Cevaplar.Org

RİSALE-İ NUR HİZMETİNDE METOT-SAFÂ MÜRSEL-NESİL YAYINLARI-İSTANBUL-2005

Risaleler, gerçekte insanlığın ortak malı olan, fakat acımasızca tahrip edilen medeniyetin anlamını, yeniden insanî boyuta taşımanın güvenilir belgeleridir. S. 9


Nigâr Dere

nigardere@gmail.com

2010-11-14 08:20:39

 

Risaleler, gerçekte insanlığın ortak malı olan, fakat acımasızca tahrip edilen medeniyetin anlamını, yeniden insanî boyuta taşımanın güvenilir belgeleridir. S. 9

…İnsan için ilim ve kemalât, ibadetin vazgeçilmez iki şartıdır. Böyle bir imanı elde etmek, günümüz insanı için büyük bir lütuf ve ihsandır. Zira "bu zamanda en büyük bir ihsan, bir vazife, imanı kurtarmaktır, başkalarının imanına kuvvet verecek bir surette çalışmaktır." S. 14

Risale-i Nur hizmeti, toplumun "emniyet ve asayişi"ni koruma sorumluluğu taşıyan sivil toplum oluşumu anlamında bir "cemaat" özelliğine sahiptir. S. 14

Toplumsal kalkınma için, her yönümüzle Batılı gibi olmayı savunanlara, Bediüzzaman itiraz etmiştir. Maddî alanda kalkınmak için millî ve manevî kimliğin terkine ihtiyaç yoktur. S. 33

Bediüzzaman, Batılılaşmayı "topkeyûn bir kimlik değişiminin fırsatı" kabul eden görüşlere kesinlikle katılmadı. Batılılaşmayı "inkılâp" şartı olarak görenlerin görüşlerindeki yanlışlıkları hep göstermeye çalıştı. S. 35

Bediüzzaman, kişi ve toplum açısından değişimi, hayatın gereği olarak görüyordu. Daha iyi ve mükemmel hedeflere ulaşmak için değişimin, her alanda dikkat edilmesi gereken kural ve kanuniyetleri vardı. S. 36

…Geçmişte herkesin bizzat dağıtmaya çalıştığı zekâtı, kurumlaştırarak dağıtma ihtiyacı vardı. Artan nüfusla giriftleşen sosyal ilişkiler ve şehirleşme şartları, ferdî dağıtımı, kurumsal bir dağıtım uygulamasına dönüştürmeyi gerektiriyordu. "Zaman, eski âdetin neshini," yani zekâtın gerçek muhtaçlara ulaşabilmesi için dağıtım usulünün yeni bir düzene bağlanmasını zorunlu hâle getirmişti. S.37

Sosyal ve siyasî alanda farklı düşünceye ve muhalefet kurumuna değer veren, çoğulcu parlamenter bir düzene geçmek için Bediüzzaman'ın değişime duyduğu ihtiyaç çok açıktır. Ancak ona göre, değişim arzusu bir slogan ve heves olarak kalmamalıydı. Değişim, tekâmül ve terakki yönünde özgün bir medenîleşme projesi olarak gerçekleşmeliydi. Bunun gerektirdiği ikazları da yapmaktan geri durmadı. S. 38

Ticaret ve sanayileşmeyi ihmal ederek, üretici olmaktan uzak, tembelliği besleyen memuriyete toplum olarak yönelmemiz, ona göre, geri kalmışlığın önemli ve birinci sebebiydi. S. 38

Risalelerde, imana hizmet gayesiyle birlikte güzel ahlâk ilkelerinin hayata geçirilmesi, öncelikli hizmet hedeflerindendir. S. 41

Risale-i Nur'un dersleriyle akıl, kalp, ruh, his ve nefis gibi duygular, olgun bir insana yakışır bir terbiyeye, manen tasfiye ve tezkiyeye tâbi tutulmuştur. Bununla mükemmel ve ideal insanın kuvveden fiile çıkması amaçlanmıştır. Bu dersleri hakkıyla alan milyonların içinde kayda değer güvenlik ve zabıta vak'alarının görülmemesi, risale derslerinin insan ahlâk ve maneviyatı üzerindeki müspet tesiri ile toplum güvenliğine olan katkısının kayda değer göstergesidir. S. 43

Bencillik ve nefsi tatmin etme duygusu, günümüz insanının davranışlarında genel bir zaaf olarak her şeyin önüne geçme istidadı kazanmıştır. İman hizmeti ise, ihlâs ve samimî bir fedakârlık gerektirir. Manevî hizmetlerde maddî menfaat beklenmeyeceği gibi, hizmetin karşılığı olarak ücret manasında, manevî makam dahi beklenmemelidir. S. 48

İman hizmeti, her türlü şahsî menfaat düşüncesinden uzak durmayı gerektirir. Aksi takdirde din ve âhiret bahanesiyle "dünyanın saydına" çıkılmış olur. Bu ise, "âhiret malını dünyada yemek" anlamına gelir. S. 50-51

İnsanın en zayıf yönleri, geçim sıkıntısı, özenme, şan, şeref, rütbe, makam hırsı ve sevgisidir. Bu duygular, mukaddesatı feda ettirecek noktalara kadar gidebilir. S. 55-56

İnsan, manevî hayatının geleceği açısından bu nefsanî duygulara iç dünyasında itibar etmemeli, Allah'ın rızasını kazanma duygusu her şeyin önüne geçmelidir. S. 56

Maddî imkân ve makamlar ne kadar cazip olursa olsun, onlara gösterilen ilgi, insana manevî hayatını unutturmamalıdır. Makam ve imkânlar izzet ve vakar içinde kullanılması gereken, sadece birere araçtır. Kişisel ve bencil şöhret duygusunun tatmin aracı ve amacı olamaz. S. 56

Risale-i Nur hizmeti içinde bulunanların diğerlerinin meziyetleri ile iftihar etmesi, gerçekten imanın ileri bir tekâmül merhalesidir. Bediüzzaman, bu fedakârlık ve diğergâmlık hissinin gelişmesi nispetinde başarılı hizmetler yapılacağı inancında olmuş ve bunu teşvik etmiştir. Bir kimsenin başkasının meziyetiyle iftihar etmesi, yüksek ve ihlâslı bir duygunun göstergesidir. S. 62-63

Değer verilen ve ihlâsa dayanan kardeşlik münasebetlerinde "inayet" mahiyetinde kerâmetvâri müspet sonuçlar alınabileceğine Bediüzzaman daima inanmıştır. Barla hayatında ağır tazyikler ve imkânsızlıklar içinde yapılan hizmetin büyük sonuçlar vermesini, kendisiyle "çalışan kardeşleri"ndeki "ihlâstan gel"diği ile izah etmektedir. S. 66

Kardeşlik ortamında ihlâs, tevazu, sabır, metanet, karşılıklı saygı, şefkat gibi müspet değerlerin rehberliğinde irşat faaliyeti, Risale-i Nur hizmetinin temel özelliğidir. İman hizmetindeki bu makam, "kutbiyet" makamıyla bile değişilmeyecek ulvî ve kudsî bir mertebedir. S. 69

Bediüzzaman'ın nazarında "Isparta kahramanlığı", tebliğ hizmetinde feragat ve fedakârlık, metanet, sabır, şecaat ve cesaret timsali demekti. Onları, diğer Nur talebelerine örnek olarak gösteriyordu. S. 73

Bencil (egoist) duyguların zararlarından korunmanın bir yolu da kıskançlıktan uzak durmaktır. Faydalı ve etkili hizmetin çarelerinden birisi kıskançlığın terkidir. S. 81

Şöhret duygusunun reddi, Risale-i Nur'un bir "meslek" esasıdır. Kesinlikle reddedilmiştir. S. 82

Enaniyet, insanda sadece beşerî bir zaaf olarak bulunmuyor. Bediüzzaman'a göre, bu zamanda tahrik ve teşvik gören bir duygudur. Bu yüzden, günümüzde "egoizm" anlamındaki enaniyetin sakıncalarından korunmak ayrı bir önem taşıyor. S. 82

Hata ve kusurlarımızı iyi niyetle tenkit edenlere ve bizi onlardan kurtaranlara minnettar olmak, ihlâs, tevazu ve faziletin gereğidir. S. 83-84

Risalelerde, "ihlâs, terk-i enaniyet ve kusurunu bilmek" gibi İslâmî ahlâk kavramları dikkate verilerek, haklı tenkitten istifade ve hatadan korunma yolunda önemli bir tavır benimsenmiştir. S. 84

 Gerek iman hizmetinde gerekse toplum genelinde ideal ve ortak amaçları hayata geçirmek için, "iş bölümü, güven duygusu ve yardımlaşma" ilkelerinin varlığı, bir zorunluluk olarak ifade edilmiştir. S. 91-92

Tebliğin amacı, insanların iman zayıflığından ve şüphelerden kurtarılmasıdır. Tebliğ, vakar içinde, ilme ve hikmete uygun şartlarda yapılmalıdır. S. 97

Hizmete ait meselelerin, liyakatli kimseler tarafından, başka bir amaç ve art niyet gütmeksizin, iyi niyetle ve hak nâmına istişare edilerek çözüme bağlanması, iman hizmetinde de benimsenmesi gereken bir usul olmalıydı. S. 99

Farklı düşünce, kabul edilmese bile saygı görmeli, tahammülle karşılanmalıdır. Farklı görüş sahibi, incitici tenkide tâbi tutulmamalıdır. Sert ve katı kuralcı olunmamalı, kişisel mizaç ve eğilimleri dikkate alan bir istişare üslûbu benimsenmelidir. S. 100

"İslâmiyeti ulvî ve mahbup göstermek" gayesi, fikirlerin güzelliği kadar, onu anlatma ve tanıtmada benimsenen metodun da isabetle seçilmesini gerektirir. S. 112

…Risalelerin kişisel veya toplu okunduğu zeminlerde, bir veya iki saatlik zaman içinde imanî bahis, lâhika ve müdafaalardan bazı kısımların sırayla okunması usulü mutlaka benimsenmelidir. S. 112

Risalelerden istifadeyi artırmak için, muhataba "ders verir" bir tutum takınılmamalıdır. Hem davranışlarımızda hem de söylediklerimizde samimiyet ve ihlâs, önemli belirleyici olmalıdır. S. 113

İman ve Kur'ân hizmetinde en küçük bir istismar şüphesi bulunmamalıdır. Verilen iman dersinin etkili ve inandırıcı olması için buna ihtiyaç vardır. Hizmetin, hiçbir karşılık beklemeden, hasbî niyetlerle sırf Allah rızası için yapıldığı inancı, muhatap üzerinde uyandırılabilmelidir. S. 142

Risalelerde, dâhildeki, yani Müslüman bir toplumdaki "cihat" kavramı manevî ve kültürel amaçlı bir tebliğ metodu özelliğini kazanmış olup, siyasetin hedefi ve konusu olmaktan çıkarılmıştır. Toplumdaki ahlâkî ve manevî tahribatın, ancak fikrî ve manevî hizmetlerle önlenebileceğini, bunun da "cihad-ı manevî" kavramında ifadesini bulduğu görüşündedir. S. 159

Müspet hareketin gereği olan, "birisinin günahı veya suçu yüzünden masumlara zarar vermek," Kur'ân âyetleriyle yasaklanmıştır. S. 171

Çağımız sosyal ve siyasal olayları karşısında, dayanağını Kur'ân âyetlerinde bulan "müspet hareket"in gereğini yapmak, Risale-i Nur hizmetinin değişmez ilkesi olmaya devam ediyor… S. 171

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

ŞEHBENDERZÂDE FİLİBELİ AHMED HİLMİ’NİN DİNÎ VE FELSEFÎ GÖRÜŞLERİ-ÖMER CERAN-SIR YAYINCILIK-BURSA-2013

ŞEHBENDERZÂDE FİLİBELİ AHMED HİLMİ’NİN DİNÎ VE FELSEFÎ GÖRÜŞLERİ-ÖMER CERAN-SIR YAYINCILIK-BURSA-2013

Ahmed Hilmi, 1914 yılında vefat etmiştir. Vefat sebebi olarak bakır zehirlenmesi düşüncesi il

TOTALİTERİZMİN SEFALETİ-MESUT KARAŞAHAN-BEYAN YAYINLARI-İSTANBUL 1998

TOTALİTERİZMİN SEFALETİ-MESUT KARAŞAHAN-BEYAN YAYINLARI-İSTANBUL 1998

Antik Çağ’ın filozofları arasında totaliter siyasal felsefesini daha açık ve kolay biçimde

MASONLUK-CARO Y. ROGRIGUEZ-ÇEVİRİ: HACASAN YÜNCÜ-ETKİN KİTAPLAR-İSTANBUL 2012

MASONLUK-CARO Y. ROGRIGUEZ-ÇEVİRİ: HACASAN YÜNCÜ-ETKİN KİTAPLAR-İSTANBUL 2012

Illuminuti’nin kurucusu Weishaupt’ın meşhur ‘Talimât’ından birkaç cümle sunuyorum: D

OSMANLI TARİHİNDE MASKELER VE YÜZLER-MUSTAFA ARMAĞAN-TİMAŞ YAYINLARI-İSTANBUL–2008

OSMANLI TARİHİNDE MASKELER VE YÜZLER-MUSTAFA ARMAĞAN-TİMAŞ YAYINLARI-İSTANBUL–2008

Feminizm, modernliğin son büyük ideolojisi. Kolay kolay yıkılmaz, çünkü hiçbir zaman kurulm

ŞÂH-I GÜLİSTAN-HARUN ÇETİN- KAYIHAN YAYINLARI-İSTANBUL-2012

ŞÂH-I GÜLİSTAN-HARUN ÇETİN- KAYIHAN YAYINLARI-İSTANBUL-2012

Ben bir bülbülüm ki, cismim insanın avucunu doldurmaz, kalbim ise dünyaya sığmaz. Yirmi dört

MÜSLÜMAN OLMAK-NURİ YILMAZ-MANA YAYINLARI-İSTANBUL-2008

MÜSLÜMAN OLMAK-NURİ YILMAZ-MANA YAYINLARI-İSTANBUL-2008

"Cezan kadar yanarsın, sonra yine cennete girersin!" ...İşte hayata günahlar ve sevaplar penc

CEMAAT-İSMAİL ÇETİN-DİLARA YAYINLARI-ISPARTA-2005

CEMAAT-İSMAİL ÇETİN-DİLARA YAYINLARI-ISPARTA-2005

...Cemaatleşmek devlet kurmak değildir. Çünkü devlet kurmak ibadet değildir. Yani devlet mekan

DÖRT RUKÜN-SEYYİD EBÜL HASAN ALİ NEDVÎ-TERCÜME YUSUF KARACA-NEHİR YAYINLARI-İSTANBUL–1992

DÖRT RUKÜN-SEYYİD EBÜL HASAN ALİ NEDVÎ-TERCÜME YUSUF KARACA-NEHİR YAYINLARI-İSTANBUL–1992

…İnsan için öyle bir ibadet tarzı veya ibadet düzenine gerek vardı ki, bu ibadet tarzı onun

KANUN-İ ESASİ’DEN ASKERÎ MÜDAHALEYE II. MEŞRUTİYET-HAZIRLAYAN: YUSUF ÇAĞLAR- ZAMAN KİTAP-İSTANBUL-2008

KANUN-İ ESASİ’DEN ASKERÎ MÜDAHALEYE II. MEŞRUTİYET-HAZIRLAYAN: YUSUF ÇAĞLAR- ZAMAN KİTAP-İSTANBUL-2008

İlk anayasamız, Kanun-i Esasi’nin hazırlık çalışmalarına II. Abdülhamid’in izniyle Ekim

JÖN TÜRKLER VE İTTİHAT TERAKKİ, SİNA AKŞİN, REMZİ KİTABEVİ, İSTANBUL–1987

JÖN TÜRKLER VE İTTİHAT TERAKKİ, SİNA AKŞİN, REMZİ KİTABEVİ, İSTANBUL–1987

Ermeni sorunundaki Alman tarafsızlığı dolayısıyla Almanya ile Osmanlı Hükümeti arasında ge

II. MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE SİYASAL MUHALEFET-ABDULLAH İSLAMOĞLU-GÖKKUBBE-İSTANBUL-2004

II. MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE SİYASAL MUHALEFET-ABDULLAH İSLAMOĞLU-GÖKKUBBE-İSTANBUL-2004

Siyasal muhalefet kavramı, özellikle Meşrutiyet dönemlerinde siyasal yaşamımızı önemli öl

Allah'ın ayetlerine küfredenler, peygamberleri haksız yere öldürenler ve insanlardan adaleti emredenleri öldürenler; işte onlara acıklı bir azabı müjdele.

AL-İ İMRAN, 21.AYET

GÜNÜN HADİSİ

Emin ve doğruluktan ayrılmayan ticaret ehli (ayette sırat-ı müstakim ashabı olarak zikredilen) peygamberler, sıddikler, şehidler ve salihlerle beraberdir.

Tirmizi, Büyu 4, (1209); İbnu Mace, Ticarat 1, (2139)

TARİHTE BU HAFTA

*Uyvar Kalesi Fethedildi.(24 Eylül 1663) *Niğbolu Savaşaı Kazanıldı.(25 Eylül 1396) *Birinci Viyana Kuşatması(27 Eylül 1529) *Preveze Deniz Zaferi(28 Eylül 1538) *Demokrat Parti Kapatıldı(29 Eylül 1960)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI