Cevaplar.Org implant

GAYBI TAŞLAYANLANLARA NEBEVİ BİR UYARI

Bu yazımızda, avam halkı bir tarafa bırakalım, dini konularda bilgili olan insanlarımızın ve cemaatlerimizin dahi sıklıkla içine düştüğü böyle bir duruma değinmek istiyoruz; Ölen bir insana cennette yer biçmek patavatsızlığı.. Hele o kişi İsla


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2011-02-18 00:58:55

Kehf Suresi 22. Ayetinde

رَجْماً بِالْغَيْبِ

ifadesi geçer. Mealen "gayba taş atmak" demek olan bu tabiri, âlimlerimiz, bilgisi olmayan konularda fikirler yürütmek, özellikle de, "imtihan unsuru olarak duyu sahasına girmeyen alanlarla ilgili tahminler ve zanlarda bulunmak" olarak yorumlamışlardır.

Gayba taş atmak Kur'an'ın çirkin gördüğü bir husus ve edep dışı bir tavır olmasına karşın, özellikle seksen senedir toplumun sağlıklı dini bilgiler alması engellendiği için, genellikle içine yuvarlandığımız bir durumdur.

Bu yazımızda, avam halkı bir tarafa bırakalım, dini konularda bilgili olan insanlarımızın ve cemaatlerimizin dahi sıklıkla içine düştüğü böyle bir duruma değinmek istiyoruz; Ölen bir insana cennette yer biçmek patavatsızlığı.. Hele o kişi İslami hizmetleri ile tanınıyorsa "maşallah filan büyük zata kavuştu" "cenneti kazandı" vs. gibi İslami ölçülerle te'lif edilmeyecek sözlerin mebzulen ortaya saçıldığına çokça şahit oluyoruz maalesef.

Dinimizde, vefat eden bir müminin hayırla anılması, hakkında İlahi Rahmetin umulması ve kötülük ve günahları hakkında dilin tutulması esastır. Ama şu da unutulmamalıdır ki, ölü artık -bizce gayb olan- "Berzah âlemine" göçmüş, ameli ile baş başa kalmıştır. Biz, onun hakkında "kesin şuraya gitmiştir" deme yetkisine sahip değiliz. Bu konuda bize düşen böyle taşkınlıklara düşmemek ve "gaybı taşlayanlar" korosuna dâhil olmamaktır.

Bakınız son asrın büyük âlimlerinden merhum Mevlana Eşref Ali Tehanevi ne güzel bir ölçü veriyor; "Bir kimsenin delil olmadıkça, sadece zanna dayanarak herhangi bir şahsın kesinlikle veli olduğunu söylemesi caiz değildir. Pek çok kimse buna dikkat etmez. Elbette zannen bunun bir zararı yoktur. Hatta zannına açıklama yapması ve sebeplerini belirtmesi daha iyidir. Bir kimseye şeyh demek caizdir. Çünkü şeyhlik gözlenebilen bir durumdur. Şeyh ilk eğitim yolunu gösterir. Aksine velayet gaybi bir husustur. Ve bunun hakikatini ancak Allah bilir."

Rasulullah(Sallalahu aleyhi ve sellem) ashabını bu konuda ciddi olarak uyarmış ve bu tür davranışlara set çekmiştir. Biz bu konuda üç rivayeti naklederek konuyu hitama erdirmek istiyoruz. Buyurun asr-ı saadetten üç misal;

1-Osman b. Maz'un yıkanıp kefenlendikten sonra, Efendimiz(Sallalahu aleyhi ve sellem) onun yanına geldi. Bu sırada, hicretin ilk günlerinde Osman b. Maz'un'u misafir eden Ensar'ın hanımlarından Ümmü A'la ya da bizzat Osman'ın hanımı Havle binti Hakim şöyle dedi:

- Ey Eba Saib, cennet sana mübarek olsun, Allah'ın sana ikramda bulunduğuna şehadet ederim. Bu sözler Rasul-i Zişan'ı (Sallalahu aleyhi ve sellem) rahatsız etti. Döndü ve sordu:

- Allah'ın ona ikramda bulunduğunu nereden biliyorsun?

-Ya Rasulallah, Allah ona merhamet etmez de kime eder? O senin dostun ve süvarin değil midir?

- Vallahi ben, onun hakkında ancak hayır ümit ediyorum. Ancak ben Allah Resûlü olduğum halde bana dahi nasıl muamele edileceğini bilmiyorum. "O, Allah ve Rasûlü'nü severdi" demeniz daha doğru olurdu" buyurdu. Bunun üzerine o hanım da "Vallahi bundan sonra kimseyi temize çıkarmam" demiştir.

2- Hz. Peygamber (Sallalahu aleyhi ve sellem) Ka'b bin Ucre hazretlerini bir ara görmez oldu. Ka'b'ın ne olduğunu sorunca hasta olduğunu söylediler. Bunun üzerine Ka'b'ın evine geldi, içeri girince şöyle dedi: 'Ey Ka'b! Müjde sana!' Ka'b'ın annesi, Hz. Peygamber'in bu sözü üzerine 'Ey Ka'b! Senin için cennet vardır' dedi. Bunun üzerine Allah Rasulu(Sallalahu aleyhi ve sellem) 'Allah namına cennet satan kimdir?' buyurdu. Ka'b "Annemdir ya Rasûlullah' dedi. Hz. Peygamber(Sallalahu aleyhi ve sellem) şöyle ferman ettiler: 'Ey Ka'b'ın annesi! Sen ne biliyorsun, Ka'b fuzulî konuşmuş veya lüzumsuz şeylerden men etmemiş olabilir!"

3-Peygamberimiz'in(Sallalahu aleyhi ve sellem) hizmetini gören Mid'am isminde zenci bir kölesi vardı. Onu Rifâa bin Zeyd el-Cüzâmî hediye etmişti. Efendimiz'in(Sallalahu aleyhi ve sellem) yükünü indirdiği sırada, nereden geldiği belli olmayan bir ok isabet edip ölümüne sebep oldu. Müslümanlar:

- Ey Mid'am! Cennet sana mübarek olsun! Ya Resulallah, hizmetçine şehitlik mübarek olsun! diyerek gıpta ve üzüntülerini ifade ettiklerinde Allah Resûlü(Sallalahu aleyhi ve sellem) :

"- Hayır, öyle değildir. Varlığım kudret elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, Hayber günü ganimet malları paylaşılmadan önce aldığı bir kilim, şu anda onun üzerinde alev alev yanmaktadır!" buyurdu.

Bunu işiten Müslümanlar çok korktular. Bir adam Peygamberimize(Sallalahu aleyhi ve sellem) bir veya iki ayakkabı bağı getirdi:

- Ya Resulallah! Ben de ganimet malları bölüşülmeden ayakkabılarım için bu bağları almıştım, dedi. Peygamberimiz:

" - Sana da cehennem ateşinden bir veya iki bağ (yani bunlardan dolayı azap) var" buyurdu.

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

KUR’AN’IN ANLAŞILMASINDA SÜNNETİN YERİ-2

KUR’AN’IN ANLAŞILMASINDA SÜNNETİN YERİ-2

2. Açık Olmayan Ayetlerin Varlığı Kur'an-ı Kerim, bizzat kendisi, âyetlerini "muhkem" ve "m

Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.

Kevser:2

GÜNÜN HADİSİ

"Kelimetan hafifetan alellisan. Sakiyleten filmizan. Habiybetan ilerrahman: Subhanellahi ve bi hamdihi, subhanellahi'l-azim."

"İki kelime vardır ki, dile hafif, mizanda ağırdırlar: Sübhanellahi ve bi hamdihi, sübhanellahi'l-azim." (Buhari, Deavat: 11/175)

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI