Cevaplar.Org implant

DÜNYA ONU KONUŞUYOR-3

Prof. Dr. Ahmed Ebu Zeyd Bediüzzaman Said Nursî, önemli bir âlim, fikir adamı, müceddid ve samimi büyük bir mücahiddir. Kendisi tâ küçük yaşlardan beri İslam ilimleri alanında temayüz etmiş, onları olağanüstü bir şekilde, hem hıfz etmek hem de anlamak suretiyle kavramıştır. Bu özelliğinden dolayı, zamanının büyük âlimleri onun üstünlüğünü teslim etmişlerdir.


Nurgül Dere

nurguldere@gmail.com

2011-12-31 02:57:10

Prof. Dr. Ahmed Ebu Zeyd (1)

Bediüzzaman Said Nursî, önemli bir âlim, fikir adamı, müceddid ve samimi büyük bir mücahiddir. Kendisi tâ küçük yaşlardan beri İslam ilimleri alanında temayüz etmiş, onları olağanüstü bir şekilde, hem hıfz etmek hem de anlamak suretiyle kavramıştır. Bu özelliğinden dolayı, zamanının büyük âlimleri onun üstünlüğünü teslim etmişlerdir.

Son dönem İslam âlimlerinin Kur'an'ın esrarı ile ilgili ortaya koydukları çalışmalara muttali olan herkes, Said Nursî'nin, konuya yeni boyutlar getirme noktasında diğerlerinden farklı ve üstün olduğunu rahat bir şekilde idrak eder. Ancak ne yazıktır ki onun ismi bu bağlamda hiç anılmamaktadır, kanaatim odur ki modern çağda Kur'an alanındaki yenilikler her anıldığında O'nun ismi de orada anılmalıdır.(2)

Doç. Dr. Ahmed Halid Şükrî (3)

Kur'an hakkında çok sayıda eser yazılmış, çok çeşitli yönlerden ve değişik üsluplarla pek çok kitap kaleme alınmıştır. Bu konuda eser verenlerden biri de, Bediüzzaman Said Nursî'dir. O gerçekten bu alanda çok büyük gayretler göstermiş ve uzun bir vakit sarf etmiştir. Allah'ın Kitabı olan Kur'an-ı Kerim ayetleri üzerinde inceden inceye düşünmüş, manalarını tefekkür etmiş, mucizelik yönlerini çok değişik açılardan ele almış, ondan latif manalar ve büyük dersler çıkarmıştır. Görüp tespit edebildiği mana hazinelerini akıcı kalemi, derin ve ince ifadeleri ve sehl-i mümteni özelliğini taşıyan üslubuyla yazıya dökmüştür. Böylece Risale-i Nur, şaşkınlar için bir nur, takva sahipleri için de nur üstüne nur olmuştur. Bizim adımıza Yüce Allah onu en güzel biçimde mükâfatlandırsın, bu hizmetini kendisi için ahirette bir nur ve manevi azık ve sevap eylesin. (4)

Prof. Dr. Ahmed Muhammed el-Gâlî(5)

Said Nursî hem kelam kültüründen, hem sofi bilgilerinden hem de felsefe deneyiminden istifade etmiştir. Bütün bunların üstünde hareket noktasını Kur'an-ı Kerim oluşturmuştur. Bütün bu uğraşları imanı kurtarmak içindir. Bunu da deliller serdetmek, konuları ele almak sureti ile yapmıştır. Belirgin özellikleri ile Kur'an-ı Kerim delillerine yoğunlaşmış, maddeci felsefeyi reddetmiş, onların delillerini çürütmüş, boş olduklarını açıklamıştır. İfadeleri gayet açık ve kolay, herkesin anlayabileceği düzeyde sadedir. Risale-i Nur çerçevesinde anlayış, güzel görme, tabiat ve yöneliş farklılıklarına rağmen bütün insanlara iman hakikatlerini ispat etmeye çaba göstermiştir. Bunun yanı sıra fert cemaatlerde büyük etki bırakan eğitim boyutunu bütün konularda ele almaya da özen göstermiştir.(6)

Prof. Dr. Ali el-Kettânî (7)

Bu dinin değerlerinin muhafazası için cihad eden mücahidlerin en barizlerinden birisi Bediüzzaman Said Nursî'dir.(8)

Üstad Bediüzzaman'ın hayatı birbirinden ayrı özellikler taşıyan cihad tarzlarını ihtiva etmektedir. Ancak şartlar değişse de, olaylar farklılaşsa da cihadına devam etmiştir. Dolayısıyla olayların değişmesiyle cihad şekli de değişmiştir. Ancak ilk ve son hedefi her zaman emr-i bi'l-ma'ruf ve nehy-i ani'l-münker ve Allah'a imana davet yollarıyla bu din-i mübîne hizmet etmek olmuştur. Bediüzzaman'ın büyüklüğü, her zaman cihad yoluna ciddiyetle sarılmasından anlaşılır. Hiçbir zaman bu yoldan geri kalmamış, zaafa ve tereddüde düşmemiştir.

Onun mücahedesi, içinde bulunduğu şartlar muvacehesinde en faziletli yolu benimsemiştir. Allah'ın kendisine bir imtihan olarak verdiği zorluklardan asla şikâyet etmemiş, bütün bunları Allah'a sığınarak aşmıştır. O, bu dünyanın fani olduğunu çok iyi bilmekteydi. Bu yüzden, ömrü boyunca kalbinde Allah sevgisinden başka bir sevgiye yer vermemiştir.

Bediüzzaman'ın büyüklüğünün bir yönü de, onun bütün mücahedesi esnasında Sünnet-i Resulullah'a (aleyhissalatu vesselam) ittiba etmesidir. Böylelikle o, ümmetin sevgilisi haline gelmiş, ona zulmedenler ve düşmanlık besleyenler onu yolundan çevirememiştir. Kendisine zulmedenlerin hepsine hayır, hidayet ve sırat-ı müstakime ulaşma temennisinde bulunmuştur.(9)

Prof. Dr. Aşrati Süleyman(10)

Said Nursî'nin ruhî yapısı, kendi uhrevî âleminden kendini göstermiş ve ehl-i arz tarafından büyük bir iştiyak ve tazimle karşılanmış gibiydi. Bu yönüyle İslam'ın sancağını taşıma, Kur'an'ın izzetini sergileme ve her iki âleme bu kaynakların nuruyla bakabilme görevlerini üstlenmişti. Bu şekilde Said Nursî beşeriyete Rabbanî bir açıdan bakabilme yöntemlerini sunmuştu. Bilindiği gibi insanlar birbirlerinden ancak Salih amel işlemeleri açısından ayrılırlar. Acaba hangi Salih amel İslam sancağını yükseklere kaldırma hizmetinden daha üstün olabilir?

Said Nursî, insaniyetin hizmeti için en büyük fıkıh (ilim) kapısını açtı. Çok geniş kapsamlı bir bakış açısıyla meseleleri değerlendirdi. Hastalara, ihtiyarlara, gençlere, kadınlara ve çocuklara varıncaya kadar şefkat temeline dayalı bir irfan binası tesis etti. Bu insan gruplarının bütün problemlerine insaniyet ruhuyla çözümler üretti. Hastalara ve ihtiyarlar, çaresizlik, yeis ve perişanlık hallerine yeni bir bakış açısı ortaya koydu.(11)

Said Nursî, nefsi terbiye etme, onu doğru yola sevk etme ve maddeden uzak ve Allah rızasına uygun bir hayat sürmeye zorlama alanında, kendisini ruhanî bir zümre içerisine sokan bir konuma eriştiğini anlamasına rağmen, gurur ve kibir anlamında bir şirke düşmekten uzak durmuş ve kendisine bu anlamda şahsî bir ayrıcalık ve görünmez bir varlık atfetmiştir. Talebe ve yakınlarına kendisinin kerametlerle ilişkisi olmayan sade bir kişi olduğunu, Allah rızasını tahsil etmek için kendi çapında ibadet etmeye çalıştığını, keramet ve yüce haller adına kendisinde müşahede ettikleri şeylerin, Kur'an'ın, kendi ruhuna bahşettiği ikramlar olduğunu hep ilan etmiştir.

Bediüzzaman'ın düşünceleri, keşif ve tecelli boyutu kazanmıştır. Çünkü, kendisi Kur'an ve kâinat üzerinde tefekküre yöneldiği zaman, kendi maddî varlığından sıyrılmaktadır. Önüne çıkan her işaretin arka planda Allah rızası vardır. Devamlı Kur'an'la iç içe olduğu için hep bu hali yaşamıştır. Kâinata yönelik bir tecelli ve sahneyi her tefekkür ettiğinde, Kur'anî hakikatlerin zihninde temessül etmesinin asıl sebebi buydu.(12)

Said Nursî'nin ruhî dünyasının merkezinde iman-ı billah direği vardır. Bütün varlıklara ve insana bu temel direkle bağlantılı olarak yaklaşır. Bu yönüyle onun en belirgin özelliklerinden birisi, yaşayan bir tevhidî hisse sahip olmasıdır. Bizdeki taklidî yaklaşımın önünü kapatır. Değerlerin korunması ve imanın muhafazasında önemli bir yeri olan esaslar koyar. Böyle bir tavır, pek çok şeyden feragat eden kişilerden beklenebilir. Bu feragat, İslamî çerçevede Allah'a yönelme, İlahî huzuru sağlayıcı meşguliyetler bulma, ruh ve nefsin tamamıyla bu noktalara yoğunlaştırılması anlamını taşır.

Said Nursî'nin iç dünyası ve ruhu da hayatının ilk yıllarından itibaren bu İlahî huzuru yaşamış, aynı çizgiyi hayatı boyunca takip etmiştir. (13)

Prof. Dr. Davud Aydüz (14)

Yaşayışında israfa yer vermemesi, karıncaları beslemesi, kedi vb. hayvanlara, kuşlara ilgi ve sevgisi, tabiatla iç içe bir hayat tarzını benimsemesi, sık sık kırlara-dağlara çıkması Bediüzzaman Said Nursî'nin ne kadar bir çevreci tutuma sahip olduğunu, bunu bir ahlak haline getirdiğini ve davranışlarına yansıttığını göstermektedir.(15)

Ebu'l-Hasen en-Nedvi (16)

19. yüzyılın ikinci yarısında Bediüzzaman Said Nursî adıyla Türkiye'nin ufuklarından doğan bu zat, Türkiye'nin bir aşamadan diğer bir aşamaya geçiş yaptığı nazik bir dönemde yaşadı. O, ince duygulara sahip, zeki ve kavrayışlı bir zattı. Ülkesini istila edecek tehlikeyi önceden sezdi.

Cahilliği yok etmek ve dinî ilimleri yaymak için büyük bir gayretle kolları sıvadı. Bu amaçla ebedî, hayat ve enerji dolu, problem ve meseleleri çözen, muammaları keşfeden, her zaman ve mekânın ihtiyaçlarına cevap vermeye elverişli bir kitap olarak Kur'an'ı Kerim'i inceden inceye araştırmaya koyuldu. Dini ilimlerin yanı sıra, tarih, felsefe, geometri, astronomi ve diğer yeni ilimlerde de derin bir vukufiyete sahipti. Kısaca o, klasik ve modern ilimleri kendisinde toplanmıştı.(17)

Üstad Bediüzzaman var gücüyle kavmiyetçilik hareketine karşı mücadele etmiş, o güçlü ifadeleri ve keskin delilleriyle bu hastalığa mübtela olanları uyarmış ve sakındırmıştır.(18)

Kendisine ve risalelerine ilgi ve hayranlık duyanlar, söz konusu risaleleri, hükümetten gelebilecek büyük tehlikeye rağmen köy köy, kasaba kasaba yayıp neşrettiler. Bu risaleler İslam dinine güveni yeniden sağlamaya bu dinin insanlık kervanına ayak uydurmaya, hatta ona önderlik etmeye elverişli olduğunu ispatta büyük bir rol oynamıştır.(19)

Prof. Dr. Enis Ahmed(20)

Üstad Bediüzzaman Said Nursî (1876-1960) Türkiye'deki muasır İslamî düşünce ve hareketin başlıca mimarlarından biridir. Kendisi, hiçbir zaman İhvan-ı Müslimîn veya Cemaat-ı İslamî gibi bir İslamî hareket kurmamıştır. Yazılarında sosyal değişim için siyasi veya iktisadî bir program önermez. Yine de, Türkiye'de İslamî bir kişiliğin, İslamî bakış açısının ve İslamî uyanışın vücuda gelmesinde onun çok büyük ve muazzam bir katkısı olmuştur. (21) 

Üstad Nursî, Müslüman ümmet içinde Batılılaşma, dünyevileşme ve ateizmin yükselişini tahlil ederek, çok değerli gözlemlerde bulunmuştur.

Üstad Nursî'nin en öncelikli endişesi, tehlikeli bir şekilde dünyevileşme ve ateizm belasına maruz kalan genç neslin kalblerinde iman ateşini tutuşturmaktı.(22)

Zaman zaman, tasavvufî olarak yorumlanabilen bir dil kullanmıştır. Fakat daha yakından gözlendiğinde, kelimelerine akseden şeyin yalnızca iman hususundaki yoğun endişesi olduğu fark edilebilir. Hiçbir zaman ne bir tasavvufî önder olmaya niyetlenmiş, ne de takipçilerinin bir tasavvufî tarikat olarak kategorize edilmesini istemiştir. (23)

Üstad Said Nursî, muasır İslamî hareketlerin liderleri arasında, siyasî mücadele üzerinde odaklanan bir sosyal değişme metodolojisi teklif etmeyen belki de tek liderdir. Bu İslam ile siyaset arasında bir ayrım yaptığı anlamına gelmez. Bilakis, gerçek bir İslamî şahsiyetin, ailenin ve toplumun tahakkuku, Said Nursî'nin en bariz hedefiydi. Onun iman üzerindeki ve insanın ahlakî ve manevî gelişimi hususundaki vurgusu ve de hizmetini bunun üzerinde odaklaştırması bir metodolojik öncelik olarak anlaşılmalıdır. (24)

Dipnotlar

1-Fas Rabat Muhammed el-Hâmis Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İslam Araştırmaları Bölüm Başkanı.

2-Tespitler Işığında Bediüzzaman ve Risale-i Nur-Talat Ordu-Seyyit N. Erkal-Şahdamar Yay.-İzmir-2005-s:45-46

3-Medine-i Münevvere İslam Üniversitesi Kur'an-ı Kerim ve İslamî İlimler Fakültesi.

4-Tespitler Işığında Bediüzzaman ve Risale-i Nur-Talat Ordu-Seyyit N. Erkal-Şahdamar Yay.-İzmir-2005-s:29-30

5-Birleşik Arap Emirlikleri Üniversitesi İnsani İlimler Fakültesi, İslami Araştırmalar Bölüm Başkanı.

6-Tespitler Işığında Bediüzzaman ve Risale-i Nur-Talat Ordu-Seyyit N. Erkal-Şahdamar Yay.-İzmir-2005-s:44

7-İspanya Kurtuba İslam Üniversitesi Rektörü.

8-Müslüman Düşünürlerin Gözüyle Said Nursi-Dr. Veli Sırım-Nesil Yay-İstanbul-2003-s:170

9-Müslüman Düşünürlerin Gözüyle Said Nursi-Dr. Veli Sırım-Nesil Yay-İstanbul-2003-s:184-185

10-Cezayir Vehrân Üniversitesi Kur'an Araştırmaları ve Mukayeseli Dinler Kürsüsü, Kur'an Araştırmaları Cemiyeti Başkanı, Mağrip Araştırmaları Dergisi Kurucusu ve Editörü.

11-Tespitler Işığında Bediüzzaman ve Risale-i Nur-Talat Ordu-Seyyit N. Erkal-Şahdamar Yay.-İzmir-2005-s:33-34

12-Tespitler Işığında Bediüzzaman ve Risale-i Nur-Talat Ordu-Seyyit N. Erkal-Şahdamar Yay.-İzmir-2005-s:39-40

13-Tespitler Işığında Bediüzzaman ve Risale-i Nur-Talat Ordu-Seyyit N. Erkal-Şahdamar Yay.-İzmir-2005-s:89

14-Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi.

15-Tespitler Işığında Bediüzzaman ve Risale-i Nur-Talat Ordu-Seyyit N. Erkal-Şahdamar Yay.-İzmir-2005-s:93

16-İlk İslamî eğitimini Nedvetü'l-Ulema isimli İslamî İlimler Akademisi'nde aldı. Daha sonra Lahor ve Deobend gibi ilim merkezlerinde ünlü âlimlerden dersler aldı. Henüz on yedi yaşındayken "İzâ Hebbet Rîhu'l-İman" adlı ilk eserini verdi. Sonraki yıllarda Nedvetu'l-Ulema'da Arapça ve tefsir hocalığı yaptı. En-Nedve isimli ilmî dergininde editörlüğünü yapan Ebu'l-Hasen en Nedvi dünyanın çeşitli üniversitelerinde ilmî konferanslar verdi. Arapça olarak vermiş olduğu pek çok eser, okullarda ders kitabı olarak okutuldu. 1957'de el-Mecmau'l-İslamî el-İlmî'yi kurdu. 1959'da Nedvetu'l-Ulema'nın müdürlüğüne getirildi. El-Mecmau'l-İlmî el-Arabî, İslam Dünyası Birliği, Medine İslam Üniversitesi gibi pek çok İslamî organizasyonda yönetim kurulu üyeliği yaptı. Arapça ve Urduca 70'i aşkın eseri olan Ebul'l-Hasen en-Nedvi 1999'da vefat etmiştir.

17-Müslüman Düşünürlerin Gözüyle Said Nursi-Dr. Veli Sırım-Nesil Yay-İstanbul-2003-s:141

18-Müslüman Düşünürlerin Gözüyle Said Nursi-Dr. Veli Sırım-Nesil Yay-İstanbul-2003-s:145

19-Müslüman Düşünürlerin Gözüyle Said Nursi-Dr. Veli Sırım-Nesil Yay-İstanbul-2003-s:147

20-İslamabad Uluslararası İslam Üniversitesi Dava Akademisi direktörüdür. Ayrıca, Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi eski dekanı ve Amerika İslamî Sosyal Bilimler Derneği eski başkanıdır.

21-Müslüman Düşünürlerin Gözüyle Said Nursi-Dr. Veli Sırım-Nesil Yay-İstanbul-2003-s:85

22-Müslüman Düşünürlerin Gözüyle Said Nursi-Dr. Veli Sırım-Nesil Yay-İstanbul-2003-s:87

23-Müslüman Düşünürlerin Gözüyle Said Nursi-Dr. Veli Sırım-Nesil Yay-İstanbul-2003-s:88

24-Müslüman Düşünürlerin Gözüyle Said Nursi-Dr. Veli Sırım-Nesil Yay-İstanbul-2003-s:92-93

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-4

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-4

Üstadın ulaştığı netice gösteriyordu ki; gerçekten İslam fıtrat dinidir. Bundan sonra, bu

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-3

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-3

Müellif: M. Said Ramazan el Buti Mütercim: Fehmi Türkmen Hocaefendi Bizim için mümkün değil

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-5

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-5

Risale-i Nur, acz, fakr, şefkat ve tefekkür kavramlarından her birini Hakka ve hakikate ulaşma

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-4

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-4

Risale-i Nur kendisini tarikattan çok hakikat ve şeriat olarak tarif eder. Fakat, ister hakikat ol

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-1

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-1

Türkiye’de acip bir olay meydana geldi. En mühim ve en tehlikeli olan hadise ise, Türk milleti

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-2

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-2

Cenab-ı Hakkın kainata koyduğu kanunlardan(sünnetullah) birisi de, belirli zaman dilimlerinde M

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-3

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-3

Risale-i Nur, insanı Allah’a ulaştıran yolların sayısız olabileceğini söyler. Bununla birl

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-2

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-2

Bu konuda diğer bir ayrıntı da, Risale-i Nur’un diline, üslubuna yapılan itirazdır. Dilin a

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-1

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-1

“Risale-i Nur, bize, Rabbimizi tanıtan dört külli muallimden, dört umumi tarif ediciden bahsed

BEDİÜZZAMAN VE 'MÜSPET HAREKET-3

BEDİÜZZAMAN VE 'MÜSPET HAREKET-3

10. ‘Dindar Demokratlar’ Bir kere Nursi Demokratları nitelerken hemen tüm nitelemelerinde

BEDİÜZZAMAN VE 'MÜSPET HAREKET-2

BEDİÜZZAMAN VE 'MÜSPET HAREKET-2

6. Kur’an Hizmeti Hiçbir Şeye Alet Yapılmamalıdır Nursi, mevcut siyasi yapıya "isyan hakk

Kim Allah'a güvenip dayanırsa, Allah ona yeter.

Talak,3

GÜNÜN HADİSİ

İlim talebi için yola çıkan kimse dönünceye kadar Allah yolundadır.

(Tirmizi, 2649)

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI