Cevaplar.Org implant

İSLAMIN TİCARET ANLAYIŞI


Ali İhsan Er

aliihsaner@hotmail.com

2004-01-17 22:53:21

Akif Bey, akşam üzeri işyerinden ayrılmadan önce telefonla eşini arayıp pazardan bir şey alınıp alınmayacağını sordu. Eşi Nezihe Hanım, Akif Bey'den domates ve biraz da meyve almasını istedi. Akif Bey, pazarda gezerken gösterişli ve göz alıcı domateslerin dizili olduğu bir tezgahı görünce onun başında durdu. Satıcıya domateslerin nasıl olduğunu sordu. Satıcı, "Vallahi beyefendi, pazarın en güzel domatesi bu." diye cevap verdi. Bunun üzerine Akif Bey, satıcıdan 2 kilo domates rica etti. Hemen yanındaki tezgahtan da biraz meyve aldı ve evinin yolunu tuttu. Evine geldiğinde kapıyı kızı Nurefşan açtı ve babasının elindeki çantaları alıp mutfağa götürerek annesine verdi. Nezihe Hanım, poşetin içindeki domatesleri buzdolabın sebzeliğine yerleştirince bir de ne görsün. Poşetin alt tarafında kalan domateslerin çoğu çürümüş, ezilmiş ve üsttekilere göre daha küçüktü. Hatta bir çoğu daha olgunlaşmamıştı. Bu manzara eşini olduğu kadar Akif Bey'i de çok üzmüştü. Aslında Akif Bey'in üzüldüğü şey, domateslerin çürük olması değil, insanların işlerinde dürüstçe olmayan şeyler yapmalarıydı. Kızarak şöyle söylendi: - Allah Rasülü asırlarca önce insanlara böyle kötü işlerden uzak durmalarını öğütlemişti. Bu insanlar kendilerine yapılan öğütleri ne çabuk unutuveriyorlar. Hani dürüstlük, doğruluk, samimiyet, işine hile karıştırmamak nerede kaldı? Evet, Akif Bey'in de ifade ettiği gibi dinimizin ve onun biricik elçisi Sevgili Peygamberimizin öğretmiş olduğu ahlakî öğretileri unutuyoruz. Asr-ı saadete baktığımızda Allah Resulü’nün alış-veriş hususunda çok hassasiyet gösterdiğini görüyoruz. O (sallallahu aleyhi ve sellem) bu hassasiyetini bize şu ifadelerle anlatıyor: "Müminlerin en faziletlisi o insandır ki, alış-veriş yaptığı zaman müsâmaha ile, toleransla, insanlık hissiyle, meveddetle, mürüvvetle yapar. Sattığı zaman öyle yapar, aldığı zaman öyle yapar. Hüküm verdiği zaman öyle hüküm verir. Hakkında hüküm verildiği zaman da meseleyi öyle karşılar." (Heysemî, Mecmau'z- zevâid, IV/75) "Bizi aldatan bizden değildir" Allah Rasülü'nün ticârî hayatın nasıl olması gerektiğiyle alakalı daha pek çok ifadeleri vardır. Bir keresinde Efendimiz, Medine çarşısında geziyordu. O, zaman zaman böyle gezintiye çıkar dostlarını ziyaret edip gönüllerini alırdı. Bunun yanı sıra çarşı ve pazarın ne durumda olduğunu kontrol eder, insanların şikayetleri varsa onları dinlerdi. İşte yine bu maksatlarla çarşıya çıkmıştı. Buğday, arpa, mısır satıcılarının bulunduğu sokağa girdi. Çarşıda yürürken önünde bir arpa yığını olan bir satıcının malları dikkatini çekmişti. Sapsarı arpa yığını güneşte âdeta bir altın kümesi gibi parlıyordu. Peygamber Efendimiz biraz dikkat ettikten sonra, arpa yığınının altındaki bez parçasının ıslanmış olduğunu gördü. Mübarek ellerini yığının içine daldırdı ve bir avuç arpa çıkardı. Avucunda tuttuğu arpaların ıslanmış ve çürümeye yüz tutmuş olduğunu gördü. Buna çok celallendi. Çünkü bu arpalar kullanılamaz halde idi. Dükkan sahibine seslendi: - Bu malının hali nedir böyle? Satıcı: - Ey Allah'ın Rasülü! Gün boyu yağan sağanak yağmurdan dolayı bütün malım ıslandı. Benim bir kabahatim yok dedi. Allah Rasülü, satıcıya yaptığı şeyin insanları aldatmak olduğunu, bunun asla doğru olamayacağını söyledi. Sonra da şu ölümsüz sözünü ifade buyurdu: "Bizi aldatan bizden değildir!" (Müslim, İman, 164; Ebû Dâvud, Büyû, 50) "Rızkın onda dokuzu ticarettedir." (Suyûtî, el-Câmi'u's-Sağîr, 3, 244) diyen Efendimiz'in ticareti teşvik ettiğini görüyoruz. Bununla birlikte, "Emin ve muamelelerinde doğruluktan ayrılmayan ticaret ehli, Peygamberler, sıddıkler, şehitler ve salihlerle beraberdir." (Tirmizî, Büyû, 4) buyurarak aynı zamanda ticaret ahlakı mevzuunda pek çok düstur ortaya koymuştur. Satıcı, malın kusurunu gizlememeli Satıcı, müşteriye malı hakkında doğru bilgi vermeli, malın ayıbını ve kusurunu gizlememelidir. Efendimiz, bir keresinde tüccarları şöyle uyarmıştır: "Ey tüccarlar!... Şurası muhakkak ki, kıyamet günü tüccarlar, fâcirler (haddi aşan, Allah'a âsi olan kişiler) olarak diriltilecekler, ancak Allah'tan korkanlarla, dürüst olanlar ve (malın evsafını belirtirken) doğru söyleyenler hâriç." (Tirmizî, Büyû, 4). "Malım iyi" diye yemin edilmemeli Yemin, dinimizde bir delildir, hukukî bir değeri vardır. Yemin delilini kullanan kimseye inanmak gerekir. Bu temel hukukî prensibin bir riski vardır: İnsanlar yeminle aldatılabilir. Böyle durumların ortaya çıkmaması için dinimiz, hem Kur'an-ı Kerim ve hem de Efendimiz'in diliyle yemin meselesine özel bir yer vermiştir. Bu cümleden olarak alışverişte yemine yer vermek hoş karşılanmamıştır. Allah Rasulü bir hadislerinde, "Alışverişte fazla yeminden kaçının; zira o, mala rağbeti artırsa da daha sonra bereketini giderir." (Buharî, Büyû, 26) buyurmuş ayrıca, yalan yere olmasa bile yeminin sebep olacağı manevi kirlenmeden alışverişin temizlenmesi için sadaka verilmesini tavsiye etmiştir. (İbn Mâce, Büyû, 3) Bu yemin yalan olursa, bu takdirde Efendimiz'in üslûbu pek şiddetlidir: "Yalan yeminle malını cazip kılan kimse, Müslüman bir kimsenin malını gasbetmiş olduğu için, kendisine gazap edilmiş olarak Allah'a kavuşur (Müslim, İman, 220) ve "... Allah'ın (rahmet) nazarıyla bakmayacağı üç kişiden biri olur." (Tirmizî, Büyû, 5) Ölçü ve tartıda hile yapılmamalı Kur'an-ı Kerim'de, eski milletleri helâk eden musibetlerden biri olarak ölçü ve tartıda yapılan hile gösterilir. Sözgelimi, Hz. Şuayb'ın kavmi bu zaafından dolayı uyarılmış, yola gelmeyince helâk edilmişlerdir. (Hûd, 11/84-85, 94) Mutaffifîn Sûresi, "Ölçü ve tartıda hile yapanlara yazıklar olsun!" diye ağır bir tehditle başlar ve böyle yapmalarının âhirete inanma ile asla bağdaşmadığını ifade ve âhirette karşılaşacakları azabın çetinliğini tasvir eden âyetlerle devam eder. (Mutaffifîn, 83/1-17) Efendimiz ölçü ve tartı kullananlara şöyle bir uyarıda bulunmaktadır: "Sizlere, sizden önceki ümmetleri helâk eden iki şey emânet edilmiştir: 'Ölçek' ve 'terazi'." (Tirmizî, Büyû, 9) Teraziyi müşteri lehine ağır tartmalı Satıcı, müşteri lehine, satılan malı tartıda biraz ağır kılmalıdır. Bu maksatla Allah Rasulü, bir tartıcıya, "Tart ve (terazinin kefesini müşteri lehine) ağır kıl." diye emretmiştir (Buharî, Büyû, 34, Hibe 23; Müslim, Müsâkat, 115; Tirmizî, Büyû, 6) Bu sebeple, satıcı terazi kullanırken, satılan malı müşteri lehine biraz ağırlaştırarak tartmalıdır. "Pahalansın da öyle satayım" denerek mal saklanmamalı Allah Rasulü, "Pazara (satmak üzere) mal sevk eden (kâr eder, helâlinden) rızka kavuşur. İhtikâr yapan (pahalansın da öyle satayım diye malını saklayan), lânete uğrar." (İbn Mâce, Ticârât, 6; Dârimî, Büyû, 12) buyurarak, iktisadî hayata mühim bir düstur getirmiştir. Buna göre ticarette piyasayı daima dolu tutmak esastır. Pahalandırarak daha çok kâr etmek için malı piyasaya sürmemek, saklamak, (yani ihtikâr) yasaklanmıştır. Alış-verişlerde pazarlık yapılmalı Alış-verişlerimizde pazarlık yapmayı dinimiz uygun görmüş ve tavsiye etmiştir. (Buharî, Menâkıbu'l-Ensâr 45, Büyû 67, Hiyel 14, 15). Kişi, kaliteyi, hoşuna gideni ve de ucuzunu aramalı, piyasadan böylece haberdar olmalı; sonra da, fiyatları az çok bilen birisi olarak pazarlık yapmalıdır. Herkes bunu yaparsa, üreticiler ve satıcılar da rekabet etme, müşteri kaybetmeme endişesiyle kendilerine dikkat ederler. Böylece daha güvenli bir ortam oluşur. Pazarlığı yapılmakta olan mala müşteri olunmamalı Allah Rasulü, "Kişi, kardeşinin almakta olduğu mala alıcı çıkmasın; istemekte olduğu kıza da talip olmasın. Önceki izin vermişse o başka." (Müslim, Nikah, 50; Ebû Dâvud, Büyû, 45; Tirmizî, Nikah, 38) buyurmuştur. Bu edep, hem alıcı, hem satıcı ikisi için de geçerlidir. Bir müşteri ile satış muamelesi başlamış, ama satışı kesinleşmemiş bir mala daha uygun şartlar teklif ederek müşteri olmak doğru bir davranış değildir. Alış-verişler yazılarak kayda alınmalı Âlimlerimiz, Hz. Peygamber'in (s.a.s.) alışverişleri yazıp, üzerinde anlaşılan şartları kaydettiğini gösteren rivâyetlerden (Tirmizî, Büyû, 8) hareketle, bunun uyulması gereken bir edep olduğunu belirtirler. Borçlanmalarda az da olsa çok da olsa yazma, zaten Kur'an'ın bir emridir. (Bakara, 2/282) Çok kazanma hırsıyla zamanın hepsi ticarete ayrılmamalı Çok kazanma hırsıyla, zamanı hep ticarî meşguliyetlere tahsis etmek, bu yüzden de Allah'a, kendimize, ailemiz fertlerine, komşu ve akrabalara karşı vazifelerimizi, çocuklarımıza olan terbiye ve ilgiyi ihmal etmek doğru değildir. Hadislerde, üzerimizde bu çeşit vazifelerin de bulunduğu hatırlatıldıktan sonra, "Her hak sahibine hakkının verilmesi gerektiği'ne dikkat çekilir." (Buharî, Savm, 51; Tirmizî, Zühd, 64; Daha detaylı bilgi için bkz. İbrahim Canan, Peygamber Efendimiz'in Sünnetine Göre Ticaret Esasları, Yeni Ümit Dergisi, sy. 60) Kazancımızın helal olmasına, kazanırken de başkasının hakkına tecavüz etmemeye özen göstermeli, yaptığımız işi, ibadet şuuru içinde dürüstçe yapmalı, aldığımız ücretin helal olmasına dikkat etmeli ve dünya hırsına kapılmadan, helalinden kazanıp çoluk çocuğumuza temiz rızık ve helal lokma yedirmeliyiz. Bu şekilde hem dünyada hem de ahirette huzurlu ve mutlu oluruz.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

YALNIZLIĞIN VE MUTSUZLUĞUN İLACI!

YALNIZLIĞIN VE MUTSUZLUĞUN İLACI!

Yalnızlıktan dert yanan ve söylediklerimden çok memnun kalan bir dostumun hali, benim bu makaley

ÇEŞİTLİ MESELELER

ÇEŞİTLİ MESELELER

1. Ömrünü faydalı şeylerde harcamak: Bil ki; iman sahiplerinin ömürlerini dini ilimler gibi

FASIKLAR VE SILA-İ RAHİM

FASIKLAR VE SILA-İ RAHİM

“Fasık”ın anlamı, Allah’a itaat etmeyen, emirlerini tutmayan, yasaklarından kaçmayan, ita

ÖNEMLİ MESAJLAR İÇEREN BİR DÜĞÜN KONUŞMASI

ÖNEMLİ MESAJLAR İÇEREN BİR DÜĞÜN KONUŞMASI

Bismillahirrahmanirrahim, Elhamdülillah, vassalatü vesselamu ala Rasûlillah, Sevgili kardeşler

MÜSLÜMANLAR ARASINDA HUZURU SAĞLAMANIN FORMÜLÜ

MÜSLÜMANLAR ARASINDA HUZURU SAĞLAMANIN FORMÜLÜ

Müslümanlar arasında kaosa, kavgaya ve gerilime sebep olan hastalıkların başında kin, hased v

KÂİNAT DERGÂH, HAK MÜRŞİD ALLAH, HER ŞEY ZİKİRDE, VALLAH VE BİLLAH.

KÂİNAT DERGÂH, HAK MÜRŞİD ALLAH, HER ŞEY ZİKİRDE, VALLAH VE BİLLAH.

Bu sabah namazından sonra hem yürüme seansımı, hem de dua ve tesbihatımı tamamlamak için ter

BAYRAMA GİRERKEN ALMAMIZ GEREKEN İLAÇLAR VEYA İLAÇ GİBİ MADDELER

BAYRAMA GİRERKEN ALMAMIZ GEREKEN İLAÇLAR VEYA İLAÇ GİBİ MADDELER

Ramazan ayının bu son gününde ve bayram arefesinde başta nefsime, sonra da bütün Müslüman k

KADİR GECESİNDE YAPACAKLARIMIZ VE ÖZEL DUAMIZ

KADİR GECESİNDE YAPACAKLARIMIZ VE ÖZEL DUAMIZ

Kadir Gecesi, dua gecesi, ibadet gecesi, tevbe gecesi karar gecesi, günahlara veda gecesi, Allah’

GÜZEL AHLAK, HUZUR VE BARIŞIN GARANTİSİDİR

GÜZEL AHLAK, HUZUR VE BARIŞIN GARANTİSİDİR

İnsanlık camiasının fert ve toplum hayatında, huzur ve barışın, güven ve emniyetin, sevgi v

NİYET VE NAZAR

NİYET VE NAZAR

Niyet, bir sözün, bir eylemin asıl muharriki olan gayedir. Ameller rengini bu niyetten alır. İy

İLMİN ÇEŞİTLERİ VE İLİM ÖĞRENMENİN HÜKMÜ

İLMİN ÇEŞİTLERİ VE İLİM ÖĞRENMENİN HÜKMÜ

Bil ki ilim öğrenmek beş kısma ayrılır: BİRİNCİSİ: FARZ OLAN İLİMLER. Bu da kendi aras

SİTE HARİTASI