Cevaplar.Org implant

SESE VERİLEN EMİR

Ses ve mahiyeti Allah cc, bilinen ve bilinmeyen âlemlerin tek yaratıcısıdır. Ve de yarattığı varlıkların nelere ihtiyacı olduğunu en iyi bilen O’ dur. Yüce yaratan, yarattığı varlıkların muhtaç olduğu şeyleri onların bulunduğu veya bulun


Ayhan Kaplan

ahankaplan61@gmail.com

2010-12-22 04:51:06

Ses ve mahiyeti

 Allah cc, bilinen ve bilinmeyen âlemlerin tek yaratıcısıdır. Ve de yarattığı varlıkların nelere ihtiyacı olduğunu en iyi bilen O’ dur. Yüce yaratan, yarattığı varlıkların muhtaç olduğu şeyleri onların bulunduğu veya bulunacağı yerde hazır olarak var etmiştir. Mesela yaşamamız için gerekli olan havayı bizim yaşam yerimiz olan bu dünyada var etmiştir ve de havayı aynı zamanda seslerin duyulabilmesi için ses dalgalarının yayılmasına, iletilmesine uygun olarak yaratmıştır.

Ses nedir, nasıl oluşur?

En basit ifade ile ses, bir titreşim dalgasıdır ve maddelerin titreşmesi ile oluşur. Frekans, 1 saniyede oluşan titreşimlerin sayısıdır. Ses frekans birimi Hertz (Hz)'dir. Frekansı arttıkça ses tizleşir (incelir). Düşük frekanslı sesler pes (kalın) sesleri oluşturur. Frekans, ses perdesi ile ilgili olup, bir saniye içindeki hava genleşme ve sıkışma sayısına göre hesaplanır.

Şu halde, ses kaynağı, saniyede 500 sıkışma ve genleşmeye sebep oluyorsa ses frekansının 500 hertz olduğu söylenir. Dalga boyu, ses kaynağından çıkan ses dalgalarının iki tepeciği arasındaki mesafedir ve frekansla ters orantılıdır. Yani dalga boyu küçük olan sesler ince, büyük olan sesler kalındır.

Burada en çok karıştırılan konu, sesin frekansı ile sesin şiddetidir. Sesin şiddeti, kulak tarafından duyulan yüksekliğidir ve desibel (db) ile ölçülür. Sesin şiddeti ile perdesi veya tonu arasında hiçbir ilişki yoktur. Perde veya ton frekansla yani incelik ve kalınlıkla ilgilidir. Mesela bir yerde sabit duran bir davulun sesini yanından da aynı tonda duyarsınız, 100 metre ilerden de. Hâlbuki davul sesinin şiddetini yanından fazla, 100 metre ilerden ise daha az duyarsınız.Herhangi bir sesin duyulabilmesi için üç faktör lazımdır. Ses kaynağı, sesin yayılmasına müsait bir ortam ve sesi alacak bir unsur. Bu bizim duyduğumuz sesler için de aynıdır, radyo, televizyon ve telsiz yayınları için de aynıdır.

Çok ince ve önemli bir ayrıntı;

 Yalnız burada çok önemli bir ayrıntı var. Allah cc, insan kulağını 20 ile 20000 hertz arasındaki titreşimleri duyacak bir şekilde yaratmıştır. (az da olsa kişiye göre değişiklik arz edebilir). Biz ancak bu sınırlar içerisindeki sesleri duyabiliriz. Bu duyum, sesin şiddeti ile de alakalıdır.

Peki ya biz radyo, televizyon ve telsiz yayınlarını da algılayabilecek bir şekilde yaratılmış ola idik neler olurdu hiç düşündünüz mü? Birkaç kişinin aynı anda konuşmasına tahammül edemezken binlerce kaynaktan gelen radyo, televizyon ve telsiz seslerini aynı anda duymak hayatı ne kadar çekilmez kılardı.

Aynı şeyi göz için de düşünürsek aynı anda binlerce televizyon yayınının görüntüsünü karşımızda görmek… Daha iyi anlamak açısından şöyle izah edelim. Bulunduğumuz yerde kaç tane yayın varsa her bir yayın için ayrı bir radyo, televizyon ve telsizin açık olduğunu düşünün. Yani yanı başınızda binlerce radyo, televizyon ve telsiz aynı anda çalışıyor. Ve bu 24 saat devam ediyor. Gündüz işimize konsantre olabiliyorsak, gece uykumuzu rahat uyuyabiliyorsak bu, Allah’ın (cc) koyduğu bu sınırlar sebebi iledir. Yoksa bir şey duymamamız bulunduğumuz ortamda ses olmadığı anlamına gelmez. 

Sesin yayılması;

 Öncelikle şunu söylememiz gerekir ki ses boşlukta yayılmaz. Yani ses kaynağı ve sesi alacak unsur olsa bile ikisi arasındaki nakli sağlayacak bir vasıtanın olması gerekir. Bu da hava, su veya herhangi bir maddedir. Ses, dalgalar halinde yayılır. Ses kaynağından çıkan ses, maddenin taneciklerini titreştirir. Ses, bu nedenle yayılır. Ses, tanecikten taneciğe yayıldığı için maddenin tanecikleri ne kadar sık ise o kadar hızlıdır. Bu da şu anlama gelir ki; sesin yayılma hızı en fazla katılarda, sonra sıvı, sonra da gazlardadır. Fakat ses dalgaları gaz maddelerde, mesela havada en uzağa gider. Allahu Teala sese şöyle emir vermiştir; Havada saniyede 340, suda 1453, katılarda da yaklaşık 5000 metre hızla git ve içinde yol aldığın maddenin sıcaklığı ile doğru orantılı olarak hızını biraz arttır veya düşür. Buna göre ses havada 1 saniyede 340 metre yol gider. Işığın hızı ise saniyede 300 bin metredir. Şimşek çaktığında sesinin sonradan gelmesinin sebebi de budur.

Burada bizim üstünde duracağımız husus biz insanları ilgilendiren sesin hava ile olan etkileşimidir. Kelam, yani konuşma özelliği, Cenab-ı Hakk’ın bir sıfatıdır. Bu sıfat, insanda da tezahür etmektedir. İnsan sesi, ciğerlerden gelen havanın gırtlaktaki ses tellerini titreştirmesi ile oluşur. İşte bu ve bunun gibi sesler santimetrekaresinde 62 milyon atom bulunduran havanın iletim özelliği sayesinde kulağımıza kadar gelir.

Peki, muhtelif ve çok miktardaki sesler nasıl olur da birbirine karışmadan kulağımıza kadar gelir? Bediüzzaman Said Nursi hazretleri bu konuyu şöyle açıklar; “Hava unsurunun her bir parçası, hatta her bir zerresi içine muhtelif binler noktalar, harfler, kelimeler konulduğu veya konulabileceği halde karışmaz, intizamı bozulmaz. Hem ayrı pek çok vazifeler yaptığı halde işini hiç şaşırmadan yapar ve o parçalar, zerreler çok ağır yük yüklendiği halde, hiç zaaf göstermeyerek, geri kalmayarak yükünü intizam ile taşır.

Seslerin farklı olması;

İnsan sesleri, seslerin oluşumunu sağlayan organların her insanda farklı olması nedeniyle birbirine benzemez. Risale-i Nur’da bu konuya şöyle dikkat çekilir: “Nev-i insanın her bir ferdine sima, ses, etvar, ahlak gibi daha çok latifeler ve cihazat mevcut iken, birbirine benzemeyip, her bir şahıs bir âlem olarak” yaratılmıştır. Onun için, ne kadar insan varsa, o kadar değişik ses vardır denebilir.

Erkek konuşmalarının frekansı 100–8500, kadın konuşmalarının frekansı 150–10000 hertz, arasındadır. Erkekler kalın, kadınlar ise ince sesle konuşurlar. İnsan kulağının en hassas olduğu bölge 1000 ve 5000 Hz arasındaki frekans değerleridir. İnsan, bu frekans bölgesinde oluşan sesleri, karşısında konuşan insanı görmeden de tanıyabilir.Telefon frekans bant genişliği 300 – 3400 Hz. arasındadır. Bu değer, insan kulağının hassas işitme sınırları içinde olduğu için, karşıda konuşan kişinin yüzünü görmesek bile, her şahsın kendine özgü ses frekans değeri olması nedeniyle, duyduğumuz sesin kime ait olduğunu algılayabiliriz. Birçoğumuzun başına gelmiştir ki; Uzun zamandır görmediğimiz birisini gördüğümüzde onu yüzünden değil de sesinden tanıdığımız veya telefonda konuştuğumuz kişiyi sesinden tanıyarak ona adıyla hitap ettiğimiz gibi.

Bir diğer husus da, insanın kendi sesinin gerçekte işittiğinden farklı olmasıdır. Bunun nedeni, kendi sesimizi hem kulak hem de ağız yoluyla duyuyor olmamızdır. Bunun en güzel örneği kendimizle birlikte birçok kişinin seslerinin kayıtlı olduğu bir kaseti dinlerken, farklı olarak sadece kendi sesimizi algılamamızdır. Gerçek sesimiz, yani başkalarının duyduğu sesimiz de budur.

Gürültü;

Ses titreşimlerinin, belirli bir zaman aralığında eşit olması, gürültüyü meydana getirir. İnsanı rahatsız eden sesin frekansı değil, sesin şiddetidir. Konuşma seslerinin şiddeti 40–60 desibel civarındadır. 70 desibelin üstündeki sesler işitme kayıplarına yol açabilir. 100 desibel civarında sürekli aşırı sese maruz kalmak, sürekli bir işitme kaybına yol açabilir.

Gürültü, insan vücudunda başka etkiler de yapabilir. Bu etkiler arasında şunları saymak mümkündür; solunum ve kalp atış hızında değişmeler, kan basıncındaki bir artış, sindirim sisteminde değişmeler,...vb.

Çok fazla gürültü insanları sinirli yapabilir. Ayrıca, yorgunluk ve baş ağrısı gibi rahatsızlıklara, iştahsızlığa yol açabilir. Bazı doktorlara göre aşırı gürültünün insan vücudundaki etkileri, kalp rahatsızlığı, ülser ve sindirim bozukluklarıdır.

Sesin şiddetini daha iyi anlamak açısından sesin şiddeti ile alakalı bazı değerler verelim. Fısıltı sesi yaklaşık 30, konuşma sesi 40–60, bağırma sesi 80–90, uçağın kalkış sesi 120–140 desibel civarındadır.

İşitme güçlüğü çeken insanların kullandıkları işitme cihazları sesin şiddetini-yüksekliğini yani desibel değerini arttırarak kulağa gönderirler. Kulağın bozukluk derecesine göre sesin yüksekliğini belli bir derece arttırıp; mesela 50 desibellik bir konuşma sesini 90 desibellik bağırma sesine yükselterek kişinin duyabileceği şekle getirirler.

Netice olarak şunu görüyoruz ki; Yüce Yaradan, dünyada biz kulları için işte böyle mükemmel dengeler kurmuştur. Her şey belli ölçüler ve kurallar çerçevesinde hareket etmektedir. Bizler de insan olarak bizim için konulan kurallar ve çizilen sınırlar çerçevesinde hareket etmek durumundayız.

Yazımızı son cümlemizi açıklayan Bediüzzaman hazretlerinin şu ifadesi ile sonlandıralım; “Zannediyor musun ki, vazife-i hayatınız; yalnız terbiye-i medeniye ile güzelce muhafaza-i nefs etmek, ayıb olmasın, batn ve fercin hizmetine mi münhasırdır? Yahut zannediyor musunuz ki, hayatınızın makinesinde dercedilen şu nazik letaif ve maneviyat ve şu hassas âza ve âlât ve şu muntazam cevarih ve cihazat ve şu mütecessis havas ve hissiyatın gaye-i yegânesi; şu hayat-ı fâniyede nefs-i rezilenin, hevesat-ı süfliyenin tatmini için istimaline mi münhasırdır? Hâşâ ve kellâ!”

Kaynaklar:

Risale-i Nur. Özellikle 13. sözün 2. makamında bulunan Hüve nüktesinin okunması tavsiye edilir.

Not: Sayısal değerler çeşitli ansiklopedi ve kaynaklardan alınmıştır.

Ayhan Kaplan-cevaplar.org

akaplan61@gmail.com

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

SİTE HARİTASI