Cevaplar.Org

BEDİÜZZAMAN'IN ÇAĞI AŞAN DİLİ

Düşünür, çağının çocuğudur; çağının sorunlarını iliklerine kadar soluyan ve derinlemesine kavrayabilen kişidir düşünür, öncelikle. Ama düşünürün, düşüncesi, bakışı ve ufku sadece çağıyla sınırlı olamaz. Kişi, eğer, pergellerini başka çağlara, başka çağrılara da açabiliyorsa, hakîkî, çaplı bir düşünür olarak görülebilir ancak.


2012-03-22 09:23:03

Düşünür, çağının çocuğudur; çağının sorunlarını iliklerine kadar soluyan ve derinlemesine kavrayabilen kişidir düşünür, öncelikle. Ama düşünürün, düşüncesi, bakışı ve ufku sadece çağıyla sınırlı olamaz. Kişi, eğer, pergellerini başka çağlara, başka çağrılara da açabiliyorsa, hakîkî, çaplı bir düşünür olarak görülebilir ancak.

Türkiye'nin en temel sorunu, çap sorunudur: Derinlik, ufuk meselesi... Hayatın her alanında, düşüncede, sanatta ve bilimde dünya çapında ses getirebilecek, çığır açabilecek çapta çaplı, öncü, önaçıcı insanlar yetiştirememesi sorunu...

Çağ kurmuş, çağrısı, başka çağrıların kendi çağlarını kurabilmelerine önayak olabilmiş, başka çağrılara -deyim yerindeyse- "hayat öpücüğü" sunabilmiş bir medeniyetin çocukları olarak, içine sürüklendiğimiz bu çapsızlık, ufuksuzluk ve çağdışına itilerek başkalarının kurduğu çağın ağlarına takılı kalarak varlığımızı sürdürme traji-komedisine düçâr olma hâlimiz, kabul edilebilecek, hazmedilebilecek bir şey midir?

* * *
Önce şu: Biz "burada" değiliz. Çağ, bizim çağımız, bizim çağrımızın kurduğu bir çağ değil. Biz bu çağın ağlarına, bağlarına ve bağlamlarına maruz kalan figüranlarız sadece. "Biz" yokuz. Eğer "biz" varolabiliyor olmuş olsaydık, insanlığa bilimde, sanatta ve düşüncede esaslı şeyler sunuyor olurduk ve insanlık, -dün olduğu gibi bugün de- bize bakardı.

Modernleşme süreciyle birlikte bir "düşüş hâli" yaşıyoruz: Ürpertici bir savruluş ve yokoluş süreci. Bırakınız başkalarının bize bakmalarını, biz başkalarının "ağzına" bakıyoruz artık.

Neden peki? Tek nedeni var bunun: Medeniyet fikrimizi ve iddialarımızı yitirmiş olmamız. O yüzden, yokuz.

Oysa medeniyet fikri, bize, Tanrı'yı, kâinâtı, eşyayı, gerçekliği, hayatı bir bütün olarak görebilmemize, değerlendirebilmemize, bütün bir insanlık çağlarında derinlemesine yolculuklar yapabilmemize imkân tanıyabilecek köklü, kalıcı ve kanatlandırıcı bir varoluş zemini sunabilecek yegâne fikirdir.

* * *
Dilini yitirmiş bir toplum, hem varlığını sürdüremez; hem de varolmasını ve insanlığa esaslı şeyler sunmasını sağlayabilecek yegâne vasat'ı ve vasıta'ları sunan medeniyet fikrini ve iddialarını yitirmekten kurtulamaz.

Tarihte, en azından modern tarihte, dilini de, bu dilin inşa ettiği ve sürgit yaşattığı medeniyet fikrini ve iddialarını da yitiren tek toplum biziz.

Medeniyet, ilim / "bilim", irfan / "düşünce" ve hikmet / "sanat" menzillerinde yapılan yolculuklardan doğar. Bunu mümkün kılan yegâne vasat ve vasıta, "dil"dir. "Dil", bu süreçte, sadece vasıta olarak işgörmez; aynı zamanda, medeniyetin dünyasını ve havasını, dokusunu ve ruhunu hem soluyan ve yaşayan, hem de solutan ve yaşatan bir vasat'a dönüşür.

Medeniyetler, ilim, irfan ve hikmet menzillerinde yolculuk yapmalarını sağlayan "dil"le soluk alıp verirler ve yaşarlar. Ama medeniyetlerin varlıklarını sürdürebilmeleri, ancak insanların hayatlarında soludukları ve yaşadıkları "dil"i (hayatı) sürdürebilmeleri, bu "dil" (hayat) üzerinde yılmadansürgit kafa yormaları, bu dili değişen şartlarda ve mekânlarda yeniden üretebilmeleriyle mümkündür: İşte bu devamlılığı sağlayan, medeniyetin geliştirdiği hayatı / dünyayı her hâl ve her şartta solutan ve yaşatan süreci ve işlemi, üstdil olarak adlandırıyorum.

Özetle, "dil", medeniyetin hayat köklerini sunar; üstdil ise hayatiyet kaynaklarını. Medeniyetin hayatiyetini devam ettirebilmesi, üstdillerini geliştirebilmesiyle mümkündür. Eğer bir medeniyetin üstdil'i yoksa, yok olmuşsa, o medeniyetin dil'inin de, kendisinin de yokolduğuna hükmedebiliriz.

* * *
Çağımızda, bizim ilim, irfan ve hikmet menzillerinde yaptığımız yolculuk sonrasında inşa ettiğimiz medeniyet dilimizi (özümseyen ve deşifre ederek devam ettiren) hem de geliştirdiği üstdil'le (ilim, irfan ve hikmet güzergâhlarımızı silbaştan yeniden-şifreleyerek) medeniyetimizin hayatiyet damarlarını yaşatan tek düşünür Bediüzzaman'dır.

İşte bu özelliği, Bediüzzaman'ın geçmişle gelecek arasındaki bağlarımızı muhkem bir şekilde kurarak geleceğin "burada" olmasını sağlayabilecek çağ açan bir düşünür olmasını sağlıyor.

Bediüzzaman'ın yaptığı işin çapını ve hayatiyetini kavrayabilmiş değiliz henüz. Bediüzzaman, hem çağının çocuğudur ve çağının sorunlarını derinlemesine kavramış bir düşünürdür; hem de çağın ağlarına ve bağlarına takılmadan, bu ağları ve bağları kırarak, aşarak bize çağ açabilecek imajinatif bir üstdil armağan etmiş bir düşünürdür.

Çağımızda sadece Bediüzzaman'ın gerçekleştirdiği ve keşfedilmeyi, yeni bir medeniyet fikrinin geliştirilmesinde hayata ve harekete geçirilmeyi bekleyen çağ açıcı bir açılım ve atılım imkânından sözediyorum.

Yusuf Kaplan

Yeni Şafak

07.01.2012

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

PEYGAMBERİMİZ EBU CEHİL’E GİTTİ Mİ?

PEYGAMBERİMİZ EBU CEHİL’E GİTTİ Mİ?

Âlemlerin Rabbi Kur’ân’ında Resûlullah aleyhissalatu vesselamı bizim için ‘en güzel ör

MEAL OKUMAK KUR’AN’I ANLAMAK MIDIR?

MEAL OKUMAK KUR’AN’I ANLAMAK MIDIR?

Bir bayan, öğretmenlikten emekli olduktan sonra "başımı kapattım, namazlarımı kılmaya başl

ŞEHİD ÖLDÜĞÜNDE NE HİSSEDER?

ŞEHİD ÖLDÜĞÜNDE NE HİSSEDER?

Abdullah bin Zübeyr, bir daha hücuma geçince Şamlı askerler hazan yaprakları gibi kılıcını

İRADEMİZİ TERBİYE EDELİM

İRADEMİZİ TERBİYE EDELİM

A.J. Cronin, Reader’s Digest, Amerika Otuz sene evvel(1920’ler) genç bir doktor olarak bulundu

PROF. DR. ALAADDİN BAŞAR BEYİN İBRETLİ BİR ANISI

PROF. DR. ALAADDİN BAŞAR BEYİN İBRETLİ BİR ANISI

“Lise son sınıftaydım. Bir gün hocamız sınıfa girdiğinde, tahtada ahlâk dışı bir resim

BİR ARAP ÂLİMİN İBRETLİ HİKAYESİ

BİR ARAP ÂLİMİN İBRETLİ HİKAYESİ

Merhum Mehmed Kırkıncı Hocaefendi anlatıyor; “1970’li yıllarda, İstanbul’daki bir sohbet

CEVAP YERİNE..

CEVAP YERİNE..

FETÖ’nün, genel anlamda İslam’a büyük zararı dokunduğu gibi, daha özel anlamda Risale-i

TARİH ŞUURU VE EHEMMİYETİ

TARİH ŞUURU VE EHEMMİYETİ

İnsanlar geçmiş zamanın hâtıratı ile zaman zaman neşeyâb olduğu gibi, milletler de mazinin

MUHAMMED ESED’İ SARSAN SURE

MUHAMMED ESED’İ SARSAN SURE

Aslen Yahudi kökenli bir Avusturyalı olan merhum Muhammed Esed(Leopold Weiss) “Mekke’ye Giden

BU DA GEÇER YÂ HÛ

BU DA GEÇER YÂ HÛ

Bu ümmet ne badireler atlattı uzun tarihi boyunca.. Ne ihanetler, kahpelikler gördü; ne zulümle

SORU CEVAPLARLA KURBAN İBADETİ

SORU CEVAPLARLA KURBAN İBADETİ

Soru: Kurban Kesmek Kimlere Vâciptir? Kurban kesmek dinen zengin sayılan Müslümanlara vaciptir.

Onlar, bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlar (daki hakların)dan bağışlama ile (vaz) geçenlerdir. Allah, iyilik yapanları sever.

AL-İ İMRAN,134.AYET

GÜNÜN HADİSİ

Hastayı ziyaret edin, açı doyurun, esiri kurtarın.

Risayü'z-Salihin

TARİHTE BU HAFTA

*Muhammed Raşid Hz.lerinin Vefatı. (22 Ekim 1993) *Astronomi Alimi Uluğ Bey'in Vefatı(25 Ekim 1449) *Fatih Sultan Mehmed Han'ın Trabzon'u Fethi(26 Ekim 1461)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI