Cevaplar.Org

ASR-I SAADET HATIRALARI-29

AHDE VEFA Hz. Ömer-ül Faruk(r.a)’ın hilafet senelerindeydi. Ashabın ileri gelenleri ile beraber oturan Hz. Ömer’in yanına iki delikanlı geldiler. Kollarından sımsıkı tuttukları birisi de beraberlerindeydi.


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2011-11-08 06:30:51

AHDE VEFA

Hz. Ömer-ül Faruk(r.a)'ın hilafet senelerindeydi. Ashabın ileri gelenleri ile beraber oturan Hz. Ömer'in yanına iki delikanlı geldiler. Kollarından sımsıkı tuttukları birisi de beraberlerindeydi.

Dediler ki;

-Biz iki kardeşiz. Ahlakının güzelliğinden dolayı kabilesi arasında pek sevilen babamız bahçede dolaşmakta iken, bu genç tarafından katledildi. Hakkın yerini bulması için size getirdik.

Hz. Ömer zanlıya sordu;

-İşittin ne cevap vereceksin?

Delikanlı büyük bir vakar ve sükûnetle dedi ki; "Ey emirel müminin! Bu iki genç doğru söylüyor. Fakat izin verirseniz, hadiseyi bir de ben anlatayım. O zaman ne emir buyurursanız, adalet ondadır.

Ben bir çöl adamıyım. Ailemi alarak buralara gezmeye gelmiştim. Tuttuğumuz yol bizi bahçeler arasına sevk etti. Atlarım, kısraklarım beraberimde idi. İçlerinde asil bir at vardı ki, diğerlerinin arasında endamını, yürüyüşünü görüp de meftun olmamak mümkün değildi.

Bahçelerin duvarından sarkmış bir dal, hayvanın içini çekti. Boynunu uzattı, daldan kopardı. Derhal atı tutup çektim. Bu sırada duvar kenarında bir ihtiyarın öfkeyle gelmekte olduğunu gördüm. Yüzü sert bir kaplan kadar kızgındı. Elinde tuttuğu taşı ata doğru öyle bir fırlattı ki, o güzel hayvan bir anda cansız şekilde yere yığılıverdi. Bu durum karşısında ben de kendimden geçmişim. Taşı tuttuğum gibi adama doğru fırlattım. Eceli gelmiş ki, bir feryatla o da yıkılıverdi. Kaçmak istemedim değil, fakat bu delikanlılar benden daha atik davrandılar. Tutup huzurunuza getirdiler."

Hz. Ömer(r.a);

-Cinayetini itiraf ettin, kısas lazım geldi, buyurdu.

Delikanlı sükûnetini muhafaza ederek dedi ki; "Mademki şer'i hüküm budur, itaat gerekir. Fakat benim küçük bir kardeşim var. Babamız vefat etmeden önce ona ayırdığı yükü mikdarda parayı bana emanet ederek; "Oğlum, bunlar kardeşinindir, o büyüyünceye kadar bu paraların muhafazası sana aittir" demişti. Ben bu paraları bir yere gömdüm. Yerini benden başka kimse bilmez. Eğer kısas hükmünü şimdi yerine getirirseniz, o para orada kalır, yetim hakkı zayi olur. Yarın ceza gününde, yetim hakkını isteyince, ben belki özür dileyebilirim. Fakat üç gün müsaade ederseniz, gider, o emaneti emniyetli bir adama teslim ettikten sonra, döner gelirim. Bu hususta bana kefil de bulunur."

Hz. Ömer bir müddet düşündükten sonra;

-Kim bu gence kefil olur? Diye sordu.

Delikanlı bir an meclistekileri süzdü. Sonra Ebu Zer-i Gıfari hazretlerini göstererek

-İşte bu zat, dedi.

Hazret-i Ömer(r.a);

-Ey Ebu Zer kefil olur musun? diye sorunca,

Ebu Zer(r.a);

-Evet, üç güne kadar döneceğine kefilim, cevabını verdi.

Kadrinin yüksekliği herkesçe müsellem olan bu büyük sahabinin kefilliği elbette davacılar için de kâfi idi. Genç salıverildi.

Aradan üç gün geçti. Mühlet'in bitmesine saatler kalmıştı. Davacılar gelmişti. Hz. Ebu Zer efendimiz de hazırdı. Ama davalı gençten ses seda yoktu.

Hasım gençler;

-Ey Ebu Zer! Kefalet ettiğin şahıs nerede? Hiç giden gelir mi? Bizse, sen nezrini ifâ etmedikçe yerimizden kıpırdanmayız" dediler.

Ebu Zer hazretlerinde hiç telaş eseri görülmüyordu; "Daha vakit var, hele müddet bitsin. Delikanlı dönmediği takdirde Allah hakkı için kefalet hükmünün icrasına razıyım" buyurdu.

Hz. Ömer(r.a) de ; "Delikanlı gelmezse Allah şahit olsun ki, şer'in hükmünü elbette infaz ederim" diyordu..

Ebu Zer hazretleri ahlakının güzelliği ve takvasıyla ümmetin gözbebeği idi. Bütün ashab elem içinde ağlamaya başlamışlardı. Gözyaşları adeta sel olmuştu. Davacı gençlere diyet teklif ettiler, ama onlar kısasta ısrar ediyorlardı.

Nihayet vakit dolmuş, heyecan ve helecanlar doruk noktasına ulaşmıştı ki, kan ter içinde o delikanlının geldiği görüldü. Özür dileyerek şöyle dedi;

-Yetimi dayısına teslim ettim ve ona paraların yerini gösterdim. Fakat yurdumuzun uzaklığından ve havanın sıcaklığından dolayı ancak gelebildim." 

Ashab, delikanlının ahde vefasına hayran kaldıklarını söyleyince, o yağız delikanlı şöyle cevap verdi;

- Mert olan sözünde durur. Kim ölümden kurtulur? "Dünyada ahde vefa kalmadı" sözünü söyletir miyim?

Mertliğin bu kadar parlak misalini veren bu zatın aile ve kabilesi hakkında Hz. Ebu Zer'den malumat istenildi. O şanlı sahabe de şöyle buyurdu;

-Ben bu delikanlıyı tanımam. Emir-el mümininin huzurunda ve birçok ashab-ı kiram arasında yaptığı teklifi reddetmeyi uygun bulmadım. "Âlemde fazilet kalmamış" mı denilsin?

Bu göz yaşartıcı tablo karşısında davacı gençler de o dakikada davalarından vazgeçtiler. Beytülmalden babalarının diyeti verilmek istenince de şu cevabı verdiler

-Biz "dünyada kerem sahipleri kalmadı" denilmemek için, sırf Allah rızası için davamızdan vazgeçtik."

Kaynak

F. Nuri K. Dini Ahlaki Hikâyeler, Salah Bilici Kitabevi, İst. 1968

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

Murat Kervancı, 2012-05-03 07:54:07

Bu hatıraları çok sevdik. Arkadaşlarla çay sohbetlerinde okuyoruz ama sizden lütfen devamını bekliyoruz. Çok harika bir anlatım..

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

Deniz Ö. Öztürk, 2011-11-10 04:10:38

İyi Günler, Biliyorum fakat bahsetmeden geçemeyeceğim.Kurban Bayramı.Herkes kurbanın güzelliklerinden bahsediyor,ne kadar güzel.Fakat eski bayram havasını yakalamak zor.Eskiden genelde her evde kurban kesilirdi(bundan 18-19 yıl öncesi için dedim).Büyüklerin evi,dolup taşardı.Ta ki bayramın son gününe kadar.Ya şimdi.Ayrıca kimse kesilen kurbanın etini depolamaz,hep dağıtırlardı.Hatta bir eve bazen 5-6 evden kurban eti geldiği olurdu.Ve bu her ev için de geçerliydi.Şimi bakıyorum -akrabalarıma- kurban etinden sucuk dolduruyorlar.Peki Asr_ı Saadet'te yani Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed(Sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında böyle miydi!Et depolanır mıydı?(Cevap)Hayır.Çoğu dağıtılırdı.

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

Ferdi ALpsoy, 2011-11-09 04:47:57

Okurken göz yaşlarımı güç tuttum.İlk defa okuduğum bir hadise, var olun

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

DİĞER YAZILAR

ASR-I SAADET HATIRALARI-62

ASR-I SAADET HATIRALARI-62

ABDULLAH BİN CAFER’İN(R.A) BİR CİVANMERTLİĞİ Abdullah bin Cafer(r.a) Mute savaşının bü

ASR-I SAADET HATIRALARI-61

ASR-I SAADET HATIRALARI-61

HZ. ALİ’NİN ECELE BAKIŞI Hz. Ali(k.v)'nin güzel bir sözü var, "ecelim benim ne güzel muhaf

ASR-I SAADET HATIRALARI-60

ASR-I SAADET HATIRALARI-60

DEVİR DEĞİŞTİĞİNDE İSLAM’IN CEMİLESİNİ GÖSTERMEK Vail bin Haceri’l- Hadrami bir pad

ASR-I SAADET HATIRALARI-59

ASR-I SAADET HATIRALARI-59

HZ. ÖMER(R.A)’İN FERASETİ Prof. Dr. Muhammed Süleyman et Temmavi, ‘Hz. Ömer ve Modern Sist

ASR-I SAADET HATIRALARI-58

ASR-I SAADET HATIRALARI-58

HZ. ÖMER’İN RÜYASI VE BAŞI YARILAN KİŞİ Bilindiği gibi Hz. Ömer’in mümtaz özellikler

ASR-I SAADET HATIRALARI-57

ASR-I SAADET HATIRALARI-57

ABDULLAH İBN-İ MESUD’UN KUR’AN’A VUKUFU Abdullah bin Mesud hazretleri Ashab-ı kiram arası

ASR-I SAADET HATIRALARI-56

ASR-I SAADET HATIRALARI-56

İBN-İ ABBAS’IN İLİM AŞKI Abdullah İbn-i Abbas(r.a) hazretleri İslam ilim tarihine adını

ASR-I SAADET HATIRALARI-55

ASR-I SAADET HATIRALARI-55

“İnsanın siması hakikatın aynasıdır.” Seyyid Süleyman Nedvi PEYGAMBER SİMASI Dilimize

ASR-I SAADET HATIRALARI-54

ASR-I SAADET HATIRALARI-54

Zübeyir bin Avvam’ın(r.a) şanlı oğlu Abdullah bin Zübeyir hazretleri İslam Tarihindeki meş

ASR-I SAADET HATIRALARI-53

ASR-I SAADET HATIRALARI-53

“ÖNCE O İSTEDİ” Hz. Ali(r.a) anlatıyor; “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bizi ziy

ASR-I SAADET HATIRALARI-52

ASR-I SAADET HATIRALARI-52

PEYGAMBERİMİZİN EŞİNİ TALTİFİ Hz. Aişe(r.a) validemiz anlatıyor; “Rasulullah(sallallahu

Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun.

Bakara, 185

GÜNÜN HADİSİ

Takat getirebileceğiniz ameli alınız.Allah'a yemin olsun ki siz usanmadıkça Allah usanmaz.

Müslim, Kitabu Salati'l-Musafirin ve Kasriha

TARİHTE BU HAFTA

*Muhammed Raşid Hz.lerinin Vefatı. (22 Ekim 1993) *Astronomi Alimi Uluğ Bey'in Vefatı(25 Ekim 1449) *Fatih Sultan Mehmed Han'ın Trabzon'u Fethi(26 Ekim 1461)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI