Cevaplar.Org casino maxi

GENÇLERLE SOHBET

Bir memleketin huzuru Tevhide, diğer ifadeyle Allah'ın Varlığına, Birliğine o memlekette yaşayanların inanmalarına bağlıdır. O memlekette yaşayan halkın tevhide inanmaları nisbetinde Allah Teâlâ da kalblerine iç huzuru verir. Bu gün Avrupa'da her şey var, iç huzur yok... İç huzurun olmaması oralarda yaşayanların Tevhide inanmamalarından meydana gelmektedir. Gençlerimizin ilk olarak bu temeli bilip inanmaları lazımdır ki, huzur gelsin. Bugün dünyadaki huzursuzluğun sebebi dinsizliktir.


2012-02-22 17:47:33

Bir memleketin huzuru Tevhide, diğer ifadeyle Allah'ın Varlığına, Birliğine o memlekette yaşayanların inanmalarına bağlıdır. O memlekette yaşayan halkın tevhide inanmaları nisbetinde Allah Teâlâ da kalblerine iç huzuru verir. Bu gün Avrupa'da her şey var, iç huzur yok... İç huzurun olmaması oralarda yaşayanların Tevhide inanmamalarından meydana gelmektedir. Gençlerimizin ilk olarak bu temeli bilip inanmaları lazımdır ki, huzur gelsin. Bugün dünyadaki huzursuzluğun sebebi dinsizliktir.

Yine bir memlekette memleketin halkı birbirlerine samimi olmaları nisbetinde Allah Teâlâ mallarına bereket verir. Bereketin gelebilmesi, halkın birbirine samimi olmalarına bağlıdır. Bu samimiyetin kurulması için, İslam dini, dayanışmayı ve yardımlaşmayı emretmiştir.

Toplum hayatının manevi binalarının esası; teâvünü ( yardımlaşma ), tesânüdü ( dayanışma ), teârüfü ( tanışma ) emretmiştir. Üst tabaka; mesela muhtar, belediye reisi, âliler, din bilginleri, tabibler, idareleri altındaki halka şefkat kucaklarını açtıkları nisbette halk onlara samimi olur. Samimiyet halkın çoğunda bulunursa, mallarda bereket meydana gelir. Bereket halkı birbirine samimi kılar ve huzurun devamına vesile olur. Bunun için zekât, mal ile cihad, sadakalar, vakıflar icad edilmiştir. Samimiyetin olmadığı yerde bereket yoktur.

 Yine bir memleketin kalkınması o memlekette yaşayan gençlerin usluluğuna bağlanmaktadır. Bir memleketin gençleri dil veya el ile birbirlerine saldırmadığı müddetçe o toplum başka toplumlara hâkim olur. Devlet mekanizmasının ele geçirilmesi, gençlerimizin uslu olmaları ve birbirlerine samimi davranmalarını gerektirmektedir. Bu itibarla rahatlıkla müslüman gençleri ilmi tahsil ederler, meslek sahibi olurlar. Meslekçilerin ilme dayalı olarak birleşmeleri hâkimiyeti temin eder.

 Düşman, bir memleketi istila etmek istediğinde ilk kez o memlekette yaşayan gençleri horozlar gibi çarpıştırır. Tam manasıyla fikren ilmî olarak, silahla fiilî olarak gençler birbirlerine saldırdılar mı, o zaman da düşman rahatlıkla iki taraftan birisinin arkasında memlekete gelir ve kendi kanını döktürmeksizin memleketi istila eder.

 Bir memleketin dünyevî ve uhrevî saadetleri yine o memlekette yaşayan gençlerin takvasına, olgun olmalarına bağlıdır. Gençlerin takva sahibi, olgun olmaları nisbetinde mutluluk topluma hükümran olur.

 Takva, olgunluk, Allah Azze ve Celle'nin yasak ettiği şeyleri terk etmek ve emrettiği şeyleri yerine getirmekten ibarettir. Dolayısıyla bugün Türkiye'deki gençlerimizin altı vazifeyi yerine getirmeleri gerekir:

1- Ehli Sünnet vel Cemaate göre Tevhîde ehemmiyet vermektir.

2- Halkımızın birbirlerini tanıyıp, şefkat ve samimiyeti aralarına kurmaktır.

3- Hatalardan göz kapatıp, gençlerimizin gazabî kuvvetlerini dizginlemek ve öfkelerini yenmektir.

4- Dört mezhepten birine göre ameli tashih etmektir. Yani her bir müslüman gencin neyin haram olduğunu, neyin farz veyahut vacip olduğunu öğrenip yapması gerekir. Bu itibarla talim ( öğrenmek ), teallüm ( öğretmek ) şartıyla İslamı yaşamak şarttır. Aksi takdirde huzur ve samimiyet tahsil edilmez.

5- Tatbîkî İslamı yaşamakla, yaşamayanları İslama imrendirmek vazifesidir. Bir memleketin gençlerinin çoğu İslamî tatbikatı fiilen gösterirlerse, gayrı müslimler cemaatlerine imrenerek teslim olurlar; tatbîkî İslamın zayıf olduğu nisbette iğrenmiş olurlar ve İslam'dan kaçarlar. Hâlihazırda gayrı müslimin çoğunun İslam'a saldırmasına sebeb inanıp, yaşamayan Müslümanlardır.

6- Tebliğ vazifesini sözle olsun, fiille olsun ihmal etmemek vazifesidir. Buna emr-i bilma'rûf neyhi an-il münker denilmektedir.

Bu altı vazifeyi yerine getiren bir toplum, bütün dünyaya hâkimdir.

Merhum İsmail ÇETİN Hocamızın gençlerden müteşekkil bir cemaate yaptıkları bir sohbettir.....

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Bilin ki, Allah'ın lâneti zâlimlerin üzerinedir.

Hûd,18

GÜNÜN HADİSİ

Her kim bir namazı (kılmayı) unutursa (onu) hatırladığında kılsın. Onun bundan başka keffâreti yoktur.

Sahih-i Buhari, KİTÂBU MEVÂKÎTİ'S-SALÂT

TARİHTE BU HAFTA

*Eğriboz Adası'nin fethi(12 Ağustos 1470) *Kanuni Sultan Süleyman Han'in Tebriz'i fethi(13 Ağustos 1534) *Haçlı Ordusu'nun Kudüs katliami (15 Ağustoz 1099) *Gölcük Depremi(17 Ağustos 1999) *Misak-i Milli'nin TBMM'de de kabûlü(19 Ağustos 1920)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI