Cevaplar.Org

SİZ HALA İMAN HAKİKATLARINDAN M I BAHSEDİYORSUNUZ?

Bize, "Siz daima imandan bahsediyorsunuz. Allahın varlığını ve birliğini anlatmaya çalışıyorsunuz. Bu meseleyi hâlâ hâlledemediniz mi? Başka mesele mi yok?" diyorlar. Bu tenkidin garip tarafı, bazı müslümanlardan geliyor olması. Mümin, mümini "


2009-10-15 10:20:56

Bize, "Siz daima imandan bahsediyorsunuz. Allahın varlığını ve birliğini anlatmaya çalışıyorsunuz. Bu meseleyi hâlâ hâlledemediniz mi? Başka mesele mi yok?" diyorlar. Bu tenkidin garip tarafı, bazı müslümanlardan geliyor olması. Mümin, mümini "imanından" söz etmekle "itham" ediyor.

Dedikleri gibiysek ne mutlu bize!..

Onlardan, âhirette de şahidimiz olmalarını isteriz. Amel defterlerinin açıldığı, şahitlerin dinlendiği o büyük muhasebe vaktinde bu sözlerini tekrar etsinler.

Gerçi bizi dikkatle dinleyip, insafla anlamaya çalışsalardı, önemine inandığımız başka konuları da lüzumu derecesinde konuştuğumuzu ve yazdığımızı bileceklerdi. Bu kardeşlerimize, uzaktan indî hükümler verdikleri için darılacak değiliz.

Ancak, bu ithamda bizi kaygılandıran bir özellik olduğunu da söylememiz gerekiyor: "Allahın varlığı ve birliği" meselesinin büyük öneminin yeterince anlaşılmamış olduğunu seziyoruz.

Gaflet bu!..

İslâm’ın ruhu iman, imanın özü ise tevhiddir. Sair iman rükünleri, ibadet ve takva Allaha iman hakikatine dayanır. Ahiret Allahın mülküdür, melekler Allahın kullarıdır, kader Allahın ilmidir, ilâhî kitaplar Allahın kelâmıdır, peygamberler Allahın elçileridir, ibadetler Allah içindir, günahlardan Allah yasak ettiği için sakınılır...

Günümüzde pek revaçta olan ailevî, iktisadi, içtimaî ve siyasî meseleler de ancak kuvvetli bir iman ile hâlledilebilir. İman şuuruyla yaşayan insanların müesseseleri de elbet kendilerine benzeyecektir.

Biz, "inanmak" için değil, "inandığımız" için tevhidden bahsediyoruz. Allaha "inanmak" başka, "tanımak" başka şeylerdir. İnsanın bu dünyada en mühim vazifesi, Rabbini daima hatırlamak ve her fırsatta başkalarına da hatırlatmaktır.

Biz, imanın, marifetin ve muhabbetin hadsiz mertebeleri bulunduğunu fark etmişiz. Bu sebeple, başkaları başka şeyler söylerken, biz her fırsatta iman hakikatlerini konuşmak istiyoruz.

Bir yandan "Allahın rahmet eserleri"ni tefekkür edip, imanımızı keyfiyeten artırırken, diğer yandan da mütereddit insana niçin inanması gerektiğini anlatıyoruz. Aklına kapılar açıyor, onu düşünmeye davet ediyoruz.

Peygamberlerin ve ilâhî kitapların yaptığını yapmaya çalışıyoruz. Biliyoruz ki, bütün nebilerin ortak davası "Lâilâhe illallah" olmuştur.

Biz, imanın dilini konuşuyoruz.

Şüphesiz, kâinatta en ulvî hakikat imandır. En büyük hizmet de imana hizmettir. Marifetullah, yani Allahı tanıma ilminden daha yüce bir ilim yoktur. Çünkü her ilim kıymetini konusundan alır. Marifetullah ilminin konusu ise, bizzat Allahtır. Marifetullahın meyvesi ise muhabbetullahtır, yani Allah sevgisidir. Her güzel şey, tanındığı oranda sevilir. Allahı sevmenin yolu da, Onu tanımaktan geçer.

Muhabbetimiz, marifetimiz nispetindedir.

İman, marifet, muhabbet, işte insanın en büyük gayesi. Asrımızın hastalığı ise imansızlık, şüphe ve tereddüttür. Bütün buhranlarımızın kaynağı iman zayıflığıdır.

Kulluk etmek ve günahlardan sakınmak, imanın meyveleridir. Gelişip ağaç hâline gelmemiş bir imandan meyve vermesi beklenilebilir mi?

Kalbini imanla nurlandıramadığımız insanı terbiye edemeyiz. İnsanı terbiye etmeden de cemiyete istikamet vermek mümkün değildir. Havuzun ortasına atılan taş, nasıl dalga dalga, halka halka kıyıya kadar her yeri etkilerse, imana hizmet de ferdi, aileyi, toplumu, milleti, kısacası insanı ve insanın çevresindeki her daireyi nurlandırır ve düzeltir.

İşte bu sebeplerle biz, var gücümüzle imana hizmet etmeye çalışıyoruz.

Ömer Sevinçgül

Bana Soran Oldu mu?

Zafer Yayınları

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

HÜZÜNLÜ BİR SÜNNET HATIRASI

HÜZÜNLÜ BİR SÜNNET HATIRASI

Yavuz Bülent Bakiler beyefendi anlatıyor; (Arif Nihat Asya merhum ile) Müşterek dostumuz şair

PEYGAMBERİMİZ EBU CEHİL’E GİTTİ Mİ?

PEYGAMBERİMİZ EBU CEHİL’E GİTTİ Mİ?

Âlemlerin Rabbi Kur’ân’ında Resûlullah aleyhissalatu vesselamı bizim için ‘en güzel ör

MEAL OKUMAK KUR’AN’I ANLAMAK MIDIR?

MEAL OKUMAK KUR’AN’I ANLAMAK MIDIR?

Bir bayan, öğretmenlikten emekli olduktan sonra "başımı kapattım, namazlarımı kılmaya başl

ŞEHİD ÖLDÜĞÜNDE NE HİSSEDER?

ŞEHİD ÖLDÜĞÜNDE NE HİSSEDER?

Abdullah bin Zübeyr, bir daha hücuma geçince Şamlı askerler hazan yaprakları gibi kılıcını

İRADEMİZİ TERBİYE EDELİM

İRADEMİZİ TERBİYE EDELİM

A.J. Cronin, Reader’s Digest, Amerika Otuz sene evvel(1920’ler) genç bir doktor olarak bulundu

PROF. DR. ALAADDİN BAŞAR BEYİN İBRETLİ BİR ANISI

PROF. DR. ALAADDİN BAŞAR BEYİN İBRETLİ BİR ANISI

“Lise son sınıftaydım. Bir gün hocamız sınıfa girdiğinde, tahtada ahlâk dışı bir resim

BİR ARAP ÂLİMİN İBRETLİ HİKAYESİ

BİR ARAP ÂLİMİN İBRETLİ HİKAYESİ

Merhum Mehmed Kırkıncı Hocaefendi anlatıyor; “1970’li yıllarda, İstanbul’daki bir sohbet

CEVAP YERİNE..

CEVAP YERİNE..

FETÖ’nün, genel anlamda İslam’a büyük zararı dokunduğu gibi, daha özel anlamda Risale-i

TARİH ŞUURU VE EHEMMİYETİ

TARİH ŞUURU VE EHEMMİYETİ

İnsanlar geçmiş zamanın hâtıratı ile zaman zaman neşeyâb olduğu gibi, milletler de mazinin

MUHAMMED ESED’İ SARSAN SURE

MUHAMMED ESED’İ SARSAN SURE

Aslen Yahudi kökenli bir Avusturyalı olan merhum Muhammed Esed(Leopold Weiss) “Mekke’ye Giden

BU DA GEÇER YÂ HÛ

BU DA GEÇER YÂ HÛ

Bu ümmet ne badireler atlattı uzun tarihi boyunca.. Ne ihanetler, kahpelikler gördü; ne zulümle

SİTE HARİTASI