Cevaplar.Org

BEDİÜZZAMAN'IN İSTİKBÂL UFKU-1

Bediüzzaman, Manevî Tıp Fakültesi hükmündeki Kur’an-ı Mucizu’l-Beyan’ın sunduğu ilimler ışığında tahsilini tamamlamış ve onun kudsî eczane-i kübrâsından derlediği manevî ilaçları, Risale-i Nur Külliyatı patenti altında, “yarım ümmî” imzasıyla kayıt altına aldığı reçetelerle takdim etmiştir.


Niyazi Beki(Doç. Dr.)

niyazibeki@gmail.com

2012-10-14 21:57:25

GİRİŞ

I.İnsan-İrşad Ekseni

 a. İnsanoğlunun eğitime olan ihtiyacı

İnsanlar ile hayvanların dünyaya gelirken gösterdikleri fark, her iki varlığın izleyeceği hayat felsefesinin farkına işarettir. Hayvanların kendi hayat şartlarını fazla bir gayrete ihtiyaç duymaksızın öğrenmelerine karşılık, insanların bunu öğrenmek için uzun bir zamana ve özel bir eğitim almaya olan ihtiyacı söz konusudur. İnsanoğlu hayvanların aksine, özellikle eğitim almaya ve öğrenim görmeye muhtaç bir şekilde dünyaya gönderilmiştir.

Bediüzzaman'ın ifade ettiği gibi, bir günlük bir arı bir günlük bir mesafede seyahat edip kolaylıkla tekrar kendi yuvasına dönebilir. Hâlbuki bir insan hayat şartlarını on beş yılda ancak öğrenebiliyor. Bir inek yavrusu, birkaç saat içerisinde ayağa kalkabilir. Oysa bir insan bir yılda ancak ayağa kalkabiliyor.

Bu ise, insanoğlunun dünyaya gelişinin en büyük amacının çalışarak öğrenmek olduğunu, her zaman bir peygambere, bir muallime, bir rehbere muhtaç bulunduğunu göstermektedir. Aksi takdirde "Ahsen-i takvimden esfeli's safiline" doğru tepe taklak olmaya mahkûm olacaktır.

"Yoksa sen, onların çoğunun gerçekten söz dinlediklerini veya aklını kullandıklarını mı sanıyorsun? Hayır onlar davarlar gibidir. Hattâ onlar, hayat felsefesi bakımından hayvanlardan daha aşağıdır"(Furkan, 25/44) mealindeki ayette, insanın doğru bir rehbere olan ihtiyacını gözler önüne sermektedir. 

Şairin dediği gibi:

"Behaim çıkmaz amma hilkatin sabit hududundan

Beşer hâlâ habersiz böyle bir kaydın vücudundan"(Safahat)

b.İmam Gazzalî'nin eğitim metodu:

 İnsanın kusurlarından uzaklaşıp arınmak ve noksanlıklarını tamamlamak için önünde dört yol vardır:

Birincisi: Ehliyetli bir üstaddan ders alarak. Gazzali kendi döneminde "Böyle bir mürşidi günümüzde bulmak çok zor" diyerek işin önemine vurgu yapmıştır.

 İkincisi: Aklı başında bir arkadaş bulup görmediği kusurlarını onun vasıtasıyla görmek.(Hz. Ömer(r.a), Allah Rasulünün münafıkları kendisine bildirdiği sahabesi Hz. Hüzeyfe'den(r.a) münafık olup olmadığını sormuş).

Üçüncüsü: Düşmanlarının kendi hakkında söylediklerini göz önünde bulundurup kendini ona göre hazırlamak. (Aynur-rida..).

Dördüncüsü: Sosyal hayat içerisinde, insanlarda gördüğü kusurları işlememek için gayret göstermek (İhya, III/62-63).

II. Kur'an'da İki Tip Rehber Profili:

a.Takvayı ders veren, doğru yola ileten önder:

"Onlar: Rabbimiz! Bizi takva sahibi olan kimselere önder yap, derler" (25/74). "Bizim uğrumuzda cihad edenlere gelince, elbette onlara yollarımızı göstereceğiz" (29/69). "İşte bunlar, kendilerine kitap, hüküm-hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Eğer onlar (kâfirler), bunları inkâr ederlerse biz onların yerine, bunları inkâr etmeyen bir kavim vekil kılarız. İşte bunlar Allah'ın hidâyete erdirdiği kimselerdir. Sen de onların yoluna uy" (6/89-90).

b.Sefahati ders veren, yanlış yola sevk eden önder:

Kur'an'daki bu önder modeli, daha çok Firavun unvanı ile gösterilmiştir.

Aşağıdaki ayette Firavun'un önderliğine işaret edilmiştir:

"Firavun dedi ki: (Ey kavmim!) Ben size yalnız gördüklerimi söylüyorum. Ben sizi ancak doğru yola sevk ediyorum" (40/29).

Kur'an, Firavun'un hem bu dünyada hem öbür dünyada önderliğini yaptığı insanları felakete sürüklediğini şu cümlelerle ifade buyurmuştur: "Firavun, ordularıyla onları (Musa ile ona uyanları) takip etti. Derken deniz onları öyle bir sardı ki tamamen yutuverdi. Böylece Firavun, kavmini yanılttı ve doğru yola iletmedi" (20/78-79).

Her insan topluluğunun önderleriyle birlikte Alalh tarafından çağrılacağı kıyamet gününde (17/71), Firavuncuklar hem kaybeder, hem de kaybettirirler:

 "And olsun ki biz Musa'yı mucizelerimiz ve apaçık bir delille, Firavun'a ve onun ileri gelenlerine gönderdik. Kavmi Firavun'un emrine uydu. Oysa Firavun'un emri, doğruya ulaştırıcı değildi. (Nitekim), kıyamet günü Firavun, kavminin önüne düşüp onları doğruca ateşe götürecektir. Varacakları o yer, ne kötü bir yerdir!" (11/96-98).

c.Doğru önderin en bariz vasfı doğruluktur:

Bediüzzaman'ın :"Her söylediğin hak olsun. Fakat her hakkı söylemeğe senin hakkın yoktur. Her dediğin doğru olmalı. Fakat her doğruyu demek doğru değildir." (Mektubat, 265 ) şeklinde ifade ettiği gibi, her şeyin başı doğruluktur, doğruyu doğru kullanmaktır. Çünkü doğruyu doğru kullanmamak da yanlıştır. Peygamberlerin en bariz vasıflarının başında sadakat ve doğruluk gelir.

Hz. Peygamberin Mekke'deki ilk hutbesi, onun nasıl eşsiz bir önder, doğru bir rehber olduğunun ipuçlarını vermektedir. Kavmini hakka davet ederken, önce: Allah'a hamd etti, Onu övdü ve sonra şöyle buyurdu: "Bir önder, kendi halkına yalan söylemez. Allah'a yemin ederim ki, şayet bütün herkese karşı yalan söyleyecek olsam bile, yine de size yalan söylemem. Herkesi aldatsam bile, sizi aldatmam. Kendinden başka İlah olmayan Allah'a yemin ederim ki, ben hususi olarak size ve umumi olarak da bütün insanlara gönderilen Allah'ın elçisiyim. Vallahi uyuduğunuz gibi ölecek, uyandığınız gibi dirilecek ve bütün yaptıklarınızdan sorguya çekileceksiniz. Yaptığınız iyilik karşılığında iyilik, ettiğiniz kütülük karşılığında da kötülük göreceksiniz. Şüphesiz orası ya ebedi bir cennet, ya da ebedi bir cehennemdir" (es-Siretu'l-Halebiye, I/272; İslami Hayat, IV/205).

III. Çağımızın manevî önderi Bediüzzaman'ın profili

1. Asrın Hekîmi /Tabibi!

Âlem-i misalde kendisine: "Ey felâket helâket asrının adamı! Senin de reyin var, fikrini beyan et!" (Tarihçe, 130 ) diye hitap eden muhteşem ruhânî bir meclis-i münevverin bu hitap tarzı, onun bu asrın irşadından sorumlu olduğunu göstermektedir. Kendisinin bizzat "Ben bu asr-ı hazırın mebusu sıfatıyla –bu meclise-katıldım" demesi, bu gerçeğin açık belgesidir.

Üstad, "Sen Daru'l-Hikmet'tesin, kendine bir tabip ara!" diyerek kendisine tavsiyede bulunan Gavs-ı a'zam Şâh-ı Geylanî'yi, kendine rehber edinmiştir ve isabet etmiştir. Ayrıca Müceddid-i elf-i sani İmam-ı Rabbânî'nin "Tevhid-i kıble et" şeklindeki tavsiyesini de hakkıyla anlamış ve bunun, bütün hakikatlerin kaynağı olan Kur'an'ın üstadlığına bir işaret olduğunu kesin bir kanaatle kavramış, bundan böyle, hayatını ona göre düzenlemiştir.

Bediüzzaman, Manevî Tıp Fakültesi hükmündeki Kur'an-ı Mucizu'l-Beyan'ın sunduğu ilimler ışığında tahsilini tamamlamış ve onun kudsî eczane-i kübrâsından derlediği manevî ilaçları, Risale-i Nur Külliyatı patenti altında, "yarım ümmî" imzasıyla kayıt altına aldığı reçetelerle takdim etmiştir.

Sunduğu reçetelerden bazıları şunlardır:

Birincisi: İlim Reçetesi: Yeryüzü halifesi olarak yaratılan insanoğlunun en büyük donanımı ilimdir. Hz. Âdem'e öğretilen ilimlerin "Ta'lim-i Esmâ" ile ifade edilmesi gösteriyor ki, "her bir kemalin, her bir ilmin, her bir terekkiyatın, her bir fennin bir hakikat-ı aliyesi var ki, o hakikat bir ism-i ilahî'ye dayanıyor" (Sözler, 262).

Bütün kemaller, fen ve sanatlar; değişik perdeler arkasındaki türlü türlü tecellileri bulunan o isimlere dayanmakla ancak kemale erebilirler ve hakikat olurlar. Yoksa noksan bir gölgeden ibaret kalırlar (Sözler,263). Mesela: Hendese bir fendir, onun hakikatı, Adl ve Mukaddir ismine dayanır. Tıp, hem bir fen hem bir sanattır. Onun hakikatı, Şâfî ismine dayanır. Yine varlıkların hakikatını araştıran bütün fenlerin hakikatı, Hakîm ismine dayanır.

"Kainatın en yüksek yaratılış gayesi, Allah'ın rububiyetinin tezahürüne karşı, insanların küllî ubudiyetleridir. İnsanlığın en yüksek hedefi ise, Allah'a kulluk yapmak, ilim ve fazilet/erdemlerle kemalatın zirvesine ulaşmaktır" (Sözler, 264).

"Zulmetli münevverler bu sözü bilmeliler: /Ziya-yı kalbsiz olmaz nur-u fikir münevver. O nur ile bu ziya mezç olmazsa zulmettir, zulüm ve cehli fışkırır / Nurun libasını giymiş bir zulmet-i müzevver var, lâkin ebyaz ve muzlim /İçinde bir sevad var ki, bir leyl-i münevver, gözünde bir nehar." (Sözler, 705).

Ona göre, "Talim-i Esma" ayeti, şöyle işaret eder ki:

 "Ahir zamanda, insanlar ilim ve fenlerin kucağına düşecekler, bütün kuvvetlerini ilimden alacaklardır. Hüküm ve kuvvet ilmin eline geçecektir. İlim ve fenlerin en parlağı olan belağat ve cezâlet, bütün envâiyle âhirzamanda en mergup bir suret alacaktır. Hatta insanlar, kendi fikirlerini birbirlerine kabul ettirmek ve karşı tarafa tahakküm etmek için en keskin silahını cezalet-i beyandan ve en mukavemetsuz kuvvetini belağat-ı edâdan alacaktır" (Sözler, 264).

Bediüzzaman'ın bu tespitleri gösteriyor ki, Risale-i Nur'da kullanılan ilmî üslup, bazıların zannettiği gibi, pozitif ilimlerin tesiri altında meydana gelen bir edilgenlikten değil, doğrudan üstad-ı mutlak olan Kur'an'ın irşadından alınan dersten kaynaklanmaktadır.

İkincisi: Sevgi Reçetesi

 "Biz muhabbet fedaileriyiz, husumete vaktimiz yoktur" (Divan-ı Harbi Örfi, 57 ).

"Muhabbete en layık haslet muhabbettir. Adavete en layık haslet ise, adavettir." (Hutbe-i Şamiye, 51 ).

Allah adına kâinata bakan bir düşünce sahibinin, meşru dairede dünyevî-uhrevî her türlü varlığa karşı gösterdiği sevgi, ilâhî aşkın bir yansıması olarak kabul edilir.

Kalbi kırık, heva ve hevese karşı boynu bükük, aklı polemiğe dönük, nefsi nefrete düşkün bu asrın insanı, bu reçetenin dışında ne ile tedavi edilebilir?

Üçüncüsü: İttihat-Sanat-Marifet Reçetesi

Fazla söze ne hacet! Üstadın aşağıdaki şu veciz ifadesi, bu reçetenin önemini belirten başka bir söze ihtiyaç bırakmıyor.

 "Bizim düşmanımız: Cehalet, ihtilaf, zaruret(yoksulluk)tir. Bunlara karşı silahımız ise, marifet, sanat ve ittihattır" (Divan-ı Harbi Örfi, 15) yani din ilimleri ile fen bilimlerini bir arada tutarak iki kanatlı kuş gibi insanlığın zirvesine doğru uçacaksınız. İnsan ve iman kardeşliğini esas alıp her türlü cılız, yakışıksız kavgadan uzak duracaksınız. Sonra asrın ihtiyacı olan her türlü sanata revaç verecek, teknik ve teknolojiden istifade edeceksiniz.

Dördüncüsü: Ümitvar olma Reçetesi

Üstadın: "Ye's(ümitsizlik) mâni-i her kemaldir" (Divan-ı Harbi Örfi, 58) vecizesi, kendisinin yanında, bu reçetenin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-4

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-4

Üstadın ulaştığı netice gösteriyordu ki; gerçekten İslam fıtrat dinidir. Bundan sonra, bu

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-3

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-3

Müellif: M. Said Ramazan el Buti Mütercim: Fehmi Türkmen Hocaefendi Bizim için mümkün değil

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-5

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-5

Risale-i Nur, acz, fakr, şefkat ve tefekkür kavramlarından her birini Hakka ve hakikate ulaşma

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-4

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-4

Risale-i Nur kendisini tarikattan çok hakikat ve şeriat olarak tarif eder. Fakat, ister hakikat ol

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-1

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-1

Türkiye’de acip bir olay meydana geldi. En mühim ve en tehlikeli olan hadise ise, Türk milleti

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-2

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-2

Cenab-ı Hakkın kainata koyduğu kanunlardan(sünnetullah) birisi de, belirli zaman dilimlerinde M

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-3

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-3

Risale-i Nur, insanı Allah’a ulaştıran yolların sayısız olabileceğini söyler. Bununla birl

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-2

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-2

Bu konuda diğer bir ayrıntı da, Risale-i Nur’un diline, üslubuna yapılan itirazdır. Dilin a

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-1

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-1

“Risale-i Nur, bize, Rabbimizi tanıtan dört külli muallimden, dört umumi tarif ediciden bahsed

BEDİÜZZAMAN VE 'MÜSPET HAREKET-3

BEDİÜZZAMAN VE 'MÜSPET HAREKET-3

10. ‘Dindar Demokratlar’ Bir kere Nursi Demokratları nitelerken hemen tüm nitelemelerinde

BEDİÜZZAMAN VE 'MÜSPET HAREKET-2

BEDİÜZZAMAN VE 'MÜSPET HAREKET-2

6. Kur’an Hizmeti Hiçbir Şeye Alet Yapılmamalıdır Nursi, mevcut siyasi yapıya "isyan hakk

Gökleri ve yeri yerli yerince yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş ancak O'nadır.

et-Teğabün: 3

GÜNÜN HADİSİ

Her kim bir namazı (kılmayı) unutursa (onu) hatırladığında kılsın. Onun bundan başka keffâreti yoktur.

KİTÂBU MEVÂKÎTİ'S-SALÂT-Buhari

TARİHTE BU HAFTA

*Uyvar Kalesi Fethedildi.(24 Eylül 1663) *Niğbolu Savaşaı Kazanıldı.(25 Eylül 1396) *Birinci Viyana Kuşatması(27 Eylül 1529) *Preveze Deniz Zaferi(28 Eylül 1538) *Demokrat Parti Kapatıldı(29 Eylül 1960)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI