Cevaplar.Org

ASR-I SAADET HATIRALARI-35

RÜYADA SÖYLENEN VASİYYET Hitabetinin gücü dolayısıyla hatîb-i nebevî(Peygamberin hatibi)lakabıyla anılırdı Hazrecli Sabit bin Kays. Kendisi, Hz. Ebubekir(r.a)’ın hilafeti döneminde, yalancı Peygamber Museylime’ye karşı çarpışmak için Yemâme’ye gidenlerdendi. İslam ordusu, Museylime’nin kabilesi Beni Hanife ile üç karşılaşmada yenilgiye uğradılar.


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2013-05-22 21:16:24

RÜYADA SÖYLENEN VASİYYET

Hitabetinin gücü dolayısıyla hatîb-i nebevî(Peygamberin hatibi)lakabıyla anılırdı Hazrecli Sabit bin Kays. Kendisi, Hz. Ebubekir(r.a)'ın hilafeti döneminde, yalancı Peygamber Museylime'ye karşı çarpışmak için Yemâme'ye gidenlerdendi. İslam ordusu, Museylime'nin kabilesi Beni Hanife ile üç karşılaşmada yenilgiye uğradılar.

Bunun üzerine Sabit bin Kays ve Ebu Huzeyfe'nin azadlısı, akıl ve dirayetiyle meşhur Hafız-ı Kurra Salim(r.a); "Biz Rasulullah(sallalahu aleyhi ve sellem) ile beraberken bu şekilde savaşmıyorduk" dediler ve kendilerine bir çukur kazıp içine girdiler ve şehid oluncaya kadar savaştılar.

Sabit bin Kays şehit edildiğinde yanında çok değerli bir kalkanı vardı. Oradan geçen bir Müslüman onu aldı. Başka bir Müslüman uyumaktayken, Hz. Sabit onun rüyasına girdi ve "Ben sana bir vasiyet yapacağım, sakın bu bir rüyadır diye yabana atma. Ben dün öldürüldüğüm vakit, Müslümanlardan biri yanıma uğradı ve kalkanımı aldı. Onun kaldığı yer insanların en sonundadır. Çadırının yanında bağlı olan bir at, neşesinden dolayı oynamaktadır. Kalkanın üzerine bir taş çömlek tersine çevrilerek konulmuş, onun üzerinde de deve palanı vardır. Hz. Halid'e git ve o kalkanı alıp getirmesi için birini göndermesini söyle. Medine-i Münevvere'ye gittiğin zaman Ebubekir Sıddık'a benim şu kadar borcum olduğunu, onun ödenmesini, falan falan kölelerimi azat ettiğimi söyle" dedi. Rüyayı getiren zat, durumu Halid bin Velid hazretlerine anlattı, kalkan aynen rüyada söylenen yerde bulunup getirildi. Bilahare Medine'ye dönülünce, Hz. Sıddık(r.a) vasiyeti aynen yerine getirdi.

ABBAD BİN BİŞR'İN SON KAHRAMANLIĞI

Abbad bin Bişr hazretleri Ensar'dan bir yiğit. Hafızamızı yokladığımızda onun hakkında ilk aklımıza gelen şey, Zâtü'r-Rika gazvesinde cereyan eden enteresan bir olaydır. Rasulullah(sallalahu aleyhi ve sellem) tarafından geceleyin Ammar bin Yasir(r.a) ile birlikte nöbetçi tayin edilir.

İlk nöbeti alan Abbad bin Bişr hazretleri namaza durur. O sırada bir düşman ordugâha yaklaşır ve ona bir ok atar. Abbad bin Bişr koluna saplanan oku çıkarıp namaza devam eder, böylece ikinci bir oka daha musab olur, ama namazını bozmaz. Ancak üçüncü okta takati kesilir ve rükû, secdeye varıp namazı tamamlar ve arkadaşını uyandırır. Ammar bin Yasir(r.a) telaşla, neden ilk oku yiyince kendisini uyandırmadığını sorunca, o abide şahsiyet şu enteresan cevabı verir; "Ben bir sure okuyordum, onu yarıda kesmek istemedim. Allah'a yemin olsun ki, eğer Rasulullah(aleyhissalatu vesselam)'ın bana korunmasını emrettiği bu yerin nöbetçisiz kalmasından endişe etmeseydim, canımı verirdim de, o sureyi yarıda kesmezdim."

Daha sonra bu muhlis, bu Kur'an aşığı zatı Yemame'de görüyoruz. Ebu Said el Hudri(r.a) diyor ki; "Abbad bin Bişr(r.a) bana "Ey Eba Said! Bu gece rüyamda gördüm ki, gök benim için açıldı, sonra üzerime kapandı. Bu inşallah şehidliktir" dedi. Ben "Vallahi, sen hayırlı bir rüya görmüşsün" dedim.

Yemame gününde ona bakıyordum. Ensar'a şöyle diyordu; "Kılıçlarınızın kınlarını kırın(artık çok şiddetli savaş olacak, kılıçlar kırılacak) ve siz Ensar topluluğu bir yana ayrılın."

Böylece Ensar'dan dört yüz kişi ayrıldı. Başlarında Abbad bin Bişr, Ebu Dücane ve Berâ bin Mâlik(r. anhüm) vardı. Çok şiddetli savaştılar, düşmanı son sığınakları olan Hadikat'ül Rahman denilen Museylime'nin bağına kadar sürdüler. Daha sonra Hadikat'ül Mevt(Ölüm Bahçesi) ismin alacak bu bağda çok kanlı bir muharebe cereyan etti.

Abbad bin Bişr burada şehid düştü. Yüzünde pek çok kılıç yarası vardı. Onu tanıyamadım, ancak cesedinde bulunan bir alametten tanıdım."

 BERA BİN MALİK'İN KAHRAMANLIKLARI

Bera bin Malik hazretleri, Enes bin Malik(r.a) hazretlerinin kardeşidir. Suffe ehlinden aziz bir kahramandır. İnsan o ve onun gibi sahabelerin hayatlarını okuduğu zaman, merhum Akif'in;

 Şehâmet dîni, gayret dîni ancak Müslümanlık'tır;

Hakîki Müslümanlık en büyük bir kahramanlıktır.

Cebânet, meskenet, dünyâda, sığmaz ruh-i İslâm'a...

Kitâbullâh 'ı işhâd eyledim - gördün ya - da 'vâma.

Görürsün, hissedersin varsa vicdanınla îmânın:

Ne müdhiş bir hamaset çarpıyor göğsünde Kur'ân'ın!

O vicdan nerdedir, lâkin? O îman kimde var? Heyhat!

Ne olmuş, ben de bilmem, pek karanlık şimdi hissiyyât!

O îmandan velev pek az nasîb olsaydı millette,

Şu üç yüz elli milyon halkı görmezdin bu zillette!

Dizelerini hatırlamadan edemiyor. Akif'imizin aynı şiirinde buyurduğu gibi;

"Eğer çiğnenmemek isterseler seylâb-ı eyyama;

Rücû' etsinler artık müslümanlar Sadr-ı İslâm 'a."

Bera bin Malik gibi sahabelerin hayatlarını çocuklarımıza, gençlerimize öğretmezsek, hasım cephe sahte kahramanlarını süsleyip, pudralayarak neslimize sunmaya devam eder.

Bera bin Malik namsız nişansız bir sahabe. Ama Allah katında öyle bir değeri var ki, duası müstecap kullardan. Allah Rasulu(aleyhissalatu vesselam) onun hakkında şöyle ferman ediyor; "Birçok dağınık ve tozlu saçlı kimseler vardır ki, Allah adına yemin ettiği zaman Allah onu yalancı çıkarmaz. İşte, Berâ bin Mâlik de bu kimselerdendir." (Tirmizî, Menâkıb: 54)

Hz. Bera şehadeti çok arzular ve "Yâ Rabbi, ölüm beni yatağımda yakalamasın. Allah'tan ümit ederim ki, beni yatağımda ölüme teslim etmesin" derdi.

Onun, yalancı Peygamber Museylime'ye karşı Yemâme'de yapılan çarpışmalarda gösterdiği kahramanlıklar dillere destan olmuştur. Museylime'nin başkomutanı Muhakkem bin Tufeyl'in canını cehenneme o ısmarlamıştır. Bunu şöyle anlatır; "Museylime ile yapılan savaşta "Yemâme Eşeği" denilen iri yarı bir kişiyle karşılaştım. Elinde beyaz bir kılıç vardı. Ben onun ayaklarına kılıçla bir hamle yaptım. Sanki kılıcı boşa sallamışım gibi geldi. Hâlbuki adamın ayakları kesilmiş, sırtüstü yere düşmüştü."

Harbin başlangıcında Beni Hanife askerleri galip gelmişler ve hatta başkumandan Halid bin Velid(r.a)'in çadırlarına girip yağmaya koyulmuşlardı. Tam bu sırada Bera bin Malik hazretleri arkadaşlarına şöyle seslendi; "Ey Medineliler! Bugünden sonra sizin için Medine yoktur. (Oraya dönmeyi aklınızdan çıkarınız ve ölümüne çarpışınız) Bugün Allah ve cennet var(onlara kavuşmak vardır)"

Hz. Bera böyle seslenip, tek başına yalın kılıç düşmana saldırdı. Onu gören İslam ordusu da galeyana gelip, düşmanı Museylime'nin sığındığı bostana kadar sürdüler.

Bu bahçenin yüksek duvarları vardı. Bera bin Malik(r.a) bir kalkanın üzerine oturdu ve arkadaşlarına "beni mızraklarınızla kaldırınız ve onların üzerine atınız" dedi. Ölümün yüzüne gülüyordu adeta. Dediğini yaptılar. Mızraklarıyla onu kaldırıp duvarın öbür tarafına attılar.

Düşmanın üzerine atılan bu yiğit insan, süratle etrafındakileri dağıtıp, kapıyı açtı. Müslümanlar içeri girdiklerinde ne görsünler, Hz. Bera mürtedlerden on tanesini yere sermişti.

Nihayet Museylime öldürülüp, gailesi bertaraf oldu. Bu savaşta Müslümanların şehitlerinin sayısı iki bini mütecaviz idi. Ben-i Hanife ise 20 bini mütecaviz kayıp verdiler.

Bera bin Malik yaralılar arasındaydı. Bu harpte 80 küsûr yara aldığı rivayet edilmektedir. Yaralarının tedavisiyle bir ay müddetle, bizzat Hâlid bin Velid ilgilenmiştir.

Hz. Bera bin Malik'i daha sonra İran fetihlerinde yine birbirinden ilginç kahramanlıklarla görüyoruz. Bunlardan bir tanesini zikretmeden geçemeyeceğiz.

Irak'ta Halik mevkiinde bir düşman kalesini kuşatmışlardı. İranlılar, duvar dibindeki insanları çekmek için başı çengelli, ateşte kızdırılmış zincirleri aşağıya sarkıtıyorlardı. Kızdırılmış bu zincirlere dokunmak ve onları koparmak çok zordu. Bu zincirler sağlam iplere tutturulmuş, ipler de duvar üzerine naspedilmiş makaralara sarılmıştı.

Bir gaflet anında bu zincirlerden biri Enes bin Malik(r.a)'e takılıverdi. Düşman onu yukarı çekmeye başladı. Hz. Enes'in ayakları yerden kesilmişti. Bu sırada düşmanla savaşmakta olan kardeşi Bera'ya "Kardeşine yetiş,onu kurtar" dediler.

Nitekim o da koşarak geldi ve duvara tırmanarak dönmekte olan zinciri elleriyle tuttu ve çekmeye başladı. Bu sırada elleri yanıyor, ellerinden dumanlar çıkıyordu. Buna rağmen o aziz insan bu işkenceye dayandı ve nihayet ip koptu ve kardeşi kurtuldu. Bera(r.a) ellerine baktığında, etlerinin tamamen sıyrılarak, kemiklerinin ortaya çıktığını gördü. Onun bu fedakarlığı sayesinde Cenab-ı Hak Hz. Enes'i(r.a) kurtardı..

Daha sonra Tüster şehri kuşatması başladı. Kuşatma birkaç ay sürdü ve çok şiddetli muharebeler cereyan etti. Hürmüzan komutasındaki İranlılar zaman zaman huruç hareketleri ile kuşatmayı yarmaya çalışıyorlardı. Böyle bir çatışma sırasında Müslümanlar yenildiler ve Hz. Bera'ya ; "Ey Bera bizim için Rabbine yemin vererek yardım dile" dediler. O da ellerini açıp şöyle söyledi; "Ya Rabbi, Senin adına yeminle söylüyorum, düşmanların omuzlarını bizim ellerimize teslim et! Beni de Peygamberine kavuştur." O gün Tüster kalesi düştü, Bera bin Malik de şehadet mertebesine kavuştu. Kabr-i şerifi bu şehirdedir.

Kaynaklar

1- M. Yusuf Kandehlevi, Hayâtü's Sahâbe, terc: Hayri Demirci, Cilt: 1, Gülistan Neşriyat, İst. 2009

2- M. Yusuf Kandehlevi, Hayâtü's Sahâbe, terc: Hayri Demirci, Cilt: 2, Gülistan Neşriyat, İst. 2009

3-Ahmed Cevdet Paşa, Kısas-ı Enbiya; Cilt: 1, Bedir Yayınevi, İst. 1966

4-Heyet, Sahabiler Ansiklopedisi, Nesil Basım Yayın, İst.

5-Mehmed Akif Ersoy, Safahat, İz Yayıncılık, İst.

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

ASR-I SAADET HATIRALARI-62

ASR-I SAADET HATIRALARI-62

ABDULLAH BİN CAFER’İN(R.A) BİR CİVANMERTLİĞİ Abdullah bin Cafer(r.a) Mute savaşının bü

ASR-I SAADET HATIRALARI-61

ASR-I SAADET HATIRALARI-61

HZ. ALİ’NİN ECELE BAKIŞI Hz. Ali(k.v)'nin güzel bir sözü var, "ecelim benim ne güzel muhaf

ASR-I SAADET HATIRALARI-60

ASR-I SAADET HATIRALARI-60

DEVİR DEĞİŞTİĞİNDE İSLAM’IN CEMİLESİNİ GÖSTERMEK Vail bin Haceri’l- Hadrami bir pad

ASR-I SAADET HATIRALARI-59

ASR-I SAADET HATIRALARI-59

HZ. ÖMER(R.A)’İN FERASETİ Prof. Dr. Muhammed Süleyman et Temmavi, ‘Hz. Ömer ve Modern Sist

ASR-I SAADET HATIRALARI-58

ASR-I SAADET HATIRALARI-58

HZ. ÖMER’İN RÜYASI VE BAŞI YARILAN KİŞİ Bilindiği gibi Hz. Ömer’in mümtaz özellikler

ASR-I SAADET HATIRALARI-57

ASR-I SAADET HATIRALARI-57

ABDULLAH İBN-İ MESUD’UN KUR’AN’A VUKUFU Abdullah bin Mesud hazretleri Ashab-ı kiram arası

ASR-I SAADET HATIRALARI-56

ASR-I SAADET HATIRALARI-56

İBN-İ ABBAS’IN İLİM AŞKI Abdullah İbn-i Abbas(r.a) hazretleri İslam ilim tarihine adını

ASR-I SAADET HATIRALARI-55

ASR-I SAADET HATIRALARI-55

“İnsanın siması hakikatın aynasıdır.” Seyyid Süleyman Nedvi PEYGAMBER SİMASI Dilimize

ASR-I SAADET HATIRALARI-54

ASR-I SAADET HATIRALARI-54

Zübeyir bin Avvam’ın(r.a) şanlı oğlu Abdullah bin Zübeyir hazretleri İslam Tarihindeki meş

ASR-I SAADET HATIRALARI-53

ASR-I SAADET HATIRALARI-53

“ÖNCE O İSTEDİ” Hz. Ali(r.a) anlatıyor; “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bizi ziy

ASR-I SAADET HATIRALARI-52

ASR-I SAADET HATIRALARI-52

PEYGAMBERİMİZİN EŞİNİ TALTİFİ Hz. Aişe(r.a) validemiz anlatıyor; “Rasulullah(sallallahu

Allah'ın ayetlerine küfredenler, peygamberleri haksız yere öldürenler ve insanlardan adaleti emredenleri öldürenler; işte onlara acıklı bir azabı müjdele.

AL-İ İMRAN, 21.AYET

GÜNÜN HADİSİ

Ebû Malik'in babası şöyle dedi: Ben Rasûlullah'(S.A.V.)den işittim, şöyle buyuruyordu: "Her kim Allah'dan başka hak ilah yok eder, ve Allah'dan gayri ibadet olunan şeyleri tanımazsa onun malı ve kanı haram (dokunulmaz) olur. Hisabı da Allah'a aiddir."

(Müslim, Kitabu'l-İyman,37)

TARİHTE BU HAFTA

*Köprülü Fazıl Mustafa Paşa'nın Şehit düşmesi (19 Ağustos 1691) *Mescid-i Aksa'nın Yahudilerce Yakılması(21 Ağustos 1969) *Sakarya Savaşı (22 Ağustos 1921) *Hz. Ebu Bekir (634) ve Ebussuud Efendi'nin (1574)[23 Ağustos]

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI