Cevaplar.Org

GÖRESİM GELDİ

Özledim sevgiliyi. Kim sevgilisini özlemez ki! Ancak özlemek potansiyel bir sevgidir. Görmek ümidi olmadıktan sonra pek bir şeye yaramaz. Her özleyiş arkasından bir kavuşma getirmelidir. Yoksa insanda tarifi zor yaralar açar. Hatta tahammül edilmez dertlerin acısı olur hasret.


İbrahim Köse

ibrahimkose60@gmail.com

2013-11-07 18:47:46

Özledim sevgiliyi. Kim sevgilisini özlemez ki! Ancak özlemek potansiyel bir sevgidir. Görmek ümidi olmadıktan sonra pek bir şeye yaramaz. Her özleyiş arkasından bir kavuşma getirmelidir. Yoksa insanda tarifi zor yaralar açar. Hatta tahammül edilmez dertlerin acısı olur hasret.

İnsan özler. Elbette ki insan en çok görmek istediklerini özler. Yeryüzünde öyle yerler, öyle kişiler ve öyle güzellikler vardır ki insan bir ömür boyu onları görmeyi hayal eder. Görünce de ya "Değdi hasretime" der ya da görünce dayanamaz kendinden geçer. Gerçek sevgiliye kavuşma insanın aklını başından alıp bir hoş eylemiyorsa neye yarar. Neye yarar insanın merakını gidermeyen yeryüzündeki görmeler?

Bir zaman gençlik yıllarımızda otobüsle Ağrı'dan Doğubayazıt'a gidiyorduk. Hava güneşli, mevsim yazdı. Sıcak yaz günü olmasına rağmen tepemizde gittikçe büyüyen bembeyaz bir bulut görünce şaşırmıştık. Şaşırmaktan öte irkilmiştik. Böyle bir bulut ömrümüzde hiç görmemiştik. İnsanlar böyle bir bulut görürler de neden ayağa kalkıp birbirlerine bu bulutu göstererek hayret etmezler, diye biz hayret ettik. Ayağa fırlayıp ellerimizi birbirine vurarak sevinç gösterisi yapmamak için kendimizi zor tuttuk. Biraz daha yaklaşınca beyaz bulutun bir ucunun yer değdiğini gördük. Biraz daha yaklaşınca bu bulut gibi görünen beyazlığın Ağrı Dağı'nın karla kapalı tepesinden başka bir şey olmadığını fark ettik.

O gün Ağrı Dağı'nın tepesini görünce yeryüzüne başka bir gözle bakmaya başladık. İşte yeryüzünde öyle yerler vardır ki insanın ufkunu genişletir. İnsan bu yerleri görmeyi ne kadar çok arzu eder değil mi?

Bir gün bir sınıfta öğrencilerime, şimdi müze olan, Ankara Ulucanlar Hapishanesi'ni anlattım. Necip Fazıl, Nazım Hikmet, Deniz Gezmiş, Bülent Ecevit gibi ünlülerin burada yattığını söyledim. Aynı zamanda bu yerin çıkış noktasında kör bir noktaya konan darağacından bahsettim. Bu idam ağacında Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının, İskilipli Atıf Hoca'nın ve diğer yirmi kişinin idam fermanlarının yazılıp boyunlarına asılarak idam edildiklerini açıkladım. Türkiye Cumhuriyeti'nin adeta bir panoraması olan bu hapishanede diğer gördüklerimden de bahsettim. Aradan bir hafta geçince o sınıftan bir öğrenci yanıma gelerek dedi ki: "Hocam, sizin bahsinizden sonra biz babamla hafta sonu Ankara'ya giderek Ulucanlar Hapishanesi Müzesi'ni gezdik." O zaman öğrencime dedim ki: "Nasıl benim anlattığım kadar var mı?" Öğrencim heyecanlanarak dedi ki: "Hocam sizin anlattıklarınız ne ki, çok daha fazlası var." Demek ki insan bu dünyada merak ettiklerine ulaşınca umduğundan daha fazlasını bulabiliyor. Bazı değerler umulduğundan daha güzel olabiliyor. Mutlak sevgiliye ulaşmanın nasıl olacağını artık siz düşünün!

Ben en çok, bu yer küreye, dünyanın dışına çıkarak bakmak istemişimdir. Bunun için de Avusturyalı hava dalışçısı Felix Baumgartner, 15 Ekim 2012 tarihinde yaklaşık 39 km yükseklikten Dünya'ya yaptığı, saatte 1.342 km hıza ulaşarak ses hızını geçtiği atlayışını çok merak etmişimdir. Defalarca izlediğim bu atlayışı ben yapsaydım elbette ki dünyaya bakış açım değişirdi. Belki de dünyanın uzayda insanların içinde sallanıp durduğu küçük bir salıncak olduğunu görürdüm. Sahibinin ise ona böyle uzaydan baktığını ve onu koruyarak salladığını anlardım.

Kimi insanlar dünyada Niagara Çağlayanı'nı görmeyi çok arzu eder.

Kimisi Lut gölünü görmeyi ister.

Kimisi dünyanın yedi harikasını merak eder.

Kimisi de Peygamber'imizin Miraç'a çıktığı Kudüs'teki noktayı görmeyi ister. Elbette ki bunu merak edenler bundan daha çok da O Zat'ın vardığı makamı ve huzuru merak eder.

Elbette ki insan, Hz. İsa'nın çarmığa gerildiği yeri, Hz. İbrahim'in ateşe atıldığı yeri, Hz. Musa'nın geçerken yarılan ve arkasından gelen Firavun'un boğulduğu Kızıl Deniz'deki yeri ve Haz. Âdem'in yeryüzüne indiği ilk noktayı da görmeyi ister.

Ne bileyim işte kimi Kordon boyunu, kimi uçak yolculuğunu, kimi mavi ufukları, kimi yeşil dünyaları, kimi de usta kalemleri görmeyi arzu eder.

Fakat biz en çok bizi yaratanı görmeyi arzu etmişizdir. Sadece bizi değil, bizim mütemmimimiz (tamamlayıcımız) olan bütün dünyayı ve onun tamamlayıcısı olan güneş sistemini ve onun da tamamladığı bütün bu evreni yaratan Allah'ı görmek istemişizdir. En çok onu merak etmişizdir. Bizi yaratan sahibimiz, bizi yürüten, konuşturan Rabbimiz. Dünyadaki bütün konuşmaların mucidini, bütün seslerin duyucusunu ve bütün renklerin yaratıcısını görmek istemişizdir. Bütün atomları döndüren, bütün gezegenleri çeviren, bütün denizleri dalgalandıran ve bütün canlıları hayatlandıran Allah'ı görmek istemişizdir. İnsan vücudunu idare eden, hücreyi inşa eden, atomu ihya eden zatı görmek istemişizdir. Ne bileyim işte aklımız pek de idrak etmiyor ama biz eğer onu görürsek, bütün göreceklerimizin yaratıcısını görmekle her şeyi göreceğimizi düşünmüşüzdür.

Bütün insanların düşündüğünü kendi düşüncesinde bilen,

Bütün canlıların hayatlarını kendi kâinatında hayatlandıran,

Bütün gözleri ve bütün gözlerin gördüğünü gören,

Bütün sevgileri veren,

Bütün meyilleri yaratan,

Bütün yüzleri güldüren,

Ve bütün yüzlerdeki gözleri ışıkla gördüren,

Bütün yüzlerdeki mimikleri, gamzeleri, kaşları, sözleri, kokuları, tatları insanda insan için yaratan Allah.

Bizim Allah'ımız, bizim yaratıcımız,

Seni görmeyi ne kadar çok istiyoruz bir bilsen!

Ah bütün zamanlar, o güzel kendini bize gösterdiğinde duracaksınız değil mi?

Bir gün dünya duracak biz ineceğiz.

Bir gün de zaman duracak biz ötesine geçeceğim.

İşte ondan sonra zaman da dünya da kâinat da yok olacak. Her şeyin onun yaratığı olduğu daha iyi anlaşılacak.

Bediüzzaman, Sözler Kitabı'nın, 32. Sözün 3. Mevkıf'ının sonunda "…Acaba, dünyanın bütün mehâsin ve kemâlâtından binler derece yüksek olan Cennetin bütün mehâsin ve kemâlâtı bir cilve-i cemâli ve kemâli olan bir Zâtın rü'yeti, ne kadar mergub, merakâver ve şuhudu ne derece matlûb ve iştiyakâver olduğunu kıyas edebilirsen, et." buyuruyor. Yine aynı eserin İkinci Mevkıfı'nda ise: "…cennette bir dakika rü'yet-i cemal-i İlahi, bütün cennet lezaizine faiktir."diyor.

Yani mutlu yaşanan dünya hayatının bin senesi, cennet hayatının bir anına, cennet hayatının bin senesi ise Allah'ı görmenin bir anına karşılık gelmiyor. Bunun için olacak ki Yunus Emre şöyle sesleniyor:

"Aşkın âşıkları öldürür, aşk denizine daldırır
Tecelli ile doldurur, bana seni gerek seni

Cennet Cennet dedikleri birkaç köşkle birkaç huri
İsteyene ver sen anı, bana seni gerek seni"

Kulaklarımızı Yunus'a verdik,

Gözlerimizi sonsuzluğa açtık.

Ümitlerimiz yeşerdi.

Ruhumuz heyecanlandı.

Bedenimiz titredi.

Her şey çok iyi,

Oh be ne güzel,

Özledik Sevgiliyi.

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

Osman Said DEMİRYILMAZ, 2013-11-11 16:48:41

Yunus'dürür benim adım Gün geçtikçe artar odum İki cihanda maksudum Bana seni gerek seni... Vedud ismine mazhar olabilmek dileğiyle... Elinize dilinize sağlık İbrahim hocam.

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

DİĞER YAZILAR

Hala mı Allah'a tövbe etmezler ve O'ndan bağışlanma istemezler? Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Maide, 74

GÜNÜN HADİSİ

"Yâ Resûlâ'llâh, müslümanların hangisi efdaldir?" diye suâl ettiler. "Müslümanlar; dilinden elinden selâmette kalandır." cevâbını verdiler.

BUHARİ, KİTÂBÜ'L-ÎMÂN, Ebû Mûsâ el-Eş'arî (r.a.)

TARİHTE BU HAFTA

*I.Dünya Savaşı Sona Erdi(11 Kasım 1918) *Bolu-Düzce-Kaynaşlı Depremi(12 Kasım 1999) *Mehmed Zahid Kotku Hz.lerinin Vefatı(13 Kasım 1980) *K.K.T.C Kuruldu(15 Kasım 1983) *Muhyiddin-i Arabi Hz.lerinin Vefatı(16 Kasım 1240)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI