmeleri için gıyaplarında dua edin. Bilin ki onlar içinde çok kıymetli cevherli olanları vardır.

7) Dış İslâm ülkelerine, uzak Türk illerine ziyaretler, seyahatler düzenleyin; onlarda dostluk, eğitimi ve ticaret ilişkileri kurmağa çalışan; çeşitli ülkelerdeki azınlık müslüman grupları tanımağa ve onlara yardım etmeğe gayret ve himmet edin!

Bilin ki Rusya'daki, doğu Avrupa'daki yeni yapılanma hareketleri bizler için büyük imkânlar açmaktadır.

Şuurlu müslümanlar olarak üzerimize çok büyük görevler terettüp ediyor. KADIN AİLE, TEMMUZ 90

Başka diyarları gezip, değişik kültürleri yakından tanıdıkça İslâm dinine hayranlığım daha da ziyadeleşiyor, iyice görüyorum ki tüm milletlerin derdinin dermanı, ruhunun ve sükûnu, aklının ve kalbinin tatmin ve itmînanı İslâm'da. KADIN AİLE, MAYIS 91

Allah müslümanları terk etmemiştir ama maalesef müslüman halklar Allah'ı terk etmişlerdir, yani dinini terk etmişlerdir, emirlerini terk etmişlerdir, iman ve irfan yolunu terk etmişlerdir; Alimlere, evliyaullaha tabi olmamışlardır, ahiret saadetini kazanmayı terk etmişlerdir, dünya hayatını esas almışlardır; düşman için çaydırıcı, korkutucu tedbirler hazırlamayı; silâh, âlet, araç, gereç yapmayı terk etmişlerdir, mal, mülk, mevki, makam, gösteriş, süs, zinet, rahat peşine düşmüşlerdir; Allah'ın istediği birlik ve beraberliği terk etmişler, tefrikaya, rekabete, buğz-u adavete düşmüşler, hilafeti terk etmişler, emperyalistlere uydu küçük küçük saltanatlar haline, hain ve kukla idareler haline gelmişlerdir. Müminin mümine yardım prensibini terk etmişler, sevgi ve şefkati unutmuşlar, düşmanları dost edinmişler, dostları düşman tutmuşlardır; ilmi, keşifleri, icadları, teknolojiyi ciddi takip etmemişlerdir; emr-i ma'ruf nehy-i münkeri, malıyla, canıyla cihadı terk etmişlerdir, İslam'ın iki cihan saadetini sağlayan hayata nizam kazandıran, düzen ve intizam veren, ölüyü dirilten, çölü yeşerten, karanlığı ışıtan yüce prensiplerini terk etmişlerdir...

Hem de nice yıllardan, hatta asırlardan beri terk etmişlerdir de, ulu Allah yine onların hemen kahr ve mahv etmemiş, bilakis afetmiş bunca uzun zaman onlara fırsat ve mühlet tanımıştır.

Gerçekte müslümanların bugünkü perişanlıklarının kökleri, dinlerinin asıl ve esaslarını unuttukları, alabildiklerince dünya zevklerine daldıkları eski zengin ve müreffeh imparatorluk zamanlarına kadar gider. Bugünkü acı ve ızdıraplar, o iyş nuş demlerinden, o şarkı, türkü ve gazel âlemlerinden, o dansöz ve rakkaselerden, o hanende ve sazendelerden, içkilerden, meyhanalarden, kadın-kız ve oğlan zevkperestliklerinden, ihmallarden, tembelliklerden, sorumsuzluklardan, düzensizliklerden, rüşvetlerden; iltimaslardan, ehliyetsizliklerden, körü körüne itaat ve taklitçiliklerden... gelir.

O zamanlar güle güle günah işleyen ümmet, bugün ağlaya ağlaya ceza çekiyor. Çünkü dinlerini ve Allah'a itaati unutanlar, dünya ve ahirette hor ve zelil, fakir ve hakir, haib ve hasır, pişman ve perişan olurlar. Bu bir ilahi kanundur. İhmal edilen ödev ve görevler bir çığ gibi büyüyüp o tembel ve ihmalkâr toplumları ezer geçerler. "Allah kullarına zulmedici değildir. Lakin kullar kendi nefislerine zulmederler." İLİM SANAT EKİM 91

Peki, bütün bunlara karşılık Müslümanlar nerede; İslâm âleminin siyasi ve ekonomik birliğini kim sağlayacak; bu ümmeti ezilmekten ve sömürülmekten kim kurtaracak? Müslüman milletleri ilerletecek, yüceltecek aydınlar, âlimler, filozoflar, kâşifler, mucitler, yöneticiler, halis-muhlis idealist uzman kadrolar nerede?

Onları şiddetle özledik ve derin hasretle beklemekteyiz. İLİM SANAT EKİM 91

Son olaylardan, piyasadaki politikanın ne kadar çirkin ne kadar korkunç bir şey olduğu gün gibi ortaya çıktı. Yazıları takip ediyorum, dinden, imandan yana görünen, cihaddan hizmetten bahseden bazı kimselere bakıp şaşıyorum: Yalandan, iftiradan dedikodudan kurtulamıyorlar; vefa yok, sevgi yok, saygı yok, doğruluk yok, insaf yok..

Misaller:

Filanca Amerikan ajanıymış Bush'la konuşmuş ondan talimat almış (=çirkin iftira); oğluna filan şahıs düğünde Mercedes hediye etmiş! (=kuyruklu yalan); filan şahısla konuşuyormuş, o halde onunla birleşip falanca partiyi bölüp %10 barajını aşmasını engelleyecekmiş! (=büyük su-i zann); bir başkası çıkar da yeni bir parti kurarsa dinen katline cevaz varmış! (=katmerli cehalet ve zavallı avamı cinayete teşvik):...v.s. İSLAM AĞUSTOS 90

Biliniz ki Allah'tan utanmak da kuru iddia ve boş laf ile değildir. Utanan insan, O'nun her yerde hazır ve nazır olduğunu, yapılan işleri gördüğünü, kalpten geçeni bile bildiğini hiç hatırından çıkarmaz; midesini haram lokmadan, namusunu namahremden, her azasını her türlü günahtan, kalbini kötü ahlak ve duygulardan, aklını ters ve çirkin fikirlerden şiddet ve dikkatle korur. Gerçek oruç da zaten işte budur, böyle tutulur, insana böyle bir ahlak kazandırır. KADIN VE AİLE NİSAN 91

İslam terbiyesi almış küçücük bir çocuğa bile sorsanız: "en çok kimi seviyorsun?" diye, derhal "Allah'ı seviyorum" der. Dünya üzerindeki yüz milyonlarca Müslüman da aynen bu inanç, duygu ve kanaat üzerindedir; çünkü Allah sevgisi, İslam dininin direği, özü, esası, can ve ruhudur; Müslüman Allah yoluna gözünü kırpmadan canını bile verir, şu kara toprağa "bir gül bahçesine girercesine" girmeğe can atar, şehidliği en büyük rütbe ve paye bilir, bizde anneler çocuklarını bu ideal ile yetiştirirler. "sütüm sana helal olmaz, saldırmazsan düşmana.." diye diye büyütürler. KADIN VE AİLE KASIM 89

Bugün, vatanımızda, şu topraklar üzerinde, huzur ve rahatla yaşayan, keyif çatan herkes hürriyet ve istiklalini İslam'a ve müslümanlara derinden derine borçludurlar. Eğer hain veya nankör veya gayri müslim veya vefasız değillerse, kültürümüzün temeli ve asıl mayası olan İslam'a, kurtuluşumuzun kadrosu olan sarıklı mücahidlere; kahraman şehitlere; sırtında mermi taşıyan al yüzlü başörtülü, şalvarlı, çarşaflı ana ve bacılara saygı ve minnettarlık duymak zorundadırlar. Bu, birkaç yere onlar için anıt dikmekle, bir kaç anma günü nutuk etmekle bitmeyen, ödenmeyen daimi bir borçtur. KADIN VE AİLE KASIM 89

Bana kalırsa vebalin en büyüğü Müslümanlarda; çünkü çok çalışmıyorlar; ciddi ve devamlı, basiretli ve metodlu değiller... Çünkü şu ilim ve teknik, reklam ve propaganda, birleşme ve dayanışma asrının gerektirdiği performansa sahip değiller; çevre şartlarından, olaylardan ve gelişmelerden haberdar değiller, hasım ve rakip ve düşmanların durum ve oyunlarına vakıf değiller. İslam için şuurla, fedakârlıkla çalışanların faaliyetlerine destekçi değiller... KADIN VE AİLE KASIM 91

Müslüman; zamanın kıymetini en iyi bilen, onu en verimli şekilde geçiren şuurlu ve dinamik kişidir. İSLAM, EYLÜL 89

Ya Rabbi, nerede o uyumamak için gözüne tuz süren, saçını tavandaki halkaya asan, sırtını dayayacak duvara çivi koyan, çenesinin altına çatal dayayıp geceler boyu ilimle, ibadetle iştigal eden; çiğnemek zaman alıyor diye katı yiyecek yemeyip sadece çorba içen, yolda yürürken bile okumaya devam eden, tüm geceyi okuduğu bir ayetten 50 ahkâm çıkarmak için sabaha kadar tefekkürle geçiren, "rahat cennette, uyku kabirde" diye durmadan, dinlenmeden çalışan, Kudüs düşmandan alınıncaya kadar gülmemeye ahd eden... hassas, uyanık, enerjik, aktif, sebatlı, metanetli, heybetli eski has müslümanlar... Nerede şu zamanın aciz, nâçiz, bilgisiz, ilgisiz, işsiz, güçsüz, idealsiz, şaşkın, avare, canlıcenaze, nefs esiri, şeytan maskarası, zayıf müslümanlar... İSLAM, EYLÜL 89

Nefs terbiyesi, tarih, kültür ve tasavvuf kitaplarında kalmış bir hatıra ve fantezi değil, bugünün insanı için de son derecede lüzumlu ve faydalı bir çalışmadır. Modern nesiller de nefsin ne olduğunu, gücünü, hilelerini, arzularını, tehlikelerini bilmeli, heva-yı nefsi yenmeyi, şehevat-ı nefsaniyelerini dizginlemeyi, meşru yollarla sağlamayı öğrenmeli, ruhen ve bedenen sağlıklı, dengeli, kuvvetli, insan-ı kâmiller olmağa çalışmalıdır. PANZEHİR EYLÜL 91

Şu asırda çok dertli ve çok derin kederliyiz. Karalar giysek, Selahaddin-i Eyyübi'nin Kudüs Haçlılardan kurtarılıncaya kadar hiç gülmemeğe ahdettiği gibi, kendimize zevki, tebessümü yasaklasak sevapdır. İLİM SANAT MAYIS 89

Yapılacak çok iş var, her şeyden önce, eldeki kale: Türkiye'yi yüceltmek, geliştirmek ve kuvvetlendirmek zorundayız. Tüm maddi ve manevi, siyasi ve kültürel engelleri ve güçlükleri yenmek ve aşmak bizim için ilk ve hayati ve vazgeçilmez şarttır; çünkü içimizde ve çevremizde bin bir tehlike ve tuzak var, gaflet ve atalet çok büyük zararlara yol açabilir.

Zamanımız çok önemli, çok kıymetli ve çok kritiktir. Herkes küçük meselelerle uğraşmaktan, birbiriyle çekişmekten, mü'minlerin gücünü parçalamaktan veya kısır yönlere çekip harcayıp düşmek, keyfine ve zevkine hizmet etmek şöyle dursun, aksine bu yolda kesenin ağzını açmak, masraf yapmak, zarar etmek, eza cefa çekmek, hatta gerekirse şehid olmak şuuruna yükselmelidir. İLİM SANAT MAYIS 89

Dünya üzerinde müthiş bir sayı üstünlüğüne sahibiz. Bu çok büyük bir avantajdır. Eğer reklam ve propagandaya, eğilim ve haberleşmeye hâkim olursak zor oyunu bozacak ve bize zulmeden, insafsız, bencil, mutlu ve putlu azınlığın saltanatından kurtulacağız.

Yeterli ve olgun bir bilim kadromuz da oluştu. Şimdi sadece finans zorluğu çekiyoruz.

İnsanlar olarak tüm bilgi ve görgülerimizi birleştirdiğimiz; ürettiğimiz projelerimize mali kaynaklarını sağladığımız zaman, başarıya kısa zamanda ulaşacağız inşallah İLİM SANAT MAYIS 89

İman insanın iki dudağı arasındadır: Bir anlık bir fikir esintisinden olmadık bir söz sarf edersiniz, Allah'ın hoşuna gitmez, cehenneme yuvarlanıp gidersiniz. Bir anlık zevk-ü safâya tamah edersiniz, ömür boyu pişmanlık ve utanç duyacak günahlara ve haramlara bulaşırsınız. Bir güzel tatil geçirelim dersiniz. Çoluk çocuk elden çıkar, edep ve ar damarları çatlar; din, iman elden gider, dünya ve ahiret felaket ve hasâretine mâruz kalırsınız... İSLAM EYLÜL 91

Sıkı durun, azimli ve kesin kararlı olun, din-i mübîninizin ahkâmını iyi öğrenin, tam uygulayın! Gaflete düşmeyin, cehalete razı olmayın, Allah'ın gafur ve rahîm, afüvv ve kerîm olduğuna dair müjdeler sizi gevşetip, aldatmasın. Evet, öyledir ama takva ehli kulları için, yolunda yürümeye azmetmiş hâlis niyetleri için, gece gündüz yalvarıp, yakarıp, ibadet-ü taate olanlar için; abidler, zahidler, sâdıklar, aşkıyla bağrı yanıklar için, günahlara dalmayan, ibadatlerde sabr-ü sebat gösteren, haram yemeyen, göre göre, bile bile suç işlemeyenler için... İSLAM EYLÜL 91

Allah sevgisi, kulda her türlü hayrın, iyilik ve güzelliğin ana kaynağı, bitmez tükenmez bir şevk, zevk ve enerji menbaı olur. Allah sevgisine eren kul evliya olur, âlim olur, fâzıl olur, kâmil olur, hayırlı insan olur, hayırlı evlat olur, hayırlı ana-baba olur, hayırlı komşu olur, hayırlı dost olur....

Allah sevgisini bulmamış kul ham olur, tatsız olur, kaba olur, kırıcı olur, yıkıcı olur, âsi olur, zâlim olur, gaddar olur, fasık olur, facir olur, mucır olur. İSLAM, KASIM 91

Bir kimse, içinde Aşk-ı ilâhî meş'alesi yanmadan, boyundan büyük işlere kalkışmasın, çünkü kaş yapayım derken göz çıkarır, hayr edeyim derken şer yapar, can yakar, kalp yıkar, ortalığı birbirine karıştırır, kulları birbirine düşürür; öfkeyle kalkar, zararla oturur, berhayat edeyim derken öldürür, âd-ab edeyim derken berbâd eder; çünkü yarım hekim candan eder. İSLAM, KASIM 91

Halka iyi hizmet edebilmenin şartı, önce Hakk'a iyi kul olmaktır. Hâlıkına vefası olmayanın mahlûkata safâsı ve faydası hiç olmaz! Zâhirin istediği kadar süslesin, bâtını pis ve mülevves olduktan sonra hiç kıymeti yok! Sözünün istediği kadar ince ve tatlı söylesin, niyyeti fâsid olduktan sonra hiç ehemmiyeti yok! . İSLAM, KASIM 91

-devam edecek-

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun.

Bakara, 185

GÜNÜN HADİSİ

Zalim sultanın yanında gerçeği söylemek en büyük cihaddandır.

Tirmizi 13, (2175)

TARİHTE BU HAFTA

*Uyvar Kalesi Fethedildi.(24 Eylül 1663) *Niğbolu Savaşaı Kazanıldı.(25 Eylül 1396) *Birinci Viyana Kuşatması(27 Eylül 1529) *Preveze Deniz Zaferi(28 Eylül 1538) *Demokrat Parti Kapatıldı(29 Eylül 1960)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI