Cevaplar.Org

PROF. DR. ŞENER DİLEK HOCAMIZLA NUR’UN TEDRİS RAHLESİNDE-8

- Risalelerin o dönemdeki inkişafında aslında tek parti döneminin baskılarının rol oynadığını iddia edenler var.. Onlar: Böyle bir baskı olmasaydı insanlar etkiye karşı tepki vermeyecekti ve Risale-i Nurlar da bu kadar yayılmayacaktı, diyorlar.


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2010-02-15 08:20:09

- Risalelerin o dönemdeki inkişafında aslında tek parti döneminin baskılarının rol oynadığını iddia edenler var.. Onlar: Böyle bir baskı olmasaydı insanlar etkiye karşı tepki vermeyecekti ve Risale-i Nurlar da bu kadar yayılmayacaktı, diyorlar. Bu düşüncelere ne diyorsunuz?

 

-Tarih boyunca, zulmün dehşet ve şiddet fırtınası hamiyet ateşini ve dava ruhunu alevlendirmiştir. Bu açıdan bakıldığında Tek parti döneminde yapılan baskı ve zulümlerin Nur talebelerinin hamiyetlerini kamçıladığı ve istidatlarının inkişafına vesile olduğunu söyleyebiliriz. Fakat bunun tersini varsayıp, eğer bu baskılar olmasaydı, R.Nurlar neşr olmazdı diye iddia etmek, Risale-i Nur'un cihanbaha hazine-i kudsiyesini, envar ve hakikat-i imaniyesini görmemenin ve o hazine-i maneviyeden bihaber ve nasibsiz olmanın bir alametidir ve bir basiret körlüğüdür.

 

Neticede bu iddia bir varsayımdan ibaret.. İş, varsayımlara kalırsa; ne varsayımlar biter, ne de iddialar tükenir. Ama, tahkik adına yapılacak değerlendirmede ilk iş, meselenin esasını ortaya koymaktır. Kanaatime göre meseleye şöyle bakmak icab eder:

 

Risale-i Nur, bu asırda, Kur'an-ı Azimüşşan'ın eczanesinden alınmış bir iksir-i manevîdir. Bu iksir, biiznillah, hem gıda, hem deva, hem şifadır. İhtiyacını hissedenler, susuzluğunu gidermek isteyenler, açlık içinde kıvrananlar, maddî ve manevî yara ve berelerinden kurtulmak isteyenler bu iksire koşuyorlar. Bu iksiri kullananlar, sıhhat ve afiyete, sürur ve saadete mazhar oluyorlar.

 

Bu noktada, Risale-i Nur hizmetinin intişarı açısından baktığımızda karşımıza üç tabaka çıkmaktadır:

 

Birincisi, bu iksir-i Kur'aniye'yi henüz içme bahtiyarlığına ulaşmamış olanlar.

 

İkincisi, bu iksiri içip başkalarına da içirtmeyi kendisine meslek edinenler, bu uğurda çalışanlar, fiilen gayret gösterenler..

 

Üçüncüsü, bu iksiri içmek istemeyen nasipsizler; ya bilmediğinden, ya hazımsızlığından, ya hasedinden, ya da temerrüdünden..

 

Bu tabakalar arasındaki farklılık, kabul veya red, sırr-ı kader canibinden bakılınca, bir imtihan.. Bir kanun-u mübareze.. Hz. Adem'den ta kıyamete kadar sürüp giden bir imtihan.. Hak ile batıl, hayır ile şer, iyilik ile kötülük karşı karşıya gelecek.. Bu bir sünnetullah kanunu.. Bu imtihan bir sır.. Zulüm, nifak, tasallut; sebatkârları sebatsızlardan, ehl-i hamiyeti yalancılardan, samimileri lakayt ve laubalilerden ayıran bir sır..

 

Evet, bilmek gerekir ki, baskı ve zulümlerin ziyade arttığı dönemlerde korkaklar, rahatını seven ve menfaatini düşünen insanlar hep gerilerde kalırlar. Sıddıklar, fedailer, fedakarlar, halis ve hasbîler; inançlarını ihlasla yaşar ve yaşatırlar, her türlü zulüm ve ihanetlere göğüslerini siper eder, hamiyetlerini destanlaştırırlar.

 

Evet, bir destandır Said Nursi'nin hayatı.. Bir ihlas kahramanı, bir hamiyet çağlayanıdır Said Nursi.. Gece gündüz, yaz kış dememiş, bütün hayatı boyunca davasını bestelemiş.. Hapis sürgün dememiş bahçe-i Kur'aniye'den marifet çiçeklerini destelemiş.. Tebliğ görevini hayatı pahasına sergilemiş..

 

O dehşetli günlerde aziz ve sıdık, hasbi ve samimi, fedakar ve hamiyetli bir avuç insan onun etrafında kenetlenmiş, bir asra sığacak bir hizmeti omuzlamış, akıllara sığmaz bir sinerji oluşturmuşlar.. Dört kişinin bir araya gelip 1111 olması misali, azim bir hizmeti, biiznillah tahakkuk ettirmişler..

 

Evet, İslam tarihinde en sıkıntılı ve en sancılı dönemlerde hasbî, fedakâr ve hamiyetli insanlar tebliğ ve temsil görevlerini omuzlarına almış, liyakatle taşımışlar.. Alemlerin zifiri karanlık olduğu dönemlerde yüksek ruhlar ve kâmil istidatlar, hasbî fıtratlar meşaleyi yakmış, etraflarını aydınlatmışlar.. Mahrumiyet ve meşakkatler, yüksek ruhları ayağa kaldırmış, hasbî fıtratları ateşlemiştir.. "Nice az topluluklar, Allah'ın izniyle sayıca çok olan toplulukları yenmişlerdir." (Bakara,250) ayetinin hükmünce, Cenab-ı Hak, o az toplulukların üzerine sabır yağdırmış, ayaklarına sebat vermiş; o azgınlara karşı o azlara zafer bahşetmiştir. İşte Talut'un ordusu.. İşte Mekke dönemi.. İşte ilk müslümanlar.. O azlar kısa bir müddet içinde Allah-ı Azimüşşan'ın şan-ı celilini bütün dünyaya duyurmuşlar..

 

Evet, baskı dönemleri ile ilgili bilinmesi gereken çok önemli bir sır varsa, o da şudur: Baskı dönemleri çok sancılıdır. Sancılı dönemler, çile demektir; ızdırab, meşakkat ve sıkıntı demektir. Izdırablı ve sıkıntılı iklimlerde, hasbîler, fedakarlar yaşar. İki yüzlüler, nifak üretenler o atmosfere giremez, o iklimde yaşayamazlar. Onlar ancak, rahatta ve rehavette, lükste ve sefahatte ürerler.

 

Evet, bu makamda söylenecek çok söz var.. Bu kadar ile iktifa edelim. Yalnız bu meselede hakikat adına bir başka noktanın da ayrıca altını çizmek, o noktayı da bu makamda izah etmek lazım. Bu nokta izah edilmezse, zannederim belki de bu mesele bir cihette noksan kalır.

 

- "Nedir o nokta?"

 

O nokta şudur: Bazı şeyler vardır ki, onların zıddı olsun veya olmasın onlar nefsülemirde bizzat güzeldirler. Mesela küfür olsun olmasın iman zatında güzeldir. Cehalet olsun olmasın, ilim güzeldir. Fısk olsun olmasın edep güzeldir. Hakikatın talimi güzeldir, hamiyet güzeldir.

 

Risale-i Nur ilimle nakşedilmiş, hikmetle tezyin edilmiş.. Risale-i Nur hizmeti, halis niyetle yürütülmüş, fedakârlıkla omuzlarda taşınmış, hamiyet gücü ile inşa edilmiş. Bu noktalar dikkate alındığında görülür ki, zulüm ve tahakkümler olsun veya olmasın, imanda derinleşmek her zaman güzeldir; cehalet olsun olmasın ilmin talimi her zaman lezizdir. Hamiyet libasını giyip, ruhu marifet ile tezyin edip hakikatleri talim ve tebliğ etmek her zaman tatlıdır. Ruhları ateşleyen bu noktaları da unutmamak gerektir.

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

LATİF ERDOĞAN BEY İLE RİSALE-İ NUR’UN İNŞA VE İHYA METODU ÜZERİNE-2

LATİF ERDOĞAN BEY İLE RİSALE-İ NUR’UN İNŞA VE İHYA METODU ÜZERİNE-2

-İzninizle başka bir soruya geçmek istiyorum. Bir yerde üstad şöyle diyor; “ey uykuda iken k

LATİF ERDOĞAN BEY İLE RİSALE-İ NUR’UN İNŞA VE İHYA METODU ÜZERİNE-1

LATİF ERDOĞAN BEY İLE RİSALE-İ NUR’UN İNŞA VE İHYA METODU ÜZERİNE-1

O Bediüzzaman'dır Bu köşede, çeşitli vesilelerle dediklerimize ek olarak söyleyecek olursak:

ABDULLAH TAYLAN HOCAEFENDİ İLE SOHBETİMİZ

ABDULLAH TAYLAN HOCAEFENDİ İLE SOHBETİMİZ

Kıymetli ziyaretçilerimiz, yeni bir söyleşimizi daha hizmetinize sunuyoruz. Aslen Muş’lu olup

SEYDA FETHULLAH AYTE EFENDİ İLE GÖRÜŞTÜK

SEYDA FETHULLAH AYTE EFENDİ İLE GÖRÜŞTÜK

Doğunun ilim ve irfan merkezlerinden bir amud-u nurani olan Nurşin medreselerinin Üstad Bediüzza

BÜNYAMİN DURAN HOCAMIZLA SÖYLEŞİMİZ

BÜNYAMİN DURAN HOCAMIZLA SÖYLEŞİMİZ

Kıymetli ziyaretçilerimiz, Nur Söyleşilerimizden birisini daha hizmetinize sunuyoruz. Prof. Dr.

MEHMET RAGIP ÖNCEL HOCAMIZLA SÖYLEŞİMİZ-2

MEHMET RAGIP ÖNCEL HOCAMIZLA SÖYLEŞİMİZ-2

-Hocam, sizin risaleyi risaleyle izahınız çok dikkat çekiyor. Bu tarza nasıl başladınız? -

MEHMET RAGIP ÖNCEL HOCAMIZLA SÖYLEŞİMİZ-1

MEHMET RAGIP ÖNCEL HOCAMIZLA SÖYLEŞİMİZ-1

Kıymetli ziyaretçilerimiz, Nur Söyleşileri bölümümüzde yeni bir mülakatımızı hizmetiniz

BABNİRLİ MELE ABDULLAH HOCAEFENDİ İLE ÜSTAD ETRAFINDA BİR SÖYLEŞİ

BABNİRLİ MELE ABDULLAH HOCAEFENDİ İLE ÜSTAD ETRAFINDA BİR SÖYLEŞİ

Kıymetli ziyaretçilerimiz, cevaplar.org adına gerçekleştirdiğimiz yeni bir söyleşiyi takdim

NUSRET KOCABAY HOCAEFENDİ İLE R.NURLARIN İRŞADİ YÖNÜ ÜZERİNE

NUSRET KOCABAY HOCAEFENDİ İLE R.NURLARIN İRŞADİ YÖNÜ ÜZERİNE

Kıymetli ziyaretçilerimiz, değerli bir âlim ve ehl-i kalb bir büyüğümüzle yaptığımız k

PROF. DR. AHMED AKGÜNDÜZ İLE BÜYÜK MÜCEDDİD'İN ETRAFINDA

PROF. DR. AHMED AKGÜNDÜZ İLE BÜYÜK MÜCEDDİD'İN ETRAFINDA

-Hocam, ilk sorum şöyle; Bediüzzaman’ın medrese sistemine getirdiği yenilikler nelerdir?

PROF. DR. AHMED AKGÜNDÜZ HOCAMIZIN DİLİNDEN İKİ ATEŞİN DİMAĞ

PROF. DR. AHMED AKGÜNDÜZ HOCAMIZIN DİLİNDEN İKİ ATEŞİN DİMAĞ

Değerli ziyaretçilerimiz, Prof. Dr. Ahmed Akgündüz Hocamızla yaptığımız yeni bir söyleşiy

İnsan, bizim kendisini kerih bir nutfeden yarattığımızı görmez mi ki, şimdi o apaçık bir hasım kesilmektedir.

Yasin, 77

GÜNÜN HADİSİ

"Kişi, dostunun dini üzeredir. Bu nedenle, kiminle dost olacağına dikkat etsin!"

Ebû Dâvud

TARİHTE BU HAFTA

*I.Dünya Savaşı Sona Erdi(11 Kasım 1918) *Bolu-Düzce-Kaynaşlı Depremi(12 Kasım 1999) *Mehmed Zahid Kotku Hz.lerinin Vefatı(13 Kasım 1980) *K.K.T.C Kuruldu(15 Kasım 1983) *Muhyiddin-i Arabi Hz.lerinin Vefatı(16 Kasım 1240)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI