Cevaplar.Org 1xbet para cekmeimplant dis fiyatlari

İMAM EBU HANİFE-HAYATI VE ŞAHSİYETİ-5

II. GÜNDELİK YAŞAYIŞI İmam Ebû Hanîfe bir sözünde:“[İlmiyle amel eden] ulemanın yaşantısının ve güzel ahvalinin nakledilmesi bana Fıkh’ın pek çok bahsinden daha sevimli gelir.


Ali Pekcan

alipekcan65@hotmail.com

2013-04-15 04:40:55

II. GÜNDELİK YAŞAYIŞI

İmam Ebû Hanîfe bir sözünde:

موقلا بادآ انهلأ، هقفلا نم يرثك نم َّليإ ُّبحأ مهنسامح و ءاملعلا نع تاياكلحا : ةفينح وبأ لاق

"[İlmiyle amel eden] ulemanın yaşantısının ve güzel ahvalinin nakledilmesi bana Fıkh'ın pek çok bahsinden daha sevimli gelir. Çünkü bu nakillerde onların adabı anlatılmaktadır"(84) diyerek salih kimselere olan muhabbetini dile getirmiştir. Biz de onun bu sözünden ve " ةحمرلا لنزت ينلحاصلا ركذ دنع " 'Salihlerin anıldığı yere rahmet iner'(85) veciz sözünden hareketle, onun ahiret odaklı yönüne dikkat çekmek, onun yaşantısından satırlara yansıyan bazı bölümleri ilim erbabıyla paylaşmak istiyoruz.

A-İBADET HAYATI

İslamiyet'e göre, bilgi amel için elde edilir. Toplumun ileri gelenleri, özellikle de ilim adamları ve fakihler söyledikleriyle amel etmelidirler. Fıkıh ilmiyle meşgul olanlar söz, fetva ve içtihatlarıyla gündelik hayatlarında sergiledikleri davranışlar arasında tutarlılık bulunmasına özellikle dikkat etmelidir. Zira ulema ve fukaha, toplumun bir bakıma aynası durumundadır. Dolayısıyla fakihler topluma yön veren, onları şekillendiren, davranışlarıyla diğer insanlara yol gösteren durumundadırlar.(86)

İmam Ebu Hanife'nin biyografisine yer veren bütün kaynaklar, onun düzenli ve yoğun bir ibadet hayatı olduğunda müttefiktirler.(87) Hadis Hafızı Zehebi (v.748/1347), bu hususun tevaturle sabit olduğunu kaydeder.(88) Hafız İbn Receb (v.795/1393) de ünlü eseri Letaif'te selef-i salihin'in ibadet ve taatlerinden bahsederken, ilmiyle amil olması bakımından İmam Ebu Hanife'den övgüyle bahseder.(89) Hafız İbn Kesir (v.774/1372) de aynı yönde açıklama yapar.(90) Yezid b. Kumeyt anlatıyor:

"Bir gün İmam Ebu Hanife sahip olduğu dükkâna geldi. Orada çalışan bir çırak rengarenk kumaşları İmam'ın önüne açtı. Bu sırada (kumaşların çeşitliliğinden etkilenmiş olacak ki, içini çekerek) "Allah'ım senden cenneti istiyoruz!" dedi. Ebu Hanife bunu duyunca ağlamaya başladı, başını önüne eğdi, ardından derhal dükkânın kapatılmasını istedi. Hızlıca başını örttü (Sonra da evine gitti). Ertesi gün olunca ben yanına gittim. Bana:

"Ey dostum, biz ne kadar cüretliyiz! Birimiz Allah'tan cenneti istiyor! Hâlbuki Yüce Allah cenneti kendisinden razı olduklarına vereceğini vaat etmiştir. Bizim gibiler de kalkıp ondan bizleri kolayca af etmesini istiyoruz!" diye hayıflandı.(91)

Çok ibadet ettiği yüzüne vururdu. İmam Cafer-i Sadık'ın oğlu Musa el-Kazım, bir defasında Ebu Hanife'nin yüzüne bakar, sen Numan olmalısın, der, O da, evet der, ben Numan'ım. Bunu nereden anladın? Diye sorar. O da: "Yüce Allah şöyle buyurmamış mıdır?

"Onlar, yüzlerindeki secde izleriyle tanınırlar!"(92)

1-Ebu Hanîfe, Namaza Çok Önem Verirdi.

İmam Ebu Hanife, sıradan halk bir âlimi nasıl değerlendiriyorsa, âlimin ona uygun davranmasını gerekli görmektedir. Onun bütün geceyi ibadetle geçirmeyi adet haline getirdiği olayı İmam Ebu Yusuf şöyle anlatıyor:

"Bir keresinde Ebu Hanife ile birlikte yürüyorduk. Yanından geçtiğimiz gruptan birisi arkadaşına dönüp şöyle dedi: 'Bu Ebu Hanife'dir, geceleri hiç uyumaz.' Bunun üzerine Ebu Hanife bana dönerek: 'Allah'a yemin ederim ki, yapmadığım bir şey söylenmiyor' dedi. Ebu Yusuf devamla "Kendisi namaz, tazarru ve dua ile butun geceyi ihya ederdi" diye eklemiştir.(93)

Hizmetçisinin anlattığına göre, kendisini tanıdığından beri bir gece olsun yanını yere koymadığını söyler. Onun uyku zamanı yaz mevsiminde öğle ile ikindi arası, kış mevsiminde ise gecenin başlangıç bölümleri olduğunu belirtir.(94) Nitekim Ebû'l-Cüveyriye şöyle demiştir: "Ebû Hanîfe ile altı ay beraber kaldım. Bir gece olsun yanını yere koyup uzandığını görmedim"(95) İmam Ebû Hanîfe, çok namaz kılmasından, bu esnada çokça ayakta durmasından ötürü kendisine 'el-veted' ya da 'vetedü'l-leyl' (gece kazığı-direği) denmişti.(96)

İmam Ahmed b. Hanbel (v.241/855)'in yanında birisi: "Eh, Ebû Hanîfe'nin de ilimde (şöyle böyle) bir yeri var!" şeklinde konuşmuştu. İmam Ahmed adamı azarlarcasına şöyle dedi: "Sübhanallah! Bu nasıl söz. İlim, verâ', zühd ve ahireti dünyaya tercihte onun mevkiine yetişen kimse olmamıştır"(97)

İmam Şâfiî'nin hocası Vekî' b. el-Cerrâh (v.197/812) İmam Ebû Hanîfe'den daha güzel namaz kılan, ondan daha fakih birini hiç görmedim, demiş, onun namazdaki huşuuna dikkat çekmiştir.(98) Meşhur muhaddis ve fakih Süfyân b. 'Uyeyne (v.198/814), "Bizim zamanımızda Mekke'ye Ebû Hanîfe'den daha fazla namaz kılan birisi gelmemiştir!" demiştir.(99)

2-Kırk yıl yatsı abdestiyle sabah namazı kılması meselesi:

Şâfiî mezhebinin önde gelen otoritelerinden İbn Hacer el-Heytemî (v.973/1566), İmam Ebû Hanîfe'nin bu hasletinin yadırganacak bir durum olmadığını, hatta O'nun bu özelliğiyle komşularını bile derinden etkilediğini belirtir. Öte yandan bu yöndeki haberlerin tevatür derecesine ulaştığını, bu haberlerin sahih kaynaklarda yer aldığını söyler.(100)

Abdülhayy el-Lüknevî (v.1304/1886) de bu konudaki rivayetleri toplamış, bu hasletin sadece ona has bir özellik olmayıp, bu sıfatıyla meşhur birçok selef âlim ve fakihinin bulunduğunu söylemiştir.(101)

Hanefi mezhebi hakkında, özellikle de bu mezhebin İmamı olan Ebu Hanife ile ilgili aleyhte rivayetlere de yer veren Hatib el-Bağdadi kendisini şöyle demekten alamamıştır;

"Ebu Hanife bilindiği kadarıyla, kırk yıl boyunca bütün sabah namazlarını yatsı abdestiyle kıldı. Kur'an'ı her gece seher vaktinde bir rekatta hatmederdi.(102) Geceleri onun ağlama seslerini komşuları duyar kendisine acırlardı."(103)

İmam Ebu Yusuf ta bu duruma şahit olduğunu soylemektedir.(104)

Ünlü mutasavvıf Suhreverdi, bu davranışın İmam Ebu Hanife'nin yanı sıra aralarında Said b. el-Museyyib (v.94/712), Fudayl b. 'Iyaz (v.187/803), Vuheyb b. el-Verd (v.153/770), Ebu Suleyman ed-Darani (v.215/831), Ali b. Bekkar (v.207/822), Habib el-'Acemi (v.130/747), Kehmes b. Minhal (v.149/766), Ebu Hazim (v.140/757), Muhammed b. el-Munkedir (v.130/748) gibi zatlarında içinde bulunduğu kırk kadar Tabiin'in de hasleti olduğunu Ebu Talib el-Mekki (v.386/996)'nin 'Kutu'l-Kulub' adlı eserinden naklen zikretmektedir.(105) Dolayısıyla bu güzel ve değerli davranış sadece ona özgü bir vasıf değildi. Harice b. Mus'ab'ın naklettiğine gore İmam Ebu Hanife'nin yanı sıra Hz. Osman (v.35/665), Temim ed-Dari (v.40/660), Said b. Cubeyr (v.95/714) gibi zatlar da böyle yapardı.(106) İmam Ebu Yusuf da hocası İmam Ebu Hanife'nin her gece Kur'an'ı bir rekâtta hatmettiğini belirtir.(107)

Ebu Abdirrahman el-Mukri' bir muhatabına şöyle dediği nakledilir: "Ebu Hanife'yi namaz kılarken görseydin, bütün düşüncesinin sadece namaz kılmak olduğuna inanırdın."(108) Abdullah b. el-Mubarek, Ebu Hanife'nin, abdestini bir gün boyunca tuttuğunu, hatta bir abdestle beş vakit namazı kıldığını nakleder.(109)

3-Orucu-Haccı-Kur'ân'ı Tilaveti:

Ünlü Hanbeli bilgini İbn Receb el-Hanbeli (v.795/1393), Ebu Hanife'nin Ramazan ayında, namazlarda okudukları dışında, günde iki olmak üzere altmış hatim yaptığını zikreder.(110) İmam Ebu Hanife'nin önde gelen ashabından birisi olan Ebu Muti' el-Belhi (v.198/813): "Hacc zamanında geceleri tavaf etmek amacıyla her ne zaman hareme gittimse orada mutlaka Ebu Hanife ile Sufyan-ı Sevri'yi birlikte tavaf eder bulurdum"(111) demektedir.

Ebu Hanife'nin önde gelen dost ve arkadaşlarından Harice b. Mus'ab es-Serahsi Ka'be-i Muazzama içerisinde Kur'an'ı Kerim'i hatmeden dört kişi arasında Ebu Hanife'nin de bulunduğunu zikretmiştir.(112) Büyük hadis otoritesi Hafız Yusuf el-Mizzi (v.742/1342)'nin belirttiğine göre, İmam Ebu Hanife bütün hayatı boyunca 70 bin defa Kur'an'ın hatmetmiştir.(113)

Ebu Hanife fıkhı, "insanın lehinde ve aleyhinde olacak şeyleri bilmesi"(114) şeklinde anlamış ve dinin insan hayatının ayrılmaz bir parçası olduğunu verdiği son derece anlamlı ve isabetli fetvalarla ortaya koymuştu. Donemin önde gelen âlimleri kendisine hacla ilgili sorular yöneltirler, ilgili ahkamın yazılarak kendilerine verilmesini isterlerdi. Bir gün Sufyan es-Sevri'nin yanına bir adam geldi ve ona hacla ilgili bir konuda sorular yöneltti. O da kendi cevabını verdi. Adam 'Ebu Hanife bu hususta şöyle şöyle demişti ama!" deyince, "Aslında cevap Ebu Hanife'nin verdiği gibidir! Kim bunun aksini söyleyebilir ki?" dedi. İmam Ebu Yusuf devamla, "Sufyan-ı Sevri'nin Ebu Hanife'ye fıkhi görüşlerindeki muvafakati benimkinden daha fazladır" derdi.(115)

Rivayete göre 55 defa hac yapmıştı.(116) İmam Ebu Hanife bu yolculuklarda hac için gelen ilim ve takva sahipleriyle görüşür. İlmi konularda görüş alış verişinde bulunurdu. Birkaç hac yolculuğu esnasında İmam Malik ile görüşmüş, onunla fıkhi konularda müzakerelerde bulunmuştur.(117)

Bir defasında hadisçilerin önderi A'meş (v.148/765) hacca gitmeye niyet etmişti. Sonra yola cıktı. Hire'ye vardıklarında yol arkadaşı Ali b. Mushir (v.168/784)'e: "Ebu Hanife'ye kadar git. Ondan rica et de bize hacc ahkâmını yazıversin!" demiştir.(118) Hammad b. Zeyd (v.179/795) derki: "Hacca gitmek istiyordum. Kendisine veda etmek üzere Ebu Eyyub es-Sahtiyani (v.131/749)'nin yanına gittim. Bana: "Duyduğuma göre, Kufe halkının fakihi Ebu Hanife de hacca gidiyormuş, benden ona selam söyle" demiştir.(119)

Dipnotlar 

84-İbn Abdilberr, Ebu Omer Yusuf (v.463/1070), Camiu Beyani'l-İlm ve Fadlih, thk. Ubey el-Eşbal ez-Zuheyri, Riyad 1993, s.509; Ayrıca bkz. Hocamızın hocası Muhaddisu'l-Asr Abdulfettah Ebu Ğudde (rh.a.)'in, el-Haris el-Muhasibi'nin Risaletu'l-Musterşidin'ine yazdığı takdim yazısı, Beyrut/Kahire 2000, Daru's-Selam, s.12, 13. İmam Ebu Hanife'nin bu sozu şu ayetlerden mulhemdir:

}كداؤف هب تبثن ام لسرلا ءابنأ نم كيلع صقن ًلاكو {(Hud, 120); } بابللأا ليولأ ةبرع مهصصق في ناك دقل { (Yusuf, 111),

85- Bu söz Sufyan b. 'Uyeyne'ye nispet edilir. Bkz. Ebu Nuaym, Hilyetu'l-Evliya, Beyrut 1405, VII/285; İbnu-l-Cevzi (v.597/1200), Sıfatu's-Safve, thk. Muhammed Ravvas Kal'aci-Mahmut Fahuri, Beyrut 1979, I/45; Hafız 'Iraki (v.806/1404) İhya tahricinde bu sözün merfu bir hadis olarak Rasulullah (s.a.v.)'a nispetinin bulunmadığını söyler. Bkz. Ğazzali, İhyau Ulumiddin, Beyrut ts., II/231.

86-Bilgin, Vecdi, Fakih ve Toplum, İstanbul 2003, s.17 vd.

87- Uveyza, Kâmil M. Muhammed, el-İmâm Ebû Hanife, Dâru'l-Kütübi'l-İlmiyye, Beyrut 1992, s.116 vd.

88- Bkz. İbn Hallikân, Şemsüddîn (v.681/1282), Vefeyâtü'l-A'yân, thk. İhsan Abbas, Beyrut 1977, IV/107; Zehebî, Menâkıb, s.20 vd.

89- Bkz. İbn Receb, Zeynüddîn Ebûlferec (v.795/1393), Letâifü'l-Meârif fîmâ Limevâsimi'l-Âmi mine'l-Vezâif, thk. Yasin M. es-Sevvâs, Beyrut 1996, s.180.

90- İbn Kesîr, el-Bidâye ve'n-Nihâye, IX/413. vd.

91 -Zehebî, Menâkıb, s.23.

92-Mekkî, Menâkıb, s.232.

93- Bu meşhur hikâye birçok kaynakta geçmektedir. Örnek olarak bkz. Sibtu İbni'l-Cevzî (v.654/1256), el-İntisâr ve't-Tercîh lil'l-Mezhebi's-Sahîh [el-Fıkhu ve Usûlü'l-Fıkh min A'm'ali'l-İmâm Muhammed Zâhid el-Kevserî adlı eser101icerisinde], nşr. Muhammed Zahid el-Kevseri, Beyrut 2004, s.458, Zehebi, Siyeru A'lami'n-Nubela, 6/399; Suyuti, Tebyizu's-Sahife fi Menakıbi'l-İmam Ebi Hanife, s.105 vd.

94 -Zehebi, a.g.e., s.21; Heysemi, el-Hayratu'l-Hısan, s.40.

95- Ebu Nuaym, Musned-i Ebi Hanife, s.21; Zehebi, Menakıb, s 21-22.

96- Nevevi, Tehzibu'l-Esma ve'l-Luğat, II/220;Vasıti, Mecmau'l-Ahbab, III/339; Zehebi, a.g.e., s.21.

97- Zehebi, a.g.e., s 43.

98 -Bkz. Vasıti, Mecmau'l-Ahbab, III/338.

99 -Vasıti, Mecmau'l-Ahbab, III/339.

100- Bkz. Nevevi, Tehzibu'l-Esma ve'l-Luğat, II/220; İbn Kesir, el-Bidaye ve'n-Nihaye, IX/413; Heysemi, el-Hayratu'l-Hısan, s.40. Zehebi, Menakıb, s 21-22; A. muellif, Siyeru 'Alami'n-Nubela, VI/399; Bu rivayet bizim ulaştığımız kaynakların hemen hemen tamamında yer bulmaktadır. Biz burada bunların hepsini saymayacağız. Zaten buna gerek de yoktur. Zira bizlerin hayatının İmam Ebu Hanife ve benzeri selef âlimlerinin bu güzel hasletlerinden oldukça uzak durumda olduğu hususu bir yanılsama değil maalesef gerçek bir durumdur. Zira sekuler yaşamın iliklerimize kadar işlediği son yüzyılda, hem maddi hem de manevi hayatımızda tam bir savrulma yaşamaktayız. Bundan dolayı bu tur haberler ve rivayetler biz acizu nacizlere sanki bir efsane, mitolojik bir hikâye gibi geliyor. Şurası bir gerçektir ki bu tür rivayetlerin içerisinde sunuş bicimi ve üslubu bakımından kimi mübalağa içeren ifadeler varsa da, bunların varlığı söz konusu meselenin özünü ve olgusal gerçekliğini asla değiştirmemektedir. İbn Hacer el-Askalani, bu tur haberleri asılsız ve abartılı görenlere İbn Davud el-Hureybi (v.211/826)'nin ya hasetci ya da cahil oldukları şeklindeki tespitiyle cevap vermektedir. Bkz. İbn Hacer, Tehzibu't-Tehzib, X/451. Hafız Zehebi, bu rivayeti tenkit etmeksizin her iki eserine de almıştır. Bir hadis otoritesi ve hadis sarrafı olan İmam Zehebi, rivayette herhangi bir kusur olsaydı, bu kusurları hiçbir kimsenin levminden ve konumundan çekinmeden dile getirirdi. Zehebi, Menakıb, s 21-22.

101- Bkz. Luknevi, Abdulhayy (v.1304/1886), İkametu'l-Hucce ala enne'l-İksare fi't-Te'abbudi leyse bi Bid'a, thk. Abdulfettâh Ebû Ğudde, Kahire 1999, s.75 vd.

102- Bir başka rivayette Abdullah b. el-Mübarek, geceleyin iki rekâtta bir hatim yaptığını söyler. Bkz. Sibtu İbni'l-Cevzî, el-İntisâr ve't-Tercîh lil'l-Mezhebi's-Sahîh, s.459. Ayrıca bkz. Vâsıtî, Mecmau'l-Ahbâb, III/339. Zehebî de bu haberin iki ayrı tarikten geldiğini tenkitsiz nakleder. Zehebî, Siyeru A'lâmi'n-Nübelâ, 6/399.

103- Nevevî, Tehzîbü'l-Esmâ ve'l-Lüğât, II/220; Zehebî, a.g.e., s.23, 24.

104-Bkz. Heysemî, el-Hayrâtü'l-Hısân, s.40

105- Bkz. Sühreverdî, Şihâbüddin (v.632/1234), 'Avârifü'l-Meârif, [Tasavvufun Esasları], ç. İrfan Gündüz-H. Kamil Yılmaz, 1990, s.465.

106- Sibtu İbni'l-Cevzî, a.g.e., s.458.

107 -Vâsıtî, Mecmau'l-Ahbâb, III/339; Zehebî, a.g.e., s.21.

108 -Zehebî, a.g.e., s.21.

109 -Nevevî, Tehzîbü'l-Esmâ ve'l-Lüğât, II/220; Zehebî, a.g.e., s.24.

110 -İbn Receb, Letâifü'l-Meârif, s.318.

111 -Heysemî, el-Hayrâtü'l-Hısân, s.50; Süyûtî, Tebyîzu's-Sahîfe fî Menâkıbi'l-İmâm Ebî Hanife, s.106. Mizzî, Tehzîbü'l-Kemâl, 29/436; Heysemî, a.g.e., s.51.

113 -Bkz. Mizzî, a.g.e., Tehzîbü'l-Kemâl, 29/434.

114- Bkz. İbn Nüceym, Zeynüddîn b. İbrahim (v.920/1514), el-Bahru'r-Râik Şerhu Kenzi'd-Dekâik, thk. Ahmed Azv 'Inâye ed-Dımeşkî, Beyrut 2002 (Dâruİhyâi't-Türâsi'l-'Arabî), I/16.

115 -İbn Abdilberr, el-İntikâ, s.197-198.

116 -Bkz. Mekkî, Menâkıb, s.321; Umerî, Ali Muhammed, el-Hılâf beyne Ebî Hanîfe ve Ashâbih, (Ezher'de kabul edilmiş doktora tezi, 1979.), Riyad 2002, s.41.

117 -Bkz. Pekcan, Ali, "İmam Muhammed'in Medine Ehli İle Yaptığı Fıkhî İçerikli Tartışmalarda İzlediği Diyalektik Yöntem Üzerine Bir Değerlendirme", [müellif'in makalelerini derlediği İslam Hukuk Teorisine Usûlî yaklaşımlar adlı eserin içerisinde, (Yediveren Yayınları) Konya 2009, s.53 vd. ]

118- İbn Abdilberr, Ebû Ömer Yusuf (v.463/1070), el-İntikâ fî Fezâili'l-Eimme es-Selâse el-Fukahâ, nşr. Abdülfettâh Ebû Gudde, Beyrut 1997, s.195.

119 -İbn Abdilberr, a.g.e., s.195; Kerderî, Menâkıbü Ebî Hanîfe, s.111.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir.

Al-i İmran, 115

GÜNÜN HADİSİ

Îmân altmış bu kadar şu'bedir. Hayâ da îmânın bir şu'besidir.

BUHARİ,KİTÂBÜ'L-ÎMÂN, EBU HUREYRE(r.a.)'dan

TARİHTE BU HAFTA

*Gençlik ve Spor Bayramı(19 Mayıs) *Gençlik Haftsı(19-25 Mayıs)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI