Cevaplar.Org implant

BABNİRLİ MELE ABDULLAH HOCAEFENDİ İLE ÜSTAD ETRAFINDA BİR SÖYLEŞİ

Kıymetli ziyaretçilerimiz, cevaplar.org adına gerçekleştirdiğimiz yeni bir söyleşiyi takdim etmekle sevinçliyiz. Şark âlimlerinden Molla Abdullah Aydın Hocaefendi ile üstad Bediüzzaman ve tecdidi hakkında bir mülakat yaptık


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2013-01-22 13:53:44

Takdim

Kıymetli ziyaretçilerimiz, cevaplar.org adına gerçekleştirdiğimiz yeni bir söyleşiyi takdim etmekle sevinçliyiz. Şark âlimlerinden Molla Abdullah Aydın Hocaefendi ile üstad Bediüzzaman ve tecdidi hakkında bir mülakat yaptık. 

Hocamıza "Ulemanın Gözüyle Bediüzzaman" adlı eserimizi hediye etmiştik. Böylece de tanışmış olduk elhamdülillah. Hocamız, eseri çok takdir ettiğini şu ifadelerle anlatmışlardı; "Muhterem kardeşim Salih Okur, kalbî ve ruhî selamlarımı irsal eder, Hz. Bediüzzaman'la ulema arasındaki ilmî şahadet tespitinize şükranlarımı takdim ederim. Böyle mühim hizmetin çerçevesini çizme külfetine mazhar olmak ve idameye meyil göstermek tasdik babında büyük himmet işaretidir. Allah devamı için muininiz olsun."

Daha sonra hocamıza kendisiyle bir söyleşi yapmak arzumuzu ilettiğimizde bizi kırmadılar. Cenab-ı Hak kendisinden ilelebed razı olsun. Âmin.

İstifadeye medar olması dileklerimle. Salih Okur/cevaplar.org

Hocamızın kısa bir özgeçmişi

Hocamız, Batman'ın Gercüş İlçesinin Babnir köyündendir. 1939'da dünyaya gelen Hocaefendi, Şark bölgesinde ilmi ve siyadetiyle meşhur Babnirli Mele Yusuf'un ilk evladıdır. Babası, hayatı boyunca dinî meziyetlerin tümünü yaşar, yaşatır zahid, sürekli oruçlu ve çevrenin genel fetvagâhı durumunda idi. Buna rağmen mele Abdullah, zekât minneti altında olan Melelerin bu düşük değerlerini gördüğü için okuyup Mele olmak istemedi. Fakat takdir-i ilahî onun tedbirini yendi, meşhur Dedesi Seyyid Aziz rüyasına gelip okuması için tehditkâri nasihatlerde bulundu. Bu ikazdan sonra okumaya başladı.

Tahsilinin başlangıcı, Keferzo'da Seyda Mele Ahmet Cımılinli'nin yanında gerçekleşti. İlim ahzettiği diğer hocaları; Seyda mele İsmail Ayınkaflı, Seyda mele Muhammed Arapkendi, Seyda mele Yasin Fetlili, Seyda mele Muhammet Kaziyeli, Seyda mele Abdulvehap Hırbı Haccili, Seyda mele Muhammed Dirişli ( bir ders ondan teberrüken aldı) Seyda Ş. Afif Hamidi ve Seyda Ş. Arif Hamidi. (İcazetini seyda Ş. Arif Hamidi'den aldı.) 

Hizmetleri: Tedrisat, telif, gazete ve dergilere makale, cami ve televizyonlarda vaazlar, irticalı hutbeler.

Eserleri:

1.ÇAĞLAR BOYU İSLAM FIKHI. 2 CİLT (basılmış)

2. MEZHEPLER VE SİSTEMLER. 1. CİLT. (basılmış) 

3. DİVANA BABNİRİ ( Arapça- Türkçe- Kürtçe şiir divânı, basılmış)

4. ŞEYH- MÜTEŞEYYİH (basıma hazır)

4. DENGEYİ BOZANLAR ( basıma hazır)

5. ASIRLARA ŞAMİL FIKIH: Arapça, basıma hazır)

- Bediüzzaman hazretlerini ilk defa ne zaman duydunuz?

 Sorunuzun cevabına geçmeden önce Üstad Bediüzzaman hakkında kısa bir malumat vereyim; Bediüzzaman 1878'te Bitlis'in Hizan Kazasının Nurs köyünde dünyaya geldi, 1926'ya kadar "Eski Said" diye kendisini tanıtır, daha sonra Yeni Said dönemi başlar. Önce Said-i Kürdi ve Said-i Nursi isimlerle müsemma idi. 1935 yılına kadar, yani soyadı kanunu çıkana kadar bu isimlerle bilinirdi. 21 yaşındayken Bediüzzaman (zamanın eşsizi) lakabıyla meşhur oldu. 1907'da İstanbul'a gidip Medreset'üz Zehra adında bir üniversitenin Van'da yapılmasını ve Arapça, Türkçe ve Kürtçe üç dille eğitim- öğretim yapılmasını saltanattan istedi. Aynı dönemde dergi ve gazetelere değişik konularda beyanat verdi. Birinci Cihan Savaşında halk ve talebelerinden bir Milis topluluğu kurarak, gönüllü alay komutanı sıfatıyla Rus'la harbe katıldı. Üç yıl Rusya'da esir olduktan sonra, esir kampından kaçarak İstanbul'a geldi. Kendisine Şark Umumi Vaizliği, Milletvekilliği, Şeyhül İslamlık gibi makamlar teklif edildiği halde hiç birisini kabul etmedi. Ömrünün çoğu telifle beraber hapishanelerde geçti. 83 yaşında Ş. Urfa'da otelde vefat etti, sonra devrin hükümeti mübarek cenazesini kabirden çıkarıp meçhul bir yere götürdü.

Ben Hz. Bediüzzaman'ı, ta 11 yaşımda, (takriben1950) bilirdim, o yaşta ruhen ona bağlıydım. Hatta çevremizde bir yetkilinin kendisine dil uzattığını işittiğim zaman bağırarak büyük tepki gösterdim. Herkes o yaştaki tepkime şaşıyordu. Benim bu saygı ve bağlılığım, eserlerini bildiğim için değil, fıtri temayülümden tevellüd ediyordu. Zira ben o zaman henüz herhangi bir risalesini de görmemiştim. Babam Mele Yusuf da onun hakkında son derece manidar sohbet ederdi, harika bir âlim ve mümtaz şahsiyet, ermiş bilge olduğunu bize anlatırdı. Keza Hamidilerden meşhur Şeyh Halil Aynkafli, üstadı ziyaret ettiği için, yüksek meziyetlerini bilir, dillendirir, zamanın en büyük âlimi ve velisi olduğunu müritlere anlatırken ben de o küçük yaşta müstefit olurdum. 

- Hocalarınızdan üstad hakkında duyduğunuz şeyleri bizlerle paylaşır mısınız?

Bu günümüze kadar Bediüzzaman hakkında menfi ifade arz eden bir âlim görmedim; bilakis, gördüklerimin ve işittiklerimin tümünün "üstat" ve "Bediüzzaman" demekle iftihar ettiklerini bilirim. 

- Risale-i Nur'da sizi en çok etkileyen meseleler neler olmuştur?

-Risale-i Nur'dan, beni çok etkileyen hususlar fazladır. Bu eserin şahsıma yaptığı büyük tesir, hem Allah'ın varlığını, hem Peygamberlerin ve semavi kitapların hakkaniyetini, hem ölüm sonrası Baseti, haşri, cennet – cehennemin varlığını dimağıma nakış etmesi ve hem de bunları tasvir edip gözümün önüne getirmesidir.

Ve keza, mukaddesat hakkındaki şüphelerimin tümünü izale etmesi, hatta güneşi bildiğim gibi bu hakikatleri bilmeme ve hepsine kalben inanmama vesile olmasıdır. Hulasa ben kendi felsefemle badirelere yuvarlanıp batmak üzereyken bu büyük seydanın yetişmesiyle kurtulduğumu ikrar ederim

Kendi Divanım'da (Divana Babnirli) bu yüce seydayla ilgili sonsuz hürmetimi ifade eden mersiyelerim var. Bir mısrası şöyle:

و من فضلت یا استاد علی شاڒ و گیلانی تدل بالثریا بل و من فوق الھدی انقادوا

"Ey üstad, seni Şah-ı Nakşibend ve Ş. Abdulkadir Geylani'den üstün kılan âlim, isabet etmiş, yıldızlara yükselmiş, hidayet kaynaklarını memnun etmiştir.

Evet, Bediüzzaman bu velilerden müstefit olduğunu itiraf ediyorsa da onun kaleme aldığı külliyat bu zevatın eserlerinden daha müfid ve cihana şamildir, derim.

-Medrese ilimleri okuyan bir insan Risalelerden müstağni kalabilir mi?

Medresenin 12 ilimleri ile Risale külliyatı, birbirini bedihi bir şekilde tamamlamaktadır, Bediüzzaman'ın bu yüksek rütbeye yetişmesi bu mütemmimlik vasfına haiz olmasındandır.

- Üstadın kısa zamanda ulum-u âliyeyi hazmetmesini çok kimseler taaccüble karşılıyorlar. Sizin bu konudaki görüşleriniz nelerdir?

-Hz.Bediüzzaman'ın kâmil, şamil ilimlere mazhar olmasının hikmeti, kendisinde olan süper zekâ, ciddi ihlâs ve ilahî lütfa mazhar olmasıdır. Bu üç vasıf, ilim sahasında Bediüzzamanlık vasfını kazanmasına vesiledir. Zira bazıların sandığı gibi üstadın ilminin tümü vehbi değildir. Zira kardeşinin de ifade ettiği gibi üstad, Cami kitabına kadar dört yıl medrese tahsilini bilfiil yapmış, emsalinde olmayan hamleyle son noktaya yetişmiş, Cami'den sonra medrese müfredat programında olan 12, hatta 13 ilimlerin kalan kısmını kısa zamanda kavrayıp, Kur'an'a hiçbir müfessirin yapamadığı tefsir (risale) telifine muvaffak olmuştur.

- Üstadın tecdidinde sizin önemli gördüğünüz yönler nelerdir?

-Bediüzzaman

اِنَّ اللّهَ يَبْعَثُ لِهذِهِ اْلاُمَّةِ عَلَى رَاْسِ كُلِّ مِاَة سَنَةٍ مَنْ يُجَدِّدُ لَهَا دِينَهَا

"Her yüz sene bu ümmete dinini yenileyecek bir müceddid gönderilecektir" hadisine

mazhardır. Zira O içtihat rütbesine yetişmiş, bütün konularda müçtehit ve müceddittir. İtikadi konularda zamanın zındıkasına mukni cevapları verdiği gibi, fıkhî temellere itiraz edenlere de tatminkâr cevap vermiştir. Mesela, mirastan erkeğe iki pay, kadına bir payın verilmesine yapılan itiraza cevap vermiş; bunun hikmeti, Muhammed İkbal'e sorulunca, "ben de hikmetini bilmem" dediği halde Üstat, bunu ispatlamak için hikmetiyle ilgili bir risale yazmıştır.

Ve mesela, başları açık erkeklere ve el ve yüzleri açık bayanlara itiraz etmemiş, bu giyimi tam tasvip etmemişse de "zaman, bazı hükümleri nesh ediyor" ifadesiyle bir nevi fetva vermiştir. 

En fazla da hakaik-i imaniye üzerinde durması, müceddit ve müçtehit olmasının birinci örneğidir. Keza, ırkçılığı, anarşiyi telin etmesi, tevhid, birleştiricilik vasfını haiz olması, dört duvarın arasında kalmayı hizmete engel ve zillet kabul etmesi, tecdidî ve ictihadîdır.

Zindanı, hatta savaşı rahat yaşamaya tercih etmesi, hiçbir kaynağa müracaat etmeden tüm filozoflara ve bilim adamlarına cevap vermesi, hem ictihadî cihetini ispat etmiş hem de zamanın harikası manasına gelen "Bediüzzaman" lakabına layık kılmıştır. 

 Son devir Osmanlı Şeyhülislamlarından Cemalüddin Efendi diyor ki "biz Avrupalılara cevap vermek için külli miktarda kitap araştırmak zorunda kalırken Bediüzzaman hiçbir kaynağa müracaat etmeden tatminkâr cevap veriyor."

Arapkentli seydam Molla Muhammed, bir gün bana üstat hakkında şöyle dedi: " Biz ulema ve mürşitler, ancak inananların ibadet yollarını gösterebilirken Bediüzzaman inanmayanları iman dairesine getiriyor"

Vâ esefa! Devrin sultanı Abdülhamit dâhil, kendisini müdrik olmayanlar, delidir, diye tımarhaneye atıyorlar. Durumunu vuzuha kavuşturmak için yanına bir tabip de gönderiyorlar. Tabibe şunu söylüyor: "Beni anlamayanlar bana deli derler. Fakat sen beni dinle: hasta kendi hastalığını söylemeli ki, doktora yardımcı olsun. Ben Kürdistan dağlarında yetiştim, kaba ifadelerim varsa Kürdistan tartısıyla tartın. Kürdistan'da revaçta dört sıfat var: Cesaret, izzet-i nefis, dinî taassup ve sadakat. Bu dört vasıfta sabitim, müdanene yapamam. Dinî medeniyetimle muhalifin medeniyeti farklıdır. Bu muhalefetten ötürü bana deli derler.

2.Ben her soruya cevap verdiğim için harika oluyorum, halkın hayretini mucip bir tavırdır bu. Bu tavrımı da delilikle tavsif ederler.

3. Benim tavrım, elbisem, içim gibi farklıdır, farklı insana deli derler. ( evet, O zaman hem libası kürt libası idi, hem de kendisini "Said-i Kürdî diye isimlendirirdi.)

4. Birçok harika insanlara ya sihirbaz, ya deli, ya kâhin dediler. Bana da derler.

5.Hakkı savunmada tavizsiz bir insanım. Bu sahada sinirli ve sertim. Böyle insanlara da deli derler.

6.Ciddiyim, yağcılıktan uzak biriyim, her kes bunu da çekemez. Çekemeyince delilik vasfı takarlar. (Bediüzzaman, Asar-i Bediiye s. 324- 325)

Doktor, bu harika ifadeleri dinledikten sonra " eğer bu insan deli ise, dünyada akıllı yok" der.

Bediüzzaman'ı tanımayan bazı Kürtler üstadın kendi ırkı olan Kürtlere temayül etmediğini iddia ederler. Hâlbuki kavgadan ve her çeşit ırkçılığa dayalı temayülden uzak, fakat hak noktasında Kürtlere hocalık yaptığı açıktır.

Dikkat ediniz! Asrın birincisi sayılan üstat(ks)

وَأَنذِرْ عَشِيرَتَكَ الْأَقْرَبِينَ

"yakın aşiretini Allahın azabından korkut"(Şuara: 214) manasındaki ayete dayanarak ilk etapta Kürtleri irşat etmiş, onların dünya ve ahiret saadetinin yolunu göstermiştir. "Divan-i Harb-i Örf-i ve Said-i Nursi" adlı kitabın Hatime bölümünde şöyle der: " Ey Asurîler ve Keldani'lerin cihangirlik zamanında pişdar kahraman askerleri olan Arslan Kürtler, beş yüz senedir yattığınız yeter, Artık uyanın sabahtır… Hem de istikbal dağlarında haymenişin olan Rüstem-i Zal ve Salahaddin-i Eyyubi gibi Kürt dâhileriyle bir çadırda oturan aile gibi" (kitabın ilk nüshasının özeti böyledir.)

İşte Bediüzzaman bedihi mesajlarıyla Kürtlere hem dünya ve ahiret için başarı çağrısını yapar, hem de Van'da Medresetüz-Zehra isminde bir üniversitenin yapılması için İstanbul'a gidip padişaha bizzat teklifini götürür. Birinci Cihan savaşı çıkmasaydı, okul tesis edilip, üç dille (Arapça, Türkçe Kürtçe ) eğitim-öğretim yapılacaktı. Ve teklifin mucibi tahakkuk etseydi, şimdiki iki kardeş (Türk- Kürt) kavgası da olmayacaktı. İşte önünü görüp "hissi kabl- el vuku" ile tabir ettiği bu keşif de üstadın müceddit olduğunun işârî bir örneğidir.

-Hocam, Allah razı olsun, çok istifade ettik, çok teşekkür ederim efendim.

-Ben teşekkür ederim, Allahu Teala muininiz olsun.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

LATİF ERDOĞAN BEY İLE RİSALE-İ NUR’UN İNŞA VE İHYA METODU ÜZERİNE-2

LATİF ERDOĞAN BEY İLE RİSALE-İ NUR’UN İNŞA VE İHYA METODU ÜZERİNE-2

-İzninizle başka bir soruya geçmek istiyorum. Bir yerde üstad şöyle diyor; “ey uykuda iken k

LATİF ERDOĞAN BEY İLE RİSALE-İ NUR’UN İNŞA VE İHYA METODU ÜZERİNE-1

LATİF ERDOĞAN BEY İLE RİSALE-İ NUR’UN İNŞA VE İHYA METODU ÜZERİNE-1

O Bediüzzaman'dır Bu köşede, çeşitli vesilelerle dediklerimize ek olarak söyleyecek olursak:

ABDULLAH TAYLAN HOCAEFENDİ İLE SOHBETİMİZ

ABDULLAH TAYLAN HOCAEFENDİ İLE SOHBETİMİZ

Kıymetli ziyaretçilerimiz, yeni bir söyleşimizi daha hizmetinize sunuyoruz. Aslen Muş’lu olup

SEYDA FETHULLAH AYTE EFENDİ İLE GÖRÜŞTÜK

SEYDA FETHULLAH AYTE EFENDİ İLE GÖRÜŞTÜK

Doğunun ilim ve irfan merkezlerinden bir amud-u nurani olan Nurşin medreselerinin Üstad Bediüzza

BÜNYAMİN DURAN HOCAMIZLA SÖYLEŞİMİZ

BÜNYAMİN DURAN HOCAMIZLA SÖYLEŞİMİZ

Kıymetli ziyaretçilerimiz, Nur Söyleşilerimizden birisini daha hizmetinize sunuyoruz. Prof. Dr.

MEHMET RAGIP ÖNCEL HOCAMIZLA SÖYLEŞİMİZ-2

MEHMET RAGIP ÖNCEL HOCAMIZLA SÖYLEŞİMİZ-2

-Hocam, sizin risaleyi risaleyle izahınız çok dikkat çekiyor. Bu tarza nasıl başladınız? -

MEHMET RAGIP ÖNCEL HOCAMIZLA SÖYLEŞİMİZ-1

MEHMET RAGIP ÖNCEL HOCAMIZLA SÖYLEŞİMİZ-1

Kıymetli ziyaretçilerimiz, Nur Söyleşileri bölümümüzde yeni bir mülakatımızı hizmetiniz

BABNİRLİ MELE ABDULLAH HOCAEFENDİ İLE ÜSTAD ETRAFINDA BİR SÖYLEŞİ

BABNİRLİ MELE ABDULLAH HOCAEFENDİ İLE ÜSTAD ETRAFINDA BİR SÖYLEŞİ

Kıymetli ziyaretçilerimiz, cevaplar.org adına gerçekleştirdiğimiz yeni bir söyleşiyi takdim

NUSRET KOCABAY HOCAEFENDİ İLE R.NURLARIN İRŞADİ YÖNÜ ÜZERİNE

NUSRET KOCABAY HOCAEFENDİ İLE R.NURLARIN İRŞADİ YÖNÜ ÜZERİNE

Kıymetli ziyaretçilerimiz, değerli bir âlim ve ehl-i kalb bir büyüğümüzle yaptığımız k

PROF. DR. AHMED AKGÜNDÜZ İLE BÜYÜK MÜCEDDİD'İN ETRAFINDA

PROF. DR. AHMED AKGÜNDÜZ İLE BÜYÜK MÜCEDDİD'İN ETRAFINDA

-Hocam, ilk sorum şöyle; Bediüzzaman’ın medrese sistemine getirdiği yenilikler nelerdir?

PROF. DR. AHMED AKGÜNDÜZ HOCAMIZIN DİLİNDEN İKİ ATEŞİN DİMAĞ

PROF. DR. AHMED AKGÜNDÜZ HOCAMIZIN DİLİNDEN İKİ ATEŞİN DİMAĞ

Değerli ziyaretçilerimiz, Prof. Dr. Ahmed Akgündüz Hocamızla yaptığımız yeni bir söyleşiy

Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl!

Furkan, 74

GÜNÜN HADİSİ

"Ümmetimin tamamı affedilmiştir, ancak günahlarını ilan edenler müstesna!"

Buhârî

TARİHTE BU HAFTA

*Kanije müdafaası(18 Kasım 1601) *Hz.Fatıma'nın(r.anha) Vefatı(22 Kasım 632) *İstanbul'un Müttefikler Tarafından İşgali(23 Kasım 1918) *Alparslan'ın Şehadeti(24 Kasım 1072) *Öğretmenler Günü(24 Kasım)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI