Cevaplar.Org casino maxi

PROF.DR. AHMED AKGÜNDÜZ HOCAMIZLA SÖYLEŞİ-2

Osmanlı arşivlerinde, Cumhuriyet arşivlerindeki Bediüzzaman’la ilgili belgelerin tümü ya yok edilmiş yahut ayrı bir dosyada saklanmıştır


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2011-02-28 13:49:19

-Hocam, resmi tarih sanki Bediüzzaman’ın üzerine bir çizgi çekmiş gibi. Ya görmezden geliyor veya inkâr ediyor. Hatta bildiğiniz gibi Kemalistler Hür Adam Filmi vesilesi ile gündeme gelen Bediüzzaman’ın Mustafa Kemal’le görüşmesini de inkâr ettiler. “Bunu sadece Said Nursi naklediyor. Böyle bir şey olmamış” dediler. Sonra Şebinkarahisar mebusu Ali Sürurî Tönük’ün hatıra defterindeki notları yayınlanınca, seslerini kestiler. Bu konuda neler diyeceksiniz?

-Bu konularda söylenecek çok şeyler var. Bunlardan birincisi şudur; devlet seksen senedir Türkiye’de Bediüzzaman’ı tecrid etmekle meşguldür. Hatta benim bildiğim çok şey var, ama şu anda yayınlama hakkım yok.

Osmanlı arşivlerinde, Cumhuriyet arşivlerindeki Bediüzzaman’la ilgili belgelerin tümü ya yok edilmiş yahut ayrı bir dosyada saklanmıştır. Hatta ben bir kısım belgelerin yayınlandığını görüyorum. Belge benim elimde. Ama sonra bakıyorum, ilgili arşivlerde o belge yok. Çünkü hem 12 Eylül döneminde, hem 28 Şubat döneminde, hem de daha önceleri İsmet İnönü ve Mustafa Kemal döneminde tamamen devlet arşivleri Bediüzzaman’la alakalı müspet olan her belgeyi yok etme peşindedir.

İkinci önemli sebep, Bediüzzaman hazretleri Halk Partisini tarif ederken, “Memuriyeti rüşvet vererek” demektedir. Yani bu memuriyeti rüşvet vermek şudur; Bediüzzaman’ın ismini, eserini kaynak gösteren bile artık valilik, kaymakamlık, kırklı yıllarda düz memurluk, ellili yıllarda öğretim elemanlığı-altmışlı yıllarda da bu devam etti-olamıyordu. Bu durum 70’li yıllarda kısmen yıkılmaya başladı. Bunun da yıkımı Erzurum Atatürk Üniversitesinde Kemal Bıyıkoğlu’nun rektörlüğü sırasında başlamıştır. O zamana kadar, bir İbrahim Canan, bir Suat Yıldırım’ın üniversiteye girişinde ne kıyametler kopmuştur. Rahmetli Kemal Bıyıkoğlu onları yardımcı doçent olarak aldığı için ne sıkıntılar çekmiştir. Ki bunlar, Fransa’da doktoralarını yapan, Arapçaları mükemmel olan, ilim dünyasındaki kıymetleri inkâr edilemeyen şahsiyetlerdir.

Daha enteresanını söyleyeyim, ben 1985 senesinde Ankara Üniversitesine asistan olarak girdim. Prof. Dr. Halil Cin bana aracı oldu. İslam Hukuku tercihimdi. Hüseyin Atay, Abdülkadir Şener hocalarımdı. Mehmet Hatipoğlu ısrarla beni hadis bölümüne almak istedi. Ama benim isteğim olunca hem Halil Cin, hem Mehmet Hatipoğlu, hocalarla görüştüler. Onlar da “Akgündüz’ü almak şereftir. Arapçasını, İngilizcesini biliyoruz” dediler. Ve ben asistanlığa girdim. İngilizceden 9.5 aldım, Arapçadan 10 aldım. Yani yüz üzerinden yüz.. Ama ilimden 100 üzerinden 33 aldım. Çünkü Talat Koçyiğit 100 vermişti. Ama Mehmet beyle Abdülkadir Bey sıfır vermişti. Çok enteresan bir olay. Ve bu kavgada Halil Cin gelince kendisine “Efendim bu çok tehlikeli, nurcudur” demişlerdi.

Ben neticeyi ağlayarak öğrenince, Allah selamet versin, Talat Koçyiğit ile İsmail Cerrahoğlu beni odalarına götürdüler. “Akgündüz, şükret, seni imtihana kabul ettiler. Bizim dönemimize kadar, Ankara İlahiyat Fakültesinde doçent veya Profesör olmak için, ilim adamı veya eser sahibi olmak değil, birinci soru “acaba Bediüzzaman, Risale-i Nur ve Süleyman Efendi aleyhinde bir makalesi veya bilimsel çalışması var mı?” ona bakarlardı. Eğer yoksa eğitim görevlisi olunamıyordu. Onun için, eski Profesörlerin Risale-i Nur aleyhindeki yazılarına bakmayın. Adamlar profesör olmak için yazdılar. Ama ilk defa biz aleyhte yazmadan doçent olan bilim adamlarıyız” dediler. Şimdi böyle bir halde tarihçiler nasıl tarafsız yazabilirler?

Üçüncü bir sebeb ki, şu anda bu da aşıldı. 12 Eylül, 28 Şubat gibi dönemlerde akademik çalışmalarda Bediüzzaman’ı atıf verme yasağı yaşandı. İlahiyatçılar benden alınmasınlar, çok korkak bir taifedir. Ben de ilahiyatçıyım ve bundan şeref duyuyorum. Ama içlerinde cesur olanlar çok azdır.

-Havf damarı çok işlettirilmiş..

-Aynen öyle. Sırf moda olsun diye Bediüzzaman aleyhinde konuşmayı tercih ederler. Hepsi değil, ben genelleme yapmak istemiyorum. Onlar benim şerefli meslektaşlarım. Ama bunu acı bir gerçek olarak ifade edeyim.

Mesele ben Bediüzzaman’dan mecburen atıf verip de, tenkit etmediği için doktorası kabul edilmeyen 10 kişi sayabilirim. Ama elhamdülillah artık bu kalkmıştır. Dikkat edin bu sansür, değil sosyoloji, tarih gibi alanlarda, İlahiyatlarda da vardı.

Onu da iftiharla ifade edeyim, ister tarih, ister hukuk bütün alanlarda bu manada ilk akademik referansı verenlerden de birisi olma bahtiyarlığa erenlerdenim. Asistanlığımdan Profesörlüğüme kadar hiç çekinmedim. Ve elhamdülillah zarar da görmedim. Onun için Türk resmi tarihinin Bediüzzaman’ı görmezden gelmesi çok normal.

Gelelim Mustafa Kemal’le görüşmesine..Ben burada o Kemalistlere fazla bir şey söylemeyeceğim. Onları muhatap da almayacağım. Bu vesile ile merhum Sadreddin Yüksel Hoca’nın bir hatırasını anlatacağım. Sadreddin Yüksel Hoca garip bir adam ve çok allame bir insan. Ama belli noktalarda biraz farklı fikirleri var. Bizzat yanında olan biri bana anlattı. Bir gün birisi Hocaya telefon ediyor. Diyor ki; “Efendim, elimde Sikke-i Tasdik-i Gaybi var. Orada Bediüzzaman ilm-i cifirden bahsediyor. Acaba bu konuda bana şer’i bir kaynak verebilir misiniz?” Sadreddin Hoca da telefonda adama bir küfür savurarak, “Ulan alçak! Bediüzzaman’dan daha büyük şer’i kaynak mı olur?” demiş.

Şimdi bu meselede de, Bediüzzaman Hazretleri en az on yerde Mustafa Kemal’le birebir görüştüğünü ve buluştuğunu söylüyor. Ben en azından iki defa görüştüğünü biliyorum. Kaldı ki, şu anki Millet meclisinde o konuşmasının aslı var. Davetle alakalı meclis zabıtlarında ifadeler var. Meclis zabıtlarının da sansürden geçip geçmediği şüpheli, ona güvenmiyorum. Mesela bir sansür hadisesi biliyorum da anlatırsam bazı kurumlara zarar gelir diye anlatmıyorum.

Çok acı bir sansür. 28 Şubat sürecinde, asker gelip, “Bediüzzaman’ın lehindeki bu belgeyi imha edeceksiniz” diye baskı yapıyor. Olacak gibi değil. Asker işini gücünü bırakmış, vatanı savunmayı terk etmiş, Bediüzzaman’la, şununla bununla uğraşıyor.

Bugünleri de geçirdik, elhamdülillah. Ben bu devrenin geçtiği kanaatindeyim.

- Üstadın Osmanlının son döneminde Teşkilat-ı Mahsusa’ya girip girmediği tartışılan bir husus. Girdiğini söyleyenler de var. Girmediğini iddia edenler de. Siz bu konuda neler diyeceksiniz?

-Bu da çok önemli bir soru. Bir defa Teşkilat-ı Mahsusa, MİT demek. Bediüzzaman Hazretlerinin Osmanlı Devletinin son zamanında, yıkılma tehlikesi geçirdiği 1918’li yıllarda, Şeyhülislamlık tarafından çağrılarak, doğudaki isyanları bastırmak üzere onun adına 300 tane telgraf gönderildiğini ifadelerinden anlıyoruz. Her devlet gibi, Bediüzzaman gibi bir şahsiyetten Osmanlı Devleti de istifade eder.

Genelkurmay başkanı olan ve sonra da Osmanlı devletinin önemli bir şahsiyeti haline gelen Enver Paşa, ona olan hayranlığından dolayı kendisini bugünün Din İşleri Yüksek Kuruluna Genel Kurmayın adayı olarak teklif ediyor. Bu belgelerle sabit. Arkasından, İşarat’ül İ’caz kitabının bastırılması için kâğıt masrafını kendisi tekeffül ediyor.

Ama şu an bizim elimizde Teşkilat-ı Mahsusa’ya girmiş mi, girmemiş mi diye bir kayıt yok. Tek kayıt üzülerek ifade edeyim ki Cemal Kutay’a ait. Cemal Kutay’a da ne kadar güvenilir, biraz tehlikeli bir nokta bu. Yani ne Abdülkadir Badıllı gibi “kesinlikle böyle bir şey yoktur” diyebiliyorum. Ne de Necmeddin Şahiner veyahut Cemal Kutay gibi hemen kabul ediyorum.

Çünkü Cemal Kutay bazen roman gibi tarih yazıyor.

-Üstad’ı Alman Denizaltıları ile Libya’ya gönderiyor.

-Yani..yani hepsi mümkün. Ama “mümkün” diyorum. Senin de gitmiş olman mümkün. Ama yok, gitmemişsin. Yani belgesi olmadan veya üstad bahsetmeden bu konulara girmek doğru değil. Bu çok önemli. Üstad hiç bahsetmemiş. Üstad böyle bir vazifede olsaydı bahsederdi. Üstad hiç kaçmıyor, gizli hiçbir şeyi yok üstadın.

Mesela diyelim ki “Hutuvat-ı Sitte” ortada. İngiliz işgaline karşı elinden geleni yapmış. Nitekim bunun neticesini de almış. TBMM onu Mustafa Kemal’in de imzası bulunan bir davetiye ile Ankara’ya davet etmiş. Dolayısıyla, ben bu meselede sözün özünü bu şekilde tamamlıyorum.

-Devam Edecek-

Fotoğraflar

1-Prof. Dr. Ahmet Akgündüz Hocamız

2- Hür Adam Filminden Üstad Bediüzzaman’ın Mustafa Kemal Paşa ile görüşmesini gösteren bir sahne

3-İlk meclis milletvekillerinden Ali Sururi Tönük’ün hatıra defteri ile alakalı gazete haberi

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

hidayet kayapal, 2011-03-10 08:54:33

Çok Faydalı bir söyleşi daha Allah razı olsun...

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

M.ışık, 2011-03-06 17:25:18

Muhterem hocamızı ve röportajı yapan Salih kardeşimi kutlarım. Çok istifade ettik.

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

DİĞER YAZILAR

LATİF ERDOĞAN BEY İLE RİSALE-İ NUR’UN İNŞA VE İHYA METODU ÜZERİNE-2

LATİF ERDOĞAN BEY İLE RİSALE-İ NUR’UN İNŞA VE İHYA METODU ÜZERİNE-2

-İzninizle başka bir soruya geçmek istiyorum. Bir yerde üstad şöyle diyor; “ey uykuda iken k

LATİF ERDOĞAN BEY İLE RİSALE-İ NUR’UN İNŞA VE İHYA METODU ÜZERİNE-1

LATİF ERDOĞAN BEY İLE RİSALE-İ NUR’UN İNŞA VE İHYA METODU ÜZERİNE-1

O Bediüzzaman'dır Bu köşede, çeşitli vesilelerle dediklerimize ek olarak söyleyecek olursak:

ABDULLAH TAYLAN HOCAEFENDİ İLE SOHBETİMİZ

ABDULLAH TAYLAN HOCAEFENDİ İLE SOHBETİMİZ

Kıymetli ziyaretçilerimiz, yeni bir söyleşimizi daha hizmetinize sunuyoruz. Aslen Muş’lu olup

SEYDA FETHULLAH AYTE EFENDİ İLE GÖRÜŞTÜK

SEYDA FETHULLAH AYTE EFENDİ İLE GÖRÜŞTÜK

Doğunun ilim ve irfan merkezlerinden bir amud-u nurani olan Nurşin medreselerinin Üstad Bediüzza

BÜNYAMİN DURAN HOCAMIZLA SÖYLEŞİMİZ

BÜNYAMİN DURAN HOCAMIZLA SÖYLEŞİMİZ

Kıymetli ziyaretçilerimiz, Nur Söyleşilerimizden birisini daha hizmetinize sunuyoruz. Prof. Dr.

MEHMET RAGIP ÖNCEL HOCAMIZLA SÖYLEŞİMİZ-2

MEHMET RAGIP ÖNCEL HOCAMIZLA SÖYLEŞİMİZ-2

-Hocam, sizin risaleyi risaleyle izahınız çok dikkat çekiyor. Bu tarza nasıl başladınız? -

MEHMET RAGIP ÖNCEL HOCAMIZLA SÖYLEŞİMİZ-1

MEHMET RAGIP ÖNCEL HOCAMIZLA SÖYLEŞİMİZ-1

Kıymetli ziyaretçilerimiz, Nur Söyleşileri bölümümüzde yeni bir mülakatımızı hizmetiniz

BABNİRLİ MELE ABDULLAH HOCAEFENDİ İLE ÜSTAD ETRAFINDA BİR SÖYLEŞİ

BABNİRLİ MELE ABDULLAH HOCAEFENDİ İLE ÜSTAD ETRAFINDA BİR SÖYLEŞİ

Kıymetli ziyaretçilerimiz, cevaplar.org adına gerçekleştirdiğimiz yeni bir söyleşiyi takdim

NUSRET KOCABAY HOCAEFENDİ İLE R.NURLARIN İRŞADİ YÖNÜ ÜZERİNE

NUSRET KOCABAY HOCAEFENDİ İLE R.NURLARIN İRŞADİ YÖNÜ ÜZERİNE

Kıymetli ziyaretçilerimiz, değerli bir âlim ve ehl-i kalb bir büyüğümüzle yaptığımız k

PROF. DR. AHMED AKGÜNDÜZ İLE BÜYÜK MÜCEDDİD'İN ETRAFINDA

PROF. DR. AHMED AKGÜNDÜZ İLE BÜYÜK MÜCEDDİD'İN ETRAFINDA

-Hocam, ilk sorum şöyle; Bediüzzaman’ın medrese sistemine getirdiği yenilikler nelerdir?

PROF. DR. AHMED AKGÜNDÜZ HOCAMIZIN DİLİNDEN İKİ ATEŞİN DİMAĞ

PROF. DR. AHMED AKGÜNDÜZ HOCAMIZIN DİLİNDEN İKİ ATEŞİN DİMAĞ

Değerli ziyaretçilerimiz, Prof. Dr. Ahmed Akgündüz Hocamızla yaptığımız yeni bir söyleşiy

O gün ne mal fayda verir, ne de evlat. Ancak Allah'a selim bir kalb ile gelenler (fayda görürler.)

Şuara, 88-89

GÜNÜN HADİSİ

Kur'an'ın Faziletine Dair

"Sizin en hayırlınız Kur'an'ı Kerim'i öğrenen ve öğretendir."- Buhari, Fedailu'l-Kur'an 21

TARİHTE BU HAFTA

*Eğriboz Adası'nin fethi(12 Ağustos 1470) *Kanuni Sultan Süleyman Han'in Tebriz'i fethi(13 Ağustos 1534) *Haçlı Ordusu'nun Kudüs katliami (15 Ağustoz 1099) *Gölcük Depremi(17 Ağustos 1999) *Misak-i Milli'nin TBMM'de de kabûlü(19 Ağustos 1920)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI