Cevaplar.Org

BEDİÜZZAMAN, ÇAĞDAŞ KAVRAMLAR VE DİN ALGISI-1

Bursa emekli vaizlerinden muhterem Mustafa Hacet Hocamız, Üstad Bediüzzaman’ın fikriyatı etrafında kaleme aldığı aşağıdaki makaleyi sitemizde yayınlanması için göndermiştir. Kendilerine müteşekkiriz. İnşallah hocamızın başka makaleleri de


Mustafa Hacet

cevaplarorg@gmail.com

2011-03-31 06:52:32

Bursa emekli vaizlerinden muhterem Mustafa Hacet Hocamız, Üstad Bediüzzaman'ın fikriyatı etrafında kaleme aldığı aşağıdaki makaleyi sitemizde yayınlanması için göndermiştir. Kendilerine müteşekkiriz. İnşallah hocamızın başka makaleleri de sitemizde neşredilecektir. Cenab-ı Hak kendilerinden razı ve hoşnud olsun. Saygılarımızla. Cevaplar.org

 

MUKADDİME

 

Büyük insanlar çağa doğan güneş gibidirler. Her devir müceddid ve müctehidler gerektirir. Müceddidleri Allah gönderir. Müctehidleri yetiştirmek ümmet-i Muhammed için bir vazifedir. Aksi takdirde taklid ve tembellik, bunun neticesinde fikirde ve eylemde yeknesaklık oluşur. Muhyiddin İbn-i Arabî der ki; "Öyle insanlar vardır ki eşya ve hadiseleri hallaç eder. Ama insanların büyük çoğunluğu eşya ve hadiseler tarafından hallaç olunur." Ehl-i tasavvuf keşifleri neticesinde demişlerdir ki; "Kutb-u azam odur ki, Allah eşya ve hadiseleri onun gönlüne göre düzenler." Şairin dediği gibi "Bir zerredirler ama arşa gebedirler."

 

Evet, zamanın adamları zamanında gelirler ve "Zaman böyle iktiza ediyor." diyerek öyle sözler söylerler ve öyle işler yaparlar ki; zamanlarını, çağlarını aşan fikirleriyle geriden gelir ama sollayarak devirlerinin önüne geçer, direksiyonu, kumandayı ele alır, zaman ve zeminlerini helakten, tehlikelerden, maddi-manevi yok olmaktan korur ve onları itaat ettikleri takdirde sahil-i selamete ulaştırırlar.

 

Bizim vazifemiz bu insanları görebilmek, anlayabilmek ve itaat etmektir. Bu insanlar eserleriyle icraatlarıyla ve fikirleriyle ortadadırlar. Hz. Peygamber Hatem ün nebiyyindir. O'ndan sonra peygamberin gelmeme hikmeti: O'nun risaleti ile dünyanın, ubudiyeti ile de ahiretin varlığına sebep bir kemalata sahip bulunuşu ve insanlık ağacının en mükemmel meyvesi oluşudur. Ancak esbap dairesinde zaman-ı ahirde ilim ve akıl o kadar ileri bir noktaya gidecektir ki; Bir şahsın parlaklığı zamanın penceresinden puslu görüldüğünden hakikat perdelenebilecektir.

 

Bu yüzden zaman bir şahs-ı manevi ve bir cemaat zamanı olacak ve ancak lobi gücü ile hakikatler temsil ve tebliğ edilebilecektir. Bu sebepledir ki, Hz. Peygamberden sonraki devirlerde şahs-ı maneviyi temsil eden mücedditler gelecek ve o devrin hadisatını şekillendireceklerdir.

 

"İmamdan evvel secdeye gidenin başı eşek başı olsun" mahiyetindeki hadis-i şerif; zamanın imamını kavrayamayanın, mübarek merkep gibi çok çalışacağını ama kuru ot gibi az kazanacağını beliğ bir tarzda ifade etmektedir. Çünkü belağatta vardır ki; kelam zahir ise mananın delaleti farklıdır.

 

Görevli insanlar görevli doğarlar. Sonradan olmazlar. Onun için de değişime uğramazlar. Onlar, zaman ve zemine değerlerini katarlar. Zaman ve zemini kendilerine uydurmaya çalışmazlar. Akıntıya kürek çekmezler. Kadere denk dururlar. Ahsenden ziyade hasene, ehakdan ziyade hakka talip olurlar. "Hüküm eksere göredir" fehvasıyla marjinaliteye asla rıza göstermezler.

 

"Kimin himmeti milleti ise o, başlı başına bir millettir" diyerek keyfiyet ile kemmiyeti iç içe yerleştirmeyi becerir ve uygularlar. "Mevlana benim zamanımda gelseydi, risaleleri yazardı, ben onun zamanında gelseydim Mesnevi'yi yazardım" sözü onların zamanın adamları olduğunu anlatır.

 

Eski Said, yeni Said ve hatta üçüncü Said asla bir değişim değildir. Zaman ve zemine göre uygulanması gereken reçetelerin uygulanması icraatıdır. Ve bu husus çok iyi kavranmadığında, tenkid; O büyüklerin faziletinden bizlerin istifadelerini engelleyen bir hastalık olur. Halbuki tenkidin, tekamülü oluşturması gerekir.

 

İLİM - AKIL VE FİKİR

 

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri İslam âleminin geri kalış nedenlerini cehalet, fakirlik ve ihtilaf olarak sıralar. Bunun çaresini de ilim, sanayi ve hoşgörü olarak formüle eder. Ancak ilmin ülfetle karıştırılmamasını tavsiye eder.

 

Üstad birçok mütefekkir gibi taklidin İslam âlemine çok büyük zarar verdiğini ve bunun hallinin dünyevi içtihadlarla değil, uhrevi ve semavi duygu ve düşünceler etrafında oluşan keyfiyet sahibi ve esbabı kavramış, ayakları yere basan bir nesl-i cedid ile oluşabileceğini ve kendisinin de bu nesli oluşturabilmek için Risale-i Nur namında eserler te'lif ettiğini ifade eder.

 

 Zamanının taklitçilerine "Savulun ey iki ayaklı mezar-ı müteharrikler, nesl-i cedid geliyor" diyerek ferman okuyan Üstad, Risale-i Nurlarda ilimden ve fenden gelen küfre karşı aynı yolla mukabele ederek, tüm ilimlerin kişiyi marifetullah hakikatine götüreceğini ve ahlaka ulaştıracağını isbat eden makaleler sunar.

 

Sözler, Lemalar, Mektubat, Şualar vb. namlarla anılan risaleler şeş cihetten gelen saldırılara karşı, tüm vehim ve vesveseleri izale edecek, İslam'ın bu zaman ve zeminde de tüm problemlere çare olabileceğini en muannid münkirleri dahi ilzam ederek ve insaflı bir kısım adem-i kabulde olanları da ikna edecek tarzda beyan eder. İslam'ın ne olup ne olmadığını ukalaca kendisine soran Anglikan Kilisesi'ne karşı; Darül Hikmetil İslamiyye'nin bir üyesi olan Molla Said "İslam fikre tevhid, hayata istikamettir." diyerek gayet veciz bir cevap verir.

 

"Devletler - milletler harbi bitmiştir. Artık tabakat-ı beşer çapında fikir harpleri vardır."

 

"Bütün hükümleri akla istinad eden Kur'an, yeniden bir kere daha bütün hükümlerini akla tesbit ve tescil ettirdiğinde zamana hükmedecektir."

 

"Eskide uhrevilik egemendi. Onun için amel ve hissiyat ön plandaydı. Ancak şimdi dünyevilik egemendir. Onun için ilmin ve imanın ön plana alınması zaruridir."

 

 "Beni klasik bir medrese hocası sanıyorlar. Ben asr-ı hazır fen ve felsefeyi de okudum ve bu mevzuda eserler telif ettim."

 

"Her şey netice itibariyle ilme bağlıdır."

 

"İslamın esası akıl, kaynağı vahiydir."

 

Bütün bu sözlerle ilmin ve aklın zamanımız açısından ne kadar önemli olduğunu vurgulayan Üstad, "Tefekkürde taklid olmaz." diyerek her bir ferdin müstakil bir esma tecellisi olduğunu ve kendi aynasından hakikati tecelli ettirmesi gerektiğini vurgulayarak taklide karşı çıkar.

 

 Sıla-i rahmin tekvini anlamda kişinin sıfatları ile muttasıf olması hususuna işaret ederek, tefekkür vurgusu yapar.

 

"Eskiden küfür cehaletten geliyordu. İcbar ile mukabele olunabilirdi. Ancak şimdi ilimden ve fenden geliyor. Öyle ise metod isbat olmalıdır. Çünkü medenilere galebe ikna iledir."

 

"Akıl ve nakil asla tearuz etmez. Elverir ki akıl, akl-ı selim olsun." diyerek Gazzali'nin akl-ı müstafad (istifade edilen akıl) ve Kant'ın nazari akıl (teorik ve pratik) teorisine iştirak eder.

 

-devam edecek-

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-3

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-3

Müellif: M. Said Ramazan el Buti Mütercim: Fehmi Türkmen Hocaefendi Bizim için mümkün değil

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-5

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-5

Risale-i Nur, acz, fakr, şefkat ve tefekkür kavramlarından her birini Hakka ve hakikate ulaşma

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-4

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-4

Risale-i Nur kendisini tarikattan çok hakikat ve şeriat olarak tarif eder. Fakat, ister hakikat ol

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-1

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-1

Türkiye’de acip bir olay meydana geldi. En mühim ve en tehlikeli olan hadise ise, Türk milleti

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-2

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-2

Cenab-ı Hakkın kainata koyduğu kanunlardan(sünnetullah) birisi de, belirli zaman dilimlerinde M

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-3

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-3

Risale-i Nur, insanı Allah’a ulaştıran yolların sayısız olabileceğini söyler. Bununla birl

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-2

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-2

Bu konuda diğer bir ayrıntı da, Risale-i Nur’un diline, üslubuna yapılan itirazdır. Dilin a

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-1

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-1

“Risale-i Nur, bize, Rabbimizi tanıtan dört külli muallimden, dört umumi tarif ediciden bahsed

BEDİÜZZAMAN VE 'MÜSPET HAREKET-3

BEDİÜZZAMAN VE 'MÜSPET HAREKET-3

10. ‘Dindar Demokratlar’ Bir kere Nursi Demokratları nitelerken hemen tüm nitelemelerinde

BEDİÜZZAMAN VE 'MÜSPET HAREKET-2

BEDİÜZZAMAN VE 'MÜSPET HAREKET-2

6. Kur’an Hizmeti Hiçbir Şeye Alet Yapılmamalıdır Nursi, mevcut siyasi yapıya "isyan hakk

BEDİÜZZAMAN VE 'MÜSPET HAREKET'-1

BEDİÜZZAMAN VE 'MÜSPET HAREKET'-1

Laik otoriter hükümetler genel olarak dini kültüre yıkıcı ve devrimci darbeler vurması ve ö

Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir.

Ankebut:45

GÜNÜN HADİSİ

Hafızasında Kur'an'dan hiçbir ezber bulunmayan kişi harab olmuş bir ev gibidir

Tirmizi, Sevatbu'l-Kur'an 18, 2914

TARİHTE BU HAFTA

*Prut Barış Antlaşması (Osmanlı-Rusya) 22 Temmuz 1711 *İkinci Meşrutiyet'in ilanı 23 Temmuz 1908

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI