Cevaplar.Org implant

RİSALE-İ NUR OKUMA METOTLARI-LEVENT BİLGİ-YENİ ASYA NEŞRİYAT-İSTANBUL-2006

…Devam ederek değişmek, değişerek devam etmek için uyanık bir şuura, günlük keşmekeşlerden sıyrılabilen ciddî bir meyil ve iradeye ihtiyacımız vardır. S. 30


Nurgül Dere

nurguldere@gmail.com

2010-11-07 07:40:03

 

…Devam ederek değişmek, değişerek devam etmek için uyanık bir şuura, günlük keşmekeşlerden sıyrılabilen ciddî bir meyil ve iradeye ihtiyacımız vardır. S. 30

Mevcuda iktifa dûnhimmetliktir. Her an değişen ve gelişen bir dünyada yerinde saymak, gerilemek demektir. İki günü eşit olanın ziyanda olmasının bir sırrı, terakki dünyasında tevakkufun tedenni olmasındadır. Risale-i Nur'a muhatabiyet noktasında da yerinde duran ve mevcutla yetinen elbet bir gün şartların gerisinde kalır. S. 31

Risaleler, gerçekten sever ve tüm samimiyetinizle verirseniz kendinizi; açılırlar size. Sade bir dostla konuşursanız, konuşurlar. Belki hemen anlayamazsınız. Önce teslim olmalı ve anlamak için ceht göstermelisiniz. S. 37

Risale-i Nur'a daha iyi muhatap olabilmek için hayatımızı başıboşluktan kurtarmalı, bir düzene koymalıyız. Her işin bir yeri, her bölümün ayrı bir zamanı olmalı. Bir iş bir işe karışarak düzensizliğe yol açmamalı. S. 39

Hayatımızdaki her şeyin belli bir başlangıç ve bitiş vakti olmalı. Hayat, içinde bulunduğumuz an olduğuna göre, onun her noktasını dolu dolu geçirmeliyiz. Birçok Nur Talebesi zamanı iyi kullanamadıkları için, çok meşgul olmayı istedikleri halde Risaleye daha az vakit ayırabiliyorlar. S. 39-40

Risale-i Nur okumalarımızda, "Anlayamıyorum, zaten bunlar bana göre değil, benim kapasitem yetmiyor" gibi evhamlara düşmemeli, Risale keşiflerimizde yolumuza sessiz ve sükûnetle devam etmeliyiz. S. 40

Risale-i Nur okumalarımız için mutlaka aylık, yıllık, günlük plânlarımız olmalı. Günlük, aylık ve yıllık okuyacaklarımızı önceden belirlemeliyiz. Çıkaracağımız takvime kesinlikle uymalı, gerekirse sonra takviye etmeliyiz. S. 40

Risale-i Nur ile muhatap olabilmenin birinci yolu her günkü, şahsî okumalarımızdan geçer. Bir sayfa, yarım sayfa dahi olsa şahsî okumalarımız bizi Risalelerle dost yapar, Said Nursî ve Risale-i Nur Talebeleri ile manevî bir birliktelik kurar. S. 44

Onu öylesine haftada bir, ayda bir veya sadece toplu derslerde hatırlıyorsak, o da bize hakikatlerini o kadar açarak mukabele eder. O hazineye girmenin yolu, onun bize değil, bizim ona her gün ve şahsî olarak ihtiyacımızı anlamamızdan geçer. S. 45

Risale-i Nur şahsî okuma ile desteklenen, cemaatî okuma; cemaatî okuma ile desteklenen şahsî okuma ile kapılarını açar bizlere. Biri birisiz olamaz, eksik kalır. S. 48

Risale-i Nur için tebliğ, inandırma değil, neşir fiilidir. Siz ortaya koyarsınız, dellâllık yaparsınız; ihtiyaç hisseden gelip sizi bulur. Anlatma, anlama fiiliyle beraber bulunmalıdır. Yoksa iş vaaza dönüşür ki. Okumalarında Bediüzzaman daima muhatabın kendi nefsi olduğunu söyler. Kendi nefsimizi aradan kaldırdığımız zaman o okumanın ihlâsı da zedelenir. S. 53

Yine toplu Risale okumalarında düşülebilecek bir başka tehlike de, okuyucunun okuduğu metinden uzaklaşarak kendi iklimini, şahsî kültürünü ortaya koymaya başlamasıdır. Oysa oraya Risale dersi ve sohbeti yapmak için gidilmiştir. Filanca şahsın bilgilerini öğrenmek için değil. S. 53

Geniş çevreli genel derslerde dersin mahiyeti gereği okuyan kişi ön plânda olmakta, dinleyicilerin katılımı sınırlı kalmaktadır. Öyle olunca ister istemez anlatıcı, dinleyenlerin düşüncelerini kısıtlamakta, her düşünülenin konuşulup fikir müzakeresine tâbi tutulması mümkün olmamaktadır. Bu problemi aşmanın bir başka yolu da Risale muhatabiyetindeki farklı tarzlara açık olmak ve her Risale okuyucusuna, "Acaba bu Risaleye muhatap oluş tarzından metot olarak bir şeyler öğrenebilir miyim?" sorusuyla bakmaktır. S. 61

Kendi Risale okuyuşunu en son ve en mükemmel tarz olarak bilip, başka muhatabiyetlere kapalı olanlar bu yolda bir mesafe kat edemezler. S. 61

Risale-i Nur öyle bir hazinedir ki çok iyi bildiğinizi sandığınız bir yeri, bir gün biri çıkıp öyle bir muhatabiyetle okuyor ki, o yerle şimdiye kadar hiç muhatap olmamış gibi hissediyorsunuz kendinizi. Öyleyse Risale okumalarımızda ne kadar çok kimse ile muhatap olur, ne kadar farklı insanlar dinlersek o kadar yeni metotlarla karşılaşırız. S. 61

Bir başka nokta da, hiçbir Risale okuyucusunu küçümsememektir. Biz çok eski, bu yolda yıllarını harcamış birisi olabiliriz. Ama Said Nursî Risale muhatabiyetimizde hepimizi talebe olarak kabul etmiştir. Talebe çok bilen değil, talep edendir. S. 61

Kendimizi büyük, çok şey biliyor ve yeterli görmek bizi talebelik şerefinden uzaklaştırır ve bize terakki yollarını kapatır. Talebe olmak kendimizi bilginin lâkaytlığına bırakmaktan çok daha önemli bir konumdur. S. 61

Risalelerin içindeki hakikatler bizim için neyi ifade etmektedirler. Oruç sonundaki leziz yiyecekler midir, yoksa tok karnına zorlanan gıdalar mıdır? Risalelere olan ihtiyacımızı hissetmenin yolu onu hayat, ölüm, geçmiş ve gelecek karşısındaki konumu ile tefekkür etmektir. S. 71

Risale-i Nur hayatımıza ne katmıştır? Sözler ruhumuzda raksederler mi, yoksa kristalleşmiş avizeler gibi mi dururlar? Öyle sevmeliyiz ki Risalelerin hakikatlerini, eski Said'i yeni Said'e çevirdikleri gibi bizi de hayatlandırmalı; Risalelerle tanıştığımız günleri doğum günümüze dönüştürmeliler. S. 71-72

Suçlarımız, bu dünyada pişmanlık, tevbe ve bir daha işlememeye azmetme inancıyla yıkanır temizlenirler. Risale-i Nur okumaları günahın idrak edilip, vazgeçilmesi için en önemli bir vasıtadır. S. 76

Risale-i Nur ile yeni muhatap olan birisi bizim yıllardır içinde olup da göremediğimiz birçok hakikati görebilir. Bu, ihlâsın dahi kerameti olduğunu söyleyen Risale-i Nur için çok değildir. Çünkü ihlâs sırrının eski bir Risale talebesinde mi, yeni bir Risale talebesinde mi daha çok olduğu meçhuldür. S. 101

…Eskilere de, yenilere de düşen vazifeler vardır. Önde olanlar Risaleleri kısıtlamaya kalkmayıp, kendi fikirlerini sonuç olarak empoze etmekten kaçınmalı, yeni tanıyanlar ise öncülerin yol göstermelerini dikkate alarak asıl muhatabın Risale-i Nur olduğunu düşünmelidirler. S. 101-102

Okuma terimi, şahsı sadece besleyen, hatta şişiren bir özellik taşır. Risale-i Nur okumak bir sanattır. Bu sanat Risalelerle muhatabiyeti netice verdiği oranda işlevseldir. Risale-i Nur büyütmez, şişirmez, havalandırmaz. O gittikçe büyüyen bir vukuf, derinlik ve tefekkürdür. S. 113

Risale-i Nur ile olan muhatabiyetimizde öncelikli sıfatımız abdiyetimizin unutulmamasıdır. Biz kulluğumuz ile rububiyet-i mutlaka arasındaki irtibatı sağlamak ve onu hayata geçirmek için Risale okuyoruz. Daha çok bilgilenmek, kültür sahibi olmak, güzel konuşmak, zihnimizin gelişmesi için değil. S. 114

Risale-i Nur muhatabiyetinin iptal olduğu en önemli olgulardan biri de okumalarımıza benliğin karışmasıdır. Risaleleri bildiğimizi vehmettiğimiz şeylerle kıyaslamaya veya onun üzerine bina etmeye kalkarsak, bize kapanmalarına sebep oluruz. S. 121

Said Nursî herkesi Risale muhatabiyetine davet etmekte bir eğitim şartı koymamaktadır. Risale vukufiyeti için önemli bir unsur çok okumuş ve bilgili olmak değil, mevcut farklı etkileşimlerden getirdiğimiz bilgileri bir kenara koyarak onunla bir çocuk gibi muhatap olmamızdır. S. 122

Risale-i Nur okuyamıyorsanız bilin ki, siz Risaleleri değil, Risaleler sizi bırakmıştır. S. 134

Vesveselerimiz, kuruntularımız, sıkıntılarımız arttıkça Risale okumalarımızı arttırmalıyız. Çünkü bunların çareleri Risalelerdir. S. 134

Risale-i Nur şerik kabul etmeyen bir eserdir. Fena ve dünyevî olandan nasibimiz ne kadar artarsa, Risale-i Nur'dan nasibimiz o kadar azalır. S. 143

Risalelerle muhatap olmak için coşmak, heyecanlanmak, merakla, şevkle ona yönelmek lâzım. Modern çağın zırva oyuncaklarına kendimizi kaptırmadan yaşamak şart. Yalnızlığın zehirli gıdasından Risalenin kanatları ile Dosta yönelmeli. S. 144

Talebe olanlar he an o talebelik hallerini korumakla mükelleftirler. Yoksa bir zamanlar Risalelerle muhatabiyetimize vesile olan aczimiz ve fakrimiz, Risale okudukça ilme dönüşüp kaybolmaya, hissedilmemeye yüz tutabilir. Kendimizi her an aydınlanmış, hatta nurlanmış görme tehlikesi ile karşı karşıyayız. S. 147

Said Nursî bizi kelime ile karşılaştırır. Sokakta, evde, işte paramparça ettiğimiz, öyle çok da düşünmeden kullandığımız kelimenin haysiyeti, şerefi ile karşılaştırır bizi. Zira biz dili ve kelimeyi de, kendimiz ve kâinat gibi alelâde kullanırız. Bediüzzaman kelimeyi eline alır, günlerce, aylarca, yıllarca onlarla düşüp kalkarak içlerindeki ebedî ışığın yeniden yanmasına vesile olur. S. 167

Risale-i Nur'u anlayıp anlatacağım derken kendi şahsî ve tabularla örülen fikirlerimizin karışmamasına dikkat edilmelidir. Her yorum, her iddia Risale-i Nur satırlarına dayanmalıdır. Bu şartlar gerçekleştikten sonra Risale-i Nur deryasında yelken açmak, farklı keşifler yapmak, değişik kıtalar aramak bizi ancak zenginleştirir. S. 195

Risale-i Nur'u çok okumuş olup, her konu hakkında yerleşmiş fikirleri olanlar zamanla başkalarını dinlemeye tenezzül etmeme, onların keşiflerine değer vermeme gibi bir varta ile karşı karşıya kalabilirler. Risale-i Nur muhatabiyetinin gelişip, terakki etmesini engelleyen bu tavır Risale-i Nur'un acz, fakr, şefkat, tefekkür, ihlâs prensiplerine de zıttır. S. 196

Risale-i Nur'a vukufiyetin önemli prensiplerinden biri de akıl, kalp ve ruhlarımızı lüzumsuz malûmat ile doldurmamaktır. Vücut, ruh ve gönlümüzün sahibi olan Allah bizi, her önümüze koyulan şeyi alan bir çöp tenekesi olarak yaratmamıştır. S. 209

Yalnız öğrenmek mümkün belki, yalnız düşünmek değil. Düşündüğü her şeyin doğruluğundan emin olmak ise yanlışla yapılan izdivaç. S. 212

İnsanoğlu bu dünyaya bir defa geliyor. Yanlışta ısrar edecek kadar basit fikirli olmamalıdır. Risale okumalarında doğru ve güzel kimde ve nerede olursa olsun alınmaya, istifade edilmeye lâyıktır. S. 212

Risale-i Nur okumalarında geçmişe değil, geleceğe bakmalıyız. Şimdiye kadar Risaleleri tanıdığımız yılların, ayların sayısı, okuyup okuyamamış olmamız önemli değildir. Risale-i Nur okumalarında asıl olan içinde bulunduğumuz andır. Bize düşen geçmişteki olumsuzlukları görerek ümidimizi yitirmek değil, bulunduğumuz an için elimizden geleni yapmaktır. S. 215

Kitap insanı beslemezse şişirir, şişmanlatır. Hazmedilmeyen bilgi kuru bir tokluk ve toyluk verir kişiye. Bu bakımdan aynı Risaleler defalarca çalışılmalı, koyunun kuzusuna süt verecek hale getirilmelidirler. Yoksa kuşun yavrusuna kay vermesi misali şişkinlik meydana getirirler. Risale ile okuyucunun ruhu, gönlü, zekâsı evlenmeli; yeni mahsuller vermeli. S. 224

Risale-i Nur'a her gün yeni baştan başlanıyormuş gibi başlamalı, ilk defa karşılaşıyormuş gibi karşılaşmalıyız. Buna da yarın, sonra, boş vakitlerimizde değil; hemen şimdi başlamalıyız. Aslında bizim problemimiz bilgisizlik değil, hareketsizliktir. S. 233-234

Her gün yeni bir hayattır ve Kur'ân'ın hakikatleriyle hayatlanırsa hakkıyla yaşanmış olur. S. 234

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

ŞEHBENDERZÂDE FİLİBELİ AHMED HİLMİ’NİN DİNÎ VE FELSEFÎ GÖRÜŞLERİ-ÖMER CERAN-SIR YAYINCILIK-BURSA-2013

ŞEHBENDERZÂDE FİLİBELİ AHMED HİLMİ’NİN DİNÎ VE FELSEFÎ GÖRÜŞLERİ-ÖMER CERAN-SIR YAYINCILIK-BURSA-2013

Ahmed Hilmi, 1914 yılında vefat etmiştir. Vefat sebebi olarak bakır zehirlenmesi düşüncesi il

TOTALİTERİZMİN SEFALETİ-MESUT KARAŞAHAN-BEYAN YAYINLARI-İSTANBUL 1998

TOTALİTERİZMİN SEFALETİ-MESUT KARAŞAHAN-BEYAN YAYINLARI-İSTANBUL 1998

Antik Çağ’ın filozofları arasında totaliter siyasal felsefesini daha açık ve kolay biçimde

MASONLUK-CARO Y. ROGRIGUEZ-ÇEVİRİ: HACASAN YÜNCÜ-ETKİN KİTAPLAR-İSTANBUL 2012

MASONLUK-CARO Y. ROGRIGUEZ-ÇEVİRİ: HACASAN YÜNCÜ-ETKİN KİTAPLAR-İSTANBUL 2012

Illuminuti’nin kurucusu Weishaupt’ın meşhur ‘Talimât’ından birkaç cümle sunuyorum: D

OSMANLI TARİHİNDE MASKELER VE YÜZLER-MUSTAFA ARMAĞAN-TİMAŞ YAYINLARI-İSTANBUL–2008

OSMANLI TARİHİNDE MASKELER VE YÜZLER-MUSTAFA ARMAĞAN-TİMAŞ YAYINLARI-İSTANBUL–2008

Feminizm, modernliğin son büyük ideolojisi. Kolay kolay yıkılmaz, çünkü hiçbir zaman kurulm

ŞÂH-I GÜLİSTAN-HARUN ÇETİN- KAYIHAN YAYINLARI-İSTANBUL-2012

ŞÂH-I GÜLİSTAN-HARUN ÇETİN- KAYIHAN YAYINLARI-İSTANBUL-2012

Ben bir bülbülüm ki, cismim insanın avucunu doldurmaz, kalbim ise dünyaya sığmaz. Yirmi dört

MÜSLÜMAN OLMAK-NURİ YILMAZ-MANA YAYINLARI-İSTANBUL-2008

MÜSLÜMAN OLMAK-NURİ YILMAZ-MANA YAYINLARI-İSTANBUL-2008

"Cezan kadar yanarsın, sonra yine cennete girersin!" ...İşte hayata günahlar ve sevaplar penc

CEMAAT-İSMAİL ÇETİN-DİLARA YAYINLARI-ISPARTA-2005

CEMAAT-İSMAİL ÇETİN-DİLARA YAYINLARI-ISPARTA-2005

...Cemaatleşmek devlet kurmak değildir. Çünkü devlet kurmak ibadet değildir. Yani devlet mekan

DÖRT RUKÜN-SEYYİD EBÜL HASAN ALİ NEDVÎ-TERCÜME YUSUF KARACA-NEHİR YAYINLARI-İSTANBUL–1992

DÖRT RUKÜN-SEYYİD EBÜL HASAN ALİ NEDVÎ-TERCÜME YUSUF KARACA-NEHİR YAYINLARI-İSTANBUL–1992

…İnsan için öyle bir ibadet tarzı veya ibadet düzenine gerek vardı ki, bu ibadet tarzı onun

KANUN-İ ESASİ’DEN ASKERÎ MÜDAHALEYE II. MEŞRUTİYET-HAZIRLAYAN: YUSUF ÇAĞLAR- ZAMAN KİTAP-İSTANBUL-2008

KANUN-İ ESASİ’DEN ASKERÎ MÜDAHALEYE II. MEŞRUTİYET-HAZIRLAYAN: YUSUF ÇAĞLAR- ZAMAN KİTAP-İSTANBUL-2008

İlk anayasamız, Kanun-i Esasi’nin hazırlık çalışmalarına II. Abdülhamid’in izniyle Ekim

JÖN TÜRKLER VE İTTİHAT TERAKKİ, SİNA AKŞİN, REMZİ KİTABEVİ, İSTANBUL–1987

JÖN TÜRKLER VE İTTİHAT TERAKKİ, SİNA AKŞİN, REMZİ KİTABEVİ, İSTANBUL–1987

Ermeni sorunundaki Alman tarafsızlığı dolayısıyla Almanya ile Osmanlı Hükümeti arasında ge

II. MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE SİYASAL MUHALEFET-ABDULLAH İSLAMOĞLU-GÖKKUBBE-İSTANBUL-2004

II. MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE SİYASAL MUHALEFET-ABDULLAH İSLAMOĞLU-GÖKKUBBE-İSTANBUL-2004

Siyasal muhalefet kavramı, özellikle Meşrutiyet dönemlerinde siyasal yaşamımızı önemli öl

"Her ümmet için Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerine O'nun adını ansınlar diye bir kurban kesme ibadeti koymuşuzdur. Hepinizin ilâhı bir tek ilâhtır. Onun için yalnız O'na teslim olan müslümanlar olun. Allah'a itaat e

Hacc:34

GÜNÜN HADİSİ

Alî b. Ebî Tâlib (r.a.)'dan :

"Benim ağzımdan yalan uydurmayınız. Her kim benim ağzımdan yalan söylerse Cehennem'deki yerine hazırlansın."

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI