Cevaplar.Org casino maxi

MÜSLÜMAN AYDININ IZDIRABI


2010-04-08 02:00:38

Memleketimizde 1908 sonrasında hızlanan Batılılaşma, Cumhuriyetin ilanı ertesinde devletçe benimsenip, Batılı hayat, resmi imkânların seferber edilmesi ve çoğu kere kanun yolu ile halka benimsetilmeye çalışılmıştı. Burası malum…

Acaba bu değişim, şahısların zihin ve ruhlarında ne gibi tesirler uyandırdı; nasıl ve ne büyüklükte rahatsızlıklara sebep oldu? Acaba bu rahatsızlıkların tesirleri hâlen ne şekilde devam ediyor? Cemiyetimizde günden güne artan ahlak ve davranış bozukluklarında ve aydınların yozlaşmasında, yüzyıla yakın bir zamandır hiçbir neticeye bağlanmadan devam eden bu buhranın yeri nedir?

Batının meşhur yazarları, bulundukları toplumun geçirdiği büyük değişim ve buhran devirlerinin tesirleri ile büyük ve kalıcı eserlerini ortaya koymuş; cemiyetlerine yön veren araştırma, felsefe ve fikir eserlerinin ve romanlarını yazmışlardı. Ne gariptir ki, batının tesiriyle kendini kaybeden aydınımız, içinde bulunduğu acıklı durumu tesbit edip, eserler ortaya koymak için ihtiyacı bulunan manevî kuvvetini de kaybetmiş bulunuyor.

Yakın tarihimizin ictimâî ve ferdî buhranlarını, mesela üç nesillik bir hayat hikâyesi içinde anlatmayı deneyebiliriz. Ve meselâ böyle bir hikâyenin baş kahramanlarından birisi, Yenikapı Mevlevîhânesi Şeyhi Mehmed Abdulbâki Efendi olabilir.

Abdulbâki Efendi, 1883 yılında İstanbul’da doğdu. İlm ü kemaliyle maruf Yenikapı Mevlevihânesi Şeyhi Mehmed Celâleddin Efendi’nin oğludur. Zamanının ilim ve irfanında en güzel tahsilini gördü. Babasının vefatı üzerine yerine geçti. 1911-1920 yıllarında ‘Meclis-i Meşâyih’ azalığında bulundu. İstanbul İlahiyât Fakültesinda Farsça muallimliği yaptı. İbnülemin Mahmud Kemâl Bey, kendisinden bahsederken, ‘Bâki Efendi, edip, nâzik, nüktedan, suhanşinas ve istediği vadide şiir söylemeye muktedir bir şâir-i mâhirdir’ diye yazmaktadır.

İşte acaba böyle bir zât, geçirilen değişiklikler karşısında kendini nasıl hissetmiş ve neler duymuştur? Merhumun bu husustaki hislerini, yazdığı bir şiirden bulduk. Bugünkü nesillere eskilerin ızdıraplarından ipucu verecek olan bu manzumeyi aşağıya alıyorum. Altına da bugünkü dille manasını vereceğim:

Kesip rîş-i sefîdim, pîr iken yosma civân oldum.Makam-ı Mevlevî’de şeyh idim, pîr-i mugân oldum.
Ne sâfî müslümân kaldım, ne oldum kıpkızıl kâfir
Giriftâr-ı belâ-yı fitne-i âhirzamân oldum.
Dilimde nûr-i imanım, başımda kapkara şapka.
Misâl-i subh-i kâzib nûr ü zülmette ayân oldum.
Semâ-yı Mevlevî'yi terk edip, öğrenemedim dansı
Selânik Dönmesi'nden de beter bir müslüman oldum.
Abâ bonjur, silindir şapka oldu sikke-i molla
Bu uydurma kıyâfetlerle rüsvâ-yı cihân oldum
Ne şâhânı seleften nâil oldum lütf ü ihsâna
Ne Cumhûriyyet erkânıyla yâr-ı hem-inân oldum
Müderrisler Dârülfünun'da eylediler bana sebkat
Cehâletten hamâkatten eğerçi imtihân oldum
Nevâ-yı nây ile raksân olurken bir zamanlar ben
Belâ-yı hicr ile şimdi mücessem bir figân oldum.

Müslümanlık ve Osmanlılıktan çıkıp, Batıcı hayatın anaforu içine düşen kâmil bir zâtın, kendi yaşadığı ızdıraplarla birlikte, memleketin halini anlattığı, târihî ve edebî manzûmenin bugünkü dille karşılığı:

Ak sakalımı kesip, yaşlı iken hoppa gençlere benzedim. Daha önce Mevlevi şeyhi iken, bu yeni halimle meyhaneciye döndüm.

Ne saf bir Müslüman olarak kalabildim, ne de kıpkızıl kâfir oldum. Ben ahirzaman fitnesi tutuldum, belalara uğradım.

Gönlümde imanımın aydınlığı, kafamda kapkara kâfir şapkası ile ışık ile karanlık arasında sanki ‘yalancı sabah’ (fecr-i kazib) gibi göründüm.

Yeni dansları öğrenemedim ama, Mevlevî semâını terk ettim. Selânik Dönmesi sahte Müslümanlardan daha beter bir münafık oldum.

Cübbe ‘bonjur’a(Avrupa usulü ceket) ve Mevlevî sikkesi şapkaya dönüştü, bu uydurma kıyafetlerle ben cihana rezil oldum.

Eski padişahlardan bir ihsana nâil olmamıştım, Cumhuriyet devri ileri gelenleriyle de bir dostluğum olmadı.

Üniversite’ye hoca olmak için gerçi cehâlet ve ahmaklıktan imtihâna çekildim, ama profesörler beni geride bıraktı.

Bir zamanlar ney nağmeleri ile coşardım, şimdi ayrılık belasıyla ben de(ney gibi) ızdırâbın, müşahhas timsâli bir feryâ oldum.

Not: Yandaki fotoğrafta Yenikapı Mevlevihanesi'nin son postnişini Abdülbaki Baykara (ortada), Şerefeddin Yaltkaya (solda) ve Maarif Vekili Hasan Âli Yücel ile.

Kaynak

Tarafsız Değilim-M.Ertuğrul Düzdağ-İz Yayıncılık-İst-1993

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

İlyas Altun, 2010-04-08 02:49:13

Çok harika bir şiir..Çok şey anlatıyor..

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

DİĞER YAZILAR

MEAL OKUMAK KUR’AN’I ANLAMAK MIDIR?

MEAL OKUMAK KUR’AN’I ANLAMAK MIDIR?

Bir bayan, öğretmenlikten emekli olduktan sonra "başımı kapattım, namazlarımı kılmaya başl

ŞEHİD ÖLDÜĞÜNDE NE HİSSEDER?

ŞEHİD ÖLDÜĞÜNDE NE HİSSEDER?

Abdullah bin Zübeyr, bir daha hücuma geçince Şamlı askerler hazan yaprakları gibi kılıcını

İRADEMİZİ TERBİYE EDELİM

İRADEMİZİ TERBİYE EDELİM

A.J. Cronin, Reader’s Digest, Amerika Otuz sene evvel(1920’ler) genç bir doktor olarak bulundu

PROF. DR. ALAADDİN BAŞAR BEYİN İBRETLİ BİR ANISI

PROF. DR. ALAADDİN BAŞAR BEYİN İBRETLİ BİR ANISI

“Lise son sınıftaydım. Bir gün hocamız sınıfa girdiğinde, tahtada ahlâk dışı bir resim

BİR ARAP ÂLİMİN İBRETLİ HİKAYESİ

BİR ARAP ÂLİMİN İBRETLİ HİKAYESİ

Merhum Mehmed Kırkıncı Hocaefendi anlatıyor; “1970’li yıllarda, İstanbul’daki bir sohbet

CEVAP YERİNE..

CEVAP YERİNE..

FETÖ’nün, genel anlamda İslam’a büyük zararı dokunduğu gibi, daha özel anlamda Risale-i

TARİH ŞUURU VE EHEMMİYETİ

TARİH ŞUURU VE EHEMMİYETİ

İnsanlar geçmiş zamanın hâtıratı ile zaman zaman neşeyâb olduğu gibi, milletler de mazinin

MUHAMMED ESED’İ SARSAN SURE

MUHAMMED ESED’İ SARSAN SURE

Aslen Yahudi kökenli bir Avusturyalı olan merhum Muhammed Esed(Leopold Weiss) “Mekke’ye Giden

BU DA GEÇER YÂ HÛ

BU DA GEÇER YÂ HÛ

Bu ümmet ne badireler atlattı uzun tarihi boyunca.. Ne ihanetler, kahpelikler gördü; ne zulümle

SORU CEVAPLARLA KURBAN İBADETİ

SORU CEVAPLARLA KURBAN İBADETİ

Soru: Kurban Kesmek Kimlere Vâciptir? Kurban kesmek dinen zengin sayılan Müslümanlara vaciptir.

DEVLET İDARESİNDE İKİ MÜHİM ESAS: İSTİKAMET VE ADALET

DEVLET İDARESİNDE İKİ MÜHİM ESAS: İSTİKAMET VE ADALET

İstikamet; Hak ve hukuka uygun hareket etmektir. İstikamet, toplum hayatının en önemli esasla

et-Teğabün: 3

Gökleri ve yeri yerli yerince yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş ancak O'nadır. (Mürşid 3.1 adlı yazılım-Turan Yazılım-(www.turan.com.tr) )

GÜNÜN HADİSİ

Takat getirebileceğiniz ameli alınız.Allah'a yemin olsun ki siz usanmadıkça Allah usanmaz.

Müslim, Kitabu Salati'l-Musafirin ve Kasriha

TARİHTE BU HAFTA

*Köprülü Fazıl Mustafa Paşa'nın Şehit düşmesi (19 Ağustos 1691) *Mescid-i Aksa'nın Yahudilerce Yakılması(21 Ağustos 1969) *Sakarya Savaşı (22 Ağustos 1921) *Hz. Ebu Bekir (634) ve Ebussuud Efendi'nin (1574)[23 Ağustos]

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI