Cevaplar.Org

YİĞİTLERDEN BİR YİĞİT

Bulunduğu cemaate, yaptığı ortaklığa, çalıştığı iş yerine ve hatta birlikte yaşadığı aileye problem çıkarmamak onlarla uyumlu geçinmek ise günümüzün en büyük yiğitliğidir. Gıybet yapmamak, haksızlığa uğradığı halde cemaati bırakmamak, komitecilik yapmamak, hizmetin düzenini bozmamak hepsinden daha etkili bir yiğitliktir. Günümüzde en çok bu tür yiğitliğe ihtiyaç vardır


İbrahim Köse

ibrahimkose60@gmail.com

2013-09-23 12:06:28

Bir kılıçla iki kişi devirmek, bir gecede düşman cephaneliğini havaya uçurmak, eskilerde kalmış bir yiğitliktir. Şimdiki yiğitlikler daha başka türlüdür. İnsanlara maddi ve manevi yardımda bulunmak, bilhassa manevi yardımda bulunmak günümüzün en büyük yiğitliğidir.

Bulunduğu cemaate, yaptığı ortaklığa, çalıştığı iş yerine ve hatta birlikte yaşadığı aileye problem çıkarmamak onlarla uyumlu geçinmek ise günümüzün en büyük yiğitliğidir.

Gıybet yapmamak, haksızlığa uğradığı halde cemaati bırakmamak, komitecilik yapmamak, hizmetin düzenini bozmamak hepsinden daha etkili bir yiğitliktir. Günümüzde en çok bu tür yiğitliğe ihtiyaç vardır. Selahattin Yiğit kardeşimiz de işte bu tür yiğitlerden biridir.

Dün akşam bir sohbette bulunurken yanımıza oturdu. Nedendir bilmem ama o yanımıza oturunca içimiz ferahlanır. Huzur duyarız. Yine öyle oldu. Yanımıza oturunca samimi bir muhabbetle tebessüm ettik. Arkasından hal hatır sorup hasbıhale başladık.

Onunla on iki yıldır, hemen hemen her gün görüşür sohbet ederiz. Hep aynı okullarda çalıştık, aynı sohbetlerde bulunduk. Bu değerli yiğit arkadaşımızın, bir güne bir gün gönül kırdığına şahit değiliz. Ondan şikâyet eden insana da rastlamadık.

Bir defasında liseye müdür yardımcısı alınacaktı. Okul müdürü öğretmenler arasında anket yaptı. En çok tercih edilen arkadaş olmuştu. Onu, düşmanları bile severdi. Sevmediği insanlar hakkında konuşulurken bile gıybet etmez veya konuşmak istemezdi. Bu konularda sorulan sorulara cevap vermez, boynunu bükerek hafifçe tebessüm ederdi. Bu tebessüm onun en güzel konuşma şekliydi.

Bir defasında kendimce çok haklı olduğum bir meselede, muhalifimin durumunu ona anlattım. Bana hak vereceğini zannediyordum. Hiç de öyle olmadı. Onun da haklı olabileceği noktaları ve benim zayıf taraflarımı hatırlattı. Bu durum nefsimin hoşuna gitmedi ama onu daha çok takdir ettim.

Yine bir gün bir sohbette, "Barla Lahikası"ndaki "Eğirdir Müftüsüne Son İhtar" parçası okunurken onun ne kadar duygulandığını ve hassaslaştığını gördüm. Bu mektup adeta onun iç âleminin ve ruhunun ifadesi gibiydi. Yani sessiz, sakin, sabırlı, ama zamanı gelince hakikati haykıran bir ruhtu o. Fakat Selahattin Bey, hakikati diliyle değil haliyle haykırırdı. Bir şey konuşmazdı ama tavrını ortaya koydu mu, artık çok iyi anlardınız onu. O, haksıza haksızlığını, tavrıyla çok iyi anlatırdı.

En çok sevdiği şey Kur'an okumaktı. Hatta cemaatin, "Yıllık Kur'an okuma ve hatim etme listesini" o hazırlardı.

Devam edeceğine inandığı her hizmetin önünde koşardı. Yirmi beş yıl önce başladığımız, bu güne kadar katlanarak birkaç gruba ulaşan Simav öğretmenler dersine, Süleyman Kulat ve Ali Karaz Beyle birlikte ilk başlayan ve yıllarca hiç aksatmadan devam eden üç öğretmenden biri oydu.

Hani bazı zamanlar vardır ki hayırlı bir iş başlatırken bir kişiye ihtiyacınız olur. Eğer bir kişi olsa sizinle iki olur ve artık üçüncüyü çağırma zamanı gelir. Eğer birinci kişi yoksa siz hiçbir zaman üçüncü kişiyi çağıramazsınız ve o işe başlayamazsınız. İşte o her zaman hayırlı işlerin birinci kişisi olmuştur. Onunla sohbet başlamış, onunla on yıllar birbirini takip ederek hizmet halkasının bu güne ulaşan zincirini oluşturmuştur.

Onun hizmette bulunması sadece sohbetlerle sınırlı değildir. 1975-1980 yılları arasında İstanbul'da Risale-i Nur külliyatını basan Sözler Yayınevi'nde çalışarak Risale-i Nur neşriyatı hizmetinde bulunmuştur. Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde okurken Cumhuriyet Dönemi'nin ve bu günkü edebiyat ve dil bilgisi çalışmalarının en büyük kaynağı olan Muharrem Ergin ve Mehmet Kaplan hocaların son kuşak talebeleri arasında yerini almıştır.

Selahattin Bey, mesleğinde de başarılıydı. Okulda öğrencilere çok iyi davranırdı. Hele idareci olduktan sonra gariban öğrencilerin mercii ve melcei olmuştu. Öğretmen lisesinde çalışırken şahit olmuştum. Gurbette olan ve harçlığı olmayan bir öğrenci, okula katkı parasını veremediği için, gözleri dolu dolu onun yanına gelmişti. Öğrenciye nasıl acıdığını ve ona nasıl kolaylık sağladığını hiç unutmuyorum.

Merhametli, sabırlı, dikkatli, kararlı, sessiz ve sakin olan, üstelik insanlara elinden geldiği kadar hem faydalı olan, hem zarar vermeyen bu ağabeyimize hizmette uzun ömürler dileriz.

BİR SELAHATTİN VARDI DESİNLER

Sessiz ol ey yiğidim, aldırma boş ver,

Bu kutsi bağda kimse sesini duymasın.

Ne kimse sorsun sabah yelinden başka,

Ne kimse çiçeklerini döküp saymasın.

 

Bir zaman bir Selahattin vardı desinler,

O koca çınarların durduğu Hisarbey'de.

Boşuna aramasınlar nahoş bir sedayı,

Ne kanunda, ne tamburda ne de ney'de.

 

Sen hep tebessüm et emi bütün insanlara,

Deme babasız büyümenin ne olduğunu.

Herkes çekemez bu âlemde gam yükünü,

Herkes göremez bu âlemde ne olduğunu!

 

Pembe konaklar görsen ki her tarafı cam,

Sen "pencerelerden seyret içlerine girme."

Size bin çile çektirseler de güzel hocam,

O nurlu yüzdeki tebessümü bir kez verme.

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

DEDEMDEN BİR DOĞUM GÜNÜ HEDİYESİ

DEDEMDEN BİR DOĞUM GÜNÜ HEDİYESİ

Değerli ziyaretçilerimiz, geçen ay Rahmet-i Rahman’a uğurladığımız Seyda Molla Fehmi Efend

İSLAM’A ADANMIŞ BİR ÖMÜR: SEYDA MUHAMMED FEHMİ EL-İSKENDERİ.

İSLAM’A ADANMIŞ BİR ÖMÜR:  SEYDA MUHAMMED FEHMİ EL-İSKENDERİ.

Yüzünde, alnında, gözlerinde ve ellerinde huzur denilen şeyi gezdiren, dillendiren, misafir ede

VAHDET YILMAZ AĞABEY KİMDİ?-3

VAHDET YILMAZ AĞABEY KİMDİ?-3

VAHDET AĞABEYİN UÇAK BİLETİMİ ALMASI Ben 1975-76 senesinde Erzurum İslami İlimler Fakültes

VAHDET YILMAZ AĞABEY KİMDİ?-2

VAHDET YILMAZ AĞABEY KİMDİ?-2

Muhterem kardeşlerim, bana soruyorlar; “Acaba sizin Risale-i Nur Külliyatına bu aşkınızı sa

VAHDET YILMAZ AĞABEY KİMDİ?-1

VAHDET YILMAZ AĞABEY KİMDİ?-1

“Evvela şunu ifade edeyim; Merhum Vahdet Yılmaz ağabey, 1945 yılında dünyaya teşrif etmişl

BİR KIRKINCI HOCA GEÇTİ-2

BİR KIRKINCI HOCA GEÇTİ-2

Hocam aynı zamanda ciddi muhakeme sahibi, mantık abidesi bir zattı. İlmi münazaraları tarihe m

BİR KIRKINCI HOCA GEÇTİ-1

BİR KIRKINCI HOCA GEÇTİ-1

Tarih nice yiğitlere, kahramanlara, davası için varını, yoğunu ortaya koyan emsalsiz iman erle

MEHMED FEYZİ PAMUKÇU EFENDİ

MEHMED FEYZİ PAMUKÇU EFENDİ

28 Mart 1912 tarihinde Kastamonu’da dünyaya gelmiştir. Babası İzzet Efendi, Annesi Hâfıza Ai

NUR’UN MÜTEVAZI ÇEHRESİ; MEHMED KIRKINCI HOCAM-4

NUR’UN MÜTEVAZI ÇEHRESİ; MEHMED KIRKINCI HOCAM-4

Şimdi, ilim, hikemi şiir, fikir, marifet ve üslub; üslub-u hâkim. Bunları çok severdi. Mesela

NUR’UN MÜTEVAZI ÇEHRESİ; MEHMED KIRKINCI HOCAM-3

NUR’UN MÜTEVAZI ÇEHRESİ; MEHMED KIRKINCI HOCAM-3

Kadirşinastı. Bütün İslam cemaatleri sever ve sevdirirdi. Bakın biz çok dinledik; günde beş

NUR’UN MÜTEVAZI ÇEHRESİ; MEHMED KIRKINCI HOCAM-2

NUR’UN MÜTEVAZI ÇEHRESİ; MEHMED KIRKINCI HOCAM-2

Erzurum’da Kurşunlu medresesi var. Şeyhülislam Feyzullah Efendi zamanında bina edilmiş. Onun

Ey Rabbim! Beni yalnız bırakma! Sen Vârislerin en hayırlısısın.

Enbiya,89

GÜNÜN HADİSİ

İnsanların en fenası, birine ayrı, diğerine de ayrı görünen iki yüzlü insanlardır.

Seçme Hadisler, 101

TARİHTE BU HAFTA

*Osmanlı'nın kuruluşu(27 Ocak 1299) *İlk Türkçe Ezan Fatih Camiinde Okutturuldu(29 Ocak 1932) *Osmanlı'da ilk Matbaa(31 Ocak 1729) *Ayasofya'nın Müzeye Çevrilmesi(1 Şubat 1935)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI