Cevaplar.Org

MEHMET RAGIP ÖNCEL HOCAMIZLA SÖYLEŞİMİZ-1

Kıymetli ziyaretçilerimiz, Nur Söyleşileri bölümümüzde yeni bir mülakatımızı hizmetinize arz etmekle sürurluyuz. Üstad der ya; “meziyetin varsa hafâ türabında kalsın, ta neşvü nema bulsun” Kendisi red etse bile, o hafâ toprağında açmış, nur bahçesi güllerinden olduğuna inandığım Ragıb Öncel Hocamız ile bir mülakat yapmak nasip oldu.. Zannederim kendisiyle yapılan ilk mülakat oluyor bu..


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2013-03-18 08:25:07

Kıymetli ziyaretçilerimiz, Nur Söyleşileri bölümümüzde yeni bir mülakatımızı hizmetinize arz etmekle sürurluyuz. Üstad der ya; "meziyetin varsa hafâ türabında kalsın, ta neşvü nema bulsun" Kendisi red etse bile, o hafâ toprağında açmış, nur bahçesi güllerinden olduğuna inandığım Ragıb Öncel Hocamız ile bir mülakat yapmak nasip oldu.. Zannederim kendisiyle yapılan ilk mülakat oluyor bu..

Kendisi nur penceresi adlı internet sitesinde de görebileceğiniz gibi Risale-i Nur'u Risale-i Nur'la izah etmekte çok ileri bir ağabeyimiz. Risale-i Nur'da bulunan bir kelimenin, bir cümlenin nerede nasıl geçtiğini hemen gösterip derslerinde "nura perde olmadan" çok istifade edilmesine vesile oluyor. Zaten üstadın dediği gibi, ders yapan kişide "toprak gibi bir mahviyet, enaniyyetten sıyrılmış olmak, mutlak bir tevazu olmazsa dersin tesiri bulanıklaşıyor. Yani bir bakıma ademinde vücud, vücudunda adem var. Derste şahıs kendini göstermeye başlarsa, o nispette dersin tesiri azalıyor, kendi ortadan çekilirse, hakikat-ı Kur'aniyenin nurları, lem'aları, şuaları kendini gösteriyor.

Hocamıza bir kere daha teşekkürlerimizi arz eder, istifadeye medar olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ederim. Saygılarımla. Salih Okur/cevaplar.org

-Hocam öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

-1940 İstanbul doğumluyum. İlkokulu Fatih'te Yavuz Selim ilköğretim okulunda, ortaokulu yine Fatih Çarşamba'da Gelenbevi ortaokulunda, Liseyi de Pertevniyal lisesinde okudum.

Sonra Üniversiteye girdim. Üniversiteyi bitirmeden, kısa dönem askerlik çıktı. Ben de 1961 yılında bundan faydalanarak Erzurum'a gittim. Asker öğretmen olarak Erzurum'un Hasankale ilçesinin köylerinde ilkokul müdürlüğü yaptım. 

Erzurum'dayken Kurşunlu medreselerini tanıdım. Arapça okumaya bende bir heves uyandı. Aşağı yukarı yedi sekiz sene Kurşunlu medreselerinde Arapça ve İslami ilimler okudum.

-Kimlerde okudunuz?

-O sırada büyük âlimlerden emekli müftü Sakıp Danışman Efendi'den okuduk. Diğer başka bazı hocalardan da okuduk..

-Kırkıncı Hocamda okudunuz mu?

-Kırkıncı Hocamdan Risale-i Nur dersleri gördük.

-Kırkıncı Hocam o zaman Arabî ilimler okutmuyor muydu?

-Okutuyordu, Hocam İslami ilimlerde ileri dersler okutuyordu. Biz ise o sırada yeni başlamıştık. Bir de orada medrese usulünde adetti, hangi hocadan başladıysanız, onunla bitirmek lazımdı. 

Ben üniversite bitirdiğim için, diğer talebelerden matematiğim daha kuvvetliydi. Ondan dolayı müftü Sakıp Danışman Efendi bana Feraiz ilmini okuttu.

Daha sonra Sakıp Efendi'den Farsça okudum. Bana Mevlana'nın Mesnevi'sini okuttu. Çok değerli bir zattı, Allah rahmet eylesin. 

O sırada, dışarıdan yazın ortaokulun tüm derslerini, güzün de lisenin tüm derslerini vermek suretiyle bir dönemde İmam Hatip'i bitirmek de nasip oldu.

Ben Kurşunlu medresesinde okuduğum sıralarda ara sıra sohbetlere giderdim. Dersleri genelde Vahdettin Hızıroğlu ağabey okur, Kırkıncı Hocam da izah ederdi. Kırkıncı Hocam biliyorsunuz, üstad'ı ziyarete giderken, Risale-i Nur'u anlamak ve ömrünün sonuna kadar hizmet etmek için Üstad'dan dua etmesini rica eden bir mektup kaleme almış ve Üstada vermiş. Üstad hazretleri de dua buyurmuşlar.

Rahmetli Osman Demirci Hocam ona "Ebu mesel"(misal babası) derdi. Zübeyir ağabey de hocama "senin bu misallerin Risale-i Nur'a perde değil, pencere oluyor" demiş.

Biz Erzurum'da Kırkıncı Hocam'dan çok hizmet taktikleri öğrendik. Bir misal vereyim. Alaaddin Başar ile Erzurum'da birlikte bir talebe hizmetlerini yürütüyorduk. Lise talebelerine derslere Kırkıncı Hocam'ı davet ediyorduk. Dersi Alaaddin Bey okuyor, hocam da izah ediyordu. Bir gün dedim ki; "Ya Alaaddin, devamlı Küçük Sözler, Meyve Risalesi, Gençlik Rehberi gibi yerleri getirip okuyorsun. Biraz Kader'den, Miraç'tan, Ruh'tan, Haşir'den okusana.." Hiç ses çıkarmadı. Bir gün Karanlık Kümbet'te ikinci katta çay içiyoruz. Baktım Kırkıncı Hocam geliyor. Hocam yukarı çıktı. Alaaddin bey "Hocam, Ragıb Hoca bir şey soruyor" dedi. Tabii, o meseleyi daha önce Hocama söylemiş ki, ben daha bir şey diyemeden Hocam; "Bak Ragıb Hoca, Biz 99 kişiyiz, bir kişi derse geldi. Yüz mü olalım, yoksa doksan dokuz da mı kalalım?" dedi. Ben meseleyi anladım.. "İşte" dedi, "biz o bir kişiyi kazanmak için, o dersleri onun anlayacağı seviyede yapıyoruz. Ama istiyorsan, gel, sana özel dersler yapayım" dedi. Bunu hiç unutmam..

Ve ben mesajı ve hizmet düsturu telakki ettiğim bu sözleri gittiğim yerlerde belki onlarca defa dile getirmişimdir.

Ondan sonra Hocam ile hususi olarak Risale-i Nur'un ağır meselelerini ders yaptık. Çok istifade ettim.

-Hocam eğitim süreciniz sonrasında nasıl gelişti?

-Ardından 1967 veya 68'de Ankara'ya geldim. Kırkıncı Hocam' da Ankara'da bir ameliyat geçirmiş, başında hafif bir şiş, bir ur vardı, bir operasyon geçirmişti Yaşar Tunagür Hoca o sırada Diyanet'te reis muaviniydi. Kırkıncı Hocam beni söylediler. Ufak bir mülakattan sonra, Arapçam iyi olduğundan vaizlik vazifesi aldım. Erzurum'un Horasan ilçesine vaiz olarak gönderildim. Hem okuyor, hem de vaizlik yapıyordum.

O sıralar Erzurum'da Alaaddin Başar ile beraber talebe hizmetlerini yürütüyorduk. Tabii burada Vahdet Ağabeyi de unutmamak gerekir. Talebeleri topluyor ve Kırkıncı Hocamı çağırarak sohbetler yapıyorduk. Aynı zamanda, rahmetli Nazım Akkurt (Üstad'ı görmüş) 'la Ağrı ve Doğu vilayetlerinin bazı köylerini gezdik, dersler okuduk. Tabii bunun üzerine hakkımda takibatlar açıldı. Müftümüz Hasan Fevzi Bayram "hocam, artık Memurini Muhakemat kanununa göre seni koruyamam" dedi. Ben de o sırada üniversiteyi bitirdim. Amacım asistan olmaktı. Arkadaşlarımdan Alaaddin Başar asistan olmuştu, sonra Şener Dilek oldu. Fakat hakkımda tahkikat açıldığından kısmet olmadı.

Şimdi Profesör olan Yunus Serin o zaman talebeydi. Kendisi Niğdeliydi, yanımda kalıyordu. O Niğde'ye gitmemi tavsiye etti. Ben de 1971-72 döneminde Niğde lisesinde öğretmenliğe başladım. Orada Nureddin Yaşarları, Halit Ertuğrulları ve daha nice kahraman mücahitleri hizmetle tanıştırmayı Cenab-ı Hak bana nasip etti.

Ardından Meslek Yüksekokulunda müdür olunca, bir dershane açtık. Rahmetli Ali Mutlu, Ali Sarıçamlar bana maddi-manevi çok yardımlar ettiler. Dershanemiz de büyük bir talebe hizmeti başladı. Daha sonra üniversiteden "gel, asistan ol" diye teklif geldi, ama ben o talebeleri mi bırakmamak için, bu teklifi geri çevirdim.

Niğde'ye geldiğimde o zaman Niğde müftüsü olan Turgut Öz kardeşimin yanına gittim, "Hocam ben Arapça biliyorum. Burada bir âlim varsa onunla beraber kitap mütalaa edelim dedim. "Kığılı Camii imamı Ali hoca var, o iyi Arapça biliyor" dedi. Gittim, "Hocam, af edersiniz, nereye kadar okumuşsanız, istifade edelim dedim. "Ben İzhar'a kadar okumuşum" dedi. Ben de dedim ki, "Ben İzhar'ın haşiyesi Kafiye'yi ezbere biliyorum. Gel seninle ders okuyalım" dedim. Fakat Arapça öğrenmeye kimse gelmeyince vaz geçtik.

Daha sonra 1980 öncesi Niğde Eğitim Enstitüsüne müdür oldum. O çevrede anarşiyi durdurmak hususunda samimi bir çalışma içine girdik. Geniş bir çevrem vardı. Dershanemiz talebelerle dolup taşıyordu. Otuz bin nüfuslu Niğde'de o zaman beş dershanemiz vardı.

İhtilal sonrası Niğde'ye komünist bir albay, sıkıyönetim komutanı olarak geldi. İhtilal zamanında sıkıyönetim komutanlarının olağanüstü yetkisi var. Neyse bir gün evimi polisler bastılar. O zaman da yeni evliydim ve kulunç hastası olduğumdan ağrılarım vardı. Beni aldılar, nezarete götürdüler. Neticede beni hapse koydular. İki sene, on bir ay, 21 gün ceza aldık.

O sıralarda cemaat içinde bazı ihtilaflar baş gösterdi.

-Siz o sıralar hapisteydiniz..

-Evet hapisteydim. Hapisten sonra beni Konya'ya sürgün olarak gönderdiler. Konya'da bir kız lisesinde hocalık yaptım. Aynı zamanda İlahiyat fakültesinde hocalık yaptım.

-Kelam derslerine mi girdiniz?

-Hayır, Felsefe okuduğum için eğitim formasyon dersleri verdim. Sonra arkadaşlar beni tanıdılar, Fen-Edebiyat 'tın hemen hemen bütün bölümlerinin "formasyon" derslerine girdim. Aşağı yukarı 10 yıl bu dersleri verdim. Orada çok geniş çevremiz oldu. Durmadık hamdolsun. Sonra üniversite hazırlık dershanelerinde ders verdim.

1991'de emekli oldum, İstanbul'a geldim. Kültür Dershanesine girdim, Aksaray şubesinde Felsefe dersleri, Çapa şubesinde Türkçe dersleri verdim. Dershanenin bazı kitaplarını yazdım.

Sonra Fetih dershanesinde aynı şekilde devam ettim. Orada daha sonra genel müdür oldum. Daha sonra Birikim dershanesinde kısa süreli ders verdim. Ardından Kervan dershanesinde vazife aldım. Bundan beş sene önce de Suffa vakfının açmış olduğu Eğitim merkezine(Külliye) geldim.

Bu eğitim merkezi, bünyesine aldığı gençlere bir yandan dışarıdan İlahiyat eğitimi aldırıyor, öte yandan bir hizmet insanı olmalarını sağlıyor. Rahmetli Prof. Dr. İbrahim Canan, Prof. Dr. Şener Dilek, Prof. Dr. Alâaddin Başar, Doç. Dr. Niyazi Beki, Prof. Dr. Şadi Eren gibi hocalardan oluşan kaliteli bir öğretim kadrosu var. Ben de orada Risale-i Nur üzerine eğitim veriyorum. Şu anda da Risale-i Nur'da geçen kavramlar üzerinde bir eser çalışması ile meşgulüm.

-Hazırladığınız eserden biraz bahseder misiniz?

-Alaaddin bey ve Şadi Bey R. Nur kavramları ile ilgili bir eser hazırlamışlardı. Şener Dilek "hocam Sen de bu Külliyemiz de okutulmak üzere, ders kitabı şeklinde sınıfların seviyelerine göre böyle bir eser hazırlasan" dedi. "Peki" dedim. Külliyatı taradım, 1538 tane kavram buldum. Bunları Şener Bey kardeşime verdim. İnceledi; "hocam bunların hepsini değil de en can alıcı kavramları derlesen" dedi. "Olur" dedim.

İşte bu çalışmaya o tarzda başladım..

Bu vesileyle şunu da söyleyeyim, bana Şener bey mi, Alaaddin bey mi daha farklı-Risaleleri anlama hususunda- desen derim ki, biz her ne kadar beraber okumuş isek de, benim gibi topal serçe kuşu o kartalların uçuşunu anlayamaz. Allah feyizlerini artırsın. Ama bazı ağabeylerden, bazı kardeşlerden duyduğum kadarıyla " Nasıl Cenab-ı Hakkın değişik isimlerinin tecellisi ile herkes farklı bir isme mazhar oluyor. Öyle de Alaaddin Bey için aklî, Şener kardeşimiz için de kalbî, dersler yapıyor. Ben onları ölçecek bir insan değilim, sadece bana söylenenleri naklediyorum.

Ama şu bir gerçek ki, Risale-i Nur'u izah eden bir insan ders yapınca, bu ikisinin dışında birinin dersini dinlemek istemiyorum. Beraber kaldığımızdan mı, yoksa Hocamdan aldıkları feyizden mi, aldıkları manevi duadan mı, çok meşgul olduklarından mı? Onlar ayrı birer sünühata mazhar olarak Risale-i Nur'u anlamışlar. Allah, onlar gibi kardeşlerimizin hizmetlerini teali ettirsin…

Hamdolsun burada (İstanbul'da) gördüğüm kadarı ile bu hususta çok bereketli dersler oluyor. Bir Mustafa Karaman'ın doyurucu derslerini ve ayrıca İnternetten takip etmişsinizdir, " Nur Penceresi'nde" yayınlanan güzide kardeşlerimizi ya da ne bileyim Nur Taşı'nda hiç izah yapılmadan okuyan Ahmet Tanyel kardeşimin dersleri… vs. daha ismini yazsam bu sayfalara sığamayacak kadar çok olanları dinledikçe, Nur'un inkişafını daha çok müşahede ediyorum diyebilirim.

-Hocam, Külliye'de talebeler hangi dersleri görüyor?

- Burada okuyan talebeler dört sene boyunca tefsir, hadis, kelam, fıkıh vs gibi temel İslami eğitimlerini alıyorlar, Arapça okuyorlar. Ayrıca Risale-i Nur'u çok iyi anlama üzerine yetiştiriliyorlar. Adab-ı muaşeret, hitabet gibi dersler de var.

Külliye'nin devamı olarak Ankara Tandoğan'da bir yer açtık. Orada bir Akademik Eğitimin yanında, Rahmetli İbrahim Canan'ın 10 küsur ciltlik hadis kitabını, Asım Köksal'ın Peygamberler Tarihini, Elmalılı'nın Tefsirini de okutuyoruz.

Geçenlerde Mustafa Karaman bana diyor ki, Ben Elmalılı'nın Tefsirini açtım, İşarat'ül İ'caz ile birlikte gözden geçirerek, satır satır okudum."

Demek ki bu tür çalışmaların faydası olacağı inancındayım…

Külliye'de dört sene okuyan bir öğrenci, bir sene de Ankara'da eğitimden geçiyor. Açık konuşayım, şu an Suffa'nın yaptığı bu tarz bir çalışmayı hiçbir gurup yapmıyor. Zaman geçtikçe önemi daha anlaşılacak..

Mesela şu an talebelere Mesnevi-yi Nuriye okutuyorum. Mesela bir paragraf veriyorum. Bu paragraf nerede geçiyor diye soruyorum. Örnek; "Bir kitapta yazılı bir harf, yalnız bir cihetle kendisini gösterir ve kendisine delalet eder. Fakat o harf, kâtibine çok cihetlerle delalet eder ve nakkaşını tarif eder."(Mesnevi-i Nuriye s:14 ) Bu Mesnevi'de kaçıncı lem'ada diye soruyorum? Beşinci lem'ada..Tak diye bilecek. Böyle testler hazırlıyorum talebelere. Talebelerime; "dikkatli okuyun, ileride bir mesele nerede geçiyor, sorulduğu zaman, bilmeniz gerekir" diyorum. Tabii ki ayrıca bu tür veciz cümleleri de ezberlettiğimiz ve anlamlarını da kısaca açıklamamızla birlikte…

Böyle okumayla Külliye'de Sözler, Lem'alar, Mektubat'ı bitirdik. Bu sene Mesnevi okuyoruz.

-devam edecek-

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

Yasin Sevinç, 2013-03-19 04:51:02

Hocam Allah razı olsun. Devamını sabırsızlıkla bekliyoruz.

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

ERGİN KILIÇ, 2013-03-19 04:00:31

Hocam Rabbim yolunuzu açık ve mübarek eylesin; Ben ankarada ikamet ediyorum, sitenizi yakından takip ediyorum hocamın eğitim sistemini öğrenince çok mutlu oldum, risale i nurlardan istifade etmek için ferdi çaba sarf ediyorum; Hocamızın tandoğanda ki derslerine iştirak etmemiz mümkünmüdür, eğer mümkünse nasıl irtibata geçebilirim..yardımcı olursanız sevinirim...selametle

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

serkan çakır, 2013-03-18 12:28:11

selamün aleyküm Cenab-ı feyyazı mutlakın feyzi ve bereketi cümle ümmet-i Muhammed in a.s.m üzerine ve hassaten böyle gayyur ve müdakkik gülzar-ı Muhammed asm ın dininin hakikatlarında risalei nur minberinde bir hakikat andelibi olan ragıb hocam ve emsali nuranisinin üzerine olsun Evet tekrardan salih beyin istikbale arşiv değer olcak bir çalışmasını okudum ve binler defa teşekkür ettim hz.mütekellim .c.c salih beyin kelamını ve kalemini kuvvei kudsiye ile kavi kılsın amin Risale-i nur dairesinde nurun kendi disipilini ile beraber diğer ulumu islamiyeyi kendi içerisinde çok güzel mecz etmiş ve arkadan gelecek hassaten ilme müştak hakikat müteharrirlerine güzel bir mişkat olacak ragıp hocamızla yapılmış ve yapılacak çalışmalar faydadan ve zaruriyattan hali olmadığı pek aşikardır.Kanaatimce risalei nurdaki hz.bediüzzamanın istediği kendimce kodladığım münevver entellektüel bir müslüman bir nur talebesi bir hizmet adamı aldığı değerleri çok iyi bilen fakat bunu mazinin ya da zamanın kendi sıkılığı ve darlığı içinde değil vaktin ihtiyacını özü bozmadan ama bir okadarda vakti çok iyi tahlil edip mazidede sıkışmayan bir hocamız .Hz.HAYY hocamıza ve diğer emsali nuranisine bereektli ve feyizli semeredar ömür ve mesai ihsan ve ikram eylesin amin.böyle çalışmaların devamını salih beyfendiden devamını ez canü dii istirham ederiz

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

DİĞER YAZILAR

LATİF ERDOĞAN BEY İLE RİSALE-İ NUR’UN İNŞA VE İHYA METODU ÜZERİNE-2

LATİF ERDOĞAN BEY İLE RİSALE-İ NUR’UN İNŞA VE İHYA METODU ÜZERİNE-2

-İzninizle başka bir soruya geçmek istiyorum. Bir yerde üstad şöyle diyor; “ey uykuda iken k

LATİF ERDOĞAN BEY İLE RİSALE-İ NUR’UN İNŞA VE İHYA METODU ÜZERİNE-1

LATİF ERDOĞAN BEY İLE RİSALE-İ NUR’UN İNŞA VE İHYA METODU ÜZERİNE-1

O Bediüzzaman'dır Bu köşede, çeşitli vesilelerle dediklerimize ek olarak söyleyecek olursak:

ABDULLAH TAYLAN HOCAEFENDİ İLE SOHBETİMİZ

ABDULLAH TAYLAN HOCAEFENDİ İLE SOHBETİMİZ

Kıymetli ziyaretçilerimiz, yeni bir söyleşimizi daha hizmetinize sunuyoruz. Aslen Muş’lu olup

SEYDA FETHULLAH AYTE EFENDİ İLE GÖRÜŞTÜK

SEYDA FETHULLAH AYTE EFENDİ İLE GÖRÜŞTÜK

Doğunun ilim ve irfan merkezlerinden bir amud-u nurani olan Nurşin medreselerinin Üstad Bediüzza

BÜNYAMİN DURAN HOCAMIZLA SÖYLEŞİMİZ

BÜNYAMİN DURAN HOCAMIZLA SÖYLEŞİMİZ

Kıymetli ziyaretçilerimiz, Nur Söyleşilerimizden birisini daha hizmetinize sunuyoruz. Prof. Dr.

MEHMET RAGIP ÖNCEL HOCAMIZLA SÖYLEŞİMİZ-2

MEHMET RAGIP ÖNCEL HOCAMIZLA SÖYLEŞİMİZ-2

-Hocam, sizin risaleyi risaleyle izahınız çok dikkat çekiyor. Bu tarza nasıl başladınız? -

MEHMET RAGIP ÖNCEL HOCAMIZLA SÖYLEŞİMİZ-1

MEHMET RAGIP ÖNCEL HOCAMIZLA SÖYLEŞİMİZ-1

Kıymetli ziyaretçilerimiz, Nur Söyleşileri bölümümüzde yeni bir mülakatımızı hizmetiniz

BABNİRLİ MELE ABDULLAH HOCAEFENDİ İLE ÜSTAD ETRAFINDA BİR SÖYLEŞİ

BABNİRLİ MELE ABDULLAH HOCAEFENDİ İLE ÜSTAD ETRAFINDA BİR SÖYLEŞİ

Kıymetli ziyaretçilerimiz, cevaplar.org adına gerçekleştirdiğimiz yeni bir söyleşiyi takdim

NUSRET KOCABAY HOCAEFENDİ İLE R.NURLARIN İRŞADİ YÖNÜ ÜZERİNE

NUSRET KOCABAY HOCAEFENDİ İLE R.NURLARIN İRŞADİ YÖNÜ ÜZERİNE

Kıymetli ziyaretçilerimiz, değerli bir âlim ve ehl-i kalb bir büyüğümüzle yaptığımız k

PROF. DR. AHMED AKGÜNDÜZ İLE BÜYÜK MÜCEDDİD'İN ETRAFINDA

PROF. DR. AHMED AKGÜNDÜZ İLE BÜYÜK MÜCEDDİD'İN ETRAFINDA

-Hocam, ilk sorum şöyle; Bediüzzaman’ın medrese sistemine getirdiği yenilikler nelerdir?

PROF. DR. AHMED AKGÜNDÜZ HOCAMIZIN DİLİNDEN İKİ ATEŞİN DİMAĞ

PROF. DR. AHMED AKGÜNDÜZ HOCAMIZIN DİLİNDEN İKİ ATEŞİN DİMAĞ

Değerli ziyaretçilerimiz, Prof. Dr. Ahmed Akgündüz Hocamızla yaptığımız yeni bir söyleşiy

Allah'a güven. Vekîl olarak Allah yeter.

Ahzab, 33

GÜNÜN HADİSİ

"Kim alim geçinmek, sefihlerle münazara yapmak ve halkın dikkatlerini kendine çekmek gibi maksadlarla ilim öğrenirse Allah o kimseyi cehenneme atar."

Tirmizi, İlm 6, (2666)

TARİHTE BU HAFTA

Uhud Harbi(23 Mart 624)***22 Mart 1683-Merzifon'lu Kara Mustafa paşanın idamı***23 Mart 1960- Üstad Bediüzzaman'ın vefatı *** *Edirne'nin İşgali(26 Mart 1913)***Ahmet Cevdet Paşa’nın Doğumu(27 Mart 1822)*** Huneyn savaşı(29 Mart 630)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI