Cevaplar.Org

ABDURRAHMAN TOPRAKLI

Ocak 2007. Hac farizasını ifa etmek için Medine’deyiz... 18 Ocak 2007… yine akşam vakti... Yatsı namazını Mescid-i Nebevi’de kıldık. Ravza’yı (Resulullahın Kabr-i Şeriflerini) ziyaret ettikten sonra, her zaman olduğu gibi; Hüseyin Nazilli, Süleyman Algan, Celal Ayrıç, Mahmut Tokmak... Topluca, koşar gibi hızlı adımlarla dersanenin yoluna düştük. İçeri girince baktık ki, sürpriz bir şekilde Mehmed Fırıncı Ağabey de var, umreye gelmiş.


Ömer Özcan

ozcannurs@hotmail.com

2012-12-01 02:37:03

Ocak 2007. Hac farizasını ifa etmek için Medine'deyiz...

18 Ocak 2007… yine akşam vakti... Yatsı namazını Mescid-i Nebevi'de kıldık. Ravza'yı (Resulullahın Kabr-i Şeriflerini) ziyaret ettikten sonra, her zaman olduğu gibi; Hüseyin Nazilli, Süleyman Algan, Celal Ayrıç, Mahmut Tokmak... Topluca, koşar gibi hızlı adımlarla dersanenin yoluna düştük. İçeri girince baktık ki, sürpriz bir şekilde Mehmed Fırıncı Ağabey de var, umreye gelmiş.

Dersler okunup bittikten sonra, 25 senedir Medine hizmetleriyle ismi bütünleşen Selahaddin Yeşilyurt ağabey: "Aramızda Üstadımızı görmüş, elini öpmüş iki ağabeyimiz var…" deyince; elmas bulmuş madenci gibi gözlerim parladı. Fırıncı ağabeyi dünya tanıyor da, peki diğeri kimdi? Öğrendik... Abdurrahman Topraklı... Hemen tanıştık. Yan odada hâtıralarını istirham ettim. Allah'tan Hacı arkadaşım Süleyman Algan'ın kayıt cihazı yanındaymış… Nasip oldu, yaşlı bir ağabeyimizi de kaydetmiş olduk. Bu vesile ile Medine hizmetlerinin tarihî inkişafı hakkında da malumat sahibi olduk.

Abdurrahman Topraklı ağabey 1340 (1924) Eskişehir doğumlu. İlk defa 1948'de askerlikten terhis olduktan sonra Üstad Hazretlerini ziyaret etmiş. Daha sonraları ise bu ziyaretlerini çoğaltmış. 1961 de Arkadaşı Ahmed Aktaş ile beraber Medine'ye hicret etmiş. Bu hicretteki zorlukları, Allah'ın inayeti, Üstadın himmeti ile aştıklarını anlattı bize. Kendisi Medine hizmetlerinde kadim bir ağabeyimiz, evinde hep dersler olmuş. "Medine'ye dünya için değil, hizmet için geldim" diyor. Abdurrahman Ağabey 14 Ocak 2012 tarihinde Medine'de vefat etmiştir. Hatıralarını dinleyelim:

ABDURRAHMAN TOPRAKLI ANLATIYOR

Üstadın tasarrufu ile gittik

-Medine'ye hicretiniz nasıl oldu?

-Eskişehir 1340 (1924) doğumluyum. Üstadı askerden geldikten sonra 1948'de ziyaret ettim. Üstadın konuşmasını herkes anlayamazdı, sesi kısılmıştı. Tercümanla anlaşırdık. Bize ilk dediği: "Eserlerimi çok oku, bilhassa Sözleri." Her gelene söylediği şeylerdi bunlar, fazla konuşmazdı üstad. "Eserler benim değil, Kur'anın malıdır, çok okuyun" dedi. Üstadı Emirdağ'da ve Eskişehir'de beş altı sefer ziyaret ettim. Fakat ben daha çok ağabeylerle çok görüşürdüm, onlardan istifade ederdim.

Üstadın tasarrufunu anlatacağım size:

Biz Eskişehir'den iki arkadaş, çok yakınız birbirimize. O kardeşimiz, Ahmed Aktaş idi. Üstadımızın has talebelerindendir. Üstad onu çok severdi. Üstadın gizli kahramanları vardır ya, yazılı değildir onlar, işte onlardan biriydi Ahmet. Bu arkadaşım burada yani Medine'de vefat etti. Burada onbin sahabeyle yatıyor.

1960 da ihtilal oldu ya, o zaman çok baskı yaptılar dindarlara. Ama milletin de küstüğünü anladılar. Sonra bunlar "herkes istediği yere seyahat edebilir" diye bir şey çıkardılar. Yalnız Ankara'dan izin alınacaktı. Biz: "Hah tamam" dedik, işte buraya gelecekmişiz. Neyse, biz gittik Ankara'ya; girdik Suudi Arabistan Başkonsolosluğuna. "Selamün Aleyküm!", "Aleyküm selam!" dediler. Derdimizi, istediğimizi anlattık. Adam güldü, "izin veremeyiz kardeşim, yok böyle bir şey" dedi. Biz şok olmuştuk. Ancak bakanlıktan filan istek gelirse o zaman olabiliyormuş. Çıktık dışarıya, düşünmeye başladık. Canımız çok sıkılmıştı. Artık bir Hızır bekliyoruz…

Karşıdan birisi şöyle baktı bize ve yaklaştı yanımıza: "Siz nereye gideceksiniz?" dedi. "Medine-i Münevvere'ye ziyarete gidecektik, fakat katiyen olmaz dediler" dedik. Güldü. "Siz Şam'a gidin, oradan alacaksınız izni" dedi. Tanımıyoruz adamı, ama "alacaksınız" diye de kesin olarak söylüyordu bunu. Tasarruf var ya, biz de sonradan anlamıştık bunu. Çok sevindik tabi.

Urfa'ya geldik, orada birkaç gün kaldık. Oradan Şam'a gitmek kolaydı, pasaportlarımız var zaten. Kardeşlerin yardımıyla önce Halep'e gittik, oradan Şam'a. Şam'da atladık taksiye, bir Türk oteline gittik. Üç gün o otelde kaldık. O zaman Suriye parası kıymetli. Otelde Osmanlılardan kalma bir Arnavut, bir de hademesi var. Bize "ne işiniz var burada?" diye sordu. Biz de anlattık; "bizi sefarete götürür müsün?" dedik. "Götürürüm, ben sefarettekilerin hepsini bilirim, tanırım" dedi. Bizim Eskişehir Müftüsünün damadı da oradaydı. Akşam da ona gideceğiz zaten. Gittik, selamları getirdik verdik. Dedik: "Bizim bir derdimiz var, Medine'ye gitmek istiyoruz, izin almamız lazım. Bize yardımcı ol." Sefarete gittik, izin isteğimizi anlattık. Elhamdülillah işimiz halloldu.

Üç dört gün sonra atladık tayyareye, doğru Medine'ye. O zamanki eski Medine. Sene 1961. Havaalanına indik, acayip bir sıcak vardı. Ben daha evvel 1956'da gelmiştim Medine'ye. Neyse kontroller yapıldı, hamallar falan bulduk, eşyalarla bizim 56'daki Delil'i tanıyorum ya, ona gittik. Eskişehirliler de vardı. Süleyman Murat vardı, onunla görüştük, babası manevi davetle gelenlerdendi. Daha Ali Ulvi (Kurucu) Efendi ile görüşemedik. Biz daha bekârız o zaman. Ahmed'in babasının manevi çeşmesi açıktı. Bana Eskişehir'de iken kulağıma demişti: "Siz orada evleneceksiniz." Nitekim bu daha sonra oldu. Artık yerleştik. Medine'ye gelenler.. gidenler.. görüşmeler...

Para kazanmak için gelmedik, hizmet için geldik

-Medine'ye niçin geldiniz? Ali Ulvi Kurucu Ağabeyle münasebetleriniz nasıldı?

-Ali Ulvi Efendi, bizden çok daha evvel 1939 da gelmiş buraya. Daha 17 yaşında iken, babasıyla, ailesiyle yerleşmişler, hafızdır. Mısırdaki el-Ezher'i bitirdikten sonra, burada Medine Kütüphanesinin Müdürlüğünü yaptı.

Ali Ulvi Efendi ile devamlı görüşüyorduk. Gelenlere çok kitaplar dağıtılırdı. Üstad Eskişehir'den Saatçı Şükrü Efendi ile Ali Efendiye kitaplar gönderirdi. Bu kitaplar hiç problemsiz gelirdi hep. Ali Efendi bize, üstadın bu himmetini hayretle anlatırdı… Kitapların hiç kontrolsüz açılmadan gelmesini anlatırdı. Yolda bizim bavullar da hiç açılmadı. Üstadın himmeti vardı. Getirdiğimiz bütün kitaplar Arapça Risalelerdi. Hatta Ahmed'in annesi doldurmuş çuvala, hiç dokunulmadan getirdik Medine'ye. İşte hizmetler böyle hızlandı. İlk dersler evlerimizde olurdu.

Mustafa Acet de üç sene kaldı burada. Üstadla yirmi sene hizmet etmiş bir zattır. Ondan çok istifade ettik. Burada vefat etti. Kabri Cennet-i Baki'dedir.

-Burada nasıl geçindiniz?

-Benim de Ahmed'in de her şeyimiz vardı. Burada evlendik. İki çocuğum vardı ikisi de vefat ettiler, bir daha olmadı. Eğer dünyaya çalışsaydık, şimdi Avrupa'da yaşardık. Bize burada çok ortaklık teklifleri geldi. Onlara: "Kusura bakmayın, biz para kazanmak için gelmedik. Biz buraya hizmet için geldik…" diye hep geri çevirdik. Yoksa şimdi zengindik. Ama yapılan hizmetler, hele o Ahmed'in yaptığı hizmetler... Dersler okurduk, hiç cemaat yoktu daha. Sonradan onbeş yirmi kişi olurduk derslerde. "Ahmed Ne yapacağız, kimse yok?" dediğim de: "Sen ne zannediyorsun, üstadın tasarrufu yanımızdadır, hatta kendisi yanımızdadır. Ruhaniler, cinniler, melekler dolduruyor buraları" derdi. Bak bugün dört katlı mülk dersanemiz var artık.

Selahaddin Yeşilyurt, Medine hizmetlerini anlattı

Selahaddin Yeşilyurt ODTÜ (Ankara Ortadoğu Teknik Üniversitesi) Elektronik Mühendisliği Fakültesi mezunudur. Selahaddin Yeşilyurt Ağabey ile Ankara'da talebeyken çok beraberliğimiz olmuştu. Otuzbeş sene sonra Medine'de tekrar buluştuk. Burada çok hizmetleri var. Kendisinden Medine hizmetlerinin tarihçesini hülasa etmesini rica ettim. Çok mütevazı olduğundan, ancak ısrar ederek şu bilgileri alabildik:

-Medine hizmetlerinin inkişafını kısaca anlatırmısınız?

Selahaddin Yeşilyurt. 1982'den itibaren Medine hizmetlerinin içinde bulunuyor.

-Ali Ulvi Kurucu 1922 Konya doğumludur. 1938'lerde Medine'ye yerleşiyor ailesiyle. Sonra Mısırdaki El Ezher'de tahsilini yapıyor. Aynı zamanda Suudi vatandaşı oluyor. 1957'de Atıf Ural'ın teklifiyle, Üstadın tensibiyle Tarihçe-i Hayat'ın "Önsöz" ünü yazıyor. Medine'de bulunan "Sultan Mahmud" ve "Şeyhülislam Arif Hikmet Kütüphaneleri"nin Müdürlüğünü 1985 yılında emekli oluncaya kadar sürdürdü. Ama Şimdiki Mescid-i Nebevi'nin karşısındaki binada değil, ondan önceki eski binada idi kütüphane.

 1961'de Abdurrahman Topraklı, 1982 Selahaddin Yeşilyurt, 1986'da Mustafa Acet, 1992'de Ağabeyim Mustafa Yeşilyurt olarak taşındık Medine'ye. 1973'den itibaren Cidde'den Bekir Berk ağabeyin de desteği ile hizmetler inkişaf etti.

Medine'de İlk dersane, İzmir'den gelen Ali isminde, "Dallah' Şirketinde çalışan bir kardeş tarafından açılıyor. Küçük odalı bir yer. 2006 yılının sonuna kadar dersane olarak hep kiralık yerlerde kaldık. 2007'nin başında, yani işte şu sıralarda, şimdi içinde bulunduğumuz bu dört katlı binaya, mülkünü satın alarak taşındık. Allah nasip etti. Burada hac ve Ramazan aylarında çok kalabalıklar olur. Buranın yerli halkından da derslerimize iştirakler vardır. Cuma günleri buradakilere Arapça Risale dersleri olur, kitap dağıtılarak bu dersler okunur. Şu anda Medine, Mekke ve Cidde'de dersanelerimiz vardır.

 -Siz ve Ağabeyiniz Mustafa Yeşilyurt nasıl geldiniz Medine'ye?

 -Ben ilk defa 1976'da hac için geldim buraya… Geri döndüm. 1980 de Mescid-i Nebevinin elektrik tesisatının yenilenme işlerini bir Türk firması almıştı, bana teklif geldi. Ama başka bir arkadaşı torpille aldılar. Fakat işler bir türlü ilerlemeyince, apar topar beni çağırdılar. Böylece 1982'de gelmiş oldum Medine'ye. Şu anda Mescid-i Nebevinin altındaki otoparkın işlerini yürütüyorum. Ağabeyim Mustafa Yeşilyurt inşaat mühendisidir. Medine çevre yollarının inşaatında çalıştı. Şu anda Mescid-i Nebevinin bakım işlerini yürütüyor.

"Hac ve Umre" adlı Suudi Dergisinde Bediüzzaman Hazretleri[1]

Suudi Arabistan'da yayınlanan "Hac ve Umre" isimli derginin Temmuz–2006 sayısında, Bediüzzaman Said Nursî ve Risale-i Nurlar hakkında geniş bilgi verilmiştir. Şöyle ki:
Abdülbaki Ahmed Hanif tarafından kaleme alınan; "Bediüzzaman Said Nursî, 135 Risalesinde Kalplerdeki İman Filizini Yeniden Yeşertti" başlıklı yazıda, Said Nursî'nin eserlerinde doğrudan Kur'an-ı Kerimi temel hareket noktası olarak belirlediği, bu eserleri okuyan Müslüman Türk toplumunun İslâm'a ve Kur'an'a sıkıca sarıldığı ifade edildi.

Yazar Ahmed Hanif şöyle demiştir:

"Bediüzzaman lakabıyla tanınan Said Nursî'nin eseri olan Risale-i Nur'u okuyan gençler, mazilerine ve geçmişten gelen değerlerine olan sevgilerinin yanı sıra, bu eserlerden aldıkları mesajla bu yönde gayret sarf ediyorlar."

Türk halkını batılılaştırma, onları Batı medeniyetine yöneltme ve bu öylece İslâmiyet'le olan bağlarını koparıp dinden uzaklaştırma gayesiyle gerçekleştirilen icraatlara, örneğin Arap harflerinin kaldırılıp Latin alfabesine geçilmesine rağmen bu eserlerin okunduğu, okuyan Nur talebelerinin iman ve Kur'an hakikatlerine daha güçlü bir şekilde sarıldıkları ifade edildi.

Yazıda ayrıca: "Küçüklüğünde Fıkıh, Fıkıh Usulü, Tefsir ve Belagat ilimleriyle alakalı 90'dan fazla kitabı ezberine almıştı" ifadesinin ardından, Bediüzzaman'ın hayatıyla ilgili ilk dönemden vefat edinceye kadar yaşadığı hadiseler hakkında bilgi aktarıldı.

 

[1] Risale-i Nur Araştırma Merkezi tarafından hazırlanmıştır.

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

YUVALI HATİP HOCA

YUVALI HATİP HOCA

Asıl adı Mehmed Ali Bilgin olan Yuvalı Hatip Hoca 1891 yılında Ankara’nın Yenimahalle ilçes

VELİ IŞIK KALYONCU

VELİ IŞIK KALYONCU

Veli Işık Kalyoncu, Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin son yıllarının ve Risale-i Nur

ŞÜKRAN ÜNLÜKUL

ŞÜKRAN ÜNLÜKUL

20 Kasım 2011 tarihinde milyonların Üstad dediği Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin gelini Mu

ŞEMSEDDİN TUĞRUL

ŞEMSEDDİN TUĞRUL

13 Temmuz 2009 tarihinde Şemseddin Tuğrul Ağabeyin Van’daki dükkânındayız. Van hizmetlerini

SÜLEYMAN KAYA (GAYE)

SÜLEYMAN KAYA (GAYE)

İşte efsanevi bir kahraman daha; Süleyman Kaya... Daha doğrusu Hz. Üstad’ın düzeltmesiyle

RIDVAN (ERDOĞAN) UTANGAÇ

RIDVAN (ERDOĞAN) UTANGAÇ

Bursa’nın Aksu Köyünde Rıdvan ağabeyin evindeyiz. Aksu Köyü yeşilliği ve bol suları ile

REFİK AĞIR

REFİK AĞIR

Avukat Gültekin Sarıgül “Ömer kardeş, Burdur’da Hz. Üstad’la görüşmüş yaşlı bir a

ÖMER KUŞ

ÖMER KUŞ

Ömer Kuş, epey zamandır gözlerden ırak kalmış çok eski, çok fedakâr ağabeylerimizden biri

OSMAN BOZKURT

OSMAN BOZKURT

Osman Bozkurt, Hz. Üstad’ın tabiriyle “Kahramanlar Ocağı Denizli”nin Süller Nahiyesinden.

MUSTAFA KARAPINAR

MUSTAFA KARAPINAR

Mustafa Karapınar ile İstanbul Bostacı’da, evinin yakınında bulunan tarihi Kuloğlu Camiinde

NADİR BAYSAL

NADİR BAYSAL

Bediüzzaman Hazretleri 1936-1943 yılları arasında Kastamonu’da sürgün olarak yaşamıştır.

Allah'ın ayetlerine küfredenler, peygamberleri haksız yere öldürenler ve insanlardan adaleti emredenleri öldürenler; işte onlara acıklı bir azabı müjdele.

AL-İ İMRAN, 21.AYET

GÜNÜN HADİSİ

Harb bir hiledir.

Buhari, Cihad 157; Müslim, Cihad 18, (1740)

TARİHTE BU HAFTA

*Malazgirt Zaferi(26 Ağustos 1071) *Ankara Kocatepe Camii Açıldı.(28 Ağustos 1987) *Kanuni'nin Belgrad'ı Fethi(29 Ağustos 1521) *Zafer Bayramı(30 Ağustos) *Büyük Muhaddis İmam Buhari Vefat Etti.(1 Eylül 870)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI