Cevaplar.Org implant

MEHMED KIRKINCI HOCAEFENDİ’NİN ESERLERİNDE ÜSTAD BEDİÜZZAMAN

Geçen hafta değerli âlimlerimizden İsmail Çetin hocamızın Üstad Bediüzzaman ve eserleri hakkındaki değerlendirmelerini istifadenize sunmuştuk. Bu hafta ise başka bir âlimimizin, Mehmed Kırkıncı Hocamızın görüş ve değerlendirmelerini arz edeceği


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2009-07-31 01:24:02

Geçen hafta değerli âlimlerimizden İsmail Çetin hocamızın Üstad Bediüzzaman ve eserleri hakkındaki değerlendirmelerini istifadenize sunmuştuk. Bu hafta ise başka bir âlimimizin, Mehmed Kırkıncı Hocamızın görüş ve değerlendirmelerini arz edeceğiz. İstifadeli olması dileklerimle. Salih Okur, cevaplar.org

1928 yılında, Erzurum merkeze bağlı Güllüce köyünde dünyaya geldi. 1940 yılında ailesiyle beraber Erzurum'a yerleşti. İlk tahsil hayatına 1941 yılında Hacı Mustafa Efendi’nin yanında başladı ve beş yıl ders gördü. Risale-i Nurları bu devrede tanıdı. 1946 yılından itibaren, Osmanlı'nın son devrinde yetişmiş müstesna simalardan Hacı Faruk Efendi'den ders almaya devam eden Hocaefendi, daha sonra ise şarkın tanınmış âlimlerinden Molla Nadir Efendi'nin nezaretinde ilim tahsilinin devam ettirdi. Bu aradada iki yıl vatani görevini ifa etti.

Daha sonra 1955 yılında Üstad Bediuzzaman Hazretlerini ziyaret etti ve duasına mazhar oldu. Erzurum müftüsü Solakzade Sadık Efendi’den okuyup icazet aldı. 1960 ihtilali ile birlikte Sivas'a kampa götürülerek 6 ay gözaltında tutulmuştur. Yine 1973 yılında Risale-i Nur davasından dolayı 4 ay Erzurum'da hapiste kaldı. Halen Erzurum'da ikamet eden ve hayatını ilim ve irfana adayan Hocaefendi, gerek arabi ilimler sahasında, gerekse Risalei Nur camiasında mümtaz şahsiyetlerin yetişmesine vesile olmuştur. Zaman zaman dergi ve gazetelerde çeşitli yazıları neşredilmiştir.

Eserleri

Hikmet Pırıltıları, Nükteler, Ruh Nedir, Kader Nedir, Nasıl Aldanıyorlar, İrşad Sahasında Bediüzzaman, Cihad Sahasında Bediüzzaman, Alevilik Nedir, Dar-ul Harp Nedir, İslam’da Birlik, Bediüzzaman’ı Nasıl Tanıdım, Gönül Damlaları, Fikir Damlaları, İçtihad Nedir, Nasıl Bir Maarif, Bediüzzaman ve Tasavvuf, Siyasette Ölçü, Anadolu’dan Türkistan’a Selam, İnsan Devlet Ve Millet, Hayatım Hatıralarım, Rahman’ın Misafiri İnsan, Merak Edilen Cevaplar, Peygamber Efendimiz…

Kırkıncı Hocaefendi, üstadı ziyaretindeki intibasını şöyle anlatmaktadır: “Üstad’ı hem büyük bir dikkatle dinliyor, hem de kendisini hayran hayran seyrediyordum. Konuşurken sağ elini yer yer sol dizine hafifçe vuruyordu. Her hareketi bir zarafet ve nezaket içindeydi. Tecessüm etmiş bir nur gibiydi. Sanki insanları tenvir için âlem-i Nur’dan rûy-i zemine inmiş bir cism-i latif idi. Mübarek çehrelerinden tecelli eden letafet nurunu görünce basiretim öyle açıldı ki, hissiyatım üzerine çöken gaflet bulutları birden bire zail oldu. Üstad’a dikkatle baktım. Sermedi bir nur ile tenevvür eden bu çehrede cihanı tenvir edecek bir güç, bir kuvve-i kudsiye açıkça hissediliyordu. O anda, vücuduma bir hiffet, ruhuma bir inşirah, idrakime bir intibah geldi.

Yaşlı olmasına rağmen bir delikanlı kadar zindeydi. Kendinde yorgunluktan hiçbir eser görünmüyordu. Rengi hafif pembeydi. Boyu, ortanın üstündeydi. Zarif bir endamı vardı. Başındaki sarık adeta bir saâdet tacı, bir marifet sembolüydü.

Bu helaket ve felâket asrının, onun yaşlanmış omuzlarına yüklediği, onca ıstırap ve meşakkat, belini bükememiş, endamını eğememişti. Dudaklarında tatlı bir tebessüm, gözlerinde şefkat pırıltıları vardı. Kaşlarında ise, heybetli bir celadet hakimdi. Ensesinde ve şakaklarında aşağı doğru dökülen gür ve beyaz saçları dikkatimi çekti.

Onun bir asra yakın çektiği çileler, ıstıraplar ve meşakkatler vücudundaki mevzun insicamı zedeleyememiş, sadece saçlarını ağartmıştı.”(1)

Hocamızın, üstad hazretleri hakkındaki bir kısım beyanlarını aşağıda naklediyoruz;

“Bir güneş doğdu… Asrı ve gelecek asırları nuruyla ışıklandıracak bir güneş… Dünyanın çevresini sarmış olan zulüm ve küfrün karını buzunu eriten bir güneş…

Davasını yüceliği, hamiyetinin yüksekliği, fikrinin keskinliği, ilminin derinliği, sarsılmaz dayanma gücü, tariflere sığmaz çalışma ve gayreti ile çağa adını nakşettirdi. Dost ve düşmanlarına yetkinliğini tasdik ve kabul ettirdi. Ruhundaki ulvî vecd, beyanındaki coşkunluk, fikirlerindeki kutsiyet yeni bir devir doğurdu. Ruhunda yanan meşale, vicdanında doğan ilahî cezbe asrı çalkaladı. Karanlıkta olanları aydınlattı. Selim kalpleri nurlandırdı. Çağın bilgi ve düşünce kâşifi olarak bütün dünyayı aydınlattı. Nefsî, ruhî, vicdanî, ailevî, içtimaî, siyasî hayatımızı her yönüyle aydınlatacak yüksek esasları, yüksek prensipleri içinde barındıran hakikat manzumesini yazdı.

Elhasıl, doğuyu ve batıyı kendisine hürmetkâr kılan böyle bir deha, bizler için Rabbanî bir ihsan ve muhteşem bir zafer şimşeğidir.(2)

Evet, O zat, İbrahim Ethem Hazretleri gibi sadece muttaki bir abid ve dünyayı terk etmiş bir zahid değil, aynı zamanda mücahit bir mürşiddir. İlim ve irfan bakımından ise adeta bir Gazali, bir Razi ve Kazi’dir. Hikmet v e felsefe cihetinde bir Sokrat, bir İbn-i Rüşd ve bir İbn-i Sina’dır. Tebliğ ve ikaz vadisinde ise bir Mevlana’dır. Tebliğ ve mücahedede sanki bir Ahmed-i Faruki’dir.”(3)

“Bediüzzaman hazretlerinin en bariz bir hususiyeti; esma-i ilahiyenin kâinatta tecellisini engin temaşası ve zengin tefekkürüdür.”(4)

“İnsanı en çok meftun eden ve O’nu külli şeref ve mertebeye yükselten meziyetleri arasında güneş gibi parlayan mümtaz vasfı, imanıdır. O, marifet ve muhabbet-i İlahiyye itibarıyla engin tefekkürü, büyük tevekkülü, azami ihlâsı, yüce sadakati, zengin muhakemesi ile cidden bir hilkat nadiresidir.”(5)

“Bediüzzaman hazretlerinin insanı en çok hayrette bırakan vasıflarından birisi de, O’nun o hudutsuz şefkati, güneş gibi merhameti ve kendisine zulmedenleri bile affetmesidir.”(6)

Şarkın bu büyük evladı ve yeryüzünün ender rastladığı bu fikir ve aksiyon adamı, tarihçe-i hayatının şehadetiyle bütün ömrünü asrmızda zedelenen imanların kurtulmasına vakfetmiş, müminler arasında uhuvvet ve muhabbetin tesisine bütün ruhyla çalışmış ve İttihad-ı İslam fikrini her zaman ve zeminde şiddetle savunmaktan geri kalmamıştır.”(7)

“Bediüzzaman Hazretlerinin meşrebi muhabbettir, mesleği müsbet harekettir, yolu istikamet ve ihlastır, lisan-ı kavl-i leyyindir, mizacı tefekkür ve şefkattir.”(8)

“Temeli sağlam fakat duvarları çatlamış bir binanın üzerine yeni katlar inşa edilmez. En sağlam yol, temele kadar olan kısmı bir tarafa bırakarak o temeller üzerine yeniden bir bina kurmak olacaktır.

İşte, asrın müceddidi, tarikat berzahına bu sebeble uğramamış ve İslamiyetin temeli olan ayet, hadis, icma-ı ümmet ve kıyas-ı fukaha üzerine yepyeni bir hizmet metodu inşa etmiştir.

Bedenin ruha göre adım atması gibi, insanın da hareketlerini iman kuvveti nispetinde İslam’a uydurduğu hakikatını esas alarak, bu asırda İslam’dan uzaklaşmanın iman zafiyetinden ileri geldiği teşhisini koyup, bütün kuvvetiyle bu davaya teveccüh etmiş ve bereketli ömrünü bu sahada feda etmiştir.”(9)

“Hitabetinde dahi hakim bir zat olan Bediüzzaman, hikmet neyi emretmişse öyle yapmış, yerinde susmuş, yerinde konuşmuş, yerinde dinlenmiş, yerinde koşmuş, bir ömür boyu maksadını gözetmiş ve onu takip etmiş ve muvaffak olmuştur.”(10)

“O’nu ulvi ve celali haysiyete isal eden en mühim amil, mukaddesatına yapılan taarruzdur. İşte bu noktada o zatı temaşa edersek serapa bir kahraman-ı azim, Rüstemane şanlı bir serdar-ı mücahidin, Haydarane şerefli bir fatih-i manevi görürüz.”(11)

Hocaefendi’nin risaleler hakkındaki bazı tespitleri de şöyle;

“Risale-i Nur’u çok okuyan kimseler azami bir fedakârlık ve feragata, azimet ve takvaya ve halis bir ubudiyete muvaffak olurlar. Her bir risale bir irfan kitabıdır ve baştanbaşa marifetullah ile memludur.”(12)

Mehmed Kırkıncı Hocaefendiye göre Risale-i Nur: "Ehl-i Sünnet vel cemaat mezhebinin bu asırda en kuvvetli ve en ruhlu bir hülasasıdır. Sanki arı sütü kıymetinde bir gıda-yı manevidir.”(13)

Risale-i Nur hem aklı, hem kalbi, hem insandaki bütün duyguları tenvir eden bir marifet hazinesidir. Malumdur ki, gerek sadece akla hitap eden fenni kitaplar, gerekse ilmihal ve fıkıh gibi insanın ahvaline taalluk eden eserler ancak anlaşılıncaya kadar okunurlar, bundan sonra bu ilimlerin tekrarı ferdin faziletini artırmaz. Akılla birlikte kalbe hitap eden, ferdin gelişimine vesile olan, tefekkür ufkunu genişleten kuvve ve latifelerini feyizlendiren eserler ise, ruhun gıdası ve havası hükmünde olduklarından tekrar tekrar okunmaları fıtratın icabındandır.”(14)

“Bediüzzaman, hakâik-i imaniye ve Kur'aniye'yi izah ve isbat sadedinde yüz otuz parça eser te'lif eylemiş ve bu arada insanlığı pek yakından alakadar eden ruh mevzuu üzerinde de hakkıyla durmuş ve birçok zihni meşgul eden hakikat-ı insaniye sahasında fikirlerini beliğ ve vecîz ifadeleriyle ortaya koymuştur. Ruh mevzuunda, şimdiye kadar ileri sürülen nazariyelerin en ileri seviyesinde serd-i kelâm etmiş, bu mevzuu lâyıkiyle işlemiş, denilmesi gerekeni en güzel şekilde dile getirmiştir.”(15)

Risaleler hakkında ilmi bir değerlendirmeyi de hocamızın şu izahlarında görüyoruz: “Risale-i Nur’dan Onuncu Söz, bu âlem-i şehadet perdesi arkasında bir mahkeme-i kübra ve bir dar-ı mükâfat ve ihsan ve bir dar-ı mücazat ve zindan menzilleri olduğunu cüz külden küçük olduğu kat’iyyetinde ispat eder.

On birinci Söz, hikmet-i kâinatın ve şecere-i hilkatin sırrını çözüp, şu memleket-i Rabbaniye’de kurulan menziller, açılan sergiler, o şecereye takılan salkımlar, asılan maslahatlar nelerdir? O sahifelerde yazılan ayetler ve basılan mühürler ne vecihle kâinatın mimar ve ustasına delalet ettiğini şüphe götürmez bir şekilde ispat eder.

Yirmi İkinci Söz, bu muntazam memleket ve acip âlem şehrinde şu kâinat bostan ve bağında semanın yıldızlarla yaldızlanmış güzel yüzünde tanzim, tezyin ve tanzif lisanlarıyla yazılmış Rabbanî ayetleri okutup her şeye şamil bir ilim ve kudretin sahibini tanıttırır ve bildirir.

İşarat-ül İcaz ve Yirmi Beşinci Söz ise, Kur’an-ı Azimüşşan’ın kırk vecihle i’cazını ispat ederek, kelam-ı İlahî olduğunu kör olmayanlara gösterir.

Allame Zemahşeri ve Kadı Beyzavi gibi ekâbir-i müfessirinin ulum-u beyan ve belagatta bahr-i bî payan olan Abdulkahir-i Cürcani ve Sekkaki gibi dahi imamların dest-i efkârlarının erişemediği icaz ve i’caz noktalarını beyan eylemesi ehl-i insaf olan takdir erbabı nezdinde müsellemdir.”(16)

Kırkıncı Hocamız, bir mülakatta, bir suale cevap verirken şöyle demektedir: “Sadece ben değil, medrese ve mektep tahsili gören birçok hoca ve profesörlerimiz de Risale-i Nur’dan azami derecede istifade ve istifaze ederek fikir ve marifetlerini zenginleştirmişlerdir.

Risale-i Nurlar bildiğiniz gibi çok farklı bir eserdir. Bediüzzaman Hazretleri bu eserlerle düşünce ve felsefe de yeni bir çığır açmıştır. Gerek ilm-i kelam ve gerekse felsefede keşfolunmayan hakikatler Risale-i Nur’da tamamen vuzuha kavuşmuştur. O’nun müellifi olan Bediüzzaman hazretleri ne işrakiyyun, ne meşşaiyyun ve ne de ilm-i kelam ulemasıyla kıyas edilmeyecek kadar farklıdır. Onların erişemediği bir düşünce ufkuna sahiptir.

O, ilimde ve fikirde yeni bir çağ açmıştır. Asrımızın maddi ve manevi hastalıklarına çare getirmiştir. Yaralı gönül ve kalpleri tedavi eden hazık bir hekimdir. Küfür ve dalaletin başını ezerek hezimete uğratmışlardır.

Buna delillerden birisi ise dünyanın her tarafından ilim ve fikir adamlarının Bediüzzaman hazretleri ile ilgili sempozyumlara iştirak ve itibar etmeleridir. Diğer bir delil de dalalet ve sefahatın hâkim olduğu bu zamanda yolunu şaşıran birçok gencin sırat-ı müstakime girerek iman ve iffetlerinin kurtulmasıdır.

Bundan anlaşılıyor ki, biiznillah bu sayede istikbal devr-i saadet ve irfan, devr-i huzur ve sulh olacaktır.(17)

Dipnotlar

1- Bediüzzaman’ı Nasıl Tanıdım-s:78

2- Bediüzzaman’ı Nasıl Tanıdım-s: 117-119

3- İrşad Sahasında Bediüzzaman-s: 13

4- İrşad Sahasında Bediüzzaman-s:25

5-İrşad Sahasında Bediüzzaman-s:11

6-İrşad Sahasında Bediüzzaman-s:28

7-İrşad Sahasında Bediüzzaman-s:75

8-İrşad Sahasında Bediüzzaman-s:74

9-Nükteler-s: 185

10-Gönül Damlaları-s: 173

11-Gönül Damlaları-s: 171

12-Fikir Damlaları-s: 29

13-Fikir Damlaları-sh:44

14-İrşad Sahasında Bediüzzaman-sh:77

15-Ruh Nedir-s:112

16-Hayatım Hatıralarım-s:416-417

17-http://www.cevaplar.org/index.php?khide=visible&sec=16&sec1=59&yazi_id=4579&menu=1

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

Murat Akbulut, 2009-07-31 16:51:30

Bedüüzzamanı enfes bir şekilde anlatmış hocamız.

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

DİĞER YAZILAR

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-4

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-4

Üstadın ulaştığı netice gösteriyordu ki; gerçekten İslam fıtrat dinidir. Bundan sonra, bu

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-3

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-3

Müellif: M. Said Ramazan el Buti Mütercim: Fehmi Türkmen Hocaefendi Bizim için mümkün değil

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-5

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-5

Risale-i Nur, acz, fakr, şefkat ve tefekkür kavramlarından her birini Hakka ve hakikate ulaşma

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-4

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-4

Risale-i Nur kendisini tarikattan çok hakikat ve şeriat olarak tarif eder. Fakat, ister hakikat ol

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-1

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-1

Türkiye’de acip bir olay meydana geldi. En mühim ve en tehlikeli olan hadise ise, Türk milleti

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-2

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-2

Cenab-ı Hakkın kainata koyduğu kanunlardan(sünnetullah) birisi de, belirli zaman dilimlerinde M

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-3

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-3

Risale-i Nur, insanı Allah’a ulaştıran yolların sayısız olabileceğini söyler. Bununla birl

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-2

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-2

Bu konuda diğer bir ayrıntı da, Risale-i Nur’un diline, üslubuna yapılan itirazdır. Dilin a

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-1

RİSALE-İ NUR VE MİSYONU-1

“Risale-i Nur, bize, Rabbimizi tanıtan dört külli muallimden, dört umumi tarif ediciden bahsed

BEDİÜZZAMAN VE 'MÜSPET HAREKET-3

BEDİÜZZAMAN VE 'MÜSPET HAREKET-3

10. ‘Dindar Demokratlar’ Bir kere Nursi Demokratları nitelerken hemen tüm nitelemelerinde

BEDİÜZZAMAN VE 'MÜSPET HAREKET-2

BEDİÜZZAMAN VE 'MÜSPET HAREKET-2

6. Kur’an Hizmeti Hiçbir Şeye Alet Yapılmamalıdır Nursi, mevcut siyasi yapıya "isyan hakk

Müminler o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer.

Enfal,2

GÜNÜN HADİSİ

"Sizin en hayırlınız Kur'an'ı Kerim'i öğrenen ve öğretendir."

"Sizin en hayırlınız Kur'an'ı Kerim'i öğrenen ve öğretendir."

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI