Cevaplar.Org

RAHMAN SURESİNDE İKİLİ ANLATIM (MESANÎ) SIRRI

Rahman Suresinde, Allah'ın lütfu ile "mesanî sırrı" ola­rak ifade edebileceğimiz güzel bir ikili anlatım üslûbu tespit edilmiştir. Söz konusu anlatım tarzı birkaç madde hâlinde şöyle özetlenebilir


Niyazi Beki(Doç. Dr.)

niyazibeki@gmail.com

2013-02-11 01:14:07

Rahman Suresinde, Allah'ın lütfu ile "mesanî sırrı" ola­rak ifade edebileceğimiz güzel bir ikili anlatım üslûbu tespit edilmiştir. Söz konusu anlatım tarzı birkaç madde hâlinde şöyle özetlenebilir:

1- Rahman Suresinde, dünya ve ahiret konuları iki bö­lüm hâlinde işlenmiştir.

Birinci bölümün 30 ayet içerisinde işlendiği ifade edil­miştir. Çünkü 31. ayette yer alan "Ey insan ve cin!.. Sizin de hesabınızı ele alacağız." ifadesinde, dikkatler ahirete çevrilmiş ve arkasından da Kıyamet'le ilgili bazı olaylar göz önüne serilmiştir. Bununla beraber, bizzat ahirette ce­reyan eden olaylara bakması açısından ikinci bölümü teşkil eden ahiret konusunu, "İşte o gün insana da cine de günahı sorulmaz." mealindeki 39. ayetten itibaren başlat­mak mümkündür. Bu takdirde 78 ayetten ibaret olan su­renin ikinci bölümü, tam ayetlerin yarısından itibaren başlamış olur ki, bu da güzel bir ikili tevafuktur ve surenin genel ahengine uygundur.

2- Rahman ismiyle başlayan sure, celâl ve ikram sıfat­la­rıyla (Zu'l-celâli ve'l-ikram) bitmiştir. İki sıfatın birleş­me­sinden meydana gelen bu isim, surede iki defa tekrar­lan­mıştır.

3- Celâl ve cemal [ikram] sıfatlarıyla biten surede, hem dünya ve hem de ahiret konusu, bu iki sıfatın yansımala­rıyla işlenmiştir.

4- Kâinattaki pek çok varlığa işaret eden bu surede, "her şeyin çift yaratıldığı"(1) gerçeğinin yansımaları, ince bir üslûpla dizayn edilmiştir.

5- Mesanî sırrını taşıyan Kur'an'ın bu konudaki özeti mahiyetinde olan bu surenin de aynı sırrı göstermesi, çok harika düşmüştür. Hadiste bu sureye "Kur'an'ın gülü" adı­nın verilmesi, bu sırra bir işaret olsa gerektir.

6- Surede asıl muhataplar, insan ve cin ikilisidir. Muhatapların iki nevi olması ile hitapta yer alan hususla­rın da ikili olması arasındaki ilişki; hitap ile muhatap arasında sayısal pozisyonun uygunluğunu esas alan bir üslûp, bir çeşit "tenasüp" ve "tibak" sanatı çerçevesinde değerlendirilebilir. Ancak ifade edilen gerçeklerin hem an­lam, hem de lâfız bakımından muhatapların sayısına göre ayarlanması, Kur'an'a mahsus eşsiz bir üslûptur.

7- İmtihana tâbi tutulan, kulluk göreviyle memur olmak hasebiyle Cennet'e aday olan ve nankörlükle kâinatı kız­dıran insan ve cin ikilisinin Cennet'e uyarlanmaları ve Cehennem konusunda uyarılmaları; ayrıca bu iki hususun kâinatın ikişerli nimetleriyle karşılaştırılması, ikili anlatım tarzı açısından çok güzel düşmüştür.

8- Cennet ve Cehennem ikilisine karşı serbest bırakıl­mış ve bu hususta alabildiğine hür ve adil bir imtihana tâbi tu­tulmuş insan ve cinlerden çoğunun tavırları-ma­alesef-bir ikilem doğurmaktadır. Yani hem Cehennem'den korkar, hem de ondan sakınmaz. Hem Cennet'e taliptir, hem de kazanmak için gereken çabayı göstermez. İşte bu ikilem, ikili anlatım tarzı içerisinde çok güzel bir şekilde işlenmiş, bazen tezat, bazen de "tibak" sanatı çerçevesinde bir sü­naiyat [ikili sistem] sahnesi sergilenmiştir.

9- Bir imtihanın dürüstçe yapılabilmesi için imtihana gi­renlerin onu kazanma veya kaybetme şartlarını haiz ol­ma­ları gerekir. Bu sebepledir ki, imtihana tâbi tutulan, yalnız insan ve cin ikilisidir. Çünkü bu iki varlıkta aklın yanında nefis mekanizması da vardır. Akıl imtihanı ka­zanma aracı iken nefis de onu kaybetme aracıdır. Meleklerde ne­fis, hayvanlarda ise akıl olmadığı için teklif imtihanına dâhil edilmemişlerdir.

İnsan ve cinlerin yapısında bu ikili sistem var olduğu gibi, imtihanın zeminini teşkil eden dünyada da aynı sis­tem söz konusudur: Hayat-ölüm, dünya-ahiret, melek-Şeytan, hayır-şer, adalet-zulüm, gündüz-gece, yaz-kış, emir-yasak, günah-sevap, Cennet-Cehennem gibi...

Gerek "tezat" ve gerekse "tenasüp" sanatı çerçeve­sinde bir ikili anlatım söz konusu olan Rahman Suresinin "Celâl ve cemal [ikram] sahibi Rabbinin adı yücelerden yücedir" şeklindeki ayetle sona ermesi, bu ikili sistem açı­sından nur üstüne nur olmuştur.

Çünkü: Evvelâ, surede baştan sona kadar işlenen konu­lar, celâl ve cemal sıfatlarının birer yansımalarıdır. Bu iki sıfatın da surede bizzat ikişer defa zikredilmeleri ve sure­nin onlarla sona ermesi, harika bir etimolojik dizayndır.

Bu son ayette Rab isminin kullanılması da ikili anlatım açısından çok önemlidir. Çünkü Fatiha Suresinde de Rab ismi, Rahman ve Rahîm isimleriyle birlikte kullanılmıştır. Burada ise surenin başında Rahman, sonunda Rab ismi kullanılmıştır. Bu etimolojik birliktelik, şüphesiz, rasyonel bir ilişkiden kaynaklanmaktadır. Âlimler, bu ilişkiyi şöyle izah etmişlerdir:

Rab ismi, kâinatın talim-terbiye, eğitim ve yönetimine bakar. Terbiyenin [rububiyetin] iki temel özelliği vardır. Biri menfaatleri celbetmek, diğeri ise zararları defetmek... "Rezzak" manasına gelen Rahman ismi birinci hususa, "Gaffar" anlamını ifade eden Rahîm ismi ise ikinci hu­susa bakar.(2)

Nebe Suresinde (78/37) geçen "O, Göklerin, Yer'in ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir. O, Rahmandır." şeklindeki ayette, mutlak terbiyeyi ifade eden rububiyet ile rahmaniyet arasındaki ilişkiye işaret edilmiştir.

Zarar ile yarar, celâl ile cemal sıfatlarının birer tezahü­rüdür. Gerçekte yarar ile zararın ikisi de sadece Allah'ın elindedir; Allah'ın Dârr ve Nâfi' isimleri bunu göstermek­tedir. "De ki: 'Allah size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde etmenizi isterse, O'na karşı kimin bir şeye gücü yetebilir?'"(3) ayeti de bu hususu teyit etmektedir.

Rahman Suresinin son ayetinde Rab isminin celâl ve ce­mal sıfatlarıyla birlikte kullanılması, kâinatta mevcut şu realitelere işaret etmektedir:

Âlemlerin Rabbi Yüce Allah'ın yaratıp terbiye ettiği var­lıktaki her bir âlemde celâl ve cemal yansımaları söz ko­nusudur. Meselâ: "Şeriat-ı fıtriye" denilen kâinatta cari olan tekvinî prensipler bazında, itim-çekim kanunu, artı-eksi, pozitif-negatif prensipleri; proton-elektron düzeni, zıt kutuplu ekolojik dengeler, aydınlık-karanlık düalizmi gibi ikili hususlar olduğu gibi, "Şeriat-ı Muhammediye" (a.s.m.) denilen din sahasında yer alan aklî prensipler alanında: emir-nehiy, tergip-terhip, sevgi-nefret, tespih-tahmid, ümit-korku, sevap-azap, Cennet-Cehennem gibi pek çok ayrı ikili yansımalar söz konusudur.(4)

Âlemlerin Rabbi'nin kâinattaki terbiyesinin güzelliğine, müspet ilmin pek çok değişik dallarında ortaya koyduğu akıl almaz deliller şahit olduğu gibi, "Rahman olan Allah'ın yaratışında hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun? Sonra, gözünü tekrar tekrar çevir bak; göz (aradığı bozuk­luğu bulmaktan) âciz ve bitkin bir hâlde sana dönecektir. (Ve 'Aradığım kusuru bulamadım.' diyecektir.)"(5) şek­lindeki ayetler de bu güzelliğin inkâr edilemeyecek kadar açık olduğunu ifade etmektedir. ayette Rahman isminin kullanılması ayrıca dikkate değerdir.

İslâm âlimleri de Allah'ın kâinat çapındaki bu harika düzeninin eşsizliğini, Allah'ın sonsuz ilim ve kudretini gösteren birer mucizevî belge olduğunu söylemişler ve "Leyse fi'l-İmkâni ebdeu' mim-mâ kân [Kâinatın mevcut şeklinden daha güzeli imkân dâhilinde değildir]."(6) di­ye­rek ilâhî terbiyenin kâinattaki yansımalarına hayranlık­la­rını ifade etmişlerdir.

İnsanlık âlemindeki terbiyenin yansımasına en büyük örnek, şüphesiz, insanlığın iftihar vesilesi olan Hz. Muhammed'dir (a.s.m.). Allah'ın "Ve sen (Ey Muhammed)!.. Şüphesiz, yüce bir ahlâka sahipsin."(7) şeklindeki şahitliği yetmez mi?

Nitekim, Kâinatın Efendisi de kendisinden bahseder­ken aynı gerçeğe değinmek üzere "Ben ancak güzel ahlâkı ta­mamlamak üzere gönderildim."(8) buyurmuştur.

Rahman Suresinde celâl ve cemal sıfatlarının yansıma­larını gösteren birkaç somut örnek vermekte fayda vardır. Ancak kâinatta celâl ve cemal tecellilerinin her zaman be­lirgin bir şekilde farklılık göstermeyeceği, bilinmelidir. Bazen cemal içinde celâl, bazen de celâl içinde cemal te­zahür eder. Aslında Allah'ın güzel isimlerinin, tezahürleri itibarıyla mütedahil daireler gibi iç içe oldukları düşünül­düğünde, bu farklı yansımaların çoğu zaman birer izafî hakikati yansıtmakta olduğu anlaşılır. Kâinatta "hakaik-ı nisbiye" denilen izafî [rölâtif] gerçeklerin, "hakaik-ı mahza" denilen zatî/mücerret gerçeklere nispeten çok daha fazla oldukları, bilinen bir gerçektir.

1- Surenin ilk kelimesi olan Allah'ın Rahman ismi, bü­tün canlılara rızık veren "Rezzak" anlamıyla celâli, mer­ha­mete muhtaç olanlara merhamet eden "Rahman" mana­sıyla da cemali temsil eder.

2- Surenin son kelimesi olan Allah'ın "Zü'l-celâli ve'l-ik­ram" ismi, celâl tecellisiyle celâli, ikram vasfıyla da cemali gösterir.

3- Gökler, celâli; şefkatli bir anne gibi canlıları kucak­la­yan Yerküre ise cemali gösterir.

4- Güneş ve Ay, celâli; ağaç ve bitkiler cemali gösterir.

5- Gizemli yapıları, güçleri ve yapı taşları olan ateş un­surları ile cinler celâli; mükerremliği, sempatik yapısı ve mütevazı toprak unsurlarıyla insan, cemali temsil etmek­tedir.

6- Güneşin doğuşu cemali, batışı ise celâli gösterir. Aydınlık sevindirir, karanlık ürkütür.

7- Heybetli denizler celâli, içinde yüzen gemiler ise ce­mali gösterir.

9- Yan yana olan denizlerin karışmaması celâli; içinde bulunan ve merhametle beslenen binlerce canlı türü, mer­can ve inciler gibi güzel süsler ise oradaki cemali gösterir.

10- Cennet cemali, Cehennem ise celâli temsil eder.

11- İnsanları ve cinleri hedef alan, 31 defa tekrar edile­rek nankörleri azarlayan "Fe bieyyi âlâi..." ayetinin biri ce­lâl, biri de cemali nazara veren farklı iki uyarısı vardır. Şöyle ki:

Allah'ın nimetlerinin zikredilmesinden sonra geldiği yerde, "Ey insan ve cin topluluğu!.. Siz, Rabbinizin hangi nimetlerini inkâr edebilirsiniz?" ifadesiyle Allah'ın cemal sıfatlarına karşı saygılı ve müteşekkir olmayı tavsiye et­mektedir; azap gibi uyarı ayetlerinden sonra geldiği yer­lerde ise "Siz, nimetlerimi inkâr edip nankörlük edenlerin cezasını bilmiyor musunuz? Cehennem gibi dehşet verici bir hapsi bulunan bir Sultan-ı Ezelî'nin celâlini ve kahrını nasıl unutabilirsiniz?" şeklinde tehdit etmektedir.

12- Her şeyin fâniliğini ilân eden ölüm gerçeği bir celâl tecellisi olduğu gibi, Allah'ın "Bâkî" isminin cilvesinin maz­harı olan Cennetliklerin hayatı da bir cemal yansımasıdır.

Evet, surenin 26. ayetinde geçen "Yeryüzünde bulunan her canlı yok olacak." ifadesi, hayatın aydınlığından ölümün karanlığına göçmeyi ifade etmekle dehşet verici bir celâl tecellisini göstermektedir. Yirmi yedinci ayette ise "Ancak celâl ve ikram sahibi Rabbinin zatı baki kalacak" ifadesiyle, ölümün bir idam, bir hiçlik ve bir darağacı ol­madığına işaret etmektedir. Çünkü Allah'ın bekasının celâl ve cemal sıfatlarıyla birlikte zikredilmesinde, Bâkî olan Allah'ın baki bir memleketinin de olacağını, sonsuz olan celâl ve cemal yansımalarının orada da devam ede­ceğinin sinyalleri verilmektedir. Zira sonsuz cömertliği bu­lunan tükenmez bir hazine sahibinin, muhtaç bendelerine yardım etmemesi düşünülemez. Demek ki Rahman ve Rahîm olan Allah, halis bendelerini, şüphesiz, Cennetine alacak ve cemaliyle de onları serfiraz kılacaktır.

13- İnsanların konuştuğu dillerin çoğu, tesniye [ikili] gramatik forma sahiptir. Özellikle Arapça, tesniye formla­rını tamamen muhafaza etmiş bir lisandır.(9)

"Muhakkak ki o (Kur'an), Âlemlerin Rabbi'nin indirme­sidir. Onu Ruhu'l-emin [Cebrail] uyarıcılardan olasın diye, apaçık Arap diliyle senin kalbine indirmiştir."(10) ayetinin işaret ettiği gibi, Kur'an ikili sisteme sahip Arapça diliyle inmiş ve kendisini de "ikili sisteme sahip bir ki­tap"(11) olarak takdim etmiştir.

Daha önce ifade edildiği üzere, hadis-i şerifte "Kur'an'ın gülü/süsü" olarak adlandırılan Rahman Suresinde, Kur'an'ın "tesniye/ikili gramatik formu" çok güzel bir şe­kilde işlenmiştir.

Dipnotlar

1-ez-Zariyat, 51/49.

2-bk. Nursî, İşaratü'l-İ'caz, s. 19.

3-el-Feth, 48/11.

4-krş. Nursî, İşaratü'l-İ'caz, s. 15.

5-el-Mülk, 67/3-4.

6-bk. Muhyiddin İbn Arabî, Ankau Mağrib, 45; eş-Şa'ranî, el-Mizanu'l-Kübra, I/7.

7-el-Kalem, 68/4.

8-bk. Malik b. Enes, el-Muvatta, Hüsnü'l-Huluk, 8; Ahmed, b. Hanbel, II/381.

9-bk. Annemarie, s. 52-53.

10-eş-Şuara, 26/192-195.

11-ez-Zümer, 39/23.

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

KUR’AN’DA İKNA ÜSLUBU

KUR’AN’DA İKNA ÜSLUBU

a. Hz. Yahya ve Hz. İsa’nın Doğum Olayları: Kur’an-ı Kerim'in, Hz. İsa’nın babasız do

KUR’AN’IN EŞSİZ ÜSLÛBU

KUR’AN’IN EŞSİZ ÜSLÛBU

Bir sözün güzelliği, mükemmelliği, yüksekliği ve derinliği dört unsura bağlıdır: Bunl

KUR’ANIN İRŞAD YÖNÜ ÜZERİNE-2

KUR’ANIN İRŞAD YÖNÜ ÜZERİNE-2

İslâm dininin evrensel ahlâkî değerlerine dikkat edildiğinde, onun insanların ferdî ve içti

KUR’ANIN İRŞAD YÖNÜ ÜZERİNE-1

KUR’ANIN İRŞAD YÖNÜ ÜZERİNE-1

Kur'an, insanoğlunu dünya ve âhiret mutluluğuna erdirmek üzere gönderilen en büyük mürşitt

BESMELE’NİN ÖZELLİKLERİ

BESMELE’NİN ÖZELLİKLERİ

Besmele, yani Kur’an’ın “BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHÎM” ayeti, 114 defa nazil olmuş bir a

İŞÂRÎ TEFSİRDE EBCED HESABI

İŞÂRÎ TEFSİRDE EBCED  HESABI

1. Ebced Hesabının Kaynağı Ebced hesabının menşei hakkında farklı rivâyetler vardır. İs

RAHMAN SURESİ VE KUR'AN'IN TEMEL ESASLARI

RAHMAN SURESİ VE KUR'AN'IN TEMEL ESASLARI

İslâm âlimlerinin belirttiğine göre, Kur'an'ın asıl hedefi ve ders vermek istediği temel kon

KUR’AN’IN FAZİLETİ

KUR’AN’IN FAZİLETİ

Kur'ân-ı Kerim’in en büyük fazileti, (üstünlüğü), hiç şüphesiz onun Allah kelâmı olm

KUR'AN'DA BAZI MÜŞKİL MESELELER-3

KUR'AN'DA BAZI MÜŞKİL MESELELER-3

Vakıaya Aykırı Gibi Görünen İfadeler Demirin İndirilmesi وَأَنزَلْنَا الْح

KUR'AN'DA BAZI MÜŞKİL MESELELER-2

KUR'AN'DA BAZI MÜŞKİL MESELELER-2

Allah’ın Adaleti وَاتَّقُواْ فِتْنَةً لاَّ تُصِيبَنَّ الَّ

KUR'AN'DA BAZI MÜŞKİL MESELELER-1

KUR'AN'DA BAZI MÜŞKİL MESELELER-1

Çelişki Gibi Görünen İfadeler 1-Allah'ın Yakınlığı وَلَقَدْ خَلَقْنَا

Doğrusu Allah katında din, İslâm'dır; o kitap verilenlerin anlaşmazlıkları ise sırf kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki taşkınlık ve ihtirastan dolayıdır. Her kim Allah'ın âyetlerini inkâr ederse iyi bilsin ki, Allah hesabı çabuk görendir

Âl-i İmran:20

GÜNÜN HADİSİ

Harb bir hiledir.

Buhari, Cihad 157; Müslim, Cihad 18, (1740)

TARİHTE BU HAFTA

-İbn-i Batuta'nın Vefatı(24 Şubat 1369) -Malcolm X'in Vefatı(25 Şubat 1965) -Tarık Buğra Vefat Etti.(28 Şubat 1994) -Buhari'nin Vefatı(2 Mart 869)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI