Cevaplar.Org

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-23

Ders: 30. Söz(1. Ders) İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *Tılsım-ı kâinatı keşfeden, Kur'an-ı Hakîm'in mühim bir tılsımını halleden Otuzuncu Söz (Sözler s: 535 ) ifadesini Hocamız şöyle anlıyor


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2013-05-15 08:16:51

Ders: 30. Söz(1. Ders)

İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi

*Tılsım-ı kâinatı keşfeden, Kur'an-ı Hakîm'in mühim bir tılsımını halleden Otuzuncu Söz (Sözler s: 535 ) ifadesini Hocamız şöyle anlıyor; "Tılsım-ı kâinatı keşfeden Kur'an-ı Hakîm'in" "mühim bir tılsımını halleden Otuzuncu Söz" o zaman virgül yanlış konulmuş oluyor.

* Ene" ve "zerre"den ibaret bir "elif" bir "nokta"dır. (Sözler s: 535 )Buradaki eneden maksat ruh'tur. Zerreden maksat da ceset, insan vücudu zerrelerden teşekkül ediyor ya. Demek bu söz ruh ve cesedin mahiyetinden bahsediyor.

*Güneşin insan gibi istidat ve kabiliyeti yok ki Allah'ı anlasın. Yer kabuğunun da, dağların da öyle..

*Enenin(insan benliğinin) birinci vazifesi Allah'ı bilmektir.

*Ene müşkülleri açan bir muamma. Eneyle kâinatın anahtarlarını açıyor, neyin ne için yaratıldığını anlıyoruz. Ama ene, yani insan benliği ve ruhu da bir muamma.. Mahiyetini bilemiyoruz.

*İlmin, tekniğin şu anda geldiği noktaya bakın, bunlar hep insan ruhunun mazhar olduğu kabiliyetlerin hüneri..

*İnsan ruhuna Allah Teala öyle bir kabiliyet vermiş ki, bu kabiliyet ne cinlerde ne melaikelerde var..

*Ruhun mahiyetini bilemiyoruz. Ruhun mahiyetinden habersiz olan insan nasıl Allah'ın mahiyetini bilebilir? La yağrifune illallah; Allah'ı kendisinden başka kimse hakkıyla bilemez. Onun için Peygamber Aleyhissalatu vesselam; Ma arafnake hakka marifetike ya Maruf; Seni hakkıyla bilemedim ey Maruf! demiştir, yani bildim, ama hakkıyla değil..

* Âlem iki kısma ayrılıyor;

Âlem-i vücub: Allahu Teâlâ'nın isim ve sıfatları dairesi

Âlem-i imkân: Tüm mahlûkat dairesi

*Ene öyle bir anahtar ki, hem âlem-i imkânın kapılarını açıyor, mahlûkatı tanıyor, hem de âlem-i vücubun kapılarını açıyor, o sanatları yapan Yüce sanatkârın isim ve sıfatlarını keşfediyor, marifetullahta terakki ve teali ediyor.

*Kâinat kapıları zahiren açık görünürken, hakikaten kapalıdır. Sözler ( 536 ) Doğru, zahiren açık. Adamlar ayı biliyorlar, güneşi biliyorlar, uzayda geziyorlar. Fakat hakikatini bilemiyorlar. Adam yumurtayı yiyor, vereni anlayamıyor. Meyveyi ağaçtan biliyor, ince bir tül gibi olan zahiri perdeye takılıyor, vereni göremiyor.

*Emanetin çok vecihleri var;

Namaz bir emanettir.

Oruç bir emanettir.

Hanım insana verilmiş bir emanettir.

Çocuklar bir emanettir.

Ama bunların merkezinde insanın ruhu var..

*Ene "âlemin bütün kapılarını açar" Sözler ( 536 ) Nasıl açar? Güneşe bakar, güneşi yapanı görür, tesadüfen orada yerleştirilmediğini idrak eder, anlar ki;

*Bu güneş O'nun kudretinin tecessüm etmiş şekli,

*Bu güneş O'nun rahmetinin tecessüm etmiş şekli,

*Bu güneş O'nun hikmetinin tecessüm etmiş şekli vs..

Böylece her mahlukun arkasında Cenab-ı Hakkın isimlerini, sıfatlarını, fiillerini görür, Allah bilgisi demek olan marifetullahta ilerler.. Zaten yaratılış gayesi de budur..

*Cenab-ı Hak eneyi(benlik duygusunu) insana bir ölçü birimi(vahid-i kıyasi) olarak vermiş. Mesela insanda bir malikiyet duygusu var. Bu duygunun kıyasıyla der ki; "Bu tarla, bu bahçe benim, demek bu alemin bir Hakiki Maliki var. Bu evi ben yaptım, Demek bu kainat sarayını da bir yapan var.."

Yine düşünür ki; "Ben de bir rahmet, bir merhamet duygusu var. Bana bu duyguyu veren Rabb-i Rahimimin engin merhameti, rahmeti var. Ben de bir sevmek, bir muhabbet duygusu var. Cenab-ı Hakta da kendisine mahsus ve layık bir muhabbet sıfatı var. Ben de bir gadab var. İzzet ve Celal sahibi Rabbimde de kendi ulûhiyetine mahsus bir gadab-ı ilahi var. Ben bir şeyleri terbiye edebiliyorum, Rabbimin de en küçük mahlûktan en büyük mahlûka kadar uzanan bir Rububiyet(terbiye edicilik) sıfatı var.

*El eşyau tenkeşifu li ezdadiha diye bir kaide var. Yani; "Eşya zıtlarıyla bilinir." Mesela karanlık olmasaydı, aydınlık bilinemezdi. Fakirlik olmasaydı, zenginlik bilinmezdi. Hastalık olmasaydı sıhhatin kıymeti anlaşılmaz, şükür kapısı kapanırdı.

 

 

 

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-200

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-200

Ders: 3. Söz İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *Allah ya..Allah’tan gelen şey nasıl olur,

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-199

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-199

Ders: Mesnevi-yi Nuriye, Katre’nin Hatimesi İzah: Prof. Dr. Alaaddin Başar *Üstad, İslam âl

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-198

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-198

Ders: Asa-yı Musa(s. 106) İzah: Prof. Dr. Şener Dilek İzah Edilen Kısım: Sonra o mütefekkir

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-197

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-197

Ders: Mesnevi-yi Nuriye, Katre risalesi, s. 69 İzah: Prof. Dr. Şener Dilek İzah edilen kısım:

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-196

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-196

Ders: 11. Söz İzah: Prof. Dr. Şener Dilek *Sanattaki letafeti, ilimdeki derinliği, tezyinattak

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-195

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-195

Ders: Hutbe-i Şamiye(s. 19) İzah: Prof. Dr. Şener Dilek İzah edilen kısım: “İstikbal yaln

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-194

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-194

Ders: 33. Söz, 23. Pencere İzah: Prof. Dr. Şener Dilek Not: Bu ders, İstanbul Yüzevler’de,

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-193

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-193

Ders: 14. Lem’a, İkinci Makam İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *“Kâinat sîmasında, arz

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-192

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-192

Ders: 17. Lem’a, 13. Nota İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *Cenab-ı Hak bizi kul olarak yar

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-191

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-191

Ders: Şualar(13. Şua,) s: 307 İzah: Prof. Dr. Şener Dilek İzah edilen kısım: “Bugün, bü

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-190

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-190

Ders: 14. Lem'anın İkinci Makamı İzah: Prof. Dr. Alaaddin Başar *“Besmelenin rahmet noktas

Sakın israf etmeyin, çünkü Allah israf edenleri sevmez.

En'âm, 141

GÜNÜN HADİSİ

SABAH İLE YATSI NAMAZLARINI CEMÂATLE KILMANIN FAZÎLETİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ

Münâfıklara sabah ile yatsı (cemâat) namazlarından daha ağır hiç bir namaz yoktur. (Halbuki) bu iki namaz(ın cemâatin)de olan (ecir ve fazîlet)i bilseler emekliye, emekliye (sürtüne, sürtüne) de olsa onlara gel(ip hâzır ol)urlardı. (Ebû Hüreyre)

TARİHTE BU HAFTA

*Elmalılı Hamdi Yazır'ın Vefatı(27 Mayıs 1942) *İstanbul'un Fethi'nin 550. yıl dönümü(29 Mayıs 1453) *Ayasofya'da ilk Cuma Namazı kılındı.(1 Haziran 1453)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI