Cevaplar.Org

ŞABAN AKDAĞ AĞABEY (VAHŞİ ŞABAN)

Şaban Ağabey’i Isparta’da Kâtip Osman Ağabey, Tenekeci Mehmet Ağabey, Terzi Mehmet Ağabey, Mustafa Gül Ağabey ve Üstad’ın hayattaki diğer talebeleri varken pek görmüyorduk. Demek ki o zaman kendisinden saffı evvel olanlar varken kendisini gizleyen bir ağabeydi. O zamanlar Bayram Yüksel Ağabey Isparta’ya gelenleri yukarıda adları geçen ağabeylere yönlendirir ve onları ziyaret ettirirdi.


İbrahim Köse

ibrahimkose60@gmail.com

2013-04-15 04:44:07

Şaban Ağabey'i Isparta'da Kâtip Osman Ağabey, Tenekeci Mehmet Ağabey, Terzi Mehmet Ağabey, Mustafa Gül Ağabey ve Üstad'ın hayattaki diğer talebeleri varken pek görmüyorduk. Demek ki o zaman kendisinden saffı evvel olanlar varken kendisini gizleyen bir ağabeydi. O zamanlar Bayram Yüksel Ağabey Isparta'ya gelenleri yukarıda adları geçen ağabeylere yönlendirir ve onları ziyaret ettirirdi.  

O ağabeylerin Üstadla ilgili hatıraları bir başkaydı. Bir defasında bizleri doksan yaşını aşmış Kâtip Osman Ağabey'i ziyarete gönderdi. Ağabey'i evinde ziyaret ettiğimizde gördük ki, ağabey gelenlerle konuşamayacak kadar zorluk çekiyor. Yine de bize lahikalarda geçen kendisine ait mektubun muhtevasını ve o mektupta anlatılan rüyayı açıkladı. Hatırlayabildiğimiz kadarıyla Üstad o rüyanın anlatıldığı mektupta Risale-i Nur'un sadece okunduğu zamandaki insanlara ve gelecekteki insanlara değil, aynı zamanda onu okuyanların geçmişlerine de fayda getireceğini açıklıyordu.

İşte ne zaman ki Üstad'ın kâtipleri ve ilk talebeleri dünyadan elini ayağını çekip gitti, işte o zamana Şaban Ağabey görünür oldu. O zamana kadar sadece Bozanönü köyündeki dershanesinde hizmet eden Şaban Ağabey, Bayram Ağabey'in de tavsiyesi üzerine hem Isparta'ya gelip hatıra anlatmaya başladı, hem de Isparta'ya gelenler onun köyüne giderek onun hatıralarını dinlediler ve onun öncülüğünde açılan köydeki dershaneyi ziyaret ettiler.

Tam bir Anadolu efendisi olan ağabey, ne yaptığının gayet farkında şuurlu bir dil kullanarak Üstad'tan hatıralar anlatırdı. Onun anlattığı hatıraların çoğu diğer ağabeylerin kabullenip de pek üzerinde durmadıkları ya da anlatmak için zamanını bekledikleri hatıralar olmasına rağmen Şaban Ağabey biraz da Üstad'ın kendisine verdiği "Vahşi" sıfatını kullanarak bu hatıraları söylemeye çekinmezdi.

Mesela hatırasının birinde, Üstad Barla'da Şamlı Hafız Tevfik Ağabey'e risale yazdırırken, Tevfik Ağabey'in Üstad'ın sesinin geldiğini ancak kendisinin görünmez olduğunu, bu duruma çok hayret ettiğini, ancak Üstad'ın görünür olduktan sonra ona susmasını ve yazıya devam etmesini, söylediğini" anlatmıştı.

Şaban Ağabey"in bilhassa bu türden hatıraları çoktu. Bunun için olacak ki bilhassa gençler onun hem üslubuna hem de anlattıklarına bayılırlardı.

Isparta'da mübarek bir Ramazan gecesiydi. Yatsıdan sonra büyük dershanede dersler yapılmış, çaylar içilmiş, Cevşen okunmuş ve vakit gece yarısını geçmiş, sahur vaktine girmişti. Kimisinin uykusu gelmiş, kimisinin, karnı acıkmıştı. O saate kadar hiç ortalıkta görülmeyen Şaban Ağabey bir anda büyük salonun kapısında görünerek adeta kıyamet kopardı. Habire iki elini sallayıp "gelin, gelin" diye bağırarak herkesi yerinden kaldırıp, kendisine doğru koşturdu. Uykusu gelenler uyandı, acıkanlar ümitlendi, herkes ayaklandı. İşte o zaman Şaban Ağabey, "vahşiliğini!" göstererek salonun ortasına doğru sofra bezlerini atarak "bunları açın" diye bağırdı. Mesele anlaşılmıştı. Hemen sofra bezleri açıldı ve üzerine yazın Bozanönünde büyüyen ve değirmene giden unlardan yapılan hamurun bu akşamdan beri koca kazanlardaki yağlarda kızartılıp bu geceye hazırlanan bişiler servis edildi. Hem milletin uykusunu kaçırdı, hem de millet karnını doyurdu. İşte Şaban Ağabey'in vahşiliği böyleydi. Can kurban böyle vahşiliğe değil mi?

Asıl Şaban Ağabey'in bir hatırası var ki hizmette bir ömre değer bir hatıradır. O hatırayı ağabey ne zaman anlatsa sanki bulunduğumuz mekâna Üstad geliyormuş gibi oluruz. O hatıra aynı zamanda dershanenin önemini en güzel şekilde anlatan bir hatıradır. Hem de hayatını hizmete vakfeden fedakârların da yapmaları gereken ilk iştir. Belki de en önemli iştir. Bu hatırayı Ağabey, şu anda Isparta'da bulunan ve müze haline getirilen, yanında da Üstad'ın arabasının bulunduğu iki katlı dershanede anlatmıştı:

- Bir gün Üstad beni bu dershanede nöbetçi bırakarak, kendisi gelinceye kadar da buradan ayrılmamamı tembihleyerek, arabayla çıkıp bir yere gitti. O zaman benim de çok önemli bir işim vardı. Kısa zamanda gidip gelebilirdim. "Nasıl olsa Üstad uzun zaman gelmez, zaten dershaneye de gidip gelen kimse yok" diyerek, o, dershaneden çıkıp köşeyi dönünce, ben de birkaç dakika sonra dershaneden ayrıldım. Üstad daha şehri çıkmadan adeta benim dershaneden ayrıldığımı görmüş gibi hemen şoförüne geri dönmeyi emretmiş. Dershaneye gelince benim dershaneden ayrıldığımı ve dershanenin kapalı olduğunu görmüş. Bu duruma çok üzülen Üstad hemen arkamdan adam gönderip beni istetmiş. Bana haber getiren ağabeyi görüce bütün sıcak sular başımdan aşağı döküldü. Çok kötü yakalanmıştım. Şimdi Üstad'ın bana nasıl kızacağını ve beni hizmetten nasıl kovacağını düşünüyordum. İşte o an Üstad'ın yüzüne bakacak yüzüm kalmamıştı. Fakat emre riayet edip hemen Üstad'ın yanına dershaneye döndüm. Üstad bana: "Bir nur dershanesinin kapısının kapatılmaması gerektiğini, bu dershanelerin bu zamanda her gün açık olarak hizmet-i Kur'aniye ve hizmet-i Nuriye için hazır tutulması icap ettiğini" uzun uzun anlattı. Sonra beni bir daha nöbetçi bırakarak dershaneden ayrıldı. Ben artık dershaneden ayrılır mıyım hiç? O gün bu gündür "Nur Dershaneleri"nin hiçbir zaman kapatılamayacağını ve günün yirmi dört saatinde hizmete hazır halde bulundurulması gerektiğini anladım."

Şaban Ağabey'in hizmette en önemli vasıflarından biri de "Isparta Mevlidi"ne ve Isparta'yı ziyarete gelenlere sahip çıkmasıdır. Ağabey, onlarca yüzlerce misafiri evinde ve köyünde defalarca ağırlamıştır. Bayram Ağabey, Isparta'ya gelen kalabalık misafir topluluklarını önce Isparta içindeki dershanelere ve evlere taksim eder, sonra da kalanları en yakın köylere gönderirdi. İşte bu en yakın köylerden biri de Şaban Ağabey'in Bozanönü köyüydü. Bu köy bu vesile ile yurdun her tarafından gelen nur talebelerine ev sahipliği yapmış bir köydür. Allah hem Şaban Ağabey'in hem de bütün o köy halkının hizmetlerini kabul etsin ve onlardan razı olsun.

Şaban Ağabey, kendini herkesten gizleyen, ama herkese hizmet eden Üstad'tan kalma yadigâr bir nur talebesidir. Isparta'ya gidince onu hemen bulamazsınız. Çünkü O, Isparta'nın gül bahçelerinde açan nur çiçeklerine karıştığı için, onu ancak Isparta ovasındaki gül bahçelerinin birinde sade, sakin, sessiz, ihlâslı açmış mütevazı bir gül olarak Bozanönü'nde medfun olarak bulabilirsiniz. Allah rahmet eylesin. Âmin.

1-O, ilk önce Hüsrev Ağabey'in hizmetinde bulunan bir Ispartalıydı.

2-Sonra Üstad'ın hizmetinde bulundu.

3-Daha sonra hem yazarak hem okuyarak Nur'lara hizmet etti.

4-Üstad'ın buyurduğu hizmetlere koştu.

5-Dershaneleri bekledi.

6-Hizmet için yollara düştü.

7-Hizmette misafir ağırladı.

8-Üstadla ve hizmetle ilgili hatıralarıyla herkesi şaşırttı.

9-Hatıra anlatırken üslubuyla ve esprileriyle herkesi güldürdü.

10-Türkiye'yi pek dolaşmadı.

11-Evini ve köyünü Hizmet-i Nuriye'nin bir merkezi yaptı.

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

MAHVİYET KUBBESİ ALTINDA BİR “UMMAN”

MAHVİYET KUBBESİ ALTINDA BİR  “UMMAN”

Kitaplar, insanların ufuklarını açmada ve terakki hususunda hayatın temel unsurlarındandır. F

HACI KEMAL BOYNUKALIN AĞABEY

HACI KEMAL BOYNUKALIN AĞABEY

İsmi gibi cismi de kâmildi, güzel ahlakın kemalinde bulunuyordu. Mütebessim bir çehreye sahipt

KIRKINCI HOCAM’I BÖYLE TANIDIM

KIRKINCI HOCAM’I BÖYLE TANIDIM

Kıymetli ziyaretçilerimiz, Şubat ayında Rahmet-i Rahmana uğurladığımız Mehmed Kırkıncı H

HOCAMIN CENAZESİ BAŞINDA

HOCAMIN CENAZESİ BAŞINDA

Doksan sene bereketli bir ömür yaşayan, Ümmet-i Muhammed’in dirayetli bir allamesi, nur cemaat

KIRKINCI HOCAM, HACI İSHAK ABİ VE TESBİH OLAYI

KIRKINCI HOCAM, HACI İSHAK ABİ VE TESBİH OLAYI

Yıl 1982. Mayıs'ın sonları. Erzurum İmam-Hatip Lisesinde öğretmenim. 6 yaşlarında ciğerpar

AHİR ZAMANDA İLİM, ÂLİM VE MEHMET KIRKINCI HOCAM

AHİR ZAMANDA İLİM, ÂLİM VE MEHMET KIRKINCI HOCAM

Rasulullah Efendimiz buyurmuş: “Ahir zamanda ilim kalkacak, cehalet hâkim olacaktır.”(Bkz.

MEHMED KIRKINCI HOCAEFENDİ

MEHMED KIRKINCI HOCAEFENDİ

Nam-ı diğer Kırkıncı Hoca… Kırkıncı Hoca, ilmî cesaret, münazara, cihat, Risale-i Nur ve

MEHMED KIRKINCI HOCA KİMDİR?

MEHMED KIRKINCI HOCA KİMDİR?

Tam kırk altı sene evvel haftalık “İttihad” gazetesinde neşredilen bu yazı, merhum Mustafa

KIRKINCI HOCAMIZI YÂD EDERKEN

KIRKINCI HOCAMIZI YÂD EDERKEN

Geçtiğimiz Çarşamba günü büyük bir âlimimizin vefatıyla sarsıldık. “Şarkın bilgesi

SAİD ÖZDEMİR AĞABEY’DE HAKİKAT ARAYIŞI

SAİD ÖZDEMİR AĞABEY’DE HAKİKAT ARAYIŞI

Said Özdemir Ağabey… Nam-ı diğer Tillolu Said… Hayatını Kur’an’a ve imana vakfeden bir

HINISLI FAHRETTİN HOCA

HINISLI FAHRETTİN HOCA

Fahrettin hoca, iyi bir Arapça eğitimi almış, âlim ve fazıl bir zattır. Uzun yıllar Hınıs

İyiliğin karşılığı, iyilikten başka bir şey midir?

Rahman, 60

GÜNÜN HADİSİ

Mü'minin sezgisinden sakının, çünkü o Allah'ın nuruyla bakar.

Taberani

TARİHTE BU HAFTA

*Çanakkale'de Kirte Zaferi(28.04.1915) *Gazneli Mahmud'un vefatı(30.04.1090) *Cezzar Ahmet Paşa Akka'da Napolyon'u püskürttü.(2.05.1799) *Fatih Sultan Mehmed'in vefatı(3.05.1481) *Hâlid bin Zeyd Ebû Eyyûb Ensari'nin vefatı (4.05.677)(İ.hatip takvimi)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI