Cevaplar.Org

BAYRAM YÜKSEL ABİ

Muzaffer Aslan Ağabey’in ifadesiyle Üstad’tan sonra hizmette Zübeyr Ağabey, Zübeyr Ağabey’den sonra da Bayram Ağabey bilinirdi. Bilhassa Üstad’ın hizmetinin tavrını ve tarzını yıllarca onunla kalarak en yakından görmüş, öğrenmiş, yaşamış ağabeydi. Defalarca ziyaretine gitmiş, bazen de o, kaldığımız muhitteki dershaneye geldiği için görüşmüştük.


İbrahim Köse

ibrahimkose60@gmail.com

2013-04-01 18:25:14

Muzaffer Aslan Ağabey'in ifadesiyle Üstad'tan sonra hizmette Zübeyr Ağabey, Zübeyr Ağabey'den sonra da Bayram Ağabey bilinirdi. Bilhassa Üstad'ın hizmetinin tavrını ve tarzını yıllarca onunla kalarak en yakından görmüş, öğrenmiş, yaşamış ağabeydi. Defalarca ziyaretine gitmiş, bazen de o, kaldığımız muhitteki dershaneye geldiği için görüşmüştük.

Bayram Ağabey, cemaatin umumi toplantılarına ve çeşitli cemiyetlerine katılırdı. Bu türlü toplantılarda ve cemiyetlerde hep odak noktası olurdu. Herkes gelince ve dönünce onun elini öpmek isterdi. İl, bölge ve Türkiye meşveretlerinde herkes son söz olarak onu dinlemek isterdi. Az ve öz konuşurdu. Sözü uzatıp sağa sola çekmeden hemen o konudaki Üstad'ın görüşünü söylerdi.

Şahit olduğumuz bir Eskişehir bölge meşveretinde en önemli bir husus olan nisa hizmetleri meselesi görüşülürken çok celallenmiş: "Bu mesele şüyuu vukuundan beter bir meseledir" diyerek konuşmaya başlamıştı. "Sakın nisa hizmetlerinde bir yanlışlık yaparak davamıza ve kendimize leke sürdürmeyelim. Bir zaman Isparta'da birileri kız imam-hatip mektebinin kuruluşuyla çok ilgilenmiş, sonunda da kendi yuvasını yıkmıştı." diyerek tavrını koymuş, orada bulunan başta Sungur Ağabey olarak, Sadık Çalışkan Ağabey, Muzaffer Aslan Ağabey, Plakacı Mehmet Ali Ağabey (Bu zatların hepsi Üstad'ın ya talebesi ya da onu görmüş ağabeylerdi.) Bütün bu ağabeyler susarak ona katıldıklarını ifade etmişlerdi.

Karar da bu doğrultuda alınmıştı: "Kadın hizmetleri meselesi, yanlışlık yapıldığında şüyuu vukuundan beter bir mesele olduğu için, bu hizmetlere çok dikkat edilmeli, masraflı geziler, şaşaalı dershaneler yerine, fazla külfetli olmadan, müsait evlerde veya evlere yakın müsait yerlerde dikkatlice yapılmalıdır."

28 Şubat kararlarının uygulandığı günlerdi. Öğrencilerle Isparta'ya bir gezi düzenlemiştik. Büyük dershanede bulunurken, Bayram Ağabey de bir odada sohbet ediyordu. Biz de yanına girdik. Bir müddet dinledikten sonra konu dışına çıkmadan şu soruyu sorduk: "Ağabey, imam hatiplerin orta kısmı kapatılıyor, Kur'an Kursları bitiriliyor. Bu konularda neler düşünüyorsunuz?" Ağabey bu soruya şöyle cevap verdi: "Kardeşim, bizim görevimiz yeni dershaneler açmak, yeni hizmet merkezleri inşa etmektir. Barla'da büyük bir dershane inşaatı başlattık. Oraya gelen ziyaretçilerin kalacak yerleri yok. Sav'da büyük bir inşaat devam ediyor. Orası da çok önemli. Her gelen ziyaretçi orayı da ziyaret ediyor. Isparta'da da yeni dershaneler açılıyor. Biz bütün kuvvetimizle bu hizmetlere koşmalıyız. Dersleri ihmal etmemeliyiz. O dediğiniz konuları düşünen ve onlarla ilgilenen o kadar çok insan var ki bu dediğiniz meselelerle ilgilenmeyi onlara bırakıyoruz."

Bu defa ağabeye ikinci bir soru sorduk dedik ki: "Ağabey, bu devr-i istibdat ne zaman bitecek?" Ağabey bu soruya da şu cevabı verdi: "Kardeşim bizim işimiz hizmete devam etmektir. O istibdadı gün gelecek onların kendileri yıkacak. Bu iş bizim işimiz değil. Biz öyle şeylerle uğraşmayacağız. Bizim işimiz hizmettir. Gün gelecek onlar yaptıklarını yıkacaklar."

 

Bayram Ağabey bir defasında yine öğrencilerle gittiğimiz ziyaretinde çok ilginç şeylerden bahsetti. Barla'ya gittiğimizde yukarı mezarlıktaki Sıddık Süleyman Ağabey'in mezarının biraz ilerisinde mezarlığın bitimine yakın Barla Gölü'ne nazır olan mekânı Üstad'ın çok sevdiğini ve birçok zaman oraya oturarak risale tashih ettiğini anlattı. Orasının Üstad'ın makamı olduğunu ve hem o mezarlığı, hem o mezarlıktaki diğer ağabeylerin mezarlarını hem de orayı ziyaret etmemizi istedi. Biz de dediklerini aynen yaptık.

Ağabey'in bu anlattıklarını bir ara Bayram Ağabey'in çok zaman yol arkadaşı olan ve meşveretlere hep birlikte gittiği Simavlı Ömer Kalaycık Ağabey'e anlattım. O anlattıklarıma hayret etti ve "Ben bunca yıldır Ağabeyle beraberim bu anlattıklarını hiç duymadım." dedi.

Daha sonra yıllar geçtikten sonra Bayram Ağabey ve Ali Uçar Ağabey trafik kazasında Hakkın rahmetine ulaşınca cenazelerini Barla'ya getirip tam Bayram Ağabey'in bize anlattığı yere defnettiler. Şu anda Barla'da bulunan bu iki ağabey'in mezarının arasındaki bir mezarlık kadar olan boş alan işte Bayram Ağabey'in anlattığı, "Üstad'ın oturup kitap tashih ettiği makam"dır. Allah hepsinin yerini cennet eylesin ve bizleri onların şefaatine nail eylesin. Âmin.

Bir defasında Bayram Ağabey, Simav'a gelmişti. Onun birçok kez arkadaş olarak gezdiği kişi Simavlı Ömer Kalaycık Ağabey'di. Zaten Çoğu zaman birbirlerinden ayrılmazlardı. Cemaatin en bunalımlı zamanlarında Ömer Ağabey'in arabasıyla tüm Türkiye'yi defalarca dolaşmışlardı. Ömer Ağabey'i çok severdi, Ömer Ağabey de onu çok severdi.

Neyse Bayram Ağabey yine bir gün Simav'a gelmiş, Fatih Vakfı'nda derse katılmış ve hatıralarını anlatmıştı. Dershaneden çıkarken yanına gidip bir şey söyleyeceğimizi belirttik, o da dinledi. Ağabey dedik: "Hizmeti büyük, çok değerli bazı ağabeyler, namaz sonlarındaki elleri yukarı kaldırıp edilen duada duayı o kadar çok uzatıyorlar ki bilhassa gençler usanıyor. Zaten bizim namazımız, tesbihatımız, dersimiz camilerden ve diğer cemaatlerden uzundur. Bir de semaya kalkan eller oraya takılıp kalınca bilhassa dua etmesini de bilmeyen yenilerde bir bıkmak, bir usanmak oluyor. Siz bu ağabeylere söyleseniz de bilhassa umumi cemaat varken duaları uzatmasalar." Ağabey bizi dinledikten sonra dedi ki: "Kardeşim her yerin ve herkesin kendine göre hususi bir durumu olabilir. Biz onlarla ilgilenmiyoruz. Çünkü Risale-i Nur okuyan her insan ondan kendine göre bir şahsiyet, bir hal bir durum kazanır. Bizim onlara müdahale etme durumumuz yoktur. Bizim görevimiz herkese tahammül ederek cemaati muhafaza etmektir. Onların hususi durumlarına karışmamak gerekir." Ağabey'in bu değerlendirmesi ve dersi gerçekten de bize cemaati kucaklamanın bir yönünü daha öğretmiş oldu.

Hatta bu durum Üstad'ın, Hulusi Ağabey'in şapkasına bile karışmadığını hatırlatarak Üstad ve onun talebeleri insanların ve hizmet mahallerin hususi hallerine karışmadıklarını öğretti. Onların sadece hizmetleriyle, Risale-i Nur okumalarıyla ve cemaatin muhafazasıyla ilgilendikleri söz konusuydu.

Bayram Ağabey'le hatıralar bitmez. Onun Isparta'da bütün Türkiye'den gelen misafirleri bir kucaklayışı vardı ki hiç unutamayız. Sanki o, zamanın Mevlana'sıydı ve herkesi Isparta'ya çağırıyordu. "Kim olursan ol yine de Isparta'ya gel." diyordu. Bunun için Isparta'ya, Sav'a ve Barla'ya misafirler gelip kalsın diye koca koca Apartmanlar dikiyordu Üstad'ın dershanesi olarak.

Bütün dünyadan ve Türkiye'den gelen cemaati o kucaklıyordu. Nasıl ki Anadolu'dan gelenleri İstanbul'da Zübeyr Ağabey karşılar, Anadolu'ya gidenleri de o gönderirse; Aynen öyle de Bayram Ağabey de Anadolu'dan Isparta'ya gelenleri o karşılar ve Isparta'dan Anadolu'ya gidenleri o uğurlardı.

Aslında onun hayatını ve hizmetini koca bir eser olarak yazmak gerekir. Fakat şimdilik bu kadarla iktifa edelim ve onun hakkında şu kanaatimizi beyan etmiş olalım:

1-Üzerinde, dünyanın en büyük savaşlarından biri olan Kore Savaşı'na katılmanın ve onu yaşamanın ciddiyeti vardı.

2-Üstad'ın mezarını bilen ve onun sorumluluğunu üzerinde taşıyan bir ağabey'di.

3-Meşveret adamıydı. Meşveretleri kaçırmaz, onları sonuna kadar dinler ve uygulamasına yardım ederdi.

4-Vakıf yetiştirmeye çok önem verirdi. Onun son günlerinde Isparta'daki vakıf sayısı 70-80'i aşarken, sadece büyük dershanede on beşten fazla vakfı vardı.

5-Dershaneye çok önem verirdi. Dershane temizliğine de çok dikkat ederdi. Onu hafta sonlarında vakıflarla büyük dershanenin temizliğinde görmek mümkündü.

6-Bize Üstad'tan yadigâr kalan, onun hususi meşrebini ve mesleğini bilen bir Ağabey'di.

7-Menfiliklerle uğraşmaz, hep hizmetle uğraşırdı.

8-Cemaatin muhafazasına çok önem verirdi.

9-Çok dakikti. Yolculukta bir dakikasını bile geciktirmez, her yere vaktinde varırdı. Sanki Üstad ona "Bütün işlerini ve ziyaretlerini zamanında yap ve gecikmeden bana gel." demişti.

10-Akşam derslerini zamanında yapar, gece geç saatlere kadar uzatmazdı.

11-Herkesin zamanında yatıp zamanında kalkmasını sağlayacak şekilde

ders yapardı.

11-Nisa hizmetlerinde çok dikkatliydi. Kadınların, mahallelerinde bir ağabey' in evinin altında veya üstünde, ya da kendi evlerinin uygun bir odasında ders yapmalarını isterdi. Bu meselede çok dikkatli olunması gerektiğini söylerdi.

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

KARDEŞİNİN DİLİNDEN MERHUM MOLLA ZAHİD MALAZGİRDİ HOCAEFENDİ-3

KARDEŞİNİN DİLİNDEN MERHUM MOLLA ZAHİD MALAZGİRDİ HOCAEFENDİ-3

“HİZMET NE ZAMAN BİTERSE O ZAMAN DÖNECEĞİM” Ağabeyimin evine telefon bağlandıktan sonra

KARDEŞİNİN DİLİNDEN MERHUM MOLLA ZAHİD MALAZGİRDİ HOCAEFENDİ-2

KARDEŞİNİN DİLİNDEN MERHUM MOLLA ZAHİD MALAZGİRDİ HOCAEFENDİ-2

LÜBNAN’DA İLK GÜNLER Ağabeyim 1980’lerin sonlarına doğru Lübnan’a gitti. Orada Mısır

KARDEŞİNİN DİLİNDEN MERHUM MOLLA ZAHİD MALAZGİRDİ HOCAEFENDİ-1

KARDEŞİNİN DİLİNDEN MERHUM MOLLA ZAHİD MALAZGİRDİ HOCAEFENDİ-1

Merhum Hocamızı Lübnan’da yaptığı Risale-i Nur tercümeleri ile duymuştum, fakat hakkında

MEHMET KIRKINCI HOCAM VE NOT DEFTERİM-5

MEHMET KIRKINCI HOCAM VE NOT DEFTERİM-5

PERDE OLMAMALI Perde güneşi getiremiyor, ama gelen güneşe engel olabiliyor. Bazı insanlar da b

MEHMET KIRKINCI HOCAM VE NOT DEFTERİM-4

MEHMET KIRKINCI HOCAM VE NOT DEFTERİM-4

HAYVAN-I NATIK, HAYVAN-I MÜDRİK Hayvan canlı varlık demektir. Bu açıdan düşünürseniz, hay

MEHMET KIRKINCI HOCAM VE NOT DEFTERİM-3

MEHMET KIRKINCI HOCAM VE NOT DEFTERİM-3

KÂİNATIN MERKEZİ Kâinatın merkezi olan insanda Allah’ın bütün isimleri toplanmıştır.

MEHMET KIRKINCI HOCAM VE NOT DEFTERİM-2

MEHMET KIRKINCI HOCAM VE NOT DEFTERİM-2

BİR TENEKE BAL VE FARE Soru: Bir teneke bala fare düştü. Ne yapmam lazım? Cevap: Teneke veya

MEHMET KIRKINCI HOCAM VE NOT DEFTERİM-1

MEHMET KIRKINCI HOCAM VE NOT DEFTERİM-1

Yirmi iki yaşlarında Erzurum Yüksek İslam Enstitüsü öğrencisi iken zaman zaman Mehmet Kırk

MOLLA MEHMET ZAHİT HOCA EFENDİ İLE TANIŞMAM

MOLLA MEHMET ZAHİT HOCA EFENDİ İLE TANIŞMAM

Molla Mehmet Zahit hoca efendi ile ilk defa 1967 yılında tanıştığımı tahmin ediyorum. Ben o

MERHUM KIRKINCI HOCAMIZIN TALİM VE TEDRİS YÖNÜ

MERHUM KIRKINCI HOCAMIZIN TALİM VE TEDRİS YÖNÜ

Mehmed Kırkıncı Hocamız âlet ilimleri tabir edilen sarf, nahiv, belâğat ve benzeri ilimleri E

ŞAHİN YILMAZ HOCAEFENDİ(1936-2007)

ŞAHİN YILMAZ HOCAEFENDİ(1936-2007)

Şahin Yılmaz Hocaefendi, 1936 senesinde Erzurum’un İspir İlçesi Elmalı Köyünde dünyaya ge

Andolsun ki biz, öğüt alsınlar diye, bu Kur'an'da insanlara her türlü misali verdik.

Zümer, 27

GÜNÜN HADİSİ

Size, takat getirebileceğiniz amel yaraşır. Siz (ibadet yapmaktan) usanmadıkça, Allah da (sevab vermekten) usanmaz. Allah'a en hoş gelen dini amel, kişinin devamlı olarak yaptığı ameldir"

Buhari, İman 32, Teheccüd 18

TARİHTE BU HAFTA

*Köprülü Fazıl Mustafa Paşa'nın Şehit düşmesi (19 Ağustos 1691) *Mescid-i Aksa'nın Yahudilerce Yakılması(21 Ağustos 1969) *Sakarya Savaşı (22 Ağustos 1921) *Hz. Ebu Bekir (634) ve Ebussuud Efendi'nin (1574)[23 Ağustos]

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI