Cevaplar.Org implant

ORUÇ HAKKINDA İLMİHAL BİLGİLERİ

Oruç tutmak, İslâm’ın dayandığı 5 temel esastan birisidir. Orucun farziyeti, Kitab, Sünnet ve İcma’ ile sâbittir. Kur’an’da şöyle buyrulmaktadır: “


Murat Mehmet

nikbaht@yahoo.com

2013-07-08 18:41:21

Kur'an ve mütevatir hadislerde apaçık olan deliller emrediciyse, FARZI; yasaklayıcıysa, HARAMI tespit eder. Kat'iyy-ud-delale ve kay'iiy-ud-sübut olan farzı inkâr eden kâfir olur. Orucun farziyetini, zinanın haramlığını inkâr etmek gibi. Farz olduğuna inanmakla birlikte farzı terk eden, asi ve günahkâr olur, yani ahrette muvakkat cezaya müstehak olur. Farzı (ramazan orucunu tutmak vb.) işlemekte, haramı (içki içmek vb.) terk etmekte sevap kazanılır.

Her müminin, yapması veya terk etmesi icab eden her bir fiilin işlenmesinden önce, o fiilin şer'i hükmünü bilmesi; farzlarda farz, vaciplerde vacip, sünnetlerde sünnettir. Mesela ramazan ayı geldiğinde, orucun hakkındaki hükümleri bilmesi farz olur. Hasılı, mü'minin, bir anda şer'i hükümlerin hepsini öğrenmesi mecbur olmayıp, bilicmal hepsine inanması farz olduğu halde, işlemesi anında ameli bakımından öğrenmesi, farzlarda farz, vaciplerde vacip olur. Zira farzdan önce farz, ilm-i hal (oruç vb. ile ilgili bilgilerin öğrenilmesi-öğretilmesi); farzın içinde farz, ihlas (oruç vb. farzlarda ihlas: "Oruçta Allah Teala'nın rızasını kazanmayı değil, sıhhati kasderek perhiz niyetiyle oruç tutan, orucundan faydalanamaz"); farzdan sonra farz, öğrenilen ilimle amel (bilgi üzere oruç tutmak vb.) etmektir.

Oruç tutmak, İslâm'ın dayandığı 5 temel esastan birisidir. Orucun farziyeti, Kitab, Sünnet ve İcma' ile sâbittir. Kur'an'da şöyle buyrulmaktadır: "Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı." (Bakara, 183. Diğer Ayetler için bakınız: Bakara, 185, 187, 196, Nisâ, 92, Mâide, 89, 95, Tevbe, 112, vb.). Birçok hadisi şeriften örnek olarak sadece bir tanesi: "Oruç sırf Benim rızâm için edilen bir ibâdettir. Onun mükâfatını da Ben veririm...". Mazeretli veya mazeretsiz olarak tutulamadığı zaman, ramazan orucunun başka bir zaman kazâ edilmesi de aynı şekilde farzdır. Yani ramazan orucu, vaktinde veyahud kaza olsun, farz-ı ayndır.

1. Ramazan Orucu Kimlere Farzdır?

Bulûğa ermiş, aklı başında kadın ve erkek her müslümana, Ramazanda oruç tutmak bir kulluk borcudur ve farz-ı ayndır. Orucun, niyet; yemek, içmek ve temastan korunmak; niyetin de vaktinde olması olmak üzere üç rüknü vardır. Ramazan orucunda niyet, yarınki oruca nazaran bugün güneşin batışından başlar ve yarın zevalden öncesine kadar (kuşluk vaktine kadar) vakti devam eder. Niyet, asıl insanın kalbindedir. Yarın oruç tutacağını bilmek ve içinden geçirmektir. Dil ile söylemek ise, şart olmamakla beraber sünnettir. Gece sahura kalkmak da niyet yerine geçer. Bülûğa ermemiş çocukların oruç tutması ise farz olmamakla beraber onları da namaz gibi, küçük yaşlardan itibaren yavaş yavaş oruç tutmaya alıştırmak, oruca heveslendirmek lâzımdır.

Yolcu ve hasta olanlara da oruç farzdır. Ancak Ramazanda tutmaları mecburî değildir. Çünkü Ramazan orucunun Ramazan içinde edâsının farz olması için, sıhhat ve ikâmet şarttır. Yolcularla hasta olanlara şeriatın izin ve ruhsatı vardır. Dilerlerse oruçlarını Ramazanda tutarlar, dilerlerse yolcular yolculuktan evlerine döndüklerinde, hastalar da iyi olduklarında gününe gün kazâ ederler.

Nifas hâlindeki kadınlar (lohusalar) ile âdet gören kadınlar da bu halde iken ne namaz kılabilir, ne de oruç tutabilirler. Fakat bu halden kurtulduktan sonra, tutamadıkları oruçlarını gününe gün kazâ ederler. Namazlarını ise kazâ etmezler. Çünkü hayız - nifâs hâlinde kılınmayan namazların kazâsında meşakkat ve zorluk olduğundan Cenâb-ı Hak, lûtfuyla, kadınları bu borçtan afvetmiştir.

2. Orucun Hakikati ve Ölçüler

Ramazan orucu da namaz gibi İslamın temel rükünlerinden sayılmaktadır. Nasıl ki namaz, aralarında vuku bulan küçük günahlara kefaret ise, şüphesiz ramazan orucu da, iki ramazan arasında vuku bulan günahlara kefarettir. Nitekim Müslim ve Buhari'nin tahric ettikleri Ebi Hureyre radıyallahu anh'tan gelen bir hadis-i şerifte Rasululllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Kim farziyetine inandığı halde sevabının Allah'tan olduğuna inanarak ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları mağfiret olunur. Ve kim sevabının Allah'tan olduğuna inanarak ramazan-ı şerifi ikame ederse=teravih namazını kılarsa geçmiş günahları mağfiret olunur. Yine kim sevabının Allah'tan olduğuna inanarak kadir gecesini ihya ederse, geçmiş günahları mağfiret olunur." (Müslim h.n. 760=175, Buhari h.n. 38 ve 1901).

Bu hadisi-i şerifteki ikameden maksad, gündüzün oruçluya haram olan yemek içmek ve temastan, mekruh olarak da gıybet, nazar gibi şeylerden sakınmak ve ramazan-ı şerifin hakkına inanmaktır. Gece ise teravih namazını kılmak, geceyi zikir, tilavet ve ibadetle geçirmektir. Bazı serseri insanlar, teravihin bid'at olduğunu zannediyorlar; teravih bid'at değil sünnettir. Yani Peygamber'in sünnetidir.

Hadis-i şeriflerde, orucun sadece yemek içmek ve temastan sakınmaktan ibaret olmadığı, hatta ve hatta gıybetten, nazardan, haber dolaştırmaktan, başı boş konuşmaktan, hasılı takvayı engelleyecek her husustan sakınmaktan ibaret olduğu beyan buyrulmaktadır. Yemek içmek ve temastan başkası, her ne kadar orucu bozmazsa da sevabını eksiltir. Binaenaleyh oruçlu bir Müslüman, takvaya engel olan her şeyden korunmalıdır ki, yedi yüzden daha fazla sevap kazanmış; ve orucu, ramazandan ramazana kadar geçmiş günahlarına kefaret olmuş olsun.

3. Orucu Bozan Şeyler

1. Ermeni toprağı dahil olmak üzere her ne suretle olursa olsun, unutkanlığı dışında yemek. İster bu yenilen şey, çekirdek gibi yenmesi adet edilmiş olsun; veya pamuk, kağıt gibi yenmesi adet olmamış olsun, orucu bozar. 

2. İlaç olarak haya yerine bir şeyin sokulması; yahud boğazına yahud kulağın iç kısmına ilacın damlatılması orucu bozar.

3. Mazmaza ve istinşakta boğaza suyu kaçırmak orucu bozar.

4. Cebri veya uykuda olsa dahi temasta bulunmak;

5. Nohut mikdarında dişler arasında kalan yemeği yutmak;

6. Ağız dolusu kusmak orucu bozar. Ancak kusuntu, ufak dile varıp da geri dönmezse orucu bozmaz.

7. İhtiyari olarak herhangi bir dumanı teneffüs etmek. Mesela sigara içmek gibi. Burada duhul ile idhal arasında fark vardır. Mesela kendiliğinden nefes vasıtasıyla teneffüs edilen duman orucu bozmaz. Fakat teneffüs edilmesi orucu bozar. Mesela mevlidlerde buhur yakıp dumanını teneffüs etmek orucu bozar. Nefes darlığına mübtele olanların, ağızlarına hava verilmesi zamanında, havanın içinde kimyevi ilaçlar varsa orucu bozar, yoksa bozmaz. Bu takdirde astımlılar, doktorlarından bunu sormalıdırlar.

8. Fecrin doğuşunda şüpheli olan kimsenin yemesi veyahud temasta bulunması da orucu bozar. Vaktin tayini hususunda, takvimlere itibar edilir. Ancak Diyanet takviminde ihtiyat payı bırakılmamasından, dakikası geçtikten sonra yemek içmek ve temas orucu bozar.

9. Her ne suretle olursa olsun, ihtilamın dışında meniyi çıkartmak orucu bozar. Şu kadar ki, öpmekle yahud el ile inzalde kefaret yok, sadece kaza vardır. Zevcesiyle şakalaşmak anında mezi tezahür ederse, orucu bozmaz.

10. Oruçlu olduğunu unutup, unutkanlık anında bunlardan birisini işleyen "nasılsa orucum bozuldu" diye yukarıdaki orucu bozuculardan birini işlerse orucu bozulur; kefareti de (61 gün) gerektirir (Çünkü unutarak oruç yiyenin orucu bozulmaz). Hastalık, hayz ve seferden ÖNCE bozulan oruçta da kefaret vardır. Şüphesiz hastalık, hayz ve seferden SONRA bozulan oruçta, sadece kaza vardır.

11. Islak olan bir şeyin, bir parmağın, ön veya arkaya sokulması orucu bozar; mesela ıslak olmasa dahi fitil gibi. Bu takdirde bayanların ön taraflarına pamuk kullanmaları, pamukta ıslaklık varsa orucu bozar, yoksa bozmaz. Hasılı, tedavi yahud gıda için bedenin içinde giren her şey orucu bozar, iğne gibi.

12. Ağzına giren yağmur, kar ve doluyu kendi isteğiyle yutmak.

13. Dişler arasından çıkıp tükrüğe karışan kan, tükrükten fazla veya tükrüğe eşit olup yutulursa orucu bozar. Tükürükten az ise bozmaz.

14. Dişlerini fırçalayan kimse orucunun bozulduğunu zannederek bile bile yeyip içse kendisine keffaret gerekir.

15. Ramazan ayında niyet ederek oruca başlayan kimse, yukarıda sayılan şeylerden birini bilerek ve özürsüz olarak yaparsa orucu bozulmuş olur. Bozulan bu orucu kaza etmesi ve kasten bozduğu için de keffaret tutması gerekir.

4. Oruçla İlgili Bilinmesi Gereken Çeşitli Hükümler

- Gıybet gibi şeyler, orucu değil sevabını bozar.

- Unutularak orucu bozan şeylerden birine veya bir kaçına irtikab (işlemek, yapmak), orucu bozmaz. Amma bu irtikabdan sonra, orucum bozuldu diye oruç yiyen kimseye, kaza ve kefaret gerekir.

- Oruçlu olduğunu unutarak; yemek ve içmek orucu bozmaz. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Bir kimse oruçlu olduğunu unutarak yer, içerse orucunu tamamlasın, (sakın) bozmasın. Çünkü onu, Allah yedirmiş, içirmiştir." (Buhari, Savm,7). Unutarak yeyip içerken oruçlu olduğunu hatırlarsa hemen ağzını boşaltıp yıkar ve oruca devam eder. Oruçlu olduğunu hatırladıktan sonra boğazından aşağıya bir şey geçerse orucu bozulur. Bir kimse unutarak yiyen bir oruçluyu gördüğünde eğer güçlü kuvvetli olup oruca dayanabilen bir kişi ise, oruçlu olduğunu kendisine hatırlatır, zayıf ve güçsüz bir kişi ise hatırlatmaz.

- Oruçlulara, bir şey tatmak; sakız olsa da lüzümsuz bir şey çiğnemek; öpmek; helaliyle kucaklaşmak; tükrüğü ağızda biriktirip yutmak; kan aldırmak; hacamat yapmak mekruhtur.  

- Bir kadına çocuğuna bir şey yedirmek için çiğnemesi, içe girmediği müddetçe mekruh değildir. Boğazına kaçırırsa oruç bozulur. Böylece kocası ahlaksız bir insan olduğu takdirde bir kadının, içeriye kaçırmaksızın yemeği tatması mekruh değildir diyenler de olmuştur.

- Havayla insanın içine giren gül ve misk macunu gibisinin koklanması orucu bozmaz, mekruh da değildir. Aynı yani maddesi içe giren şeyleri koklamak orucu bozar.

- Saça, bıyığa boya sürmek, misvak kullanmak, abdestte ağza burna su vermek, serinlemek için ıslak bir beze sarınmak mekruh değildir. Oruçlu iken diş macunu sürülmüş fırça kullanmakta ise, mutlak mânada kerahet vardır. Sakınılması icabeder.

- İmsak olmadan evvel sahur yemek, geç sahur yemek, güneşin batışına kesin inandıktan sonra (vaktin girdiğini bildikten sonra-ezan okuduktan sonra) aceleyle iftar açmak müstehabdır. Binaenaleyh erken iftar açmak sünnettir sözünün manası, vaktinden önce iftar açmak değil. Sahuru tehir etmek (geciktirmek), imsaktan geçirmek demek değildir (güneşin doğuşu değil, orucun başlangıcı olarak imsak vakti temel alınır). Ayrıca tatlı şeylerle yahud hurmayla yahud suyla oruç açmak sünnettir.

- Konuşurken tükürükle ıslanan dudaklarındaki tükrüğü yutmakla oruç bozulmaz.

- Mazeretsiz olarak oruç yiyen bir kimseye kefaret gerekir. Kefaretten sonra suç tekrar etmediği müddetçe, yenilen tüm oruçlara bedel bir kefaret kafi gelir. Kefaret tutmakta, tetabu' yani art arda tutmak vaciptir. Sefer, hastalık gibi mübah bir özre mebni, kefaret olarak tutulan oruç bozulursa, erkeklere göre yeniden başlanması lazımdır. Amma kadınlar hakkında hüküm böyle değil; kadın kefaret orucunu hayz günlerinde yer, hayz günlerinden sonra kefaret orucuna devam eder. Ve hayza yakalandığı gün dahi kefaretinde sayılır. Amma nifas olursa, o da yeniden başlar. 

Ramazan ayını, hakkını vererek bilgi üzere verimli geçirmenizi niyaz eder, Ramazan Bayramınızı şimdiden tebrik eder ve dualarınızı istirham ederim… Selam ve dua ile sağlıcakla kalınız…

Kaynaklar

İsmail Çetin Hoca Efendi "Ölçüler"

Ömer Nasuhi Bilmen "Büyük İslam İlmihali"

Türkiye Diyanet Vakfı "İlmihal 1"

www.sorularlaislamiyet.com

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Al-i İmran,139

"Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer hakikaten inanıyorsanız, muhakkak üstün olan sizsinizdir."

GÜNÜN HADİSİ

Ey Allah'ın Resulü," dedim, "şayet Kadir gecesine tevafuk edersem nasıl dua edeyim?" Şu duayı okumamı söyledi: "Allahümme inneke afuvvun, tuhibbu'l-afve fa'fu anni. (Allahım! Sen affedicisin, affı seversin, beni affet.)

Tirmizi, Da'avat 89,Ravi (r.a.): Aişe

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI