Cevaplar.Org

USUL VE METODLARIYLA KUR’AN EZBERLEME VE HAFIZADA TUTMA YOLLARI-2

4- TEMİZLİK VE ZİKR Hafızlık yapan kardeşim şunu bilmelisin ki, sen yalnız başına veya arkadaşlarınla beraber ezber yaparken Allah Teâlâ’nın rahmet esintilerine mazhar olursun. Yapmış olduğun bu ibadet de, mümin için ibadetlerin en güz


2010-12-01 04:13:31

4- TEMİZLİK VE ZİKR

Hafızlık yapan kardeşim şunu bilmelisin ki, sen yalnız başına veya arkadaşlarınla beraber ezber yaparken Allah Teâlâ’nın rahmet esintilerine mazhar olursun. Yapmış olduğun bu ibadet de, mümin için ibadetlerin en güzeli, en hayırlısı ve en huzur verici olanıdır. Bu sebeple, ezber yapmaya otururken bu işe layık bir şekilde hazırlanman gerekir.

Elbiselerinin temiz ve itinalı olmasına özen göstermelisin. Hatta ezber yapmaya oturmadan önce güzel kokular sürünüp, süslenmelisin. Sonra iki rekât namaz kılıp, arkasından Allah’a seni muvaffak kılması ve sana yardım etmesi için dua etmelisin. Sonra da Peygamber Efendimiz(sav)’e salât ve selam getirip, Allah Teâlâ’yı yüce sıfatlarıyla ve layık olduğu şekilde övmelisin, daha sonra Fatiha, İhlâs, Felak ve Nas surelerini, arkasından da Peygamber Efendimiz(sav)’in şu duasını okuman güzel olur: “Ey Allahım! Senin kolaylaştırmadığını kimse kolaylaştıramaz. Sen dilersen hüzünleri mutluluğa çevirirsin.”

İşte bütün bunlar seni ezbere başlamadan önce ruhen ve bedenen hazırlar ve sana kalbini bu işe yönlendirmede, samimiyetinin artmasında ve dünya meşgalesinden uzaklaşmanda yardım eder.

5- TELAKKİ (ders almak) VE MÜŞAFEHE (karşılıklı tekrarlamak)

Biz görmekteyiz ki, birçok hafız veya hafızlık yapan kimse, Kur’an-ı Kerim’i, bu alanda herhangi bir tahsil yapmaksızın, kendi kendilerine okuyarak ezberliyorlar ve zannediyorlar ki bu iş Kur’an’ı açıp okuyup, ezberlemek, sonra da bunun tekrarını yaparak işi bitirmekten ibarettir.

Hâlbuki sen fark etmeden kim bilir ne kadar çok hataya düşersin ve birçok yanlış da sen bilmeksizin zihnine yer eder. Bu yanlışlardan kurtulman ise ancak uzun çabalar sonucunda mümkün olur.

Kur’an-ı Kerim’i ezberleme konusunda böyle bir şey düşünmek, onu okumanın herhangi bir kitabı okumaktan farksız olduğuna, kişinin sadece okumayı bilmesinin yeterli olduğuna inanmak ve bunun gibi düşünceler büyük bir yanılgı ve önyargıdan başka bir şey değildir. Çünkü Allahın kitabını doğru bir şekilde okuma ve ezberleme yalnızca telakki ve müşafehe ile mümkündür.

İşte Kur’an-ı Kerim okunurken ve ezberlenirken bu telakki ve müşafehe öğelerinin dikkate alınması, bu unsurların öneminin ve etkisinin ne kadar sınırsız olduğunun bilinmesi şarttır. Şimdi bunu size üç başlık altında açıklayacağız:

a-) TELAKKİNİN MANASI VE AŞAMALARI

Allah(azze ve celle) Kur’an-ı Kerim’i Hz. Peygamber(sav)’e Hz. Cibril aracılığıyla telakki metodunu kullanarak vahyetmiştir. Sahabe-i kiram da Kur’an’ı Rasulullah(sav)’den direk ağızdan tekrarlama yoluyla öğrenmişlerdir.

Yine Rasulullah(sav) de sahabe-i kiramı (Allah onlardan razı olsun) kabilelere Kur’an-ı Kerim’i telakki yoluyla ve şifahi olarak öğretmeleri için göndermiştir. Böylece Kur’an-ı Kerim’i okumak ve ezberlemek isteyen her kişi onu kıraati mükemmel ve ezberi sağlam olan birinden öğrenmiştir. Bu şekilde Kur’an-ı Kerim’in öğrenilmesi sonrakilerin öncekilerden, birbirini takip etmek suretiyle, ağızdan ağıza ders alması şeklinde devam ede gelmiştir.

O halde telakkinin tanımı şudur: Kur’an-ı Kerim’i tane tane, anlaşılır bir şekilde, kaidelerine uygun olarak okumayı ve ezberleme üslubunu, hafız ve Kur’an icazeti olan, Kur’an’ı tam bir şekilde kavrayan, ilim ehli arasında tanınmış, güvenilir iyi bir öğretici hocadan öğrenmektir.

Herhangi bir sebeple kendisinde bu şartları bulunduran bir hoca bulamazsan, en azından güvenilir bir hocadan ders almış, eğitim görmüş ve hafızlığı sağlam olan bir kardeş veya arkadaşınla irtibat halinde olup, ondan ders almalı ve öğrenmelisin.

Bazıları şöyle diyebilirler: “Ben büyük ve meşhur okuyucuların kasetlerini dinleyip, onları takip ederek, nasıl okuyacağımı onlardan öğreniyorum.”

Ancak kasetleri ve buna benzer araçları esas alıp, onlardan öğrenmeye çalışmak, öğrenmek isteyen kişi için birkaç sebepten dolayı sakıncalıdır. Mesela iyi ve sağlam bir kasetten, sağlam bir okuyucuyu dinlediğini farz edelim. Senin de iyi bir dinleyici olup, okunanı doğru anladığını kim garanti edebilir? Okuyuşunun düzgün ve hatasız olduğunu nereden bileceksin? Şayet okurken hata edersen, bu hatanı sana kim gösterip, düzeltecek?

İşte biz de sahabeler, Rasulullah(sav)’den ve birbirlerinden öğrenirken bu metodu uyguladıkları için, ders alma, öğrenme ve okumada müşafehe uslubu üzerinde duruyoruz.

Bunun dışındaki diğer bütün üslupların ise birtakım hata ve sakıncaları beraberinde getireceğini, okumak ve ezberlemek isteyen kişiyi ancak uzun sürecek uğraşlar sonucu kurtulabileceği bazı hatalara düşüreceğini vurguluyoruz.

b-) TELAKKİNİN DEVAFİİ

Muhakkak ki Kur’an-ı Kerim’i okumayı, ezberlemeyi öğrenmek ve öğretmek, hayattaki herhangi bir ders veya konuyu tahsil etmekten farksızdır. Hatta bu ilmi tahsil etmeye olan ihtiyaç, diğer ilimlere olan ihtiyaçtan daha fazladır.

Bilinir ki, bütün öğrenme faaliyetlerinde üç ana unsur vardır. Öğrenilecek konu (ki burada Kur’an-ı Kerim’dir), öğretmen ve öğrenen.. Bu üç unsurun herhangi birinin eksik olması halinde, öğrenme faaliyeti ya başarısızlıkla sonuçlanır veya tamamen ortadan kalkar.

Öğretmensiz bir eğitim-öğretim düşünülemez. Burada öğretmen hafızlığı sağlam, alanında uzman olan, dirayetli ve deneyimli bir hocadır.

Nasıl ki bir kişinin ‘Ben kendi kendime veya kasetlerle tıp ilimlerini veya matematiği tahsil ediyorum’ demesi makul ve kabul edilebilir bir şey değilse, -çünkü onu elde edemez, etse bile birçok eksiklikler, hatalar ve yanlış anlamalar olur- bunun gibi, ‘Kur’an-ı Kerim’in tilavetini ve hıfzını kendi kendime öğreniyorum’ demesi de makul bir şey değildir.

İşte Kur’an-ı Kerim’in sağlam bir hafız ve bu işin ehli olan bir hocadan müşafehe yoluyla öğrenilmesi gerekliliği çeşitli sebeplere dayanır. Bunlardan bir kısmını burada zikredeceğiz:

1. Kur’an-ı Kerim’in tilaveti, herhangi bir kitabı okumaya benzemez. Çünkü onun tilaveti başlıca şu hususlarda büyük bir itina ile inceliklerine dikkat edilmesini gerektirir:

a ) Harflerin harekelerinin doğru okunması...

b ) Harflerin çıkış yerleri itibarıyla doğru bir şekilde telaffuz edilmesi..

c) Med, idgam, iklab ve bunun gibi tecvid ilminin kapsamına giren kaidelerin uygulanması ki bu ilmin doğru ve mükemmel bir şekilde kavranması, okuma esnasında hataların hemen düzeltilebilmesini sağlamak bakımından, ancak ağız ve dudak hareketlerinin takibi ve taklidi ile mümkün olur ve böylece öğrenen kimse de doğru bir uygulama ve alıştırma sayesinde meleke kazanmış, yeteneklerini geliştirmiş olur.

Şüphesiz ki tecvid ilmi Kur’an-ı Kerim’in okunma ve ezberlenmesinde en büyük önemi haiz ilimlerden biridir. Hatta ana ilimdir diyebiliriz.

2. Hocanın öğretme vazifesini yaparken, öğrencilerini bilgilendirip aydınlattığı sırada elde etmiş olduğu bir birikim ve tecrübesi vardır. Bu sayede o, öğrenciyi başlangıçtan itibaren doğru bir şekilde yönlendirmeye, ona doğru olanı göstermeye ve daha uygun olan üslupları öğretmeye muktedirdir.

3- Hoca, öğrencide herhangi bir durgunluk, tembellik, gevşeklik, isteksizlik veya gerileme hissettiği zaman, onun içinde Allah korkusunu ve O’ndan sakınma hissini uyandırıp, onun içini Allah’a yaklaşma arzusu ile doldurur. Aynı zamanda Allah’a sığınmasını ve O’ndan yardım istemesini de hatırlatabilir. Öğrenci de hocasını kendisi için takip edeceği, yolundan gideceği örnek bir model olarak görüp, onun gösterdiği inanç üzere yaşar ve ona tabi olur. Bunda öğrencinin azim ve kararlılığını artıran bir etken de mevcuttur.

4. Bir hocanın ders meclisine bağlanıp, ona devam etmek, öğrenciye düzen ve disiplin sağlar. Ruhen yükselmesine, güzel ahlakla bezenmesine katkıda bulunur. Nitekim Lokman Hekim oğluna demiştir ki: “Ey oğlum, alimlerin meclisine katıl, dizüstü onları dinle, muhakkak ki Allah, ölü olan yeryüzünü yağmur suyuyla dirilttiği gibi, ölü olan kalpleri de hikmetle diriltir.”

5. Dili doğru olarak kullanmak, telaffuzu düzeltmek, tecvidi tam olarak kavramak, ezberin takip edilmesi, ancak bir hocanın yardımıyla ve onun nezaretinde mümkün olur. Tıpkı küçük bir çocuğun annesinin veya öğretmeninin yardımıyla alıştırma yaparak bilgi ve tecrübe kazandığı gibi..

Kur’an tilavetine ve ezberine yeni başlayan bir kimse bilgi olarak aynı küçük bir çocuk gibidir. Eğer o, mükemmel bir şekilde okuduğunu ve kendisine bu ilmi öğretecek bir hocaya ihtiyacı olmadığını zannederse, bu konuda hakikatin ne olduğunu okuma meclislerinde öğrenim yollarından geçmiş bir kimse çok daha iyi bilir ki, o, önceden bu ilimden çok az şey bildiğini yavaş yavaş yeni bilgiler edinip, tecrübesi arttıkça daha iyi anlar.

Senin okumayı çok iyi bildiğini farz etsek bile, şayet sen hata yaparsan bu hatalarını kim düzeltecek, yanılırsan kim uyaracak ve yanlış ezberlemenin önüne kim geçecek, ta ki okuyuşun ve ezberin hatadan salim ve düzgün olsun. Ayrıca sana tecvid ilminde kim talim ve alıştırma yaptıracak ki bu ilim büyük gayret ve egzersize ihtiyacı olan bir ilimdir.

TELAKKİNİN NETİCELERİ

1- Müslüman kardeşim, şunu bilmelisin ki, Kur’an-ı Kerim’i öğrendiğin mecliste bulunduğun sürece, meleklerin seni çevreledikleri, senin ve yanındakilerin üzerine rahmet indirdikleri bir huzur meclisindesin. Rasulullah(sav)’in bir hadis-i şeriflerinde de işaret edildiği üzere Allah Teâlâ seni katındakilere zikreder. Bundan daha güzel bir kazanç var mıdır?

2- Şüphesiz ki sen tecrübeli ve işinin ehli olan bir hafızdan yardım aldığın müddetçe, Allah Teâlâ’nın kitabını okuma ve ezberlemede kendine olan güvenin artar, sağlam ve emin adımlarla ilerlediğini hissedersin.

3- Nefsine durgunluk ve gevşeklik geldiği zaman, senin azmini artıran, seni yüreklendiren, dünya işleriyle meşgul olduğun zaman sana yaptığın işin ehemmiyetini hatırlatan ve sıkıldığın, daraldığın zamanlarda sana yardım eden birini daima yanında bulursun.

4- Muhakkak ki Allah sevgisi, sevgilerin en yüksek derecesidir. Allah için birbirini sevenler ise, O’nun gölgesinden başka gölge olmayan günde Allah’ın gölgesinde olacaklardır. Seni ve hocanı birbirine bağlayan da Allah için olan ve O’nun kitabına hizmet yolunda duyulan sevgiden başka nedir ki?

5- Kur’an-ı Kerim’i telakki ile doğru bir şekilde öğrenmenin değerini, Allah’ın kitabını O’nun ve Resulünün istediği şekilde okuduğunu gördüğün zaman anlarsın. Tilaveti ve tecvidi mükemmel bir şekilde yaptığın zaman çok mutlu olursun. Özellikle de başkalarının ağır davrandıklarını, bazı hatalara düştüklerini ve bu hataların zihinlerine takıldığını gördüğün zaman, onlar gibi olmadığın için de ayrıca hoşnutluk duyarsın. Allah’ın sana olan bu lütfunu ve nimetini görünce bütün Müslümanların senin tuttuğun bu yolu tutmalarını, örnek almalarını, senin öğrendiğin gibi öğrenip, senin mükemmele ulaştığın gibi onların da eksiksiz ve mükemmel olmalarını temenni edersin.

6- Bu dünya hayatının yoğun meşakkat ve meşgalesi içinde ve günlük rutin yorucu işlerin arasında, her zaman için hocanın okuma ve ilim meclisini sığınabileceğin hoş bir gölgelik mekân olarak bulursun.

-Devam edecek-

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

"İyilik ve takva üzerine yardımlaşınız, kötülük ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayınız."

Mâide, 2

GÜNÜN HADİSİ

Zalim sultanın yanında gerçeği söylemek en büyük cihaddandır.

Tirmizi 13, (2175)

TARİHTE BU HAFTA

*Köprülü Fazıl Mustafa Paşa'nın Şehit düşmesi (19 Ağustos 1691) *Mescid-i Aksa'nın Yahudilerce Yakılması(21 Ağustos 1969) *Sakarya Savaşı (22 Ağustos 1921) *Hz. Ebu Bekir (634) ve Ebussuud Efendi'nin (1574)[23 Ağustos]

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI