Cevaplar.Org

SÛRE -1. BÖLÜM-

Sûreler kendi içinde bütünlüğü olup Kur’ân-ı Kerim binasını meydana getiren bölümlerdir. Bununla ilgili en güçlü delil, benzerinin yapılması konusunda meydan okunan (Bakara: 23) en küçük Kur’ân birimini sûrenin teşkil etmesidir.


Nigâr Dere

nigardere@gmail.com

2010-06-14 07:13:48

"Zemahşeri'nin beyanı vechiyle, Kur'ân-ı Kerimin sûrelere taksim edilmiş bir şekilde nazil olmasında çok faydalar vardır."

 

"Sûrenin lügat anlamı: Yüksek makam, yüce derece, rütbe, mevki, nişan, alamet, şan ve şeref, sur, hisar, yapısı güzel ve yüksek bina, binanın kısım veya katları, duvarın yapısında kullanılan taş, kerpiç veya tuğla gibi malzemenin her bir sırası demektir.(…) Istılahta ise, Kur'an-ı Kerim'in biri diğerinden ayrılmış 114 bölümden oluşan küçük olsun büyük olsun, müstakil parçalarına sure denilir."

 

"Sûreler kendi içinde bütünlüğü olup Kur'ân-ı Kerim binasını meydana getiren bölümlerdir. Bununla ilgili en güçlü delil, benzerinin yapılması konusunda meydan okunan (Bakara: 23) en küçük Kur'ân birimini sûrenin teşkil etmesidir.(Fahreddin er-Râzi, II, 117), Çağdaş müfessirlerden Emin Ahsen Islâhi, surenin Kur'ân yorumundaki merkezi konumuna vurgu yaparak her bir sûrenin bir ana konusu bulunduğunu, kısa da olsa ondaki kelime ve cümlelerin belli bir konuyu destekleyecek özellikler taşıdığını belirtir (Birışık. sy. [2001], 71-75).

 

"Yüce Allah, Kur'ân'ı 9 âyette Sûver (sureler) ile adlandırmıştır ve nitelendirmiştir…

 

Kur'ân'ın her bir bölümüne sûre denmesinin sebebi, âyetlerden ve kelimelerden oluştuğu içindir. Sûrelerin içerik açısından Mekki ve Medeni diye bölümlere ayrılması gibi. Kamus'ta şöyle geçer: Münezzel (indirilmiş) sûre, Kur'ân'da geçen sûredir. Çünkü indirilmiş olan bir başka sûreden sonra gelmiş ve tamamen ayrılmıştır. Sıhah-ı Muhtarda; suver, sûrenin çoğuludur. Allah katından indirilen ve Kur'ân'da geçen her bir bölüme verilen addır. Çünkü indirilmiş olan bir başka sûreden sonra gelmiş ve ondan tamamen ayrılmıştır."

 

Surelerin Sayısı:

 

"Âlimlerin çoğuna göre Kur'ân-ı Kerim 114 sûreden ibarettir. Bazı âlimler Enfal ile Tevbe'yi, bazıları da Duha ile İnşirah'ı birleştirerek 113 sayarlar. Sûre sayısını 112 veya 115 kabul eden âlimler de vardır. Kur'ân'ın en uzun suresi 286 ayet ile Bakara sûresidir. En kısa sure de 3 ayetle Kevser sûresidir."

 

"… Hicret'den evvel Mekke-i Mükerreme'de seksen altı Sûre, Hicret'den sonra da Medîne-i Münevvere'de yirmi sekiz Sûre-i Celîle nazil olmuştur. Bunların ekserisi uzun sûrelerdir. Bu sûrelerden bâzılarının müteaddid ismi vardır. Nitekim Fâtiha-i Şerife Sûresi'nin Fâtihatü'l-Kitâb, Ümmü'l-Kitâb, El-Seb'u'l-Mesânî gibi adları da vardır."

 

Sûrelerin Tertibi

 

"Sûrelerin tertibiyle ilgili, îslâm âlimleri arasında üç görüş belirtilmiştir:

a) Sûrelerin tertibi Hz. Peygamber tarafından yapılmıştır, yani tevkifidir.

b) Sûrelerin tertibi Sahabelerin ictihâdiyle meydana gelmiştir.

c) Bu tertib kısmen Hz. Peygamber, kısmen de Sahabe ictihâdiyle gerçekleşmiştir.

 

Sayılan bu görüşlerin münakaşa edilebilecek tarafı mevcut olmakla birlikte, akla ve olaylara uygun düşen durum, sûrelerin çoğunun tertibinin de Hz. Peygamber tarafından yapıldığı, dolayısiyle birçok sûrenin tertibinin tevkifi olduğu noktasında yoğunlaşmaktadır."

 

Muhsin Demirci'nin "Tefsir Usulü" eserinde sûrelerin tevkifi olduğunun daha isabetli bir görüş olduğu, içtihadi olduğunu benimsediğimiz takdirde bu olgunun hala devam edebileceği, dolayısıyla her müfessire, sûrelere isim koyma şansının tanımış olabileceği belirtilmektedir. Yukarıda da belirtildiği gibi sûrelerin tevkifi olduğu görüşü doğru kabul edilmektedir.

 

Sûrelerin İsimleri:

 

"Sûreler isimlerini kıssasını ihtiva ettikleri şahsiyetlerden (Nuh, Hud, Yusuf, Ali İmran, Muhammed gibi) veya topluluklardan (Cin, Melaike, Münafikun, Mutaffifin ), veya konulardan birinden veya ilk kelimelerden (kad semi'a, E.L.M Tenzil, Subhan, Lem Yekûn) veya başlarındaki huruf-i mukattaadan (Taha, Yasin, Kaf, Sad) almışlardır."

 

"Bazı sûrelere birden fazla isim verildiği gibi, iki veya ikiden fazla sûreler de tek isimle anılmıştır. Meselâ Fatiha sûresine yirmi kadar isim verilirken Felâk ve Nâs sûrelerine "Muavvizeteyn" denilmiştir."

 

"Kur'ân-ı Kerim'in sûrelere bölünmesi ve bunların isimlendirilmesi, bizzat vahiy sahibi tarafından yapılmıştır, yani tevkifîdir. Hadis-i şeriflerde sûrelerin adları zikrolunur: Fâtiha sûresi, İhlâs sûresi, Yâsîn sûresi, Kevser sûresi gibi. Filan sûrenin şu şu âyetleri diye sûrelerin isimleri birçok rivayetlerde geçmektedir. Demek bu sûreler, vahiy yoluyla, Resûlullah tarafından isimlendirilmiştir."

 

Surelerin Tasnifi

 

"Kur'an-ı Kerim'in metni pratik kolaylık gayesiyle surelerin teşkil ettiği bazı gruplara ayrılmıştır:

1. es-Seb'u't-Tuvel: En uzun 7 sure demektir. Fatiha'dan sonra Tevbe suresinin sonuna kadar yani 2-9 sureleri arasını kapsar.

2. el- Muin: Ayet sayıları 100'e yaklaşan veya biraz geçen sureler.

3. el- Mesani: Ayet adedi 100'den az olanlar.

4. el- Mufassal: Mushaf-ı Şerif'in son bölümü olup, tercih edilen görüşe göre, başlangıcı 50. Olan Kaf suresinden itibaren, sonuncu (114.) Nas Suresine kadar olan kısımdır. Bu grup da 3'e ayrılır:
A) Tıval-ı Mufassal: (uzun) Kaf-Büruc, yani 50.-85. sureler.
B) Evsat-ı Mufassal: (orta) Tarık-Beyyine, yani 86.-98. sureler.
C) Kısar-ı Mufassal: (kısa) Zelzele- Nas, yani 99.-114. sureler."

 

"Vâsile (r.a.) Hz. Peygamber'in (s.a.s.) şöyle dediğini nakletmiştir: "Bana Tevrat karşılığında yedi uzun (sûre) verildi. Zebur karşılığında meîn (sûreleri) verildi. İncil karşılığında mesâni (sûreler) verildi. Mufassal (sûreleri) ile de üstün kılındım." (Ahmed, Kebir, Cem'ül-Fevâid).

 

"Bazı sûrelerin Tül [es-Seb'u't-Tuvel] sûrelere mi Meîn sûrelere mi girdiğinde değişik görüşler vardır. Fakat bu değişik görüşler hadisin mana ve maksadında bir değişiklik meydana getirmemektedir. Anlatılmak istenen şudur ki, ne kadar meşhur semavi kitap inmişse hepsinin karşılığı Kur'ân-ı Kerim'de mevcuttur. Onlara ilâve olarak Mufassal sûreler Kur'ân-ı Kerim'e hastır. Benzeri önceki kitaplarda yoktur."

 

"Kur'ânı Kerim âyetlerinde geçen sûre kelimesinin, muhteva bakımından ifadesi, Kur'ân tabiriyle aynı manadadır. Fakat dilin daha sonraki zamanlardaki kullanılışında, bu iki kelime birbirinden ayrılmıştır. "Kur'ân" kelimesi yazı ile tesbit edilmiş ve bir araya getirilmiş vahiylerin adı olmuş, "sûre" ise, başlangıçta her biri bir vahye delalet eden, fakat sonra Kur'ân'ın birçok vahy veya vahy parçalarından teşekkül eden kısımlarını ifade için kullanılmıştır."

 

Devam edecek…

 

 

DİPNOTLAR

 

1- Bediüzzaman Said Nursi, İşaratü'l-İ'caz, Zehra Yayıncılık, İstanbul, 2007.

2- Muhammed Salih el-Useymîn-Muhammed Nasıruddin el-Elbani, Tefsir Usulü.

3- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, İstanbul, 2009, XXXVII.

4- Salih İbrahim el-Büleyhi, Kur'ân İsimleri Antolojisi, trc. Muzaffer Marangozoğlu, Pınar Yayınları, İstanbul, 2006.

5- Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük Tefsir Tarihi(Tabakatü'l-Müfessirin),Bilmen Yayınevi, I.

6- Ali Turgut, Tefsir Usulü Ve Kaynakları, Marmara Üniversitesi İ.V.Y, İstanbul 1990.

7- Abdurrahman Çetin, Kur'an İlimleri ve Kur'an-ı Kerim Tarihi, Dergâh Yayınları, İstanbul, 1982.

8- Zekeriya Kandehlevî, Fezâil-i Âmâl, trc. Yusuf Karaca, Risale, İstanbul, 2009.

9- İsmail Cerrahoğlu, Tefsir Usulü, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara, 2009.

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun.

Bakara, 185

GÜNÜN HADİSİ

Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.

Müslim, 2318

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI