Cevaplar.Org implant

BİR ARAP ÂLİMİNİN GÖZÜYLE SUNGUR AĞABEY

Bu zatta iki zıt his adeta içtima ediyordu; Kayıtsızlık ile sorumluluk, fıtrilik ile muhakeme beraberdi. Onun bakışları bizi esir etti. Onun için gönülden sevdik


2012-12-16 09:10:19

Iraklı İlim adamı Prof. Dr. İmadüddin Halil bey, bir sempozyum vesilesiyle, 1993 Martında İstanbul'da görüştüğü Merhum Mustafa Sungur ağabey hakkında şöyle bir yazı kaleme almış; "Üstadı görmüş ağabeylerden biri şu an benim yanımda oturuyor. Üstadla hayatının sonuna kadar beraber olmuş bu zat, Üstadın vefatından otuz sene sonra bile, sanki şu anda onunla beraber yaşıyor gibi, hatıraları capcanlı idi.

Her fırsatta Üstad'dan bahsediyor, sözleri bal gibi akıyordu. Aramızda lisan engeli olmasına rağmen, konuşması hiçbir usanç vermiyordu. Çünkü o, dil ile konuşmuyordu, açılan kalbinin kanatlarıyla konuşuyordu. Bunu tam olarak hissediyor ve görüyorduk. Şevkinde, Üstada olan sevgi ve saygısının derinliği her hâlinden okunuyordu.

Bu zatta iki zıt his adeta içtima ediyordu; Kayıtsızlık ile sorumluluk, fıtrilik ile muhakeme beraberdi. Onun bakışları bizi esir etti. Onun için gönülden sevdik. Bu nasıl bir bağlılıktır Üstad'a?

Ona bakarken, sebebini bilemediğim bir hüzün beni kaplamıştı. O gözlerini öteye beriye döndürürken, sanki yuvasından ayrılmış bir kuş gibiydi. Ne zaman ki Üstadla ilgili bir söz, bir mesele konuşuluyor, o zaman sessiz bir tebessümle başını önüne eğiyor ve yuvasına sığınan bir kuş gibi emniyet hali sergiliyordu. Sonra bir şelale gibi, Üstadla hatıralarını anlatmaya başlıyor.

Toplulukta olanların Üstad'dan bahis açmaları halinde adeta onların ayakları altında olmaya razı olacak bir tevazu örneği sergiliyordu. Yeter ki, onlar Üstadın güzel âlemine girsinler. İste o zaman her haliyle inşirah buluyordu.

Ona sevdiğimiz sayısız şeyhlerin, müridlerin arasında farklı bir sevgiyle bağlandık. Çünkü o, çok başka özelliklere sahip yekta bir şahsiyet idi. Bu ızdıraplı ve buhranlı zamanımızda onun gibi zatlara çok muhtacız.

Onun Üstad'a olan büyük aşkı adeta kalbinden fışkırıyor ve yollarımız aydınlatıyor, bizlere rehber oluyordu.

İstanbul'un batısına düşen ve Marmara'ya bakan şirin bir semt olan Güzelce'ye gidiyorduk. Arabada ondan sordum; Acaba Üstad latife ve şaka yapar mıydı? Sevdiği yemek neydi? Okumak ve yazmaktan başka gününü nasıl geçirirdi?

Daha sual bitmeden, kendine çeki düzen veriyor ve cevaba hazırlanıyordu. Üstad'a ait her şey onun beyninde kökleşmiş ve yerleşmişti. Yeryüzünde hiçbir güç ve kuvvet yoktu ki, onu hatıralarından koparsın ve onları unuttursun.

Üstadın günlük hayatının en inceliklerine vâkıftı. Yeter ki, sen sualini sor. Sonra cevapların en güzelini, en tatlısının bekle. Sungur ağabey, büyük bir iftiharla anlatıyordu; Bal, üstadın en sevdiği yiyeceklerdendi. Bilindiği gibi, Kur'an arıdan ve baldan bahsetmiş ve insanlar için şifa olduğunu beyan etmiştir (bkz: Nahl Suresi; 69.ayet) Öyle anlıyorum ki, Üstad'ın balı sevmesinde, Kur'an'da bahsedilen ve ona her zaman Allah'ı hatırlatan bir ayet olmasının tesiri büyüktü.

Çok sual sordum, çok da cevaplar aldım. Her sorunun cevabında Sungur ağabey, muhatabını mutlak bir huzur ve tatmin içinde bırakıyordu. Adeta, izinsiz kalplere giriyor ve oturuyordu.

Feragat, kâinatta her şeyden daha büyük bir hakikat. Nefislerini dava uğrunda feda etmişler, benliklerinden geçmişler. Bunların hepsi nura erişmiş. Ama onlar yolda kaybolmayıp, yeniden ebedi bir varlığa kavuşmuşlar. Bütün engellere karşı göğüs geriyorlar. Acaba dünyada bundan daha üstün bir kazanç olabilir miydi?

Prof. Dr. İmadüddin Halil

Zaman Gazetesi'nin 23. 03. 1993 tarihli nüshasından naklen;

Rahmi Erdem

Beyaz Gölgeler- s: 66-67

Timaş Yayınları

İst. 1995

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

tolga, 2014-12-12 15:14:24

Güzel

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

DİĞER YAZILAR

MERHUM KIRKINCI HOCAMIZIN TALİM VE TEDRİS YÖNÜ

MERHUM KIRKINCI HOCAMIZIN TALİM VE TEDRİS YÖNÜ

Mehmed Kırkıncı Hocamız âlet ilimleri tabir edilen sarf, nahiv, belâğat ve benzeri ilimleri E

ŞAHİN YILMAZ HOCAEFENDİ(1936-2007)

ŞAHİN YILMAZ HOCAEFENDİ(1936-2007)

Şahin Yılmaz Hocaefendi, 1936 senesinde Erzurum’un İspir İlçesi Elmalı Köyünde dünyaya ge

MAHVİYET KUBBESİ ALTINDA BİR “UMMAN”

MAHVİYET KUBBESİ ALTINDA BİR  “UMMAN”

Kitaplar, insanların ufuklarını açmada ve terakki hususunda hayatın temel unsurlarındandır. F

HACI KEMAL BOYNUKALIN AĞABEY

HACI KEMAL BOYNUKALIN AĞABEY

İsmi gibi cismi de kâmildi, güzel ahlakın kemalinde bulunuyordu. Mütebessim bir çehreye sahipt

KIRKINCI HOCAM’I BÖYLE TANIDIM

KIRKINCI HOCAM’I BÖYLE TANIDIM

Kıymetli ziyaretçilerimiz, Şubat ayında Rahmet-i Rahmana uğurladığımız Mehmed Kırkıncı H

HOCAMIN CENAZESİ BAŞINDA

HOCAMIN CENAZESİ BAŞINDA

Doksan sene bereketli bir ömür yaşayan, Ümmet-i Muhammed’in dirayetli bir allamesi, nur cemaat

KIRKINCI HOCAM, HACI İSHAK ABİ VE TESBİH OLAYI

KIRKINCI HOCAM, HACI İSHAK ABİ VE TESBİH OLAYI

Yıl 1982. Mayıs'ın sonları. Erzurum İmam-Hatip Lisesinde öğretmenim. 6 yaşlarında ciğerpar

AHİR ZAMANDA İLİM, ÂLİM VE MEHMET KIRKINCI HOCAM

AHİR ZAMANDA İLİM, ÂLİM VE MEHMET KIRKINCI HOCAM

Rasulullah Efendimiz buyurmuş: “Ahir zamanda ilim kalkacak, cehalet hâkim olacaktır.”(Bkz.

MEHMED KIRKINCI HOCAEFENDİ

MEHMED KIRKINCI HOCAEFENDİ

Nam-ı diğer Kırkıncı Hoca… Kırkıncı Hoca, ilmî cesaret, münazara, cihat, Risale-i Nur ve

MEHMED KIRKINCI HOCA KİMDİR?

MEHMED KIRKINCI HOCA KİMDİR?

Tam kırk altı sene evvel haftalık “İttihad” gazetesinde neşredilen bu yazı, merhum Mustafa

KIRKINCI HOCAMIZI YÂD EDERKEN

KIRKINCI HOCAMIZI YÂD EDERKEN

Geçtiğimiz Çarşamba günü büyük bir âlimimizin vefatıyla sarsıldık. “Şarkın bilgesi

Sakın israf etmeyin, çünkü Allah israf edenleri sevmez.

En'âm, 141

GÜNÜN HADİSİ

Kim Müslümanlar arasından bir yetim alarak yiyecek ve içeceğine dahil ederse, affedilmez bir günah (şirk) işlememişse, Allah onu mutlaka cennete koyacaktır.

Tirmizi, Birr 14, (1918)

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI