Cevaplar.Org

GÖNÜL DÜNYAMIZ CHAT’IRDIYOR

Neden nefsimizin istemediği, ona ağır gelenleri yapmak bize zor gelir? İnsan yaratılmış en mükemmel varlıktır. Ama insanoğluna baktığımızda nefsinin her türlü arzusuna uyarak, hayvandan daha düşük bir konuma inerek, derekelerin derekesine düşme


Nurgül Dere

nurguldere@gmail.com

2010-07-15 07:12:56

Neden nefsimizin istemediği, ona ağır gelenleri yapmak bize zor gelir? İnsan yaratılmış en mükemmel varlıktır. Ama insanoğluna baktığımızda nefsinin her türlü arzusuna uyarak, hayvandan daha düşük bir konuma inerek, derekelerin derekesine düşmektedir. Hayvanın aklı yok, ama insanın var. Neden insan, aklı ile hareket etmez? Neden yanlış ve haram ona tatlı gelir? "Ben arkadaşlarımla sohbet ediyorum, stres atıyorum, eğleniyorum, dolayısıyla kötü bir şey yapmıyorum!" demek bir bahane olabilir mi? Hayır olamaz!

Arkadaşlarıyla sohbet etmeyi seven bir insan bilgisayar monitörüne bağımlı olmamalı. Masumca başlayan arkadaşlıklar zamanla çok tehlikeli bir hâl alabilir. Kişi ailesinden daha çok sanal arkadaşı ile zaman geçirmeye başlar. Bir de bakmış ki o sanal arkadaşı hayatının en önemli yerine oturmuş. Ailesinden ve çevresinden kopmuş… Sanal arkadaşlıklar yüzünden asosyal olmuş… Psikolojisi bozulmuş… Peki, bunun nedeni nedir? Aklımıza değil de nefsimize uymak değil midir?

Birçok bilgisayar kullanıcısı, bilgisayar bilmekle chat yapmayı karıştırmakta, dolayısıyla pc başına oturduğunda sadece msn, facebook, chat siteleri vs.. gibi ortamlarda sohbet etmektedir. (Tabii ki kimseyi zan altında bırakmamak lâzım… Mesela facebook'da sayfası olan pek muhterem zât'lar da bulunmakta. Kişinin o tip platformlarda bulunma sebebi önem arz etmekte. Evet, kişi neye hizmet ediyor! Nefsine mi, yoksa davasına mı? Bunu ayırt etmek lâzım. Sözümüz her msn veya facebook kullanıcısı için değil, bunları chat yapmak amaçlı kullananlar içindir.)

ÇIKIŞI ZOR BİR GİRDAP!

Bulunduğu ortamdan kaçmak isteyen, problemleriyle yüzleşemeyen ve onları çözeceğine, arkasını dönmeyi tercih edenlerin kendini attığı bir girdap gibidir chat! Eşi ile yaşaması gereken romantizmi bir yabancıda arayan, derslerden sıkılıp rahatlamak isteyen, kendine faydalı bir meşgale bulmak gibi bir amacı olmayan ilh… Gencinden yaşlısına kadar birtakım insanların yapabileceği bir deneyim! Okuduklarımızdan anladığımız kadarıyla bu tehlikeli maceraya atılmak kolay fakat çıkması çok zor… Peki, insan neden zor ve tehlikeli olanı tercih eder?

HARAM HER YERDE HARAMDIR

Özellikle chat yapanların en birinci bahanesi ise: "Birbirimizi görmüyoruz, tamamen sanal bir ortam, dolayısıyla haram-helal mevzuu söz konusu değil" oluyor. Bu sözü söyleyen genç kızımızın msn, facebook vs.. ortamlarda görüştüğü erkeklerin sayısı kız arkadaşlarının sayısından çok daha fazla, yani sohbet ederken genelde karşı cins tercih ediliyor. Hatta bazıları: "sanki kendi hemcinsim ile sohbet ediyormuş (!) gibi rahat ve özgürüm, çünkü birbirimizi görmüyoruz onun için de rahat rahat konuşabiliyoruz, hatta en yakınımda olan insanlarla bile konuşamadıklarımı sanal ortamdaki arkadaşımla rahatlıkla konuşabiliyorum" diyorlar. Tabi bu birbirini görmemeler ne kadar sürer… İnsan nefsi –özellikle karşı cinsle baş başa kalmışsa– buna ne kadar dayanabilir… Sanal veya yüz yüze hiç fark etmez. Haram her yerde haramdır. Ya da bir delikanlı düşünün; bu delikanlı acaba karşı cinsten olan sanal (!) arkadaşı ile yaptığı görüşmeleri, bir başkası, kendi kız kardeşi ile yapsa ne düşünür? Bu durumdan hoşlanmayacağı âşikâr… Olaya şu şekilde bakacak olursa, kişi kendisine yapılmasını istemediği bir şeyi başkasına yapmamalı!

Sanal ortamda kurulan arkadaşlıkların insanlara cazip gelen bir tarafı da istedikleri dünyayı kendilerine oluşturmak. Evet, kişi karşı tarafa kendisini olduğu gibi değil de, olmak istediği, hep hayalini kurduğu şekilde göstermeye çalışıyor. Sanki internet ortamında yalan, günah değilmiş gibi bir rahatlık içerisinde canının her istediğini söylüyor, yazıyor… Kişi kendisine yapılmasını istemediği bir şeyi başkasına yapmamalı! Peki, bir düşünelim; muhatap olduğumuz insanın bize her türlü yalanı söylemesinden hoşlanır mıyız? Tabiî ki hayır. O halde insan neden yalan söyler hırsları ve arzuları uğruna… Bu ona ne kazandırır? Peki, vicdanı rahat eder mi? Hiç sanmıyorum… Vicdan önünde sonunda insanı rahatsız eder, tabi bunun oranı kişiden kişiye değişir… Önemli olanın ise bu vicdan mekanizmasını hisseden kişinin yaptığından ders çıkarması ve kendine çeki-düzen vererek, insanlığın üst makamlarına çıkacak basamaklara adım atmasından geçiyor.

ÖZGÜRCE İNTERNET (!)

Çocuklarının saatlerce bilgisayar başında vakit geçirmesinden rahatsız olan bazı aileler, sorunu internet bağlantısını kesmekte görüyorlar. Fakat bu defa genç, soluğu internet cafe'lerde alıyor. İşin kötü tarafı insanın bilgisayar ve özellikle de internette geçirdiği zamanın farkına varmaması ve o yolda bir yığın para harcaması… Ama en kötüsü de iç dünyasının harâb olması… Özellikle cafe'lerde internete giren kişi denetimsiz bir şekilde nefsi neyi arzuluyorsa onu yapabiliyor. Nasıl olsa yalnızım diyerekten saatlerce chat yapıyor, mâneviyâtını zedeleyen pornografik yayınları izliyor ya da ona hiçbir kazancı ve katkısı olmayan bilgisayar oyunlarını oynuyor vs..

Ve böylece zamanın farkına varmayan-varamayan genç, zamanının çoğunu internet cafe'de geçiriyor ve bu defa farklı bir kötü alışkanlık kazanıyor: Eve geç saatte dönmek! Yaşı henüz çok genç hatta belki çocuk denecek yaştakiler –kız erkek fark etmiyor– küçük yaşta gece dışarıya çıkmaya alışıyorlar! Hem de yalnız başlarına! Aileler bu konu hakkında yeterli duyarlılığı göstermeli, çünkü genelde internet cafe'ler yerleşim birimleriyle iç içe, yani eve çok yakın, nasıl olsa yakın denilip bunda bir sorun olmadığı anlaşılabilir, ama hayır, iş o kadar basit değil… Yaşı henüz çok küçük olan gençlerimiz daha o yaşta, gece dışarıya yalnız çıkmaya alışırsa, bir de ilerisini düşünün!

Batı ideolojisinin bir yansıması olan modernizm safsatası hayatın her alanını kuşatmış durumda… Bunlardan biri de gençlerimizin geç saatlere kadar dışarıda arkadaşlarıyla vakit geçirmeyi bir maharet bilmesi! Çocuklarına söz geçiremeyen aileler, çocuklarını kaybetmemek uğruna bu defa onlara ses çıkarmamaya başlıyorlar… Hatta geç saatlere kadar internet cafe'lerde vakit geçiren çocuklarının masraflarını fazlasıyla karşılıyorlar. Çünkü çocuğuna harçlık vermezse, çocuk bu defa, –bir kumar gibi alışkanlık yapan– chat yapabilmek, internet oyunu oynayabilmek vs.. için başka yerlerden para bulmaya teşebbüs edecek ve bu defa da –Allah muhafaza– daha başka kötü alışkanlıklar baş gösterecektir.

Aileler çoğu zaman bu konuda ne yapacağını bilememekte… Bir yakınım da çocuğunda benzer durumları yaşadı. Çocuk henüz 10 yaşlarında olmasına rağmen internette çok aktif. Msn, facebook ve oyun sitelerinde saatlerini harcıyor. Ailesi bir robot gibi hareketsiz bir şekilde saatlerce bilgisayar ekranına bakan çocuğu için ne yapacağını şaşırmış durumda. Böyle bir çocuk, ailesinden ve çevresinden –neredeyse– tamamen kopuyor ve asosyal oluyor. Çevresi ile iletişimi çok zayıf, kişilik gelişmesi ise oldukça yavaş. Zamanının çoğunu odasında geçiriyor ve toplum içine çıktığında da kendisini ifade edemiyor. Bilgisayarın özel odada değil de salon veya oturma odasında olması bir nebze yanlışların önüne geçecektir. Ama özellikle ailelerin böyle durumlarda profesyonel yardım almaları gerekmekte…

ZAMANIN DEĞERLENDİRİLMESİ

Genç beyinler sünger gibidir. Ne verirseniz onu emer… Onun için gençlerimizin zamanını en faydalı şekilde geçirmesi, hafızasının en kuvvetli olduğu bu zamanlarını ciddi eserleri okuyarak değerlendirmesi gerekiyor. Evet, ilk başta çok zor gelse de bu konuda kendisini zorlamalı, çünkü gencimizin ilerisi için bir başlangıç yapması gerekmekte. Eğer şimdiden kendisini okumaya alıştırmaz ise, bu ileride çok zor gelecektir. Gençler illa ki kitap okuyacaklarsa da bu defa çerez mahiyetindeki kitapları tercih ediyorlar –ki bu tercihte bulunan gençlerin sayısı bile çok az–

Kendisini ilime veren bir insan zaten zamanın kıymetini daha iyi anlayacak, bir dakikasının bile boşa geçmemesi gerektiğinin bilincinde olacaktır. Hayatını boş işlerle geçirmeyecek "kendimi yetiştirme adına ne yapabilirim?" sorusuyla zihnini yoracak ve seçtiği ilimlerle de yoğrulup şâhikalara çıkacaktır. Yeter ki istesin! Ama ince bir ayrıntı daha var, ailenin de bu konuda destek ve örnek olması gerekiyor. Çocuğunun faydalı aktivitelerde bulunmasına yardımcı olmalı ve özellikle kitap okumanın küçük yaşta kazandırılmasını sağlamalılar. Bu da aile bireylerinin düzenli okuma programının olması – bu ise aile bireylerinin model olması ile olur– okumanın, ilim öğrenmenin önemliliğini ve bunun kişiye maddî ve mânevî kazanımlarının öğretilmesi ile gerçekleşebilir.

Kısacası genç beynimiz kendisini zorlamalı! Kültür seviyesinin artması için doğru eserleri seçmesinde ona yardımcı olacak ilim sahibi birinden yardım almalıdır.

NETİCE

Yazının başında da belirttiğim gibi; interneti, özellikle sosyal paylaşım sitelerini ailesi, akrabaları, sosyal hayatta tanıdığı-görüştüğü arkadaşları ve yine kendi camiasından olan insanlarla görüşerek faydalı paylaşımlarda bulunanları ve bunu kontrollü bir şekilde yapanları bu kategoriden ayırıyorum..

Müslümanlara düşen görev, zinaya gidecek yolları kapatmak, haramdan uzak durmaktan geçiyor. O zaman hakikî mü'min olabilme yolunda sağlam adımlar atmış oluruz… 

Evet, şimdi kendimizi sorgulayalım; zamanımızın ne kadarını internette geçiriyoruz? İnternette nerelerde dolaşıyoruz? Yanlış olduğunu bildiğimiz-hissettiğimiz davranışları halen yapmaya devam ediyor muyuz? Zaten bir davranışta bulunurken vicdanımızda en ufak bir sızlama, şüphe ve tereddüt var ise, bu yaptığımızın yanlışlığını doğrulamaz mı?

Hayat çok kısa, zaman ise akıp gidiyor, kıymetli ve geri dönmez zamanımızı boş işlerle harcayacağımıza, onu en kaliteli şekilde değerlendirmeliyiz. Bu yolda ilk adımın hemen atılması temennisiyle…

Nurgül DERE

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

MUSTAFA ÖZCAN İLE A’DAN Z’YE-5

MUSTAFA ÖZCAN İLE A’DAN Z’YE-5

Bâtınilik • Bâtınilik mugalâta ve kandırmaca üzerine kuruludur. Kısaca insanlardan akıll

MUSTAFA ÖZCAN İLE A’DAN Z’YE-4

MUSTAFA ÖZCAN İLE A’DAN Z’YE-4

Ayasofya *Ayasofya’nın açılması, ezanın aslı suretine çevrilmesinden sonra ikinci adım ol

MUSTAFA ÖZCAN İLE A’DAN Z’YE-3

MUSTAFA ÖZCAN İLE A’DAN Z’YE-3

Akademisyenler Son sıralarda dava adamlarından ziyade bilim adamları ün saldı ve makbul oldu

DEPREMLERİ NASIL OKUMALIYIZ?

DEPREMLERİ NASIL OKUMALIYIZ?

Sakarya Üniversitesi, 17 Ağustos 1999 depreminin 10. Yılı münasebetiyle bir panel düzenlemişt

MUSTAFA ÖZCAN İLE A’DAN Z’YE-2

MUSTAFA ÖZCAN İLE A’DAN Z’YE-2

Abbasiler • Abbasiler döneminde de aynısını kripto Maniheistler yapmıştır. Edebiyatı ve

BAYRAM ÖNCESİ YAPMAMIZ GEREKENLERE HAZIR MIYIZ?

BAYRAM ÖNCESİ YAPMAMIZ GEREKENLERE HAZIR MIYIZ?

1-Arefe günü sabah namazının farzından sonra başlayacak olan ve kurban bayramının dördünc

KURBANLA İLGİLİ SORULAR VE CEVAPLARI

KURBANLA İLGİLİ SORULAR VE CEVAPLARI

Aşağıdaki makalede şu soruların cevaplarını bulacaksınız: Kurban Nedir Hangi Günlerde Ku

MUSTAFA ÖZCAN İLE A’DAN Z’YE-1

MUSTAFA ÖZCAN İLE A’DAN Z’YE-1

Kıymetli ziyaretçilerimiz, Araştırmacı yazar Mustafa Özcan beyin gazete yazılarından bir kon

VEFAT EDENLER İÇİN HİÇ “HAYATINI KAYBETTİ” DENİLİR Mİ?

VEFAT EDENLER İÇİN HİÇ “HAYATINI KAYBETTİ” DENİLİR Mİ?

Muhterem Mehmet Şevket Eygi merhumun vefat haberini veren dostlardan bazıları haberlerinde yine

YÖNETİCİLİĞİN AĞIR VEBALİ, HZ. EBUBEKİR’İN MUHTEŞEM HUTBESİ

YÖNETİCİLİĞİN AĞIR VEBALİ, HZ. EBUBEKİR’İN MUHTEŞEM HUTBESİ

Hep taze olup hiç eskimeyecek olan Kur’an’ın muhteşem ayetlerinden biri de şudur:

SÜNNET MERASİMİ VE ÇOCUKLARINI SÜNNET ETTİRECEK ANNE-BABALARA DÜŞEN GÖREVLER

SÜNNET MERASİMİ VE ÇOCUKLARINI SÜNNET ETTİRECEK ANNE-BABALARA DÜŞEN GÖREVLER

Bu yazı, davet edildiğim bir sünnet merasiminde yaptığım konuşmanın daha sonra kaleme alınm

İnsanlardan öylesi var ki, herhangi bir ilmî delile dayanmadan Allah yolundan saptırmak ve sonra da onunla alay etmek için boş lafı satın alır. İşte onlara rüsvay edici bir azap vardır.

Lokman,6

GÜNÜN HADİSİ

Sadakaların en efdali, iki kişi arasını düzeltmektir.

Seçme Hadisler, s.237

TARİHTE BU HAFTA

*Süleyman Hilmi Tunahan Hz.lerinin Vefatı(16 Eylül 1959) *Adnan Menderes'in İdamı(17 Eylül 1961) *Ertuğrul Fırkateyni Japon Sularında Battı(18 Eylül 1890) *Efendimiz (s.a.v.) Hicret Ederken KUBA'yı Teşrif Ettiler(20 Eylül 622) *Yavuz Sultan Selim Han

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI