Cevaplar.Org casino maxi

PROF. DR. ŞENER DİLEK BEYEFENDİ İLE RİSALE OKYANUSUNDA BİR GEZİNTİ–5

- “Sohbeti güzel bir şiirle noktaladınız. Ama izin verirseniz, bu meselelerle alakadar olması itibariyle bir soru daha sormak istiyorum.”


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2009-07-07 10:27:49

- “Sohbeti güzel bir şiirle noktaladınız. Ama izin verirseniz, bu meselelerle alakadar olması itibariyle bir soru daha sormak istiyorum.”

 - Buyurun!

- “Deniliyor ki, ‘Risalelerden başka kitap okunmaz.’ Bu düşünceyi nasıl değerlendiriyorsunuz.”

- Bu suale de, biraz önce açıkladığımız kıstaslar çerçevesinde bakmak durumundayız. Eğer, bu cümle ile “umum” ve “mutlak” mana kastedilirse, o zaman bu kelam maksadını aşmış olur; ilmin, terakkinin, araştırmanın, uzmanlığın önünü kapatır.

- “Nasıl, yani?”

- Bir öğrenci Tıp’ta okuyor, elbette tıp kitaplarını okuyacak. Fizikte, kimyada, astronomide, hukukta v.s. okuyanlar kendi sahalarını bilmek zorundalar. Bu cümle umuma tamim edilirse, arkasında dehşetli ve karanlık bir cehalet ortaya çıkar.

Ne olur, ne lazım gelir o zaman?

O zaman kapatmamız lazım gelir bütün okulları! Liseleri, üniversiteleri! O zaman inkar etmek lazım gelir, bütün uzmanlık sahalarını!

Böyle bir mülahaza, derin bir taassuba götürür insanları. O taassup farz ibadetlere de ilişir. Mesela, zengin bir mümine, hac ve zekat farzdır. Hac ve zekat ile ilgili hükümleri öğrenmek için fıkıh ilmine ve ilmihal bilgilerine ihtiyaç vardır.

Nikah ve aile hukuku ile ilgili bir kısım bilgileri öğrenmek ise, evlenecek her mümine farzdır. Namaz, oruç ve diğer meseleleri dikkate aldığımızda elbette bu sahada yazılmış kitaplara müracaat lazım ve elzemdir.

Bakın! Üstad Mesnevi’de: “Binaenaleyh kendi kuvvetine göre yük al. Yoksa altında ezilirsin. Kıl kadar bir şuur ile büyük taşları kaldırmak teşebbüsünde bulunma. Mâlikinin izni olmaksızın Onun mülküne el uzatma. Binaenaleyh gafletle, kendi hesabına bir iş yaptığın zaman, haddini tecavüz etme. Eğer Mâlikin hesabına olursa istediğin şeyi al ve yap. Fakat izin ve meşiet ve emri dairesinde olmak şartıyla. İzin ve meşietini de şeriatından öğrenirsin.” buyuruyor.

Hz. Üstad, bazı ihtisas gerektiren konuları, ehl-i ihtisasa havale etmiş, onlara atıflar yapmıştır. Mesela, Sözler’de, mütekellim ulemasının imkan ve hudusa dair delillerinin tafsilatı, “Şerhü’l-Mevâkıf” ve “Şerhü’l-Makasıd” gibi muhakkiklerin büyük kitaplarına havale edilmiştir.

Muhakemat’ta, İmam-ı Râzî, İbrahim Hakkı, İmam-ı Gazali, Hüseyin-i Cisrî, İbn-i Hümam, İmam-ı Şafi gibi dahi imam ve ulemalar hakkında onların “Halka-i dersinde otur, dinle..” “Arkalarına düş.” gibi ifadeler kullanmıştır. Bu noktada, o atıflardan çıkan sonuç: İhtisas gerektiren konuların ihtiyaç ve lüzum hissedildiğinde işin ehillerinden öğrenilebileceği ve gerektiğinde o kitaplara müracaat edilebileceğidir. Zaten aklın, ilmin ve hakikatin gereği de bu değil midir?

“Hikmet müminin yitiğidir, nerede bulursa alır.” hadisinin muktezasınca, Hz. Üstad, “İşârâtü’l-İ’caz” tefsirinin sonunu, İslamiyet’in hakkaniyet ve mükemmelliğini beyan eden pek çok ecnebi feylesofların düşüncelerine ayırmıştır. Bu ecnebi feylesofların beyanları Risale-i Nur Külliyatı’nın içine dahil edilmiştir.

Bu uygulama bizler için de bir ölçüdür. Bu ölçü çerçevesinde baktığımızda, kanaatime göre, İslam’ın kudsiyetine, dava-yı Kur’aniye’nin izzetine, hakikate, envara, esrara, marifet-i imaniyeye güç ve kuvvet veren eserleri, tetkikleri, araştırmaları rahatlıkla okuyabiliriz. Bu ifade, illa da o eserler okunmalıdır tarzında bir tahakküm ve zorlama şeklinde anlaşılmamalıdır. Çünkü bu nokta, tamamen ihtiyar ve iradeye bakar; ihtiyaç duyan okuyabilir.

Hem bu nokta, muhatabın kültür seviyesi, yaşı, birikimi, idrak ve intikal gücü, eğitim seviyesi gibi cihetler itibariyle esnek ve yumuşak bir alandır. Kanaatime göre, bu alana ne tahakküm girmeli, ne de taassup! Fıtratlar o alanda serbest bırakılmalıdır.

Bu genel değerlendirmeden sonra, şimdi sorunuzun detaylarına inebiliriz.

“Risalelerden başka kitap okunmaz.” diye sorduğunuz cümlenin aslı, Kastamonu Lahikası’nda zikredilen şu cümledir:

 “Risale-i Nur, hakaik-i İslâmiyeye dair ihtiyaçlara kâfi geliyor, başka eserlere ihtiyaç bırakmıyor.”

Evet, sağlıklı bir yorumun ilk şartı, metnin kaynağına inmektir.

İşte, cümle bu..

Bu cümleyi de makam ve maksad itibariyle değerlendirebiliriz. Ama bu değerlendirmemiz biraz kısa olsun. Olur mu?

-“Olur.”

- O zaman, birkaç noktayı ifade edelim:

Birincisi; bu cümle mutlak ve umum değildir. Cümlede “tahsis” manası vardır. Yani, risalelerin “hakaik-i İslamiye”ye dair ihtiyaçlara kafi geldiği açık bir biçimde beyan edilmiştir.

İkincisi; cümle, Risale-i Nur’un “hakaik-i imaniye” noktasında önemini vurgulamaktadır. Yani, bu asırda imanı tahkiki yapmanın ve tahkikî imana ulaşmanın en kısa ve en kolay yolu Risale-i Nur’dadır.

Üçüncüsü; bir meslek seçen, bir meslekte rusuhiyete yükselmek isteyenlere lazımdır ki, her şeyden önce kendi mesleğini öğrensin, kendi mesleğinde derinleşsin, kendi mesleğinin inceliklerine vakıf olsun. Bu bir kaidedir.

 Mesela, yüzme sporunda profesyonel manada başarılı olmak isteyen bir öğrenciye, antrenörü, “Başka spor dalları ile meşgul olma! Nazarını, enerji ve gayretini sadece yüzmeye tahsis et! Bu dalda zirvelere yükselmek istiyorsan bunun sırrı, sadece ve sadece hedefine konsantre olmaktır! Afakı, aleminden sil! Bu yolda durmak bile düşmek sayılır!” dese; elbette bu telkin diğer spor dallarını inkar ve tahfif değildir. Belki, idealist bir dünyanın önemine vurgu yapmaktır. Yüzmeyi kendine meslek seçen bir sporcu, bazen koşu yapar, ata biner, ok da atabilir. Ama bu uğraşlar o mesleğin ruhuna muhalefet olarak algılanmamalıdır. Evet, Risale-i Nur, bizim mesleğimiz.. Önce mesleğimizde derinleşmek zorundayız. Bu nokta-i nazardan Nur’un mesleği diğer meslek ve meşguliyetlere nispetle tercihte, takdimde, takaddümde hep önde olmalı..

Evet, hakiki ve sadık şakirtler, Risale-i Nur’un mesleğine kanaat eder, sadakatle çalışırlar. Sadakatin lazımı: Üstad’a, mesleğine, metoduna, tarz ve üslûbuna kanaat etmektir. Serçe kuşları gibi daldan dala atlayanlar, ism-i Metin’e mazhar olamazlar.

Üstad’a kanaat, başka üstad aramamak, bu cadde-i Kübra-i Kur’aniye’de şevk ve gayretle, sebat ve metanetle yürümektir.

Dördüncüsü; Üstadımız’ın beyan buyurduğu gibi, “Dünya madem fânidir. Hem madem ömür kısadır. Hem madem gayet lüzumlu vazifeler çoktur. Hem madem hayat-ı ebediye burada kazanılacaktır.” Öyleyse, şuurlu mümin zamanını en güzel bir biçimde kullanmalı, en ehemmiyetli, en elzem işlerle meşgul olmalıdır. Bu açıdan bakıldığında iki noktanın dikkatlerden kaçmaması gerekir.

Birincisi, insan ömrü her kitabı okuyacak kadar uzun değildir.

İkincisi, muzır, müfsit, dengesiz, muvazenesiz, tahripkar adamlar gibi; müfsit, ölçüsüz, boş, lüzumsuz kitaplar da vardır. İnsan muhitini ve yakın arkadaş dairesini seçtiği gibi, kitapları da elemek ve seçmek mecburiyetindedir.

“Batılı tasvir, safi zihinleri idlal eder.” hakikatince, zehir akıtan, kin döken, ihanet kusan kitapların yanında; piyasada din perdesi altında dehşetli bid’atlara kapılar açan ve bazı ruhsat-ı şer’iyeyi perde yaparak inançları tahrip etmek amacıyla kaleme alınmış kitaplar da vardır. Bu yılanlardan da uzak durmak lazımdır.

Beşincisi; günümüzde ideolojiler, genç dimağları kirletiyor. Bulanık ve müfsit fikirler, eğitim ve öğretim kurumlarına sızmış. Teoriler, ilim maskesi altında gençliğe yutturuluyor. Bu dehşetli tahribatlara karşı, müspet manada eğitim ve öğretim amaçlı kitaplar -özellikle gençlere- hem okutulmalı, hem de ehliyetli kişiler tarafından yazılmalı. Darwinizm’e bedel, gayeli ve plânlı yaradılış gibi.. Ateizm, küfr-ü mutlak, dinsizlik ve zındıka adına yazılan kitaplara ve vicdan-ı umumî ve kalb-i küllîyi bozan, avamın taklidî olan itikatlarını sarsan bu dehşetli tahribatlara karşı; Risale-i Nur’un ruhunu yansıtan, mesleğine muvafık, ilim, hikmet ve tecrübeye mutabık kitaplar yazılmalı; ilmî araştırma ve incelemeler de yapılmalı..

Evet, matbuat âleminde din, ahlak ve mukaddesatı yok etmeye çalışan derin ve şer güçlerin ihanet ve yıkımlarına karşı, alternatif çalışmalar yapılmasının da lazım ve elzem olduğu kanaatini taşımaktayım.

- “Son soru.. ‘Latif Nükteler’de ‘Daire içinde mürşid aranabilir.’ cümlesini nasıl değerlendiriyorsunuz?”

- Bu mesele gayet açık.. Üstadımız da beyan etmiş. Hakiki ve hakikattar Nur talebesi, mürşid aramaz, ihtiyaç da duymaz. Risale-i Nur, hakikat mesleğinde mürşid olarak kafi ve vafidir.

Daire içinde “mürşidlik” manasını, ben şahsen sofilerin anladığı tarzda tarikatvarî bir mürşidlik olarak anlamıyorum.

- “Peki, o zaman nasıl anlıyorsunuz?”

- “Meselede mürşid” manasında anlıyorum. Yani, mesela, imana ait bir meselede aklen kilitlendin, idrakin o hakikatin sır ve inceliklerini kavrayamadı. Zihnin takıldı, kendi başına çözemiyorsun, işin içinden çıkamıyorsun. Manen yardıma, muzaharete muhtaçsın. Bir Nur talebesi, bir ağabey sana yardım elini uzattı, o hakikati idrakine indirdi, o mana alemine oturdu.

İşte o meselenin hallinde, o ağabey, o kardeş o meselede senin mürşidin oldu. Bu kadar..! Daha ilerisi, Nur’un hakikat mesleğine uygun değil..

Evet.. Sohbetimiz de bu kadarla kalsın. Olur mu?

 - “Olur..”

- Tamam.. O zaman son cümleyi Hz. Üstad’ın şu beyanı ile bağlayalım:

“Ben size nisbeten kardeşim, mürşidlik haddim değil. Üstad da değilim, belki ders arkadaşıyım. Ben sizin, kusuratıma karşı şefkatkârane dua ve himmetlerinize muhtacım. Benden himmet beklemeniz değil, bana himmet etmenize istihkakım var. Cenab-ı Hakk'ın ihsan ve keremiyle sizlerle gayet kudsî ve gayet ehemmiyetli ve gayet kıymetdar ve her ehl-i imana menfaatli bir hizmette, taksim-ül mesaî kaidesiyle iştirak etmişiz. Tesanüdümüzden hasıl olan bir şahs-ı manevînin fevkalâde ehemmiyet ve kıymeti ve üstadlığı ve irşadı bize kâfidir.” Vesselam.

 - “ Allah razı olsun.”

 - Cümlemizden…

Not: Kıymetli ağabey, yine böyle uzun soluklu bir mülakat sözü verdi. İnşallah üç ayların ikliminde istifadenize sunacağız. Cenab-ı Hakk, bu imkânı bize lütfeden ağabeyimizden ilelebet razı ve hoşnud olsun. Âmin. Cevaplar.org

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

a.emin, 2009-10-11 08:40:56

zübeyr abiye bu soru sorulduğunda kardeşim o sözü söyliyen üstad hz.leri.O zaman daire içindeki mürşİd,üstad kimdi;Bediüzzmandı.Yani benim üstadlığım,mürşidliğim size kafidir,diyor..mürşid arıyanlara selamlar.

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

Erhan Atıf Mera, 2009-07-13 05:08:29

Şener abi bin maşallah sana. İnşallah rabbim cennet-ül mevada da risalelerin sohbettinde birlikte bulunuruz. Alasururun mütakabilin inşallah.

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

Ayşe Nur Çakı, 2009-07-11 03:00:21

Allah razı olsun. Bu röportajdan çok istifade ve istifaza ettim.

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

DİĞER YAZILAR

LATİF ERDOĞAN BEY İLE RİSALE-İ NUR’UN İNŞA VE İHYA METODU ÜZERİNE-2

LATİF ERDOĞAN BEY İLE RİSALE-İ NUR’UN İNŞA VE İHYA METODU ÜZERİNE-2

-İzninizle başka bir soruya geçmek istiyorum. Bir yerde üstad şöyle diyor; “ey uykuda iken k

LATİF ERDOĞAN BEY İLE RİSALE-İ NUR’UN İNŞA VE İHYA METODU ÜZERİNE-1

LATİF ERDOĞAN BEY İLE RİSALE-İ NUR’UN İNŞA VE İHYA METODU ÜZERİNE-1

O Bediüzzaman'dır Bu köşede, çeşitli vesilelerle dediklerimize ek olarak söyleyecek olursak:

ABDULLAH TAYLAN HOCAEFENDİ İLE SOHBETİMİZ

ABDULLAH TAYLAN HOCAEFENDİ İLE SOHBETİMİZ

Kıymetli ziyaretçilerimiz, yeni bir söyleşimizi daha hizmetinize sunuyoruz. Aslen Muş’lu olup

SEYDA FETHULLAH AYTE EFENDİ İLE GÖRÜŞTÜK

SEYDA FETHULLAH AYTE EFENDİ İLE GÖRÜŞTÜK

Doğunun ilim ve irfan merkezlerinden bir amud-u nurani olan Nurşin medreselerinin Üstad Bediüzza

BÜNYAMİN DURAN HOCAMIZLA SÖYLEŞİMİZ

BÜNYAMİN DURAN HOCAMIZLA SÖYLEŞİMİZ

Kıymetli ziyaretçilerimiz, Nur Söyleşilerimizden birisini daha hizmetinize sunuyoruz. Prof. Dr.

MEHMET RAGIP ÖNCEL HOCAMIZLA SÖYLEŞİMİZ-2

MEHMET RAGIP ÖNCEL HOCAMIZLA SÖYLEŞİMİZ-2

-Hocam, sizin risaleyi risaleyle izahınız çok dikkat çekiyor. Bu tarza nasıl başladınız? -

MEHMET RAGIP ÖNCEL HOCAMIZLA SÖYLEŞİMİZ-1

MEHMET RAGIP ÖNCEL HOCAMIZLA SÖYLEŞİMİZ-1

Kıymetli ziyaretçilerimiz, Nur Söyleşileri bölümümüzde yeni bir mülakatımızı hizmetiniz

BABNİRLİ MELE ABDULLAH HOCAEFENDİ İLE ÜSTAD ETRAFINDA BİR SÖYLEŞİ

BABNİRLİ MELE ABDULLAH HOCAEFENDİ İLE ÜSTAD ETRAFINDA BİR SÖYLEŞİ

Kıymetli ziyaretçilerimiz, cevaplar.org adına gerçekleştirdiğimiz yeni bir söyleşiyi takdim

NUSRET KOCABAY HOCAEFENDİ İLE R.NURLARIN İRŞADİ YÖNÜ ÜZERİNE

NUSRET KOCABAY HOCAEFENDİ İLE R.NURLARIN İRŞADİ YÖNÜ ÜZERİNE

Kıymetli ziyaretçilerimiz, değerli bir âlim ve ehl-i kalb bir büyüğümüzle yaptığımız k

PROF. DR. AHMED AKGÜNDÜZ İLE BÜYÜK MÜCEDDİD'İN ETRAFINDA

PROF. DR. AHMED AKGÜNDÜZ İLE BÜYÜK MÜCEDDİD'İN ETRAFINDA

-Hocam, ilk sorum şöyle; Bediüzzaman’ın medrese sistemine getirdiği yenilikler nelerdir?

PROF. DR. AHMED AKGÜNDÜZ HOCAMIZIN DİLİNDEN İKİ ATEŞİN DİMAĞ

PROF. DR. AHMED AKGÜNDÜZ HOCAMIZIN DİLİNDEN İKİ ATEŞİN DİMAĞ

Değerli ziyaretçilerimiz, Prof. Dr. Ahmed Akgündüz Hocamızla yaptığımız yeni bir söyleşiy

Sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabb'ine kulluk et!

Hicr, 99

GÜNÜN HADİSİ

Sadakaların en efdali, iki kişi arasını düzeltmektir.

Seçme Hadisler, s.237

TARİHTE BU HAFTA

*Eğriboz Adası'nin fethi(12 Ağustos 1470) *Kanuni Sultan Süleyman Han'in Tebriz'i fethi(13 Ağustos 1534) *Haçlı Ordusu'nun Kudüs katliami (15 Ağustoz 1099) *Gölcük Depremi(17 Ağustos 1999) *Misak-i Milli'nin TBMM'de de kabûlü(19 Ağustos 1920)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI