Cevaplar.Org

BİRCAN ÇELİK

Bircan Çelik 1942 Fethiye doğumludur. Şimdi Aydın hizmetlerinin tanınan ve sevilen bir simasıdır, emekli öğretmendir. Isparta İmam Hatip Okulunda okurken, kaldığı evlerinin önünden, her gün geçen Bediüzzaman hazretlerini devamlı görmüş ve bir kere de ziyaretlerine gitmek nasip olmuştur.


Ömer Özcan

ozcannurs@hotmail.com

2013-01-23 03:11:43

Bircan Çelik 1942 Fethiye doğumludur. Şimdi Aydın hizmetlerinin tanınan ve sevilen bir simasıdır, emekli öğretmendir. Isparta İmam Hatip Okulunda okurken, kaldığı evlerinin önünden, her gün geçen Bediüzzaman hazretlerini devamlı görmüş ve bir kere de ziyaretlerine gitmek nasip olmuştur.

Kendisiyle devamlı görüştüğümüz halde, mütevazı kişiliğinden dolayı hatıralarını yazmak istemedi. Hâlbuki Nur Üstad'ı görenlerin azaldığı bir dönemdeyiz. Biz istisnasız bu ağabeylerin tamamının hatıralarını tespit etmek istiyor ve bunların bilinmesini arzu ediyoruz. Bazen bir tek kelam ile de olsa, O'nun Tarihçe-i Hayatına ışık tutmak için çabalıyoruz. Neyse ki bu sefer de muvaffak olduk. Hatıralarını yazarak adresimize gönderdi.

Üstad'ı her gün görüyorduk

Aziz Kardeşim Ömer Bey,

Muhtelif zamanlardaki karşı koyulmaz ısrarlarınız neticesinde kısaca hatıralarımı yazıyorum.

1942 yılında Fethiye'ye bağlı Kayadibi Köyünde doğmuşum. İlkokulumu memleketimde bitirdikten sonra, iki sene müddetince kışları üç-dört ay kadar Kur'an kurslarına gittim. Üçüncü sene köyümde kaldım, köy işleri ile uğraştım. Kur'an Kursunda iken hocamız, itimat ettiği bir kişi ile yaptığı sohbetlerinde zaman zaman bir büyükten, bir veliden bahsederdi. Fakat onların da tam bilgileri yoktu. Biz okuduğumuz caminin avlusunda onları duymaya çalışırdık. Bazen Isparta, bazen Denizli derlerdi.

1956-1957 öğretim yılında Isparta İmam Hatip Lisesinin orta kısmına kaydoldum. 1.sınıf… 2.sınıf derken etrafımızı görmeye başladık. Okulumuzda Zekeriya Kitapçı diye bir ağabeyimiz vardı. Okulumuzun bahçesinde, mescidinde sıkı sık buluşurduk, bize ağabeylik yapardı. Öğretmen-öğrenci herkesin dikkatini çekerdi. Meğer o zamanlarda Ankara Davası olmuş, Üstadımızın yanındaki ağabeyler hapishaneye girmişler. Zekeriya ağabey de Üstadın yanında kalmış.

Zekeriya Kitapçı ağabey bize devamlı Üstad'tan bahsederdi. Bir ara küçük risalelerden birkaç kitap getiriverdi bana. Bunlar teksirle basılmış, karton kapaklı, büyük ebatlı kitaplardı. Baştan tam anlayamadım. Fakat benim ısrarla okumamı telkin ediyordu. Allah kabül etsin, bu şekilde Risale-i Nurları okumaya başlamıştım.

Isparta'da okurken 3–4 arkadaş, bir ev, daha doğrusu bir oda tutmuştuk. Tuttuğumuz yer Üstadın evinin yolu üstündeydi. Ağabeylerimizin kolları arasında eve girip çıkarken Üstad'ı devamlı görüyorduk. Gerek yolda iken, gerekse araba içindeyken Üstad bizleri gördüğünde, iki elini başına götürüp selamlardı. Böylece O'na karşı kalbî muhabbetimiz ve ilgimiz devamlı artıyordu.

Komünizmin beli kırılmıştır, artık doğrulamaz

O sıralarda Van'lı Fahreddin Uğur ağabeyimiz, yedek subay olarak Isparta'ya gelmişti. Bekâr olduğu için boş zamanlarımızda buluşuyorduk, çok kere bizim eve gelirdi. Bir gün konuşurken Üstad Hazretlerini ziyaret etmeye karar verdik, ve ettik. Bu ziyaretimiz Üstadımızın vefat senesi 1960 idi. 18 yaşındayım.

Üstadımızın evinin bulunduğu sokakta devamlı surette polisler beklerdi. Biz bir fırsatta Üstadın kapısını çaldık ve içeri girdik. Kabül edilmiştik, huzurlarına girdik. Üstadımız karyolada uzanıyordu. Baş tarafına yakın ben, yanımda Fahreddin Ağabey, diz çöküp oturduk. Ben gerek çocukluktan, gerekse henüz Risale-i Nur eğitimi almadığımdan etrafıma ve Üstadımızın yüzüne dikkatlice bakmaya başladım. Herhalde çocuk diye beni ikaz etmedi. İyi ki etmemiş; şimdi hayalimde, nazarımda hala o mübarek sima nakşolmuş duruyor. Üstadımızın sesi çıkmıyordu. Bize Zekeriya ağabey yardımcı oluyordu. Biraz geçince sesi açıldı. Zekeriya ağabey odasına geçti.

Üstadımız bize adımızı ve nereli olduğumuzu sordu. Risale-i Nurları okumamızı tavsiye etti. Elinde o zaman ne olduğunu anlayamadığım, fakat sonradan kulunç tahtası olduğunu öğrendiğim bir tahtası vardı. Üstad bir ara yukarıdan aşağıya bir kavis çizerek "komünizmin beli kırılmıştır, artık doğrulamaz.." dedi. Daha fazlasını şimdi hatırlayamıyorum. Biz biraz daha yanında durduktan sonra huzurlarından ayrıldık. Üstadımıza minnet borçluyum. Pek çok inayetler gördüm, Rabbime şükürler, Peygamberime de salât-ü selamlar olsun.

İmam Hatip Lisesi son sınıfında iken bazı ihlâssız hareketlerimiz oldu. Tasdiknamemi elime verdiler. Zamansız olduğundan başka okullar beni kabül etmediler. Abdullah Yeğin ağabeyimiz Adana'da idi. Yanına gittim. Maraş İmam Hatip Okulu Öğretmeni Selahaddin Durdu hocamıza bir mektup yazıverdi. O okula kaydımı yaptırdım. Mezun olduktan sonra İstişare ile Konya Yüksek İslam Enstitüsüne kaydımı yaptırdım. Ben istişare ile hareket etmenin çok kerametlerini gördüm. Daha üçüncü sınıfta okurken, Konya Müftü Yardımcısı olarak diyanet beni tayin etti. 1967'de Konya İslam Enstitüsünü bitirdim. Aynı sene Aydın İmam Hatip Okuluna öğretmen olarak tayin oldum. 1973'de askerliğimi bitirdikten sonra Muğla İmam Hatip Okuluna Müdür oldum. 1983'de sıkıyönetimin 1402. maddesine takıldım. Aksaray'a sürgün edildim. 1996'da tekrar Aydından emekli oldum. Şimdilik Aydın'da ikamet ediyorum.

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

YUVALI HATİP HOCA

YUVALI HATİP HOCA

Asıl adı Mehmed Ali Bilgin olan Yuvalı Hatip Hoca 1891 yılında Ankara’nın Yenimahalle ilçes

VELİ IŞIK KALYONCU

VELİ IŞIK KALYONCU

Veli Işık Kalyoncu, Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin son yıllarının ve Risale-i Nur

ŞÜKRAN ÜNLÜKUL

ŞÜKRAN ÜNLÜKUL

20 Kasım 2011 tarihinde milyonların Üstad dediği Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin gelini Mu

ŞEMSEDDİN TUĞRUL

ŞEMSEDDİN TUĞRUL

13 Temmuz 2009 tarihinde Şemseddin Tuğrul Ağabeyin Van’daki dükkânındayız. Van hizmetlerini

SÜLEYMAN KAYA (GAYE)

SÜLEYMAN KAYA (GAYE)

İşte efsanevi bir kahraman daha; Süleyman Kaya... Daha doğrusu Hz. Üstad’ın düzeltmesiyle

RIDVAN (ERDOĞAN) UTANGAÇ

RIDVAN (ERDOĞAN) UTANGAÇ

Bursa’nın Aksu Köyünde Rıdvan ağabeyin evindeyiz. Aksu Köyü yeşilliği ve bol suları ile

REFİK AĞIR

REFİK AĞIR

Avukat Gültekin Sarıgül “Ömer kardeş, Burdur’da Hz. Üstad’la görüşmüş yaşlı bir a

ÖMER KUŞ

ÖMER KUŞ

Ömer Kuş, epey zamandır gözlerden ırak kalmış çok eski, çok fedakâr ağabeylerimizden biri

OSMAN BOZKURT

OSMAN BOZKURT

Osman Bozkurt, Hz. Üstad’ın tabiriyle “Kahramanlar Ocağı Denizli”nin Süller Nahiyesinden.

MUSTAFA KARAPINAR

MUSTAFA KARAPINAR

Mustafa Karapınar ile İstanbul Bostacı’da, evinin yakınında bulunan tarihi Kuloğlu Camiinde

NADİR BAYSAL

NADİR BAYSAL

Bediüzzaman Hazretleri 1936-1943 yılları arasında Kastamonu’da sürgün olarak yaşamıştır.

"Rabbimiz Allah'tır" deyip sonra da dosdoğru yaşayanlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

Ahkaf,13

GÜNÜN HADİSİ

"Kelimetan hafifetan alellisan. Sakiyleten filmizan. Habiybetan ilerrahman: Subhanellahi ve bi hamdihi, subhanellahi'l-azim."

"İki kelime vardır ki, dile hafif, mizanda ağırdırlar: Sübhanellahi ve bi hamdihi, sübhanellahi'l-azim." (Buhari, Deavat: 11/175)

TARİHTE BU HAFTA

*Muhammed Raşid Hz.lerinin Vefatı. (22 Ekim 1993) *Astronomi Alimi Uluğ Bey'in Vefatı(25 Ekim 1449) *Fatih Sultan Mehmed Han'ın Trabzon'u Fethi(26 Ekim 1461)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI