Cevaplar.Org

VELİ KALYONCU AĞABEY

Başı dik, yüzü ciddi, duruşu vakurdu. Mütevazı, ihlâslı ve sakin bir hali vardı. Sanki Üstad’ın yüzüne bakarak, onun şahsiyetini alıp bize gösteriyordu. Üzerinde büyük bir davanın sorumluluğu ve büyük bir şahsiyetin olgunluğu vardı.


İbrahim Köse

ibrahimkose60@gmail.com

2013-07-01 13:51:49

Veli Kalyoncu Ağabeyle hizmette yıllarca birlikte olduk. Biz o zamanlar Bursa'da, 1977–1980 Yıllarında bir ara gazete bürosunda çalışmıştık; fakat onu bu sırada gazetede hiç görmedik. Hizmeti çok sever, fakat siyaseti hiç sevmezdi. Ancak o da Hulusi Ağabey gibi hiç kimsenin aleyhinde bulunmazdı. Onun gıybet ettiğine şahit değiliz.

Başı dik, yüzü ciddi, duruşu vakurdu. Mütevazı, ihlâslı ve sakin bir hali vardı. Sanki Üstad'ın yüzüne bakarak, onun şahsiyetini alıp bize gösteriyordu. Üzerinde büyük bir davanın sorumluluğu ve büyük bir şahsiyetin olgunluğu vardı.

Veli Ağabey, 1982' ye kadar Bursa'da cemaat içinde pek görülmedi. Ancak seksen hadiselerinden sonra, cemaatin ağabeyi olarak hizmete sahip çıktı. Onun hizmete sahip çıkmasıyla birlikte Üstad'ın öğretmen olan bir talebesinin hizmet şekli ve usulü de görülmüş oldu. İyi bir öğretmen, tatlı bir insan ve ciddi bir şahsiyetin sahip çıktığı bir hizmetin kısa zamanda nasıl inkişaf ederek diğer illerle omuz omuza geldiğini gördük.

O zamanlar kardeşim Hüseyin de Bursa Setbaşı Dershanesi'nde kalıyordu. Veli Ağabey'in o zamanlar ona ve diğer öğrencilere ettiği iltifatı hatırlıyorum da hâlâ onların Veli Ağabey'den ne kadar çok taltif gördüklerini ve o nispette de hizmete sahip çıktıklarını hatırlıyorum. O sadece Bursa dershanelerinde kalırken değil, bu öğrenciler, mezun olup hayata atıldıktan sonra da onun duasını alırlar, taltifini görürlerdi. Bir gün onu ziyaretimizde, kardeşim Hüseyin'i sordu. Ben de Trabzon'da göreve başladığını ve bulunduğu ilçede dershanede kaldığını söyledim. O da hemen ekledi: "Hüseyin, dershanesiz edemez. Bulunduğu yerde eğer dershane varsa orada kalır, eğer dershane yoksa oraya dershane açar."

Gerçekten de hep öyle oldu. Aralık'ta, Narman'da, Mahmudiye'de ve Bozöyük'te ya dershanede kaldı ya da yeni dershaneler açılmasına vesile oldu. Demek ki Veli Ağabey öğrenciyi, insanı tanıyan ve onları hizmete kazandıran Üstad meşrepli bir öğretmen, hizmet merkezli bir nur talebesidir.

Ayrıca Veli Ağabey, insanların cemaat gücünü, onların cemaatle aşk ve şevklerinin daha çok artacağını iyi bilen bir eğitimciydi. Bunun için her yıl Bursa'da, Bursa mezunu öğrencilere Uludağ'da mezuniyet töreni düzenlerdi. Ayrıca Marmara Bölgesi öğretmenlerinin Uludağ toplantılarını ve gezilerini deruhte ederdi. Onların da bir kısmına katılmayı Allah bize nasip etti. Bütün faaliyetlerde hiçbir zaman onu en öndeki ağabey olarak görmedik. Kendisini hep gizleyen, geri çeken; cemaati ve diğer kardeşleri öne çıkaran, onların yetişmesini sağlayan bir şahsiyeti ve bir hizmet anlayışı vardı. Kendisi hep cemaate tabii olan birisiydi.

Yine bir Marmara Bölgesi öğretmenlerinin toplandığı gündü. Pınarbaşı Dershanesi yeni yapılmıştı. Onun o güzel havasında öğretmenler olarak hizmetimizi konuşacaktık. Biraz da Bursa mezunları olarak hasret giderecek, muhabbet edecektik. Biz akşamdan gitmiştik dershaneye. Veli Ağabey de akşamdan gelenler olur diye onları karşılamak için erkenden gelmişti. Yatsı namazı ve dersi derken, anlaşılan Veli Ağabey de bizim gibi kardeş muhabbetini özlemiş olacak ki, hatıralarını anlatmaya başladı. Yavaş yavaş, tatlı tatlı konuşuyordu. Derken bir Üstad havası sardı oradakileri. Zaten ne zaman Üstad'ın bir talebesi konuşmaya başlasa, hemen orayı Üstad havası sarardı. Söz sözü açtı, Veli Ağabey Ankara'da ilahiyat fakültesi okurken Üstad'ın Ankara'ya gelişlerini ve görüşmelerini anlatmaya başladı:

-Biz Ankara'da İlahiyat Fakültesi'ni okuyorduk. Hem de Ankara'daki bir nur dershanesinde hizmetlerle ilgileniyorduk. Üstad'ın Ankara'ya geleceğini duyduk. Fakat gizli güçler hükümet vasıtasıyla onun Ankara'ya gelişini engellediler. Galiba Polatlı'dan sonraki yolculuğuna müsaade etmediler veya başka bir istikamete çevirdiler. Fakat Üstad Ankara'ya gelmekte kararlıydı, bunu çok istiyordu.

Bir müddet sonra Ankara'ya girişini engelleyemediler. Üstad Ankara'da "Beyrut Palas" oteline yerleşti. Üstad orada kaldığı birkaç günlük zaman zarfında defalarca Menderesle görüşmek istedi. Menderes her isteği muhaliflerden korktuğu için kabul etmedi. Tahsin Tola Ağabey'i Menderes'e gönderdiğini ben biliyorum. Fakat Menderes "Şimdi zamanı değil, Hoca Efendi'yle başka bir zaman görüşelim." diyerek görüşmedi. Oysa Üstad da tam şimdi görüşmenin vakti olduğunu söylüyordu: "Eğer benimle görüşürse, muhalifler derler ki Adnan Menderes Said Nursi'yle görüştü, demek ki Türkiye'deki dindarlar onun arkasında duruyor. Eğer benimle görüşmezse, derler ki Menderes Said Nursi'yle bile görüşmedi demek ki araları açık, dindarlar artık onu desteklemiyor. Bunun için onunla görüşmem lazım."

Fakat Bediüzzaman'ın bütün ısrarlarına rağmen Menderes, Üstadla görüşmedi. Bediüzzaman adeta "Altmış İhtilali"nin gelişini hissetmiş ve Menderes'e yardım etmek için, gelmekte olan bu ihtilali engellemek istemişti. Fakat Menderes muhaliflerden çekindiği için onunla görüşmedi.

Üstad, Menderesle görüşemeyeceğini anlayınca çok üzüldü ve dedi ki: "Demek ki zamanı gelmedi." Üstad, Menderes'te aradıklarını bulamamıştı. "Zamanı gelmedi" dediği şey de hürriyetin, düşünce özgürlüğünün ve İslami hizmetlerin gelişiydi. Üstad bu sırada biraz sessizliğe dalıp düşündükten sonra, ellerini ters çevirip birbirine dolaştırarak demişti ki: "Ben gidince böyle böyle olacaklar!" yani alt üst olup yıkılacaklar. Geçekten de Üstad'ın ölümünden iki ay sonra Altmış İhtilali yapıldı ve İktidar alt üst olup, hükümet yıkıldı.

Üstad'ın Ankara'ya son gelişinde hep Menderes'le görüşmek istemesine ben şahidimdir. Biz o zaman Üstad'ın kaldığı yere her saat gidip geliyorduk. Gerçekten de biz de Üstad'ın Menderesle görüşerek çok önemli bir hizmet yapacağını düşünmüştük. Fakat Üstad'ın bu kadar istemesine rağmen görüşememesi bizi de hayal kırıklığına uğratmıştı.

Zaman, Üstad'ın Ankara'ya gelişinde ve Menderesle görüşme isteğinde bulunmasında ne kadar haklı olduğunu gösterdi."

Veli Ağabey Bursa "Pınarbaşı Dershanesi'nde" Üstadla ilgili bu hatırasını anlatırken zaman hayli ilerlemişti. Yarın yapılacak olan "Marmara Bölgesi Öğretmenler Sohbeti"ne gelen muallimlerin de uykusu gelmeye başlamıştı. Bunu hisseden Bursa'daki o koca nur çınarı, yarın görüşmek üzere ayrılıp gitti.

Âcizane Bursa'da okurken ve daha sonra, zaman zaman yaptığımız Bursa ziyaretlerinde tanıdığımız Veli Ağabeyle ilgili kanaatlerimizi şöyle sıralasak uygun olur kanaatindeyiz:

1. Üstad'ı defalarca ziyaret eden bir ilahiyat öğrencisi.

2. Ömür boyu öğreticilik yapan bir imam hatip öğretmeni.

3. Üniversite talebeleri için açılan ilk nur dershanesinin ilk nur talebelerinden.

4. Bilhassa siyasi konulara dikkat ederek hizmeti siyaset üstü gören bir Ağabey.

5. Üstad'ın "Küçük Mehmet Fevzi" dediği, Kastamonulu bir hizmet kahramanı.

6. İyi bir İslami ilimler hocası.

7. Dershane Hizmetlerine çok önem veren bir ehl-i hizmet.

8. Hizmete çok zaman ayıran ancak hep arkalarda duran bir şahsiyet.

9. Vakur ve ciddi bir insan.

10. Kimsenin gıybetini etmeyen, hizmette cevval bir ruh.

11. Tarihçe-i Hayat'ın Ankara'da basım işinde çalışan, bunun için Üstadla görüşen ve Tarihçe-i Hayat'taki Üstadla birlikte fotoğrafı olan Ağabey.

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

MAHVİYET KUBBESİ ALTINDA BİR “UMMAN”

MAHVİYET KUBBESİ ALTINDA BİR  “UMMAN”

Kitaplar, insanların ufuklarını açmada ve terakki hususunda hayatın temel unsurlarındandır. F

HACI KEMAL BOYNUKALIN AĞABEY

HACI KEMAL BOYNUKALIN AĞABEY

İsmi gibi cismi de kâmildi, güzel ahlakın kemalinde bulunuyordu. Mütebessim bir çehreye sahipt

KIRKINCI HOCAM’I BÖYLE TANIDIM

KIRKINCI HOCAM’I BÖYLE TANIDIM

Kıymetli ziyaretçilerimiz, Şubat ayında Rahmet-i Rahmana uğurladığımız Mehmed Kırkıncı H

HOCAMIN CENAZESİ BAŞINDA

HOCAMIN CENAZESİ BAŞINDA

Doksan sene bereketli bir ömür yaşayan, Ümmet-i Muhammed’in dirayetli bir allamesi, nur cemaat

KIRKINCI HOCAM, HACI İSHAK ABİ VE TESBİH OLAYI

KIRKINCI HOCAM, HACI İSHAK ABİ VE TESBİH OLAYI

Yıl 1982. Mayıs'ın sonları. Erzurum İmam-Hatip Lisesinde öğretmenim. 6 yaşlarında ciğerpar

AHİR ZAMANDA İLİM, ÂLİM VE MEHMET KIRKINCI HOCAM

AHİR ZAMANDA İLİM, ÂLİM VE MEHMET KIRKINCI HOCAM

Rasulullah Efendimiz buyurmuş: “Ahir zamanda ilim kalkacak, cehalet hâkim olacaktır.”(Bkz.

MEHMED KIRKINCI HOCAEFENDİ

MEHMED KIRKINCI HOCAEFENDİ

Nam-ı diğer Kırkıncı Hoca… Kırkıncı Hoca, ilmî cesaret, münazara, cihat, Risale-i Nur ve

MEHMED KIRKINCI HOCA KİMDİR?

MEHMED KIRKINCI HOCA KİMDİR?

Tam kırk altı sene evvel haftalık “İttihad” gazetesinde neşredilen bu yazı, merhum Mustafa

KIRKINCI HOCAMIZI YÂD EDERKEN

KIRKINCI HOCAMIZI YÂD EDERKEN

Geçtiğimiz Çarşamba günü büyük bir âlimimizin vefatıyla sarsıldık. “Şarkın bilgesi

SAİD ÖZDEMİR AĞABEY’DE HAKİKAT ARAYIŞI

SAİD ÖZDEMİR AĞABEY’DE HAKİKAT ARAYIŞI

Said Özdemir Ağabey… Nam-ı diğer Tillolu Said… Hayatını Kur’an’a ve imana vakfeden bir

HINISLI FAHRETTİN HOCA

HINISLI FAHRETTİN HOCA

Fahrettin hoca, iyi bir Arapça eğitimi almış, âlim ve fazıl bir zattır. Uzun yıllar Hınıs

Ey Rabbim! Beni yalnız bırakma! Sen Vârislerin en hayırlısısın.

Enbiya,89

GÜNÜN HADİSİ

"Nerede olursan ol, Allah'tan kork! Kötülüğün ardından onu silecek bir iyilik yap! İnsanlara iyi ahlakla davran!"

Tirmizi

TARİHTE BU HAFTA

*Yıldız Sarayı'nın İttihatçılar'ca Yağma Edilmesi(29 Nisan 1909) *Gazneli Mahmud'un Vefatı(30 Nisan 1030) *Yıldırım Bâyezid Tarafından Manisa'nın Fethi(1 Mayıs 1390) *Fatih Sultan Mehmed Hân'ın Vefatı(3 Mayıs 1481) *Eyüp Sultan Hazretleri(r.a.) Vefât E

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI