Cevaplar.Org casino maxi

İMAM EBU HANİFE-HAYATI VE ŞAHSİYETİ-1

İmam Ebu Hanife, tarihte yaşamış bir şahsiyet olarak incelendiğinde karşımıza son derece dikkat çekici özelliklere sahip biri olarak çıkar. Onu anlatmak, hayatını incelemek, düşüncelerini aktarmak, geniş hacimli biyografik çalışmaların konusu(1) olsa da, biz onun hayatını bir makale çerçevesinde kısaca özetleyecek, daha sonra onun günlük yaşantısı hakkındaki bilgilere yer vereceğiz.


Ali Pekcan

alipekcan65@hotmail.com

2013-03-15 16:11:30

İmam Ebu Hanife, tarihte yaşamış bir şahsiyet olarak incelendiğinde karşımıza son derece dikkat çekici özelliklere sahip biri olarak çıkar. Onu anlatmak, hayatını incelemek, düşüncelerini aktarmak, geniş hacimli biyografik çalışmaların konusu(1) olsa da, biz onun hayatını bir makale çerçevesinde kısaca özetleyecek, daha sonra onun günlük yaşantısı hakkındaki bilgilere yer vereceğiz.

I. ANA HATLARIYLA HAYATI ve FIKHÎ DÜŞÜNCESİ

A. Ebû Hanîfe'nin-Soyu-Ailesi

İmam Azam 'en büyük İmam' lakabıyla bilinir.(2) Ebu Hanife künyesiyle meşhurdur. Hanefi mezhebinin kurucu imamıdır. Asıl adı Nu'man b. Sabit olup, 80/700 yılında Kufe'de doğmuştur. Ailesinin Arap olmadığı hemen hemen kesin olmakla birlikte, onun Araplık dışında hangi millete mensup olduğu konusunda farklı görüşler vardır. Farisi veya Türk olduğu şeklinde değişik fikirler ileri sürülmektedir.(3)

Tercih edilen görüşe göre, dedesi Zûta, Teym b. Sa'lebeoğulları kabilesinin azatlısı olup, Hz. Ali zamanında Kâbil'den Kûfe'ye gelerek, oraya yerleşmiştir. Anlatıldığına göre, Zûta'nın oğlu Sâbit de Kûfe'de ipek ve yün kumaş ticaretiyle uğraşmaktaydı. İslâm'ın toplumsal hayata egemen olduğu bir ortamda yetişen Numân b. Sâbit, küçük yaşta Kur'ân-ı Kerîm'i hıfzetti. Kırâatı, yedi kurrâdan biri olarak tanınan İmam Âsım (v.127/745)'dan aldı.(4)

Tahâvî (v.321/933)'nin önde gelen talebesi İbn Ebi'l-Avvâm es-Sa'dî (v.335/950) büyük bir cilt halindeki 'Fezâilü Ebî Hanîfe' adlı eserinde de anlattığına göre(5), İmam Ebû Hanîfe, güzel sakallı, yakışıklı bir görünüme sahipti. Varlıklı bir kimse olduğu giyim-kuşamından da belli oluyordu. Güzel, temiz ve şık giyinir, güzel kokular kullanırdı.(6) Kimi zamanlarda başına kalensüve(7 )denilen uzunca siyah bir başlık takardı.(8) Bazen otuz dinar değerinde elbise giyer, ilim tahsil eden öğrencilerine de temiz ve şık giyinmeleri yönünde öğüt verirdi. Ama bunu yaparlarken daima âlimlik vakarıyla hareket etmelerini, bu konumda olan kimselerin diğer insanların nefretini çekecek görüntü ve davranışlardan sakınmaları yönünde uyarılarda bulunurdu.(9)

Yezîd b. Harun'un ifadesine göre, Ebu Hanîfe, tutum ve davranışlarında son derece zarif ve kibar bir kimse idi.(10)

En önde gelen talebesi Ebû Yusuf'un anlattığına göre Ebû Hanîfe, dış görünüşü itibariyle orta boylu, güzel yüzlü olup, konuşması gayet beliğ, sözleri insicamlı ve akıcıydı. Bu yüzden maksadını ve meramını iyi ifade ederdi.(11)

Oğlu Hammâd babasını, "Uzunca boylu, az esmer, güzel ve yakışıklı bir yüze sahipti. Sürekli heybet ve vakarını korur, soru sorulmadıkça konuşmaz, gereksiz ve boş işlerden kaçınırdı." biçiminde tanıtır.

Çağdaşı Abdullah b. el-Mübarek de onun hakkında aynı tavsifi yaparken,(12) Süfyân-Sevrî (v.161/778) de onun küçüklüğünden beri kişilikli ve düzgün bir yaşam üzere olduğunu belirtir.(13)

Kaynakların belirttiğine göre, Numân b. Sâbit, gençliğini ticaretle geçirdikten sonra İmam Şa'bî (v.104/722)'nin tavsiye ve desteğiyle öğrenimine devam etti

Arapça, edebiyat, sarf, nahiv ve şiir öğrendi. Yetiştiği Kûfe şehri ve bütün Irak bölgesi müslim-gayrimüslim birçok düşüncenin, itikadi fırkaların bulunduğu, itikatla ilgili ateşli tartışmaların yapıldığı rey ehlinin yerleştiği bir şehirdi. Dindar bir ailede yetişen Ebû Hanîfe'nin de bu itikadi tartışmalara zaman zaman katıldığı kuvvetle muhtemeldir. Ebû Hanîfe, Şa'bî'nin kendisini ilme teşvikini şöyle anlatmaktadır:

"Bir gün Şa'bî'nin yanından geçiyordum. Beni çağırdı ve bana, 'Nereye devam ediyorsun?' dedi. Ben de, 'Çarşı-pazara' dedim. O, 'Maksadım o değil, ulemadan kimin dersine devam ediyorsun?' dedi. Ben, 'Hiçbirinin' diye cevap verince Şa'bî; 'ilmi ve ulema ile görüşmeyi sakın ihmal etme. Ben senin uyanık ve aktif bir genç olduğunu görüyorum' dedi. Onun bu sözü benim içimde iyi bir etki yaptı. Ticareti bıraktım, ilim yolunu tuttum. Yüce Allah'ın inayetiyle Şa'bî'nin sözü bana çok faydalı oldu."(14)

Kendisinin de belirttiği gibi Şa'bî'nin bu tavsiyesi onun için bir dönüm noktası olmuştur. Bundan böyle ticaret işini ortağı Hafs b. Abdirrahman'a devredecek, ara-sıra dükkânına uğrayacak, asıl işi ilim meclislerine devam etmek olacaktır. O zaman Numan henüz yirmi iki yaşındadır.(15) Rivayete göre, görüştüğü ve kendilerinden istifade ettiği alimlerin sayısı 4000'e ulaşmıştır.(16) Bunlar içerisinde en önde geleni Hammâd b. Ebî Süleyman (v.120/737)'dır.(17)

Ebû Hanîfe'nin yaşadığı yer ve çağda itikâdi fırkalar çoğalmış, bir literatürde fırak-ı dâlle olarak ifade edilen sapık fırkalar ortaya çıkmış, Emevî hükümdarlarının Ehl-i Beyt'e zulmü kesintisiz olarak devam etmiştir. Çok kuvvetli bir mantık ve diyalektiğe sahip olan Numan b. Sabit, hiçbir fırkaya bağlanmadan ilim tahsilini ilerletmiş ve kelâm ilmine yönelmiştir. Tartışmak (cedel) için sık sık Basra'ya gitmiş, ancak Kelâm ve Cedel'in dinin özüne aykırı olduğunu düşünerek fıkh'a yönelmiştir. "Arkadaşını tekfir etmek isteyen ondan önce küfre düşer" diyordu.(18) Kendisi bunu şöyle anlatır:

"Sahâbe ve Tâbiîn, bize gelen konuları bizden iyi anladılar. Aralarında sert münakaşa ve mücadele olmadı ve onlar fıkıh meclisleri ile halkı fıkha teşvik ettiler; fetva verdiler, birbirlerinden fetva sordular. Bunu anlayınca ben de münakaşa, cedel ve Kelâm'ı bıraktım; selefin yoluna döndüm. Kelâmcıların selefin yolunda olmadığını; cedelcilerin kalpleri katı, ruhları kaba, nasslara muhalefetten çekinmeyen, verâ ve takvadan uzak kimseler olduklarını gördüm"(19)

Birçok hocadan ders alan Ebû Hanîfe, en çok Hammâd b. Ebî Süleyman (v. 120/738)'dan çok istifade etmiştir. Hammâd'ın Ebû Hanîfe ile ilgili övücü ve takdirkâr ifadeleri vardır.(20) Bütün biyografi ve tabakât kaynaklarının ittifakla dile getirdiklerine göre, Dört büyük Mezhep İmamı içerisinde Sahabilerden bazılarını gören, onlarla mülaki olan sadece odur.(21)

Ünlü Şafii fakihi Ebu İshak eş-Şirazi (v.476/1083) Sahabeden dört kişiyle görüşmesinden dolayı İmam Ebu Hanife'yi Kufe de yaşamış tabiiler arasında zikreder.(22) Bunlar; Enes b. Malik (v.93/711)23, Abdullah b. Ebi Evfa el-Ensari (v.87/705), Sehl b. Sa'd es-Saidi (v.91/710) ve Ebu't-Tufeyl Amir b. Vasile (v.100/718)'dir.(24)

Salihi eş-Şafii'nin belirttiğine göre, İmam Ebu Hanife, Enes b. Malik (r.a.)'i Kufe'ye geldiğinde defalarca görmüştür.(25) Hanefi olmayan bir mezhebin önde gelen bir ilim otoritesinden böyle bir değerlendirme yapılması dikkat çekicidir. Bu yönüyle O, ikinci nesil olan Tabiin kuşağından olmuş, böylece Rasulullah (s.a.s.) tarafından övülen mübarek üç kuşağın içine girmiş, bu müjdenin kapsamına dâhil olmuştur.(26) İmam Ebu Hanife'nin, bu haklı şöhretine manevi bir işaretle kavuştuğu söylenir. Bu hususu torunu İsmail (v.212/827) şöyle anlatıyor:

"Dedem Ebu Hanife'nin babası Sabit küçük yaşlarda iken bir defasında Müminlerin Emiri Hz. Ali (v.40/661)'nin yanına gelmiş, O da kendisine ve soyuna bereket ve hayır duada bulunmuştur. Yüce Allah'tan umarız ki Hz. Ali'nin bizim hakkımızdaki duasını kabul buyurmuştur."(27) Sözüne şöyle devam eder:

"Sabit'in babası Numan b. el-Merzuban, Nevruz günü ikram icin faluzec denilen peltemsi bir tatlı ikram etmiş, Hz. Ali (r.a.) de, "Bizim her günümüz Nevruzdur. [Ya da mehrecan'dır]" diyerek nükte yapmış, boylece ince bir iltifatta bulunmuştur.(28)

-Devam edecek-

1-Örneğin Abdülhayy el-Lüknevî, İmam Ebû Hanife'nin biyografisini veren kaynaklar hakkında geniş değerlendirmeler yapar. Bkz. en-Nâfiu'l-Kebîr Şerhu'l-Câmi's-Sağîr, Beyrut 1986, s.38-40. Ayrıca bkz. Kevserî, Muhammed Zâhid, Zeylaî'nin Nasbu'r-Râye fî Tahrici Ehâdîsü'l-Hidâye'sine yazdığı takdim yazısı. Beyrut 1996, I/21-25.

2 -Bu sıfatı veren sadece Hanefî mezhebine bağlı kimseler değildir. Örneğin Şâfiî mezhebinden Hâfız Zehebî (v.748/1374), İmam Ebû Hanife'yi bu sıfat ile anar. Bkz., Tezkiratü'l-Huffâz, thk Zekeriya Umeyrât, Beyrut 1998, I/127.] Ayrıca bkz. İbn Asâkir, Ebu'l-Kâsım Ali b. el-Hasen (v.571), Târîhu Dımaşk, thk. Ömer b. Ğarâme el-Amrâvî, Beyrut II/186; 4/102.

3- Zehebî, Şemsüddîn Muhammed b. Ahmed b. Osman, (v.748/1374) Siyeru 'Alâmi'n-Nübelâ, thk. Şuayb el-Arnaût-Huseyin el-Esed, Beyrut 1990 (7.Baskı), VI/390 vd.

4 -İbn Kesir, Ebul-Fida İsmail (v.774/1372), el-Bidaye ven-Nihaye, Beyrut 1990, (II.Baskı), IX/405; İbn Hacer Heytemi (v.973/1565), el-Hayratu'l Hisan fi Menakıbi'l-İmami'l-A'zam Ebi Hanife en-Nu'man, Beyrut 1983, s.37 vd.; Taşköprülüzade, Tabakatu'l-fukaha, Musul ts, s.11 vd.; Mustafa Uzunpostalcı, 'Ebu Hanife, DİA, İstanbul 1994; X/131-140; A. müellif., Ebu Hanife ve Nassları Değerlendirmesi, İslami Araştırmalar Dergisi, (Ebu Hanife Özel Sayısı), Ankara 2002, c.15; sy.I (s.19-50); İsmail Hakkı Ünal, İmam Ebu Hanife'nin Hadis Anlayışı ve Hanefi Mezhebinin Hadis Metodu, Ankara 1994.

5 -Bkz., İbn Ebi'l-Avam, Ebu'l-Kasım Abdullah (v.335), Fedailu Ebi Hanife Ahbaruh ve Menakıbuh- neşr. Latifurrahman el-Behraici el-Kasımi, Mekke el-Mükerreme, I. Baskı, 2010, s.45-49.

6- Saymeri, Ebu Abdillah Hüseyin b. Ali (v.430/1038), Ahbaru Ebi Hanife Ashabih, Beyrut 1985, s.16; Bağdadi, Tarihu Bağdad, 13/330 vd.; Zehebi, Menakıbu'l-İmam Ebi Hanife, s.16, vd.

7 -Kalensuve, resmi toplantılarda giyilen başlık.

8- Nevevi, Tehzibu'l-Esma ve'l-Luğat, II/218; Zehebi, Menakıbu'l-İmam Ebi Hanife, s.16.

9-Zehebi, Muhammed b. Ahmed b. Osman (v.748/1347), Tarihu'l-İslam, thk. Ömer Abdirrahman et-Tedmuri, Beyrut 1988, VI/310; Heysemi, Şihabuddin, el-Hayratu'l-Hısan fi Menakıbi'l-İmam el-A'zam Ebi Hanife en-Nu'man, nşr. Halil el-Meys, Beyrut 1983, s.84 vd.

10 -Zehebi, Menakıb, s.25; Heysemi, el-Hayratu'l-Hısan, s.40

11-Zehebi, Siyeru A'lami'n-Nubela, VI/399.

12- Bağdadi, Tarihu Bağdad, 13/330 vd.; Heysemi, a.g.e., s.32.

13-Ebu Nuaym, Musned-i Ebi Hanife, s.21.

14-Bkz., İbn Ebi'l-Avâm, a.g.e., s.143.vd.

15 -Saymerî, Ebu Abdillah Hüseyin b. Ali, Ahbâru Ebî Hanife ve Ashâbih, Âlemü'l-Kütüb, Beyrut 1985, s.19 vd.; Ebû Zehre, Muhammed, Ebû Hanife, ç. Osman Keskioğlu, İstanbul 1970, 43.

16-Bkz. Muvaffak İbn Ahmed el-Mekkî (v.568/1172), Menâkıbü Ebî Hanife, Dârul-Kütübi'l-'Arabî, Beyrut 1981 s.370-377; Mizzî, Ebû'l-Haccâc b. Yûsuf (v.742/1341), Tehzîbü'l-Kemâl, thk. Beşşâr Avvâd Ma'rûf, Beyrut 1992, I. Baskı, 29/430 vd.; Kerderî, Hâfızüddîn b. Muhammed (v.827/1423), Menâkıbü Ebî Hanîfe, Beyrut 1981, s.78-99.

17-Muvaffak el-Mekkî (v.568/1172), Menâkıbü Ebî Hanife, s.52. vd.

18-Hatîb el-Bağdadî, Târihu Bağdâd, XIII, 333.

19-İbnü'l Bezzâz, Menâkıbu Ebî Hanife, I, 111.

20-Saymerî, Ahbâru Ebî Hanife ve Ashâbih, s.23

21-Hafız İbn Hacer Askalânî (v.852/1448) ile Hafız I'râkî (v.806/1403) Ebû Hanife'nin tabiîliği konusunda kendilerine yöneltilen soruya verdikleri cevapta soruya olumlu cevap vermişler, İbn Hacer, bu bakımdan Ebû Hanife'nin diğer müçtehit İmamlarda olmayan bir meziyete sahip olduğunu dile getirir. Bkz. İmam Süyûtî (v.911/1505), Tebyîzu's-Sahîfe fî Menâkıbi'l-İmâm Ebî Hanife, nşr. Muhammed Âşık İlâhî el-Burnî, Karaçi 141/1991, s.25-25.

22 -Rivayetlerinin tamamına yakını Tâbiînden olduğundan dolayı İmam Ebû Hanife, sığar-ı tâbiînden sayılır. Bkz. Zehebî, Muhammed b. Ahmed b. Osman, el-Muîn fî Tabakâti'l-Muhaddisîn, thk. Hemmâm Abdürrahîm Saîd, Amman/Ürdün 1404, s.13.

23-Ünlü muhaddislerden Ebû Nuaym el-Isfehânî (v.430/1038)'nin, kendisine ait sahih bir senetle rivayet ettiğine göre, Enes b. Mâlik h.94 de vefat etmiştir. İmam Ebû Hanife de h.80 de doğduğuna göre, Enes b. Mâlik'i yaklaşık 13-14 yaşlarında iken Haremde namaz kılarken görmüş, ondan, "İlim öğrenmek kadın-erkek tüm Müslümanlara farzdır" hadisini işitmiştir. Bkz. Müsned-i Ebî Hanife, thk. Nazar Muhammed el-Fâryâbî, Riyad 1994, s.23, 24. [Aynı yerde Ebû Hanife'nin görüştüğü rivayet edilen diğer Sahabîlerle ilgili bilgiler de bulunmaktadır.] Bu konularda değerli bilgiler için ayrıca bkz. Abdülaziz Yahya es-Sa'dî'nin el-İmâmü'l-'Azam Ebû Hanife ve's-Sünâiyyâtü fî Mesânîdih adlı eserine bakılabilir. Beyrut 2005, s.51-56.

24-Şîrâzî, Ebû İshak, Tabakâtü'l-Fukahâ, nşr. Halil el-Meys, Dâru'l-Kalem, Beyrut ts., s.87, 88; Ayrıca bkz. Vâsıtî, Şerîf Muhammed b. el-Hasen (v.776/1374), Mecmau'l-'Ahbâb ve Tezkiratü Üli'l-Elbâb [Muhtasaru Hılyeti'l-Evliyâ], Dâru'l-Minhâc, 2003, III/332; İmam Ebû Hanife'nin görüştüğü iddia edilen sahabiler ve onlardan hadis rivayeti konusunda geniş değerlendirmeler için bkz. Bedruddîn el-'Aynî (v.857/1453), Meğâni'l-Ahyâr fî Şerhi Esâmi Ricâli Meâni'l-Âsâr li'l-İmâm Ebî Ca'fer et-Tahâvî, thk. Es'ad Muhammed et-Tayyib, Mekke-Riyad 1997, III/980 vd.

25- Sâlihî, İbn Abdilhâdî ed-Dımeşkî (v.744/1343), Tabakâtü 'Ulemâi'l-Hadîs, thk. Ekrem el-Bûşî, Beyrut 1989, I/261.

26 -Büyük hadis otoritesi Hâfız Zehebî eş-Şâfiî (v.748/1347), İmam Ebû Hanife'nin birçok sahabiye yetiştiğini Enes b. Mâlik'i gördüğünü dolayısıyla ikinci kutlu nesilden yani tâbiînden olduğunu belirtir. Bkz. Zehebî, Muhammed b. Ahmed b. Osman, Menâkıbü'l-İmâm Ebî Hanife ve Sâhıbeyhi Ebî Yusuf ve Muhammed b. el-Hasen, nşr. Muhammed Zahid el-Kevserî-Ebûl-Vefâ el-Afğânî, Beyrut 1408. s.14, vd

27 -Bağdadî, Hatîb, Târîhu Bağdâd [ev Medînetü's-Selâm], Beyrut ts. [Dâru'l-Kütübi'l-İlmiyye]13/326; Nevevî, Muhyiddîn, Tehzîbü'l-Esmâ ve'l-Lüğât, Dâru'l-Kütübi'l-İlmiyye, Beyrut ts., II/217; Askalânî, İbn Hacer (v.852), Tehzîbü't-Tehzîb, Beyrut 1327, X/449;

28 -Bağdadî, a.g.e., 13/326; İbn Kesîr, el-Bidâye ve'n-Nihâye, IX/405;

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

MEVLANA HALİDÎ BAĞDADÎ HAZRETLERİNİN NAKŞİBENDÎ TARİKATININ YAYILMASINDAKİ ROLÜ ve ETKİSİ

MEVLANA HALİDÎ BAĞDADÎ HAZRETLERİNİN NAKŞİBENDÎ TARİKATININ YAYILMASINDAKİ ROLÜ ve ETKİSİ

Nakşibendiyye tarikatının Halidiyye kolunun pîri olan zülcenaheyn, müceddid olarak bilinen Ebu

ŞAH VELİYULLAH DEHLEVİ

ŞAH VELİYULLAH DEHLEVİ

Dehlevi’nin Soyu Dehlevi, “el-İmdad bi Meâsiri’l-Ecdât” adlı eserinde söylediği gibi

AHMED ER-RİFÂÎ

AHMED ER-RİFÂÎ

Ahmed er-Rifâî, 512’de Vasıt’la Basra arasında kalan Ümmüabîde köyünde doğdu. Fıkıh

ABDÜLKADİR GEYLANİ HAZRETLERİ

ABDÜLKADİR GEYLANİ HAZRETLERİ

Şeyh Abdülkadir Geylanî, hicrî 470 senesinde Gilan eyalet merkezine bağlı Neyf köyünde doğd

YUNUS EMRE-2

YUNUS EMRE-2

Yunus’ta Peygamber Aşkı: Bütün semavi kitapların ön gördüğü inanç sisteminde özetlene

YUNUS EMRE-1

YUNUS EMRE-1

Yunus Emre’nin Hayatı Yunus Emre ve Mevlana gibi büyük zatlar adeta çağımızda yeniden keş

ESAD COŞAN HOCAEFENDİ’NİN ESERLERİNDE YUNUS EMRE

ESAD COŞAN HOCAEFENDİ’NİN ESERLERİNDE YUNUS EMRE

Kıymetli ziyaretçilerimizi bu hafta “Yolumuzu Aydınlatanlar” bölümümüzde Prof. Dr. Musa K

İMAM GAZALİ’NİN ISLAH VE TECDİTTEKİ ROLÜ

İMAM GAZALİ’NİN ISLAH VE TECDİTTEKİ ROLÜ

İmam Gazali, İslam âleminin büyük bir çözülüş, çürüyüş ve yozlaşmaya maruz kaldığ

İMAM EBU HANİFE-HAYATI VE ŞAHSİYETİ-7

İMAM EBU HANİFE-HAYATI VE ŞAHSİYETİ-7

4-Firaseti-Cesareti-Metaneti(146) Firâset, öngörü, bir şeyin vukuundan önce sezilmesi gibi an

İMAM EBU HANİFE-HAYATI VE ŞAHSİYETİ-6

İMAM EBU HANİFE-HAYATI VE ŞAHSİYETİ-6

B-ZÜHD VE TAKVASI Anlatıldığına göre, İmam Ebu Hanife hayatının erken dönemlerinde, riya

İMAM EBU HANİFE-HAYATI VE ŞAHSİYETİ-5

İMAM EBU HANİFE-HAYATI VE ŞAHSİYETİ-5

II. GÜNDELİK YAŞAYIŞI İmam Ebû Hanîfe bir sözünde:“[İlmiyle amel eden] ulemanın yaşan

Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun.

Bakara, 185

GÜNÜN HADİSİ

Sadakaların en efdali, iki kişi arasını düzeltmektir.

Seçme Hadisler, s.237

TARİHTE BU HAFTA

*Uyvar Kalesi Fethedildi.(24 Eylül 1663) *Niğbolu Savaşaı Kazanıldı.(25 Eylül 1396) *Birinci Viyana Kuşatması(27 Eylül 1529) *Preveze Deniz Zaferi(28 Eylül 1538) *Demokrat Parti Kapatıldı(29 Eylül 1960)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI