Cevaplar.Org

ALİ ŞEFLEK

Ali Şeflek Hocamız, 1926’da Denizli’nin Tavas ilçesine bağlı Hırka köyünde dünyaya gelmiştir... Ezanların “Tanrı uludur, Tanrı uludur” diye okutulduğu, Kur’ân öğrenmenin, hatta evinde Arapça kitap bulundurmanın bile suç sayıldığı bir dönemde Kur’ân eğitimine başlamış hocamız... Ama farklı bir biçimde; yeni harflerle başlamış hâfızlığa, hem de kendi kendine…


Ömer Özcan

ozcannurs@hotmail.com

2012-09-01 15:13:15

Ali Şeflek Hocamız, 1926'da Denizli'nin Tavas ilçesine bağlı Hırka köyünde dünyaya gelmiştir... Ezanların "Tanrı uludur, Tanrı uludur" diye okutulduğu, Kur'ân öğrenmenin, hatta evinde Arapça kitap bulundurmanın bile suç sayıldığı bir dönemde Kur'ân eğitimine başlamış hocamız... Ama farklı bir biçimde; yeni harflerle başlamış hâfızlığa, hem de kendi kendine… 1943 yılında Üstad Bediüzzaman Hazretlerini Emirdağ'da kısa bir ziyarette bulunan Ali Şeflek Hoca, Nazilli Kur'ân Kursuna yıllarca emek vermiş ve diğer hocaların da gayretleri ile, bu kurs zamanla bir ekol haline gelmiştir… Tıpkı İzmir Kestanepazarı Kur'an Kursu gibi… Hocaların Hocası Ali Şeflek'in, bugün emekli olmuş yüzlerce din görevlisi ,imam ve müezzin talebeleri vardır. Ali Şeflek Hocadan sonra ziyaretine gittiğimiz Nazilli'nin işaret taşlarından Teyp Tâhir (Gürdere) Ağabey de, Risale-i Nur'u ilk defa 1955 tarihinde Ali Hocadan duyduğunu söyledi bize…

28 Aralık 2008 tarihinde yaptığımız ziyarette bize anlattıklarını kendisine tashih ettirdik.

ALİ ŞEFLEK ANLATIYOR

1937'de üç yıllık ilkokulu bitirdim. Bu dönemde Tavas ve Nazilli'de Kur'an öğretecek bir hoca yoktu. Hoca bulamayınca mecburen yeni harflerle kendi kendime Kur'ânı öğrenmeye başladım ve 1939'da yarıdan fazlasını -her cüzden 13 sayfa olmak üzere- ezberledim. Sonra hıfzımın geri kalan kısmını Afyon'da, kuran kursu hocamız Mehmet Eren'den ikmal ettim… Orada üç sene kaldım…... Mehmet Eren hocamız askere gidince Afyon Kuran kursuna İstanbul'dan, benim ilm-i kıraat hocam İsmail Bayri tayin oldu. Kendilerinden AŞERE-TAKRİB ilimlerini okudum ve icazetnamemi aldım; ilk başta ben: "Hocam benim sesim güzel değil, İlm-i Vücûh okumayacağım" diye nazlanmıştım. Hocam bana: "Sus, sesin güzel değilse sesi güzel olanları okutursun" dedi ve başlamış olduk...

Bu arada Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin adını duyuyor ve kendisini merak ediyordum. Emirdağ'ında olduğunu öğrenince, 1943 senesinde bir ziyaretim oldu kendisine. Şöyle ki: Emirdağ'ın Gömü Köyünde, Afyonda aynı odada kaldığım hâfız arkadaşım İbrahim Köken vardı, -şimdi hayattadır- önce onun köyüne gittim… Oradan beraberce Emirdağ'a geçtik... Emirdağ'ın bir Çarşı Camisi vardır... Üstad'ın namazlara oraya geldiğini öğrendik ve biz de oraya gittik… Vakit öğle… Ezan okunurken baktık Üstad Bediüzzaman Hazretleri heybetle geliyor… Bir general gelmiş gibi hemen bir dalgalanma meydana geldi… Herkes hareketlendi ve cemaat hürmetle yol açtı kendisine. Üstad namaz için caminin ser mahfiline, yukarıya çıktı. Namaz kılınıp cemaat dağıldıktan sonra müezzin bizi yukarıya, Üstad'ın yanına çıkardı ve bizi takdim etti… Biz iki hâfız mübarek elini öptük. Bize; Kur'an'ın her bir harfinin on sevabı olduğunu ve okumamızı okutmamızı söyledi… Teşvik etti… Bu kadarcık sürdü ziyaretimiz. Üstad'ın konuşmaları ya âyet ya da hadis meallerinden oluyormuş… Nitekim bize söylediği söz de bir Hadisi-i Şerif mealidir aslında…

Afyon'da kendimizi yetiştirdikten sonra, 1949 senesinde Nazilli Kur'ân Kursunda görev aldım. Kurs, Koca Cami'nin müştemilatındandır. -Nazilli'nin en merkezinde olan Koca Cami, 1453 senesinde, İstanbul'un fethedildiği sene yapılmış olup, Anadolu'nun ilk camilerindendir- Nazilli'nin ilk Kur'an Kursu olarak açıldı burası. Diyanet ücretsiz olarak bize görev verdi. Sonradan 50 lira ücret vermeye başladılar. O yıllarda sayıları 50 kadar olan öğrenci mevcudunu, müstafi olarak görevden el çektirildiğim 1958 yılında tam 972'ye kadar çıkarmak nasip oldu.

Koca Cami'de namazlarımızı kıldıktan sonra camiden çıkıp şadırvanın önünde Risale-i Nur talebeleri ile beraber toplanıp, ayaküstü dersleri yapıyorduk. Bu dersler adet haline gelmişti… Tabi hepimizin başında beyaz takke… Bu hemen dikkati çekiyordu… Aslında insanlar gölgesinden korkuyordu o tarihlerde.

Bu böyle devam ederken 1958 senesinde zamanın müftüsü: "Ali Şeflek Nurculukla ilgilenmektedir, hakkında takibat yapılması…" diye yukarıya bir yazmış. Bunun üzerine beni sorgusuz sualsiz, hiç savunmamı almadan müstafî addettiler. Bir dilekçe verdim ama hiçbir zaman hakkımı vermediler bana. Halbuki Risale-i Nur hizmetleriyle öyle fazla iç içe de değildim. Sırf nurcularla konuşuyorum diye bu başıma gelmişti… Tabi çok zor durumda kalmıştım… Nasıl geçinecektim... Yolda kestane satmaya bile düşündüm…

O zaman faal bir nur talebesi olan Kuyumcu Mehmet Büker Ağabey: "Ben sana kuyumculuğu öğreteyim" dedi… Param da yoktu... Allah rahmet etsin bize yardım etti. Mesleği de öğretti, şirket olduk… Fakat her zaman için Kur'an derslerine devam ettim…

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

YUVALI HATİP HOCA

YUVALI HATİP HOCA

Asıl adı Mehmed Ali Bilgin olan Yuvalı Hatip Hoca 1891 yılında Ankara’nın Yenimahalle ilçes

VELİ IŞIK KALYONCU

VELİ IŞIK KALYONCU

Veli Işık Kalyoncu, Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin son yıllarının ve Risale-i Nur

ŞÜKRAN ÜNLÜKUL

ŞÜKRAN ÜNLÜKUL

20 Kasım 2011 tarihinde milyonların Üstad dediği Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin gelini Mu

ŞEMSEDDİN TUĞRUL

ŞEMSEDDİN TUĞRUL

13 Temmuz 2009 tarihinde Şemseddin Tuğrul Ağabeyin Van’daki dükkânındayız. Van hizmetlerini

SÜLEYMAN KAYA (GAYE)

SÜLEYMAN KAYA (GAYE)

İşte efsanevi bir kahraman daha; Süleyman Kaya... Daha doğrusu Hz. Üstad’ın düzeltmesiyle

RIDVAN (ERDOĞAN) UTANGAÇ

RIDVAN (ERDOĞAN) UTANGAÇ

Bursa’nın Aksu Köyünde Rıdvan ağabeyin evindeyiz. Aksu Köyü yeşilliği ve bol suları ile

REFİK AĞIR

REFİK AĞIR

Avukat Gültekin Sarıgül “Ömer kardeş, Burdur’da Hz. Üstad’la görüşmüş yaşlı bir a

ÖMER KUŞ

ÖMER KUŞ

Ömer Kuş, epey zamandır gözlerden ırak kalmış çok eski, çok fedakâr ağabeylerimizden biri

OSMAN BOZKURT

OSMAN BOZKURT

Osman Bozkurt, Hz. Üstad’ın tabiriyle “Kahramanlar Ocağı Denizli”nin Süller Nahiyesinden.

MUSTAFA KARAPINAR

MUSTAFA KARAPINAR

Mustafa Karapınar ile İstanbul Bostacı’da, evinin yakınında bulunan tarihi Kuloğlu Camiinde

NADİR BAYSAL

NADİR BAYSAL

Bediüzzaman Hazretleri 1936-1943 yılları arasında Kastamonu’da sürgün olarak yaşamıştır.

De ki: "Herkes kendi yapısına uygun işler görür. Rabbiniz, en doğru yolda olanı daha iyi bilir."

İsra, 84

GÜNÜN HADİSİ

"Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetçe asla sapıtmayacaksınız: Allah'ın Kitab'ı ve Resulünün Sünneti."

Muvatta, Kader 3, (2, 899)

TARİHTE BU HAFTA

*Cumhuriyet'in ilanı(29 Ekim 1923) *Sütçü İmam Maraş'ta direnişi başlattı(31 Ekim 1919) *I.Dünya Harbine girdik(1 Kasım 1914) *İmam-ı Rabbani Hz.lerinin İrtihali(2 Kasım 1624) *Hz.Ömer(r.a.)'in Şehadeti(3 Kasım 644)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI