Cevaplar.Org

KUR’AN VE SÜNNET PENCERESİNDEN TASAVVUFİ HAYAT (5)

Hz Muhammed (S.A.V.) Peygamberlik görevini icra ederken iki görevi yerine getiriyordu. Birincisi devlet reisliği, ikincisi ise dini liderlikti. Dini liderlik ise yine ikiye ayrılıyor. Birincisi fıkhi liderlik, ikincisi ise (mistik) tasavvufi li


Muhammed Kocakaya

m_kocakaya_2@hotmail.com

2009-11-14 09:35:18

Hz Muhammed (S.A.V.) Peygamberlik görevini icra ederken iki görevi yerine getiriyordu. Birincisi devlet reisliği, ikincisi ise dini liderlikti. Dini liderlik ise yine ikiye ayrılıyor. Birincisi fıkhi liderlik, ikincisi ise (mistik) tasavvufi liderlik.

Peygamberimiz (S.A.V.) vahiy ile desteklendiği için bütün bu görevler ona zor gelmiyordu. Fakat peygamberimizin aramızdan çekilmesiyle durum değişmiştir. Artık vahiy ile desteklenen bir peygamber yoktur. Bu yüzden onun şahsına topladığı bu üç yetki bölünecektir. Konumuz olan tasavvufi (ruhi) eğitim yetkisini veliler veya sufiler dediğimiz irşat kadrosu oluşturmuştur. Durum böyle olunca tasavvufun gayesini; peygamberden boşalan ruhi liderlik makamına namzet yetiştirmek veya peygamber varisi insan yetiştirmek diye de ifade edebiliriz.

Hiç şüphe yok ki dinin belirli emirlerini yerine getirip yasakladığı şeylerden uzak durmak, inanılan dinden zevk ve ilham almanın ilk ve kaçınılmaz şartıdır. Ancak bu, insanın ruhi derinliklerinden fışkıran ulvi arzuları doyurmaya yetmiyor. Kuralların ötesinde, ruhun temas etmek istediği bir başka alan vardır. İşte nihai maksat o alana rapt olabilmektir. Kur'an ve Hadisler bu inceliğe sık sık dikkat çekmektedir. Namazdaki “huşu” olayı gibi “tezkiye”,”ihsan”,”tezekki” gibi terimler de hep kurallar dışıdır.

Kur'an-ı Kerim'de bir miraç olayı vardır. Bu, objektif bir ifadeyle insan ruhunun faaliyetidir. Miraçla bize tanıtılan ruhi faaliyet en yüce mertebesiyle peygambere mahsus olsa da, öteki insanların bundan nasip alamayacağı iddia edilemez. Eğer böyle olsaydı, miraç hadisesi bize duyurulmaz, Allah'la peygamber arasında kalırdı. Kalmadığına göre Kur'an bizi bu faaliyete çağırmaktadır. O halde tasavvufun gayesini; miracı faaliyete iştirak ettirmek de diyebiliriz.

Burada aklımıza şu sorular geliyor. “ Hz Peygamberin miraci faaliyetine nasıl iştirak edebiliriz?” “Allah'ı görüyormuş gibi ibadet eden insan tipini nasıl yetiştirebiliriz?” “Allah'ın sıfatları ile sıfatlanmak nasıl oluyor?” işte bütün bu soruların cevaplarını tasavvufta, tasavvuf müessesesinin merkezinde bulunan “Mürşid-i Kâmilde” buluyoruz. Cenab-ı Allah'ın : “benim veli kullarım” dediği Mürşid-i Kamil kimdir? Gelecek hafta bu soruya cevap bulmaya çalışacağız.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Gökleri ve yeri yerli yerince yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş ancak O'nadır.

et-Teğabün: 3

GÜNÜN HADİSİ

Zalim sultanın yanında gerçeği söylemek en büyük cihaddandır.

Tirmizi 13, (2175)

TARİHTE BU HAFTA

*Uyvar Kalesi Fethedildi.(24 Eylül 1663) *Niğbolu Savaşaı Kazanıldı.(25 Eylül 1396) *Birinci Viyana Kuşatması(27 Eylül 1529) *Preveze Deniz Zaferi(28 Eylül 1538) *Demokrat Parti Kapatıldı(29 Eylül 1960)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI