Cevaplar.Org

ESAD COŞAN HOCAEFENDİ’DEN İBRETLİ HATIRALAR-4

Çok enteresan bir misal söylemişti Rahmetli Ali Yâkub Cenkçiler Hoca... Mısır'da kütüphane müdürü iken bir zât gelmiş, demiş ki:


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2011-10-15 07:26:09

ÇOCUKLARINA OSMANLI TERBİYESİ İSTEYEN ERMENİ

Çok enteresan bir misal söylemişti Rahmetli Ali Yâkub Cenkçiler Hoca... Mısır'da kütüphane müdürü iken bir zât gelmiş, demiş ki:

"--Sizinle görüşmek istiyorum!"

"--Buyurun!"

"--Çocuklarıma Türkçe'yi öğretecek bir insan arıyordum; sizi tavsiye ettiler. Lütfedip bize gelir misiniz?"

"--Hay hay!" demiş.

Kahire'de, iyi giyimli bir beyefendi, bizim Ali Yâkub Hocamız Cennetmekân Rahmetli'den çocuklarına Türkçe'yi öğretmesini istiyor. "Gittim. Konakları gayet güzel bir konak... İçeri girdik; gayet güzel, tam Osmanlı usulü döşenmiş, dayanmış. Fakat hayretler içinde öğrendim, konağın sahibi Ermeniymiş."

Diyormuş ki Ali Yâkub Hoca'ya:

"--Hocam! Bu yeni nesillerde terbiye yok... Adâb yok, usül yok, erkân yok... Lütfen şunları şunları öğretin!"

Ermeni, çocuğunu Osmanlı terbiyesiyle yetiştirmeğe çalışıyor. Onun için o hocayı çağırmış. 6 Temmuz 1994 - Kızılcahamam

BOSNA MÜSLÜMANLARININ UNUTTUKLARI

Bosnalı bir bakan, İstanbul'a geldiği zaman bizim bir arkadaşa söylemiş; hayretler içinde kaldım. Bosna-Hersek Cumhuriyetini, istiklâlini ilân ettikleri zaman... Yugoslavya dağıldı. Herkes bir cumhuriyet ilân ediyor, hürriyet ve istiklâlini beyan ediyor... Lafla bu iş olacak sanıldı. O zaman, ellerindeki silahlar için demişler ki: "Biz bu silâhları ne yapalım?.. Türk kardeşlerimize verelim; onların orduları var, askerleri var. Türk kardeşlerimize verelim bu silahları!.." demişler. O esnada da artık bu Bosna-Hersek olayları başlamış... Yâni, şu basiretsizliğe, şu askerî düşüncenin yokluğuna, stratejik ve taktik planların olmayışındaki sefalete bakın ki; ellerindeki silahları bile iyi niyetle Türkiye'ye vermeyi düşünüyorlar da, kendilerine lâzım olacağını düşünmüyorlar!.. Bir şair diyor ki:

Her bir şeye döküp hoyratça gözyaşlarını;
Bir damla da en son deme lâzım demedik!

"Her tarafa gözyaşı döktük de, en son ana da bir gözyaşı lâzım diye, gözyaşı stoku yapmadık!" diyor. 29 Ekim 1992 Söke / AYDIN

BİR AVCININ ANLATTIĞI

Benim bir üvey eniştem vardı Edremit'te.. İyi bir insandı, Allah rahmet etsin... "Çok iyi avcıydım. Elime tüfeği aldım. Bahçede ağacın üstünde çok güzel, iri bir kuş gördüm. Sülün mü desem, başka bir kuş mu desem. İyi bir av yâni... Bu civarda da görünmeyen bir kuş...

Nişanladım, çiftenin tetiğini çektim. Patladı. Nişancı bir insanım, duran kuşu vuramaz mı bir avcı?.. Uçan kuşu vuruyorlar. Tetiği çektim, kuş orda hâlâ duruyor. Vuramamam bana göre acaib, mümkün değil... Allah, Allah, ne oldu? Fişekte mi bozukluk var, bilmem ne derken ikinci tetiğe de nişan alıp asıldım. Kuş oradan kanatlarını açtı, heybetle üstüme doğru bir geldi. Çok korktum, sırtüstü düştüm, bayıldım." diyor.

Ayıldıktan sonra, avı filân bırakmış, "Artık bundan sonra av avlamayacağım!" demiş. Bu onun başından geçen bir olay... Demek ki Allah bazı kimselere, bazı olayları, bazı uyarmalar için vesile yapıyor. 5. 8. 1996 - Çankaya / ANKARA

NİYE AĞLIYORLARMIŞ?

Çanakkale Harbi'nde böyleleri var... Komutanın birisi bakıyor ki, iki askeri ağlıyor. Şöyle başbaşa vermişler, ağlaşıyorlar.

"--Gelin bakayım buraya! Niye ağlıyorsunuz?" demiş.

Ses yok...

"--Yâhu, erkek adam ağlar mı, niye ağlıyorsunuz, ölümden mi korkuyorsunuz?"

"--Yok komutanım!"

"--Çoluk çocuğunuzu mu özlediniz, acı bir haber mi geldi?.."

"--Yok komutanım!"

"--Allah aşkına söyleyin, niye ağlıyorsunuz?" deyince; o zaman söylemek durumunda kalmışlar.

Demişler ki:

"-Komutanım, biz buraya kefenlerimizi yanımıza alıp, Allah yolunda şehid olmağa geldik. Kaç çarpışmaya giriyoruz, hâlâ ölmedik. 'Acaba Allah bize şehidlik nasib etmeyecek mi, bizim bir kusurumuz mu var?' diye düşünüp ona ağlıyoruz" demişler. 1. 12. 1996 - İskenderpaşa / İST.

 

 

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

MUSTAFA POLAT HOCAMIZDAN HATIRALAR

MUSTAFA POLAT HOCAMIZDAN HATIRALAR

Takdim Kıymetli ziyaretçilerimiz, değerli bir alimimizin bir seydamızın bazı hatıralarını

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-13

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-13

HOCAMIN VEFASI Hocamın çok dikkat çeken bir özelliği de vefa duygusu idi. Buna dair bir misal

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-12

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-12

HOCAMIN İBADET YÖNÜ Bana desen ki; “hocam, ibadette nasıldı.” Derim ki; “namaz adamıy

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-11

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-11

VAKIFLARLA BİR MÜZAKERE Hatırlıyorum, bazen Türkiye genelinden vakıflar “vakıf okuması

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-10

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-10

HOCAMIN DERSLERİNDEN Diyanet İşleri eski başkanı Mehmed Görmez bey hocamı ziyarete gelmişti

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-9

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-9

MUHTELİF HATIRALAR HAKİKATLARI HURAFELERLE ZAYİ ETMEMEK LAZIM "Benim bir arkadaşım bir şeh

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-8

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-8

ŞERCİL POLAT AĞABEY Merhum Şercil Polat ağabey Erzurum’da nurları hocamla birlikte ve belki

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-7

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-7

BABAM HACI MUSA EFENDİ Babam hayatı boyunca hocama hep destek olmuş, aynı davanın ızdırabıy

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-6

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-6

SUNGUR VE BAYRAM AĞABEYLER Sungur ve Bayram ağabeyler zaman zaman Erzurum’a gelirlerdi. Çok k

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-5

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-5

ÜSTADI ZİYARET Hocam eserlerden okudukça etkileniyor ve Üstadı ziyaret arzu ediyor. Vefat hast

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-4

ULU BİR ÇINARIN GÖLGESİNDE-4

ASKERLİĞİ Onu hocamdan çok dinlemişim. Gelibolu’ya askerliği çıkıyor. Askerde komutanı

Gökleri ve yeri yerli yerince yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş ancak O'nadır.

et-Teğabün: 3

GÜNÜN HADİSİ

İki müslüman birbiriyle karşılaşıp da el sıkışılarsa, ayrılmazdan evvel günahları bağışlanır.

(Riyazü's-Salihin)

TARİHTE BU HAFTA

*Hac'da Tünel Faciası 1426 Ölü(2 Temmuz 1990) *Cezayir İstiklale Kavuştu(3 Temmuz 1962) *Barbaros Hayreddin Paşa Vefat Etti(4 Temmuz 1546) *İstanbul'da Matbaa Açılmasına Padişah İradesi(5 Temmuz 1727) *Mukaddes Emanetler Sultan Selim'e Teslim Edildi.

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI