Cevaplar.Org

OSMANLI SON DÖNEMİ RUMELİLİ ALİMLER

Ancak hazindir ki; son zamanlarda bir takım karanlık odalarda kurulan zorlama teoriler ile Rumeli kökenliler muhtelif mahfillere yamanmaya çalışılıyor. Sanki İslam ile bir alakaları yokmuş gibi bir hava oluşturuluyor. Hatta muhtelif kitaplarda


2010-11-10 06:17:36

Hoca Ahmet Yesevi’nin işaretiyle Batı’ya göç başladığında Diyar-ı Rum’du Anadolu. Çok değil; bir iki asır sonra Diyar-ı İslam olmuştu. Artık Diyar-ı Rum taşınmış; suyun öte yakasına gitmiş; yeni Rumeli Balkanlar olmuştu. Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa ile Rumeli topraklarına 1354’te ayak basılmış ve 1362 senesine gelindiğinde ise Edirne artık Osmanlı olmuştu. Dile kolay; tam beş asırdan uzun sürecek bir hâkimiyetten bahsediyoruz.

I. Balkan Savaşı ile Edirne’miz dahi elimizden çıkacak ve en ücra taşına kadar Osmanlı olan topraklar bir bir işgal edilecekti. Bu göç ile Rumeli’de Müslümanlar anavatana; halifenin yurduna göçe başlayacaktı. Makedon’u, Arnavut’u, Boşnak’ı, Pomak’ı ve Türk’ü akın akın Anadolu yollarına düşecekti. O diyarda Türklük Müslümanlıktı. Müslümansan Türk’tün; Türk’sen Müslümandın. Bu durumu, Rumeli insanın bakış açısını o devrenin şahitlerinden, kendisi de İşkodralı olan Ali Yakup Cenkçiler Hocaefendinin lisanından nakledersek, mesele daha iyi anlaşılır:

“Benim memlekette öyle adamlar vardı ki Sultan Abdulhamid’in ismi geçince ayağa kalkarlardı. Çünkü Osmanlı’ya karşı büyük muhabbet vardı. Bütün Müslümanlığın inceliğini ihata ediyor Osmanlı tabiri. Osmanlı denildi mi, efendi, Müslüman, cömert, misafirperver, ahlaklı, yani mecmû kemalatı havi bir şahsiyeti anlaşılıyor. Sonra Türklük bir çelebilikti. Mesela ben orada Türkçe öğrendim. Benim kasabamda halk “Ben Türk’üm” der. Hâlbuki köyden gelmiş olan Arnavut bilinir. Arnavut demek, köylü anlamına geliyor. Kasabalı ise Türk ve çelebi. Türkçe bilmek ise büyük bir mesele. Hele bir köylü Türkçe bildi mi onun havasından geçilmez. “Nasılsın efendim” der, Türkçe konuştuğunu ihsas eder. Ben de bu aşkla Türkçe’yi öğrendim.” (1). Meselenin özünü en güzel ifade eden sözler bunlar. Alternatifi yoktu bu durumun. Ta ki son yıllara kadar…

Ancak hazindir ki; son zamanlarda bir takım karanlık odalarda kurulan zorlama teoriler ile Rumeli kökenliler muhtelif mahfillere yamanmaya çalışılıyor. Sanki İslam ile bir alakaları yokmuş gibi bir hava oluşturuluyor. Hatta muhtelif kitaplarda yazılıyor. (2)

 Bahusus; Selanik ve Yunanistan mübadilleri (3) üzerinden oluşturulan bu hava maalesef çirkin, çirkin olduğu kadar tarihi gerçeklerden uzak olduğuna dair bir iki kelamı; sadece son devir âlimleri üzerinden aktarmaya çalışacağız.

Rumeli’nde insanların İslam’a ve Türklüğe bakışını yukarıda arz etmeye çalıştık. Elbette Rumeli topraklarındaki her Müslüman Türktür diyemeyiz, ancak güncel çalışmalardaki amaç da zaten budur. Yani Rumeli insanının İslam ile, yukarıda bahsedilen anlamda Türklük ile bağlarını kopartmak.

Selanik’te bulunan bazı Sabetayistler hakkında dönen iddiaları tüm Rumeli’ye şamil hale getirmeye çalışmak; tarihe şaşı bakmak demektir. Hoş o Sabetayistlerin içinden de Esad Dede gibi bir Ehl-i Sünnet âlimi çıkmıştır ya. Evet efendim; Esad Dede köken itibariyle Sabetayist (4) geçmişten gelir ama Tahirül Mevlevi gibi Mesnevi’yi vahdet-i vücut haline düşmeden, kitabın tam ortasından şerh edebilen bir alimi yetiştirmiştir. Esad Dede’den Mesnevi okuyup, icazet alanlar arasında kimler yoktur ki; Ehl-i Sünnetin gözbebeği Muhammed Zahidül Kevseri, Uşşaki Şeyhi Hüseyin Vassaf, Tahirül Mevlevi ve Safahat müellifi Mehmed Akif (5)…

Gümüşhanevi Tekkesi’nde 1926 – 1949 yılları arasında postnişinlik yapan Hasib Efendi; Yunanistan Serezlidir ve orada doğmuştur. İlim icazetini İstanbul’da aldıktan sonra tekrar Serez’e dönen Hasib Efendi; 1924 Mübadelesi ile Türkiye’ye gelmişler ve İstanbul’a yerleşmişlerdir. Hasib Efendi merhum; kırk sene her günü oruçlu geçirmiş ve yaşlılıklarında bu oruçlarını savm-ı Davud’a (6) çevirmiştir. Tasavvufun en eski erkânından olan erbaini terk etmeyen Hasib Efendi merhum, konuşmalarında Rumeli şivesini terk etmemiş; meşhur “ a be yahu” ibaresini her daim kullana gelmiştir.

Gümüşhanevi Tekkesi demişken; İstanbul’un müftüsü olan Abdurrahman Şeref Güzelyazıcı Hocaefendi’den bahsetmemek olmaz. Gümüşhanevi Tekkesinin müntesibi olan bu zat Küçük Hamdi Efendi’den (Elmalılı) okumuş; ve Osman Nuri Topbaş Hocaefendinin yetişmesinde ve İmam Hatip Okullarının açılmasında ve yaygınlaşmasında büyük hizmetler sergilemiştir. Abdurrahman Şeref Efendi Hazretleri; Selanik veliayeti Petriç kasabası doğumludur. Kendisi de mübadildir.

Günümüzde hala tekke ve medrese usulunu giyim kuşamdan yeme içme adabına kadar Osmanlı Dönemindeki gibi yaşatmaya özel gayret sarf eden İsmet Garibullah Tekkesi’nin banisi olan Mustafa İsmet Efendi Yanyalıdır.(8) İsmet Efendi Tekkesinin pek çok postnişini de Rumeli kökenlidir; Mehmed Şerif Kudsi Efendi Dimetokalı, Halil Nurullah Efendi Eski Zağralı (9), Ahmet Hilmi Efendi Nevrokopludur. (10) İsmet Efendi Tekkesinin Mütevellisi, Sultan Abdulhamid Han’ın Dahiliye Nazırı olan Memduh Paşa mevluden İstanbullu olmasına rağmen babası Mazlum Paşa Girit – Kandiyelidir. (11) Osman Necmullah Efendi ise Hasköylüdür. (Bulgaristan) Ali Rıza Bezzaz Efendi de Bulgaristan kökenlidir. İsmet Efendi Tekkesine müntesib olabilmek için Ehl-i Sünnet itikadında olmak gereklidir. Mustafa İsmet Efendi Risale-i Kudsiyye’sinde bu durumu “ Bir Ehl-i Sünnet olmak istese mensub” şeklinde başlayan beyitleri izah etmektedir.

Alasonya nerededir bilir misiniz ? Bizim Yenişehr-i Fener dediğimiz, bugün Yunanlıların Larissa dedikleri şehrin köyüdür. Eyüp Sultan üzerine kitap yazan, Düzceli Zahidül Kevseri Hazretlerinden icazetli Hacı Cemal Öğüt Efendi Alasonya’da doğmuş ve lise eğitimini Yenişehr-i Fener’de tamamlamıştır. (12) Kimi kaynaklarda Yenişehr-i Fener Mora’da gibi anlatılsa da, bu bilgi yanlıştır. Yenişehr-i Fener; Yunanistan’ın Mora bölgesinde değil, Tesalya bölgesindedir. Mora; Osmanlı’dan bağımsızlık kazanan ilk Yunan şehirlerinin olduğu bölgedir ve 1821 – 1828 yılları arasında devam eden isyanda doksan bin Türk’ün şehit edildiği bölgedir.

Devrimizin büyük âlimlerinden, Fatih Medrese geleneğinin son temsilcilerinden olan Emin Saraç Efendi Hocamızın alet ilimlerinde hocası olan Mustafa Asım Efendi Gümülcinelidir. (13). Mustafa Efendi; Bediüzzaman ve Tahirül Mevlevi gibi hiç evlenmeyen âlimlerimizdendir.

En şedit devirlerde Mahmud Bayram, Yaşar Tunagür ve Şahin Yılmaz Hocaefendi gibi muazzam isimlerin yetişmesinde büyük pay sahibi olan Hüsrev Aydınlar Hocaefendi ise Struga’da doğmuş, Ohri ve Tiran’da okumuştur. Yaşadığı dönemde İstanbul’da Arnavut Hoca namıyla şöhret bulmuştur. Son dönemin yine en önemli âlimlerinden Süleyman Hilmi Efendi Hazretleri; Silistreli, büyük hadis külliyatı Müslim’i şerh eden Ahmed Davudoğlu Hocaefendi ise Şumnulu’dur.

Hâsılı kelam; iki sayfalık bir makalede zikredilen son dönem alimlerin içinde doğum yeri itibariyle Rumeli olanların sayısı insanın başını döndürüyor değil mi? Sadece Cumhuriyet dönemi alimlerinde sayı buysa, varın gerisini siz düşünün. Hem İlber Ortaylı “Osmanlı; Rumeli İmparatorluğudur” demiyor muydu? Acaba karanlık mahfiller bu isimlere ne diyecekler?

Dipnotlar

1) İnkişaf , Sayı; 06

2) Bu konuda özel gayret sarf eden çalışmalardan birisi de Soner Yalçın’ın, Efendi 1 ve Efendi 2 kitaplarıdır.

3) Mübadil : 1922-1925 yılları arasında Türkiye’deki Rumların Yunanistan’a gitmesi karşılığında; Yunanistan’dan getirilen Müslümanlara verilen isimdir. Mübadele etnik temele göre değil din temeline göre yapılmıştır.

4) Hüseyin Vassaf, Esâdname, sh 3

5) Biz bu çalışmamızda Yunanistan ve Makedonya bölgesinden son dönem âlimlerini konu alıyoruz, ama Mehmet Akif de Rumeli kökenlidir. Kosova İpeklidir.

6) Savm-ı Davud; Davud as’ın orucudur. Bir gün oruç tutulur ertesi gün oruç tutulmaz.

7) Prof. Osman Çataklı, Hacı Hasib Efendi ve Hacı Aziz Efendi, s. 13-33, İstanbul, 2000.

8) Risale-i Kudsiyye Tercümesi ve Şerhi, Mahmud Ustaosmanoğlu, Cilt 1, Sayfa 17

9) Bazı kaynaklarda Halil Nurullah Efendi merhumun Sivas Zaralı olduğu naklediliyor. Ancak Osmanlı harfleri ile yazılışta Zara yazarken arada gayın harfi bulunmaz. Muhteremin mezar taşında Zağravi yazdığı için bendeniz bugün Bulgaristan sınırları içinde kalan Zağralı olduğu kanaatindeyim.

10) Nevrokop; Osmanlı döneminde Selanik Vilayetine bağlıdır. Bugün bir kısmı Yunanistan işgalinde, bir kısmı da Bulgaristan işgali altındadır.

11) Memduh Paşa ile alakalı olarak İbnülemin Mahmut Kemal İnal’ın Son Sadrazamlar isimli eserinde detaylı malumat vardır. Masonlar üzerine Türkiye’de ilk kitab yazan Refi Cevat Ulunay da Memduh Paşa’nın damadıdır. Ulunay’ın bu eseri Kudüs Müftüsü ve Filistin Davasının ilk sancaktarı Emin El Hüseyni tarafından Arapça’ya tercüme ettirilmiştir.

12)
13) Rıhle Dergisi Sayı 08 ve 09 sayılar

"


"

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

TUHFE-İ RAMAZAN (RAMAZAN HEDİYESİ)-1

TUHFE-İ RAMAZAN (RAMAZAN HEDİYESİ)-1

Kıymetli ziyaretçilerimiz, bir bakıma hüzünle geçen bu Ramazan ayımız, belki birçok mümin

TUĞYAN VE TAĞUT

TUĞYAN VE TAĞUT

I-Tuğyan Tuğyan sözlükte; taşma, hiddetlenme ve azma demektir. Terim olarak tuğyan; azgınl

FITIR SADAKASI

FITIR SADAKASI

Ramazan Bayramına kavuşan ve artıcı nitelikte olmasa da temel ihtiyaçları dışında nisap mik

92 MADDE İLE EHL-İ SÜNNET AKÎDESİ

92 MADDE İLE EHL-İ SÜNNET AKÎDESİ

. Allah Teâlâ vardır, birdir, yani şeriki (ortağı) yoktur. 2. Hiç bir şey (ne zatında ne d

ZEKÂT HAKKINDA ON ÜÇ SORUYA CEVAP

ZEKÂT HAKKINDA ON ÜÇ SORUYA CEVAP

Zekât konusuna açıklık getirebilmek için, konuyu soru-cevap şeklinde ele almak faydalı olacak

ŞEYHÜLİSLAM M.SABRİ EFENDİ’NİN BİR TENKİDİNE BİR TAVZİH

ŞEYHÜLİSLAM M.SABRİ EFENDİ’NİN BİR TENKİDİNE BİR TAVZİH

Geçen aylarda, merhum şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi’nin Muhammed Uysal beyefendi tarafından

EN DOĞRU YOL

EN DOĞRU YOL

SORU: Zamanımızda kafa karıştırmak için ortaya atılan fikirlerden bunaldık, bize en doğru

HZ. MUHAMMED (S.A.V.)’E NİÇİN VE NASIL SALAVAT GETİRİLİR?

HZ. MUHAMMED (S.A.V.)’E NİÇİN VE NASIL SALAVAT GETİRİLİR?

Hz. Muhammed (s.a.v.)’e salâvat getirme hususu bu günlerde tartışma konusu yapılınca bu yaz

EN GEREKLİ TAVSİYELER

EN GEREKLİ TAVSİYELER

SORU: Bize en gerekli tavsiyeleriniz nelerdir? 1. DELİL İLE ALLAH’I TANIMAK Kendi nefsi

KUR’AN’DA FASIK

KUR’AN’DA FASIK

Sözlükte fasık, belli sınırları aşan kişi demektir. Terim olarak fasık, Allah’ın emirle

İNKÂRCILARIN AMELLERİ VE GÖRECEKLERİ AZAP

İNKÂRCILARIN AMELLERİ VE GÖRECEKLERİ AZAP

1-İnkârcıların Amelleri Boşa Gider İnkârcıların amellerinin boşa gideceğini haber veren

Allah'a güven. Vekîl olarak Allah yeter.

Ahzab, 33

GÜNÜN HADİSİ

"Kişi, dostunun dini üzeredir. Bu nedenle, kiminle dost olacağına dikkat etsin!"

Ebû Dâvud

TARİHTE BU HAFTA

*Sultan Abdulaziz Han Şehid Edildi.(4 Haziran 1876) *Kırım'ın Fethi(6 Haziran 1475) *Süleymaniye Camii İbadete Açıldı(7 Haziran 1557) *EFENDİMİZ'İN (s.a.v.) DÂR-I BEKA'YA İRTİHALİ(Vefatları)(8 HAZİRAN 632) *Hz.Ebubekir (r.a.)Halife Seçildi(9 Haziran

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI