Cevaplar.Org implant

BERAAT UFKUNDA YOL ALIRKEN...


Akif Akay

akifakay@hotmail.com

2002-10-20 13:23:10

İnsan; mazi, hâl ve istikbal gibi zamanın izâfî buudlarıyla kuşatılmış bir varlıktır. Arkada bırakıp geçtiği günlere bakıp pişmanlık hisleriyle dolmayan, hâli yaşarken gelecek adına gül pembe hayaller kurmayan insan yok gibidir. Gönül tarlasını aşk yağmuruyla sulamayıp, onu bir çöl haline getiren âciz ruhlar için mazi, bir keşkeler diyarı; hâl, sadece bedeni hazların bir tatmingâhı; gelecek de yine sadece bedenî ve şehevânî arzular adına dâsitânî hülyalarla süslü sunî bir Cennet hükmündedir.

Hâlbuki aşkın engin semalarında pervaz eden yüce ruhlar için mazi, hâl için; hâl de istikbal için dünya-ukba muvazenesini temin edecek bir muhasebe ve murakabe vesilesidir. Yüce Rabbimiz, bir şifa ve rahmet olan Kur'ân ve âlemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz (s.a.s) gibi büyük lütuflarının yanında bizlere, bir de rahmet ve mağfiretle coştuğu hususî gün ve geceler ihsan etmiştir. İşte o mübarek zaman dilimlerinden birisi de Şaban ayının ondördünü onbeşine bağlayan Beraat gecesi dir.

Beraat gecesi... Allah'ın Mümin kullarına af fermanını yazdığı Rahmet gecesi . Cenab-ı Hakkın o senede yapmayı murad buyurduğu her işin en ince detaylarıyla belirlenip hükme bağlandığı Hüküm gecesi.

İbn Abbas'ın rivayetiyle, Duhan sure-i celilesinde; "Hâ Mîm. Apaçık Kitaba yemin olsun ki, biz onu mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz, uyarıcıyız. Her hikmetli emir, o gecede ayırd edilir; katımızdan (verilen her) emir. Çünkü biz, elçi göndericiyiz. Senin Rabbinin acıması gereği olarak (gönderdiğimiz elçilere o gece emirlerimizi bir bir açıklar, vahiylerimizi bildiririz). Doğrusu O, işitendir, bilendir ayetleriyle anlatılan Mübarek bir gece.

Beraat gecesi, Kur'ân'ın levh-i mahfuzdan dünya semasına indirildiği bir gecedir. O, Her gecenin son üçte birinde dünya semasına (keyfiyeti meçhul) inerek: "Kim bana dua eder, duasını kabul edeyim, kim benden dilek diler, dilediğini vereyim, kim bana istiğfar eder, onu bağışlayayım? buyuran Rabb-i Zülcelâlin, Kelboğullarının koyunlarındaki tüylerin sayısından daha çok insanı affettiği bir mağfiret gecesidir. Bu gece, rahmet ve mağfiretin sağnak sağnak indiği, Rasulullah'a şefaat hakkının tamamının verildiği, yapılan her ibadete karşılık kat kat sevabın lûtfedildiği bir şefaat gecesi dir.

Yine bu gece, Ebussuud'un ifadesiyle; gelecek seneye kadar kulların rızık, ecel ve diğer durumlarının yazılıp ayrıntılı bir şekilde belirlendiği.. rızıklar nüshasının Mikail'e; savaşlar, zelzeleler, yıldırımlar nüshasının Cebrail'e; ameller nüshasının dünya semasının sahibi İsrafil'e; musibetler nüshasının da ölüm meleği Azrail'e verildiği bir taksim gecesi dir.

Üstad Bediüzzaman'ın ifadeleriyle; kainatın hürmet ettiği, bütün bir senenin çekirdeği ve beşerin mukadderâtının bir proğramıdır bu gece. Yine Üstad'ın ifadeleriyle bu gece; "her bir salih amelin ve Kur'an'dan okunacak her bir harfin sevabının yirmi bine çıktığı bir gecedir.

İnsanların, haricî ve dahilî tazyikâtın etkisiyle girdikleri buhran tünelinden kurtulmaları ve saplandıkları günah bataklığından çıkabilmeleri için bir ümit kaynağıdır Beraat gecesi. Bu gece, dünyanın dört bir tarafında inleyen müslümanların muhasebe gecesidir. Bu gece her fert kendisini otokritiğe tabi tutmalı, benden ne istendi, ben ne yapabildim, benden kimler, ne bekliyor ve ben neredeyim? sorusunu kendisine sormalı.. o sormasa bile amellerin teraziye konduğu günde Allah'ın kendisine soracağını da çok iyi bilmeledir.

Yine her fert, rahat ve rehavetin koynunda geçen dakikaların; eli, dili ve gözüyle yaptıklarının hesabını yapmalı; Hasan Basrî Hazretleri'nin "siz onları görseydiniz deli, onlar da sizi görselerdi bunlar Müslüman değil, derlerdi" sözünden hareketle onlarla arasındaki mesafeye bakarak nerede olduğunu araştırmalı; af ve mağfiret gecesi olan Beraat'ta beratını almaya bakmalıdır.

Din ve millet adına yapabileceği şeylerin fizibilitesini yapmalı ve mutlaka ulaşabileceği üç-beş ızdıraplı sineyle ızdırabını paylaşmalıdır. Bütün bunların yanında bu gecede, maddî-manevî problemlerimizin çözüm kaynağı olan Kur'ân okunmalı, onun ayetlerini anlamaya çalışmalı, namazla bir nefes aldıktan sonra tevbe, zikir ve salavâtla selamet sahiline koşulmalıdır.

Yer yer insanlığımızın gereği olarak sürçmüş ve günah işlemiş bile olsak, sahipsiz olmadığımız unutulmamalıdır. Zerreden kürreye bütün kâinatı elinde tutan, bize şah damarımızdan daha yakın olan Zât, hiç şüphesiz bizi de unutmayacaktır. Yeter ki, biz O'nu unutup haddi aşanlardan olmayalım. Vazifemizin şuurunda olarak Sultanlar Sultanına kul olalım. Hüsn-ü zannımız odur ki, "Kullarım, sana benden sorar(lar)sa (onlara söyle): Ben (onlara) yakınım. Dua eden, bana dua ettiği zaman onun duasına karşılık veririm. O halde onlar da bana karşılık versin (benim çağrıma uysun)lar, bana inansınlar ki, doğru yolu bulmuş olalar. (Bakara, 2/186) buyuran Rabb-i Kerîmimiz bize de "lebbeyk kulum" diyecek ve inşaallah bu gece, fert, aile ve millet olarak hepimizin beraatı olacaktır.

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir.

Ankebut:45

GÜNÜN HADİSİ

Allah'ın en sevdiği isimler

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allah'ın en ziyade sevdiği isimler Abdullah ve Abdurrahman'dır." Müslim-Edeb:2 Ebu Davud-Edeb:59

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI