Cevaplar.Org

SAĞIMDA ÜSTAD VARDI

27.06.1986 tarihinin bir cumartesi akşamında Simav Fatih Vakfının Sohbet Salonu’nda Hafız İsmail Kalper Ağabey, hatıralarını anlatıyordu. Doğu hizmetlerinde çok zaman beraber oldukları Ali Uçar Ağabey’den de bir hatıra anlattı: A


İbrahim Köse

ibrahimkose60@gmail.com

2008-06-16 01:48:46

27.06.1986 tarihinin bir cumartesi akşamında Simav Fatih Vakfının Sohbet Salonu’nda Hafız İsmail Kalper Ağabey, hatıralarını anlatıyordu. Doğu hizmetlerinde çok zaman beraber oldukları Ali Uçar Ağabey’den de bir hatıra anlattı:

Ali Uçar, Van Çoravanis’te on, on beş öğrenciyle okuma programı yapıyordu. Yanına uğrayıp bir iki gün kalayım dedim. Beni görünce çok sevindi. Ancak onu üzüntülü gördüm. Sebebini sordum, o da anlattı:

Hafız Ağabey, iki gün önce hafızalardan silinemeyecek müthiş bir olay yaşadık. Olayın şokunu hâlâ üzerimizden atabilmiş değiliz. Dün değil evvelki gece kurşun sesleriyle uyandık. Sanki imha edilmek üzere cephede basılmış şehit adayları gibiydik. İnanın İsmail Ağabey, “gibisi” bile fazla. Eğer kaderde yağlı kurşunlarla şehit olmak varsa, o, bu geceden başka zaman olamazdı her halde. Ölüm, kapıda değil, odanın içinde kol geziyordu. Duvarlara çarpan kurşunlar, yavaş yavaş yanımıza düşüyordu. Feleğimiz şaşmıştı, ne olduğunu bilememiştik. PKK militanları, bizi yok etmek için yapmışlar bu saldırıyı.

Bir ara kurşun sesleri kesilince onlar duyacak şekilde bağırdım: “Buraya kitap okumak için geldik, elimizde silah yok. Yakına gelmeniz, yüz yüze görüşmemiz daha uygun olacak.”

Silahlı üç kişi, elleri tetikte, namlular bize dönük olarak yavaş yavaş yanımıza geldiler. Her an tetikler çekilebilir, namlular patlayabilirdi. Ben onlara nur talebesi olduğumuzu, buraya kitap okumak için geldiğimizi, Bediüzzaman’ın da onların hemşehrisi olduğunu, dinden imandan kimseye zarar gelmeyeceğini, başkasına zarar vermeyeceğimizi anlattım. Bediüzzaman’ın da yaz aylarında gelip burada kitap okuduğunu, bunun için burayı tercih ettiğimizi söyledim. Biz anlatırken biraz uzakta pusuda olan arkadaşları, yanımızdakileri iki de bir çağırıyorlardı. Ben bir an etrafıma baktım, bir de ne göreyim, Üstad sağımda ayakta duruyor. Tekrar tekrar baktım, evet üstad sağımda ayakta duruyordu. Aldığım maddi ve manevi kuvvetle konuşmalarıma devam ettim.

Silahlı üç kişi, çağıran arkadaşlarının yanına gitmedikleri gibi, üstelik mevzideki arkadaşları çıkıp çıkıp bizim yanımıza geliyorlardı. Bu ara mumları yakarak çay suyu koyduk. Yaklaşık iki saat kadar konuştum. Onların hepsi de karşıma geçmiş dinliyorlardı. Ben konuşmalarımda, bütün insanlığın, Türkiye’nin ve Doğu’nun nasıl kurtulması gerektiğini, İslam’ın bizi kardeş yaptığını, imanın ne derece büyük bir kuvvet olduğunu anlattım. Çay içerken bile anlatıyordum. Onlar kalkıp gittiğinde vakit sabaha yakındı.

Dün tekrar gelip bizi yakın köye, yemeğe davet ettiler. İyi ki geldiniz Hafız Ağabey, bu akşam oraya birlikte gideriz. Hem o köyün imamı Ali Hoca, Risale-i Nur’a muhalifmiş, ona da eserleri ve Risale-i Nur davasını anlatırız.”

Ali Uçar’ın teklifini kabul ettim. Benim için bu teklif, gayet renkli bir hizmet şekliydi. Kendi insanım olan, fıtratını ve mizacını bildiğim bu kimselere üstadımı anlatmak hem büyük bir zevk hem de büyük bir görevdi. Köye vardık. Hocaefendiye bu asrın tefsiri olan Risale-i Nur’un mahiyetini anlattık. Hocaefendi, çok memnun olduğunu ve bir takım yanlış kanaatlerinin izale olduğunu ifade etti. Köy gençlerine de İslam’ın kardeşliğini tarihi misallerle anlatarak onlara faydalı olmaya çalıştık. Onlar da fevkalade memnun kaldıklarını belirttiler.

Bir gaza dönüşündeki an gibi, kendimizi mutlu ve rahat hissederken Ali Uçar’a bir daha, Üstadı sağ tarafında nasıl gördüğünü sordum. O da tekrar anlattı ve ekledi:

“Ben böyle çok defa Üstadı yanımda görüyorum.”

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

BEKİR HAKİ EFENDİ’DEN BİR HATIRA

BEKİR HAKİ EFENDİ’DEN BİR HATIRA

Sadık Albayrak beyefendi anlatıyor: “Bir gün merhum Bekir Haki (Yener) Hoca’yı ziyaret etmi

MÜCAHİDE BİR ANNENİN OĞLUNA MEKTUPLARI

MÜCAHİDE BİR ANNENİN OĞLUNA MEKTUPLARI

1971’in sıkıyönetim ortamında Balıkesir’de bir ahbabının evinde sabah namazı kılarken s

KALPLERE YASAKÇI KOYMADIKÇA

KALPLERE YASAKÇI KOYMADIKÇA

Vahdet Yılmaz Bey anlatıyor; “1969 seçim çalışmaları için devrin başbakanı Erzurum’a g

‘HEM SİZ İSTİFADE EDİN HEM BİZ’

‘HEM SİZ İSTİFADE EDİN HEM BİZ’

Cuma Kurnaz Ağabey’in çok geniş bir aile çevresi vardır. Reyhanlı’daki çevresinin yanınd

ŞİKÂYETİM YOK, AĞRILARIM VAR

ŞİKÂYETİM YOK, AĞRILARIM VAR

Allah” demenin suç olduğu zamanlarda, Risale-i Nur’un ve üstadın yılmadan usanmadan avukatl

“BİZ KABUL ETTİK”

“BİZ KABUL ETTİK”

Hacı Baki Bingöl, 1975’li yıllarda, Risale-i Nur okuduğu için Hınıs Hapishanesi’nde yatma

ÜSTADIN HASSASİYETİ

ÜSTADIN HASSASİYETİ

Merhum Ali Uçar, Almanya’daki bir sohbette şu hatırayı anlatıyor; “Risalelerde(husussan B

MERHUM NAZIM AKKURT AĞABEYDEN İKİ HATIRA

MERHUM NAZIM AKKURT AĞABEYDEN İKİ HATIRA

Geçen günlerde, seksen sekiz yaşında vefat eden Ağrılı Nazım Akkurt ağabeyin anlattığı i

PROF. DR. AŞRATİ SÜLEYMAN’IN BEDİÜZZAMAN’I TAVSİFİ

PROF. DR. AŞRATİ SÜLEYMAN’IN BEDİÜZZAMAN’I TAVSİFİ

Ali Sert Hocamız, Cezayirli büyük âlim Aşrati Süleyman'a göre üstadın üç hususiyetini ş

“HER MEZARLIKTA BİZDEN BİRİSİ OLSUN”

“HER MEZARLIKTA BİZDEN BİRİSİ OLSUN”

Rasulullah'ın kabul buyurduğu Kamil Hocaefendinin ibretli öyküsü

SUNGUR AĞABEY'İN NAMAZ HASSASİYETİ

SUNGUR AĞABEY'İN NAMAZ HASSASİYETİ

Son zamanlarda, “namazı ikame eden, hakkıyla kılan ve namazı yaşayanlar” hakkında müstaki

Kim sabreder ve affederse şüphesiz bu hareketi, yapılmaya değer işlerdendir.

Şûra, 43

GÜNÜN HADİSİ

Allah her şeye güzel davranmayı emretmiştir. Öyle ise öldüreceğiniz zaman bile güzel öldürün. Hayvan keseceğiniz zaman güzel kesin. Sizden biri bıçağını bilesin ve kestiği hayvanı rahatlatsın.

Müslim

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI