Cevaplar.Org

ALİ ÇAKMAK BEYEFENDİ'DEN İBRETLİK HATIRALAR-2.BÖLÜM

NECİP FAZIL VE AVNİ TOKTOR’UN ÜSTADI ZİYARETİ Ben Bursa’ya yerleştikten sonra burada Avni Toktor kardeşimizle tanıştım. Subaydı kendisi. O da Büyük Doğuculardandı. Kendisi anlatmıştı; “Bir gün Necip Fazıl’ı ziyarete g


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2010-10-08 15:16:10

NECİP FAZIL VE AVNİ TOKTOR'UN ÜSTADI ZİYARETİ

Ben Bursa'ya yerleştikten sonra burada Avni Toktor kardeşimizle tanıştım. Subaydı kendisi. O da Büyük Doğuculardandı. Kendisi anlatmıştı; "Bir gün Necip Fazıl'ı ziyarete gittim. Zili çaldım. Kravatını bağlar vaziyette kapıyı açtı. "Bir yere gidiyorum, seni de götüreyim" dedi. Kapıda taksi bekliyordu.

Yolda giderken "Gideceğimiz zatı sana tanıtayım. Randevu aldım. Said Nursi'ye gidiyoruz. Çok âlimdir, ama kendisini çok beğenir" dedi. O böyle deyince benim aklıma bir şüphe geldi. Gittik. Bekliyorlarmış.

Üstad, Necip Fazıl'ı görünce; "Kırk sene evvelki Said'i karşımda görür gibiyim" diye onu karşıladı. Daha sonra "Kardeşim, Rabbime şükürler olsun ki, beni bana beğendirmedi."

Böyle deyince ben irkildim. Bunun bize bir cevap olduğunu anladım. Bir müddet görüştükten sonra, Necip Fazıl sigara içmek için izin istedi ve dışarı çıktı. O sırada üstad bana ; "Seni nurcular içinde görmek istiyorum" dedi."

Avni Bey daha sonra nur talebesi olmuş.

-Vefat etti mi?

-Evet..Albay emeklisi olarak vefat etti. Hatta terfi ederdi. Yıldızları getirirdi. Burada yıldızlarını ben takardım. Bana karşı öyle bir hürmeti vardı.

"BU SORULARIN CEVABINI BULMASAYDIM"

Sözler Mecmuasının ilk baskısının çıktığı günlerdi. 1958'den evvel. Ben dükkânda çalışıyordum. Avni Bey beni ziyarete geldi. Çalıştığımı görünce, beni rahatsız etmemek amacıyla, Sözler'i eline aldı. Dışarıda bir sandalyenin üzerinde okuyor. Bir müddet sonra, elinde kitap, heyecanla içeri girdi.

Meğer 32. Sözdeki bir suali okumuş(aynı meseleye 16. Sözde de değiniliyor) Orada deniliyor ki; ""Ey ehl-i tevhid! Siz diyorsunuz ki: 'Hâlık-ı Âlem birdir, Ehaddir, Sameddir. Hem her şeyin Hâlıkı Odur. Ehadiyet-i Zâtiyesiyle beraber, doğrudan doğruya herşeyin dizgini Onun elinde, her şeyin anahtarı kabzasında, her şeyin nâsiyesini tutuyor, bir iş bir işe mâni olmuyor, bütün eşyada bütün ahvâliyle bir anda tasarruf edebilir.' Böyle acip bir hakikate nasıl inanılabilir? Müşahhas bir tek zat nihayetsiz yerlerde nihayetsiz işleri külfetsiz yapabilir mi?"

Cevabı okuyunca heyecan içinde kalmış. Dedi ki; "şu suale bu cevaplar olmasaydı, ben dinsiz olmuştum."

Hakikaten öyle. Çünkü üstadımız da diyor ki; "Çokların dalalete düşmesi, Cenab-ı Hakk'ın azametini akıllarına sığıştıramadıklarından dolayıdır." Bunun için, adam Cenab-ı Hakk'ı kendisiyle kıyaslıyor; Ben iki-üç kişiyle aynı anda görüşemiyorum. O nasıl böyle sayısız mahlûkuyla karşı karşıya olur?" diye soruyor. Müthiş bir sual. Ve Risale-i Nur'da da bu gibi sorulara müthiş cevaplar var.

 AVUKAT BEKİR BERK VE DESTANÎ HİZMETİ

-Ağabey, İhsan Atasoy beyin eserinde okuduğuma göre rahmetli Bekir Berk ağabey; "Ali Çakmak'ın evinde ne yerseniz güzeldir, isterse salata olsun" demiş.

-(Gülüyor) Sami Pala da aynı şeyleri söylerdi.

Hizmetlere başladığımız sıralar Bursa kısa zamanda bir merkez haline geldi. Burada hizmet duyulunca İstanbul, İzmir, Ankara arasında her geçen artık buraya uğrar oldu. O zaman da dershane falan yok, gelen bizim fakirhaneye misafir oluyordu.

Öyle olunca, Bekir Bey'de buraya yakın bir yere davalar için gelince buraya uğrar oldu. Hatta bazı yerlere beraber giderdik. Bir defasında Balıkesir'e mahkemeye gidiyoruz. Otobüste yan yana oturuyoruz. Bekir Bey otobüse bindi mi, hemen çantasını açar, dava dosyalarını incelemeye başlardı.

Baktım Çetin Özek'in Risale-i Nur aleyhinde yazdığı bir kitabı okuyor ve kırmızı kalemle de çiziyor. Benim de dikkatimi çekti, göz ucuyla okumaya başladım. Fark etti; "bakma" dedi. "Sen okuyorsun ama" dedim. "Ben şerbetliyim" dedi.

Bize geldiği zaman kızım, ailem, validem onun elbiselerini yıkar, ayakkabılarını filan temizlerlerdi. Onun da hoşuna giderdi. Bu sırada, Bekir ağabeyin ayakkabılarının delik olduğu ortaya çıktı. Bir mahkemeye gidecek, bazı zamanlar yol parası bulamazdı. Ama muhakkak zamanında mahkemeye yetişirdi. Onun için "yetişememek" diye bir şey yoktu.

BİR MEDRESE-İ YUSUFİYE HATIRASI-1971

Hatta ben 1971 muhtırası sırasında Maltepe Askeri Cezaevinde iken kendisi de İzmir'de hapse atıldı. Bir müddet sonra tahliye oldu. Biz ise hapse girmemizden dokuz ay geçmesine rağmen mahkeme olamıyorduk. Dosyalarımız kaybolmuştu.

Ağır ceza davayı almadı, İzmir sıkıyönetim almadı. İstanbul sıkıyönetim mahkemesi aldı. Ama dosyalar kayıp, nerede olduğu bilinmediği için muamele yapılamıyordu. Neyse, bir müddet sonra dosyalar çıktı. Mahkeme olmayı bekliyoruz.

Bir gün Tugay komutanı yanında hapishane müdürü binbaşı ile hapishaneyi ziyarete geldi. Koğuşları gezerken beni görünce "sen çıkmadın mı" dedi. Beni daha önce tahliye olan arkadaşlarla beraber çıktı zannediyormuş.

 "Çıkmadım, benim dosyam ayrı" dedim. "Avukatından telgraf gelmiş, senin dosyan gelmiş, mahkemen var" dedi. Hemen telgrafı aldım. Bekir Bey bana çektiği telgrafta; "21 Mart günü mahkemen var. Ama ben o gün İzmir'de bir davada olacağım, yetişemem. Onun için senin davayı yirmisine aldıralım" diyordu.

Ben de bir gün evvel mahkemeye çıktım. Baktım, aldıramamış. Ertesi gün de mutlaka mahkemeye gitmemiz lazım. Ama o gün de Bekir Bey mahkemeye gelemeyecek. Gelemeyeceğini düşününce bizim içimiz karardı.

Ertesi gün mahkemeye doğru yola çıktık, arabadayız. Ama araba bizi mahkemeye götürmedi. Meğer o gün solcuların da davası varmış. Mahkemede kavga çıkarmışlar, hadiseler olmuş. Onun için mahkemeye gitmemize izin çıkmıyordu. Arabanın içinde bekliyoruz. Çatlayacağız yani. Bekle bekle bekle. Öğlen saat ikiye kadar arabada bekledik.

Nihayet mahkemeye gitme izni çıktı. Mahkeme Selimiye'de. Selimiye'yi çıkarken baktım karşı merdivenden elinde çantasıyla Bekir Bey geliyor, ama soluk soluğa. Nasıl yetişti bilemiyoruz. Sormadım, zaten sordurmazdı. Halen bilemiyoruz yani.

Onun tarif mümkün değil. Anlatılamaz Bekir Beyin hadiseleri.

HACI EMİN ZEYREK HOCAEFENDİ VE OĞLU İSMAİL HAKKI ZEYREK BEYEFENDİ

-Ağabey, yetmişli yıllarda Manisa'da Hacı Emin Efendiyi görmek nasip oldu mu?

-Hacı Emin Efendiyi gıyaben tanıyorum. Hiç görüşmedik. Oğlu İsmail Hakkı hocayı ise lise talebeliğinden beri tanırım. Hatta onun bir hadisesi cemaat içerisinde o zamanlar meşhur olmuştu. Lisede öğretmenlerinden biri Darvinci imiş. Bir derste, insanın maymundan geldiğini söyleyince, İsmail Hakkı Bey kalkmış ve ; "Hocam" demiş, "şimdiye kadar maymundan insan olduğu görülmemiş ama bazı insanların maymuna benzediği malum."

Bu cevap o zamanlar bütün cemaat arasında duyulmuş, meşhur olmuştu. O da tam bir âlim maşallah.

-Sizi çok yordum, hakkınızı helal ediniz. Allah razı olsun.

-Estağfurullah. Cümlemizden razı olsun inşallah.

Fotoğraflar

1-Ali Çakmak ağabey

2-Necip Fazıl

3-Üstad Hazretleri

4-Bekir Berk

5-Ali Ağabey medrese-i yusufiyede çile doldururken-1971

6-Hacı Emin Zeyrek Hocaefendi

7-İsmail Hakkı Zeyrek Hocaefendi

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

ÜSTAD BEDİÜZZAMAN’IN KENDİ DİLİNDEN BAZI HATIRALAR

ÜSTAD BEDİÜZZAMAN’IN KENDİ DİLİNDEN BAZI HATIRALAR

Kıymetli ziyaretçilerimiz, Üstad Bediüzzaman 6000 sayfalık Külliyatında zaman zaman -bazen bi

BEDİÜZZAMAN’IN ŞAM HUTBESİ VE MUHADDİS ŞEYH BEDREDDİN EL HASENİ

BEDİÜZZAMAN’IN ŞAM HUTBESİ VE MUHADDİS ŞEYH BEDREDDİN EL HASENİ

Merhum Ali Uçar Bey bir sohbetinde anlatıyor; “Ali Sert Hocamdan dinlediğim şu hatırayı, Kon

CAFER ÇİM AĞABEY’İN HATIRALARI

CAFER ÇİM AĞABEY’İN HATIRALARI

Takdim Kıymetli ziyaretçilerimiz, edep, nezaket, tevazu timsali çok kıymetli bir insan-ı kâmi

BİR AVUKATIN HATIRALARI

BİR AVUKATIN HATIRALARI

Kıymetli ziyaretçilerimiz, aşağıda nakledeceğimiz hatıralar, Mutlakıyet, Meşrutiyet, Cumhu

SAİD HALİM PAŞA VE BEDİÜZZAMAN'LA İLGİLİ BİR HATIRA

SAİD HALİM PAŞA VE BEDİÜZZAMAN'LA İLGİLİ BİR HATIRA

Güngörmüş, gün geçirmiş zatların yanında insanın ya bir not defteri olmalı veya bir kayı

SUNGUR AĞABEY’DEN AHMED FEYZİ KUL AĞABEY İLE ALAKALI ANILAR

SUNGUR AĞABEY’DEN AHMED FEYZİ KUL AĞABEY İLE ALAKALI ANILAR

Sungur Ağabey anlatıyor: ‘Ahmet Feyzi Ağabey hapiste iyice hırslanmış, Temyiz’e layiha ya

ÜSTAD BEDİÜZZAMAN’I AĞLATAN RÜYA

ÜSTAD BEDİÜZZAMAN’I AĞLATAN RÜYA

Hafız Rıza Çöllüoğlu, değerli bir büyüğümüz. Muradiye Vakfının kurucularından olan Ho

MOLLA VAHDEDDİN KÜFREVİ’DEN HATIRALAR

MOLLA VAHDEDDİN KÜFREVİ’DEN HATIRALAR

Şeyh Muhammed Küfrevi hazretlerinin torunlarından Vahdettin Küfrevi Efendi'nin hatıraları

TAHİR BÜYÜKKÖRÜKÇÜ HOCAEFENDİ VE BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ

TAHİR BÜYÜKKÖRÜKÇÜ HOCAEFENDİ VE BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ

Abdurahman Büyükkörükçü hocamızla 29.06.2011 tarihinde Konya Erenköy’deki evlerinde kısa

İMANIN TEZAHÜRÜ

İMANIN TEZAHÜRÜ

Biz bu yazımızda Üstad Bediüzzaman’ın Tarihçe-i Hayatında da neşredilen bir kahramanlığ

NUR KAHRAMANLARI-2

NUR KAHRAMANLARI-2

Üstad Hazretlerini, ortaokul talebesi iken tanıyıp ona soru sorma şansına ve yakın talebelerin

Nâziât, 37-38-39

Azana ve dünya hayatını ahirete tercih edene, şüphesiz cehennem tek barınaktır.

GÜNÜN HADİSİ

Hastayı ziyaret edin, açı doyurun, esiri kurtarın.

Risayü'z-Salihin

TARİHTE BU HAFTA

*Yavuz Sultan Selim'in Ridaniyye Zaferi(22 Ocak) *Hz.Ali (r.a.) Efendimiz'in Şehit Edilmesi(24 Ocak) *I.Murad Hân'ın Haçlı Ordusuna Karşı Sırpsındığı Zaferi(25 Ocak) *Büyük Muhaddis ve Tarihçi İbn-ü Asâkir'in Vefâtı(26 Ocak) *OSMANLI DEVLETİ'NİN KURU

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI