Cevaplar.Org

HÂFIZ ÂSIM EFENDİ’NİN DOLMABAHÇE MACERASI

“Kur’ân nihayet serbest vezinde bir şiirdir. Allah tarafından vahyedilmiş olamaz. Muhammed’in kendi sözleridir…”


2010-05-30 03:33:18

“Kur’ân nihayet serbest vezinde bir şiirdir. Allah tarafından vahyedilmiş olamaz. Muhammed’in kendi sözleridir…”

Hâfız Âsım Efendi, Dolmabahçe Sarayı’nın büyük salonuna girerken çok heyecanlıydı. Fakat tam içeri girdiği sırada kulağına gelen bu sözleri duyunca, dizlerinin titrediğini hissetti.

Genç Hâfız Âsım, güzel sesli, güzel yüzlü bir gençti. Musikî bilir, pek güzel Kur’ân tilâvet ederdi. Kendisini çok seven Mehmed Âkif, Mısır’a gitmeden önce, onu dinleyeme doyamazdı.

Birkaç gün önce de Beyazıt Câmii’nde Âkif’in meşhur “Gece” şiirini bir münâcât âhengiyle okumuş dinleyenleri coşturmuştu.

Gâzi Paşa ise o günlerde uzun zamandan beri düşünüp bir türlü tatbik edemediği yeni bir inkılâbın hazırlıklarını yapmakta idi. Namazda okunan Kur’ân’ın yerine Türkçe’sini koymanın yollarını arıyordu.

Bunun için, Dolmabahçe Sarayı’nda her gece kurulan mûtad içki sofrasında, hepsi zamanın seçkin aydınları olan davetlilerle bu meseleyi konuşuyor, onların bu konudaki tartışmalarını dinliyordu. Bu gecelerde, kendisine adı verilen meşhur hâfızları da saraya getirterek, onlara Türkçe Kur’ân okutmakta ve sofradakilerle birlikte dinleyerek bir karara varmaya çalışmakta idi.

İşte Hâfız Âsım’ın Beyazıt Câmii’ndeki okuyuşunun güzelliği de kendisine haber verilmiş ve onu da dinlemek üzere çağırmışlardı.

Hâfız Âsım’ın görünüşü ve edebli tavırları herkesin hoşuna gitmişti. Karşılarına oturttuktan sonra, “Türkçe Kur’ân hakkında ne düşündüğünü” sordular. Âsım, “Kendi bilgisinin bu hususta fikir yürütmeye yetecek seviyede olmadığını” tevâzu ile arzetti.

Bunun üzerine, “Bir tecrübe edelim” denilerek, kendisine “İsrâ” sûresinin tercümesi verildi ve Âsım, bütün dikkatini ve mahâretini sarfederek okudu. Yapacağı bir yanlışın, kasten yapıldığı zannedilerek, gazab-ı Gâzi’yi uyandıracağından korkuyordu.

Okumasını bitirdi. Herkes beğenmişti. Gerçekten güzel okumuştu. Fakat bu güzel ses ve üslûp, acaba Kur’ân’ın aslını nasıl okuyacaktı? Bunu merak ettiklerinden, Hâfız’a, “Haydi bakalım, şimdi sen de istediğin sûreyi, Arapça olarak oku” dediler.

O zamana kadar, kendisine gösterilen koltukta, herkes gibi oturan Hâfız Âsım, bu teklif üzerine, hemen vaziyetini düzelterek koltuğa çıktı ve diz çökerek oturdu. Fakat onun bu hareketi, Gâzi Paşa’nın keskin gözünden elbette kaçamazdı. Şehlâ bakışlarını Hâfız’a dikerek:

“-Kur’ân’ı Türkçe okurken ayaklarını uzatmıştı. Şimdi diz çöktü. Anlaşılıyor ki, önceki okuduğunu Kur’ân saymıyor!” dedi.

Âsım, ne diyeceğini şaşırmıştı, fakat “Yardımcısıdır doğruların Hazret-i Allah” diyerek:

“-Paşam, bu bir alışkanlıktı. Hareketimi düşünerek yapmış değilim. Fakat ne yalan söyleyeyim, kanaatim, söylediğiniz gibidir” cevabını verdi.

 Mustafa Kemal Paşa’nın bakışları yumuşadı. Bu mutaassıp câhil gence acıdığı anlaşılıyordu.

“-Herkes kanaatinde hürdür, elverir ki bu kanaatler samimî olsun, genç adam…” dedi.

Hâfız Âsım, herhangi bir seçim yapmadan, Kur’ân-ı Kerîm’i o anda aklına geliveren bir yerinden okumaya başladı. Okuduğu “Hâkka” sûresiydi.

Bir miktar okuduktan sonra, kendisini sessizce dinlemekte olan sofradakilerin, huzursuz olup kıpırdandıklarını, birbirleriyle fısıldaştıklarını hissetti. Ne oluyordu?

Okuduğu âyetleri düşündü:

“…İnnehu le-kavlu Resûlin kerîm ve mâ huve bi-kavli şâirin, kalîlen mâ tu’minûn ve lâ bi-kavli kâhinin kalîlen mâ tezekkerûn, tenzîlun min Rabbi’l âlemîn…”

Aman yâ Rabbi, ne yapmıştı? Neresini okumuştu:

 “…O Kur’ân elbette şerefli bir Peygamber’in Allah’tan aldığı sözüdür. O, bir şâirin sözü değildir. Ne de az inanıyorsunuz? Bir kâhinin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz? O, Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir…”

Gâzi Paşa’nın ayağa kalktığını görerek, sustu. Zaten okuyacak hâli kalmamıştı. Paşa’nın sinirlendiği anlaşılıyordu:

“-Bu hâfız, sâde hâfız değil, aynı zamanda diplomat. Bizim biraz evvel konuştuklarımızı muhakkak duydu. Şimdi Kur’ân’la bize cevap veriyor.”

Hâfız Âsım, korku ve endişe içinde idi. Titrek bir sesle kendisini müdafaa etmeye çalıştı:

“-Paşam, ben hâfızım ama Kur’ân’ın mânâsına maalesef vukufum yoktur. Bilmeyerek size karşı gelecek bir şey yapmışsam, bu benim eserim değil, ancak Allah’ın bir tecellîsidir.”

Az sonra Dolmabahçe Sarayı’nın ılık havasından 1931 kışının soğuğuna çıkmakta olan Hâfız Âsım Efendi, altı yüz sayfalık Kur’ân-ı Kerîm’in içinden çıkıp, ağzından dökülüveren âyetlere kendisi de şaşıyor; kimse görmeyeceği için, artık korkmadan rahatça bıraktığı gözyaşlarını silerken şöyle mırıldanıyordu:

“Kur’ân, kendisini müdâfaa ediyor!” (1)

 (1) Aynen cereyan etmiş olan bu hâdiseyi, Hâfız Âsım Efendi’den dinleyerek, Ali Kemâlî Aksüt yazmış ve yayınlamıştır: “Mustafa Kemal Paşa ve Kur’ân Tercümesi”, Sebîlürreşâd, s. 4, no 96, s. 328, Şubat 1951.

M. Ertuğrul Düzdağ

Mehmed Âkif Mısır Hayatı ve Kur’ân Meâli

Şûle Yayınları

İstanbul, 2009

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

PEYGAMBERİMİZ EBU CEHİL’E GİTTİ Mİ?

PEYGAMBERİMİZ EBU CEHİL’E GİTTİ Mİ?

Âlemlerin Rabbi Kur’ân’ında Resûlullah aleyhissalatu vesselamı bizim için ‘en güzel ör

MEAL OKUMAK KUR’AN’I ANLAMAK MIDIR?

MEAL OKUMAK KUR’AN’I ANLAMAK MIDIR?

Bir bayan, öğretmenlikten emekli olduktan sonra "başımı kapattım, namazlarımı kılmaya başl

ŞEHİD ÖLDÜĞÜNDE NE HİSSEDER?

ŞEHİD ÖLDÜĞÜNDE NE HİSSEDER?

Abdullah bin Zübeyr, bir daha hücuma geçince Şamlı askerler hazan yaprakları gibi kılıcını

İRADEMİZİ TERBİYE EDELİM

İRADEMİZİ TERBİYE EDELİM

A.J. Cronin, Reader’s Digest, Amerika Otuz sene evvel(1920’ler) genç bir doktor olarak bulundu

PROF. DR. ALAADDİN BAŞAR BEYİN İBRETLİ BİR ANISI

PROF. DR. ALAADDİN BAŞAR BEYİN İBRETLİ BİR ANISI

“Lise son sınıftaydım. Bir gün hocamız sınıfa girdiğinde, tahtada ahlâk dışı bir resim

BİR ARAP ÂLİMİN İBRETLİ HİKAYESİ

BİR ARAP ÂLİMİN İBRETLİ HİKAYESİ

Merhum Mehmed Kırkıncı Hocaefendi anlatıyor; “1970’li yıllarda, İstanbul’daki bir sohbet

CEVAP YERİNE..

CEVAP YERİNE..

FETÖ’nün, genel anlamda İslam’a büyük zararı dokunduğu gibi, daha özel anlamda Risale-i

TARİH ŞUURU VE EHEMMİYETİ

TARİH ŞUURU VE EHEMMİYETİ

İnsanlar geçmiş zamanın hâtıratı ile zaman zaman neşeyâb olduğu gibi, milletler de mazinin

MUHAMMED ESED’İ SARSAN SURE

MUHAMMED ESED’İ SARSAN SURE

Aslen Yahudi kökenli bir Avusturyalı olan merhum Muhammed Esed(Leopold Weiss) “Mekke’ye Giden

BU DA GEÇER YÂ HÛ

BU DA GEÇER YÂ HÛ

Bu ümmet ne badireler atlattı uzun tarihi boyunca.. Ne ihanetler, kahpelikler gördü; ne zulümle

SORU CEVAPLARLA KURBAN İBADETİ

SORU CEVAPLARLA KURBAN İBADETİ

Soru: Kurban Kesmek Kimlere Vâciptir? Kurban kesmek dinen zengin sayılan Müslümanlara vaciptir.

Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun.

Tevbe, 119

GÜNÜN HADİSİ

Sizden biriniz, kendisi için sevdiği şeyi (mü'min) kardeşi için de sevinceye kadar kamil mümin olmaz.

250 Hadis, s.148

TARİHTE BU HAFTA

*I.Dünya Savaşı Sona Erdi(11 Kasım 1918) *Bolu-Düzce-Kaynaşlı Depremi(12 Kasım 1999) *Mehmed Zahid Kotku Hz.lerinin Vefatı(13 Kasım 1980) *K.K.T.C Kuruldu(15 Kasım 1983) *Muhyiddin-i Arabi Hz.lerinin Vefatı(16 Kasım 1240)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI