Cevaplar.Org

HATIRALAR VE ÖLÇÜLER–64

ALİ KATIÖZ HOCAMIZDAN HATIRALAR–1 Muhterem Ali Katıöz hocamız, Manisa’da, İman ve Kur’an hizmetlerinin temayüz etmiş şahsiyetlerinden. Risale-i Nur’a vukufunun yanı sıra, İslami ilimleri de tahsil etmiş bir zat. Manis


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2008-05-01 10:01:00

ALİ KATIÖZ HOCAMIZDAN HATIRALAR–1

Ali Katıöz, ile bir nevi botanik ve hayvanat bahçesi olan ve "Ali Baba'nın Çiftliği" olarak adlandırılan çiftliğinde görüştük.

Kendisine teşekkürlerimi arz ediyoruz. Salih Okur

HACI EMİN ZEYREK HOCAEFENDİ

-Hocam isterseniz ilk olarak merhum hocanız Hafız Emin Efendi'den bahsedelim..

-Kendileri, Manisa'nın Yeni Cami imamı ve aynı zaman da Manisa Merkez vaizi idi. Hocaefendi, Osmanlı bâkâyası, eski müderrislerden, Arapça ilimleri gayet iyi bilen, bahusus Hanefi fıkhında gayet mütehassıs olan bir zattı. Manisa'da ilim noktasında merci konumunda bir şahsiyetti.

Kendisi "Meşhur Hafız Emin Efendi" diye yâd edilirdi. Aslen Manisa'nın Recepli köyündendi. Asmacıklı meşhur Mehmed Zühdü Efendi'den icazet almıştı.

-Tanışmanız nasıl oldu?

-"Benim Rahmetli hocam Hafız Emin Efendi hazretleri, bana daha çok küçük yaşlarda camiye gelip giderken "seni ben okutacağım" derdi. Biz kendisinden maddi manevi çok istifade ettik. Allah rahmet eylesin.

RİSALELERLE TANIŞMAM

1955'de ilkokulu bitirdim. Şahsen ben Allah'ın lütfu olarak, ilkokul üçüncü sınıftan itibaren üstadın ismini duymuş ve 1953 yılından itibaren de risale okuyan birisiyim.

Mahallemizde Bakkal İbrahim Efendi vardı. Ondan öce de benim teyzemin oğlu Hüseyin Tüzünlük(Allah rahmet eylesin) üstaddan çok bahsederdi. Benden 15 yaş kadar büyüktü. Evimize gelir, anlatırdı.

Yine aslen Manisalı olup, İzmir'de Mezarlıkbaşında müezzinlik yapan Terzi Mehmed ismindeki zat da Hakkı Kantar'la birlikte Manisa'ya ilk olarak risaleleri getiren kimseydi.

İlk olarak ehl-i tarikatın arasında şüyu buldu bu. Benim teyze oğlum da onlardan duyduğu şeyleri gelir, anlatırdı. Hani o, üstadın Jandarmalar namaz kılması için kelepçelerini çözmüyorlar da tutup atıyor ya.. Böyle şeyler o yaşlarda benim çok dikkatimi çekiyordu.

İlkokula gidiyordum, "Hanımlar Taifesi İle Bir Muhavere" adlı eseri daktilo edilmiş şekliyle bakkal İbrahim Efendi verince, evde bende çok büyük bir alaka uyandı.

Annem –Allah rahmet eylesin-Manisa'da hanımlar arasında ilk nura hizmet edenlerdendir. İsmail Hakkı hocamızın ablası Fatma ablamız-halen sağdır- ve küçük kardeşi merhume Naile abla (Zübeyir ağabeyin yanında defnedildi)-ki Risale-i Nur'a çok büyük hizmet etmiştir- ile birlikte 54–55 senelerinde hanımlar arasında sohbet başladı. Hatta üstad hazretlerine de bir mektup yazıldı, Manisalı hanımlar adına..

EMİN HOCANIN ÜSTADA BAKIŞI

-Emin hocadan ders okuduğunuz yıllar onun eserlere bakışı nasıldı?

-Hocaefendinin Risale-i Nur'a bakışı fevkaladeydi. Ama şöyle düşünüyordu; "bizden daha iyi bir hocadır, ama hocadır."

Sonraları Manisa'ya Muzaffer Arslan ağabey geldi. Yeni Cami medreselerinde kalıyordu. Hocam da yeni Camii imamı. Muzaffer ağabey o zamanlar, genelde iki şahsı tanıtır, malum bilinen şey. Hocaefendi ona kızıyordu. "Hayır, böyle değil. Tamam, büyük bir âlimdir, zahiddir, salihtir. Ama bunun dediği gibi de değildir."

Risale-i Nurları beğeniyordu, ama okumuş değildi. Hocam, kendisini her zaman ifade edebilen bir insandı. "Ya, işte Bediüzzaman hazretleri iyi ama böyle talebeleri filan" diye, Muzaffer ağabeye o konuşmaları itibarıyla kızıyordu. Çünkü konu geliyor, üstad hazretlerinin manevi vazifeleri üzerine temerküz ediyordu. Hocaefendi işte o yönü kabul etmiyordu.

Bir de Muzaffer ağabeyin şahsiyetinden kaynaklanabilir. O da şarklı, mizacı sert, hemen kestirip atabilen bir insandı. Biz Muzaffer ağabeyin dizinde yetiştik yani..

EMİN EFENDİ'NİN ÜSTADI ZİYARETİ

Ama daha sonra gerek bizim, gerekse oğlu İsmail Hakkı hocanın da aynı konuları gündeme getirmesi üzerine, Hocaefendi bu meseleyi araştırmaya başladı..Ve sonunda "Yanına gideceğim, kendisini göreceğim" dedi. Hakikaten rivayetlerde olan alametler üzerinde var mı yok mu? Yani, niyeti Risale-i Nur ve hizmet değil, şahsını görme.

Bir gün müftülükten izin almış. Niyeti, bir hafta, on gün Manisa'dan ayrılacak, evvela Isparta'ya Hazret-i üstadı ziyarete gidecek, oradan da Hz. Mevlana'yı, Konya'yı ziyaret edip, dönecek.

Biz de çok seviniyoruz, çünkü bizim senede altı gün iznimiz vardı. Üç gün Ramazan bayramı, üç gün de Kurban bayramında. Hiçbir surette Pazar filan diye izin verdiğini ben bilmiyorum. Onun için, biz talebeler de tatil yapacağız diye çok seviniyoruz. Hocaefendi gitti, ama kısa bir süre sonra geri döndü.

Çok hiddetli, gadablı, sinirli..Takriben bir, bir buçuk ay kadar, derslerden önce hocaefendinin sinirlenmesini dinledik.

-Kime kızıyordu?

-Bayram ağabeye biraz sinirleniyordu. Bir müddet, bir ay kadar sürmüştü. "Ya, Bediüzzaman hazretleri iyi, Risale-i Nur da iyi. Ama etrafındaki talebeleri, o kara Bayram yok mu?" filan. Sonradan tabii barışacaklar, Bayram ağabey, onun en çok sevdiği insanlardan olacaktır.

Rahmetli Hocam, Isparta'ya gidiyor, tabii o zaman vasıtalar bugünkü gibi değil. Isparta'ya gidip gelmek en azından üç gün alıyor. Isparta'ya ulaşmış, Hazret-i Üstadın evine gelmiş, kapıyı Bayram ağabey açmış. Rahmetli Hocam, üstad hazretlerini ziyaret için geldiğini, ismini, İsmail Hakkı hocanın babası olduğunu söylemiş. Bayram ağabey, üstada haber vermek için içeri girmiş. Bunu Bayram ağabeyden de çok dinledik. Üstad hazretleri kabul edemeyeceğini söylemiş. Bayram ağabey gelmiş, demiş ki; "üstad hazretleri hasta. Ziyaretçi kabul edecek durumda değil."

Hocam, "ben sadece bir görüp çıkmak istiyorum" demiş. Niyeti onun simasına, vechesine, kılık kıyafetine bakmak. Yani, yazdığı şeyler ona tetabuk ediyor mu, onu araştırıyor. Bayram ağabey bir daha gitmiş; "üstadım, İsmail Hakkı Hocanın babası, filan" deyince üstadımız "tanımıyorum" demiş.

Rahmetli hocam, boylu boslu çok güçlü, kuvvetli bir insandı. Çok kuvvetli.. o sıralar da 50–55 yaşlarında. Eski Halk Parti devrinde, köyde Türkçe ezan meselesinde, Jandarmayı köyün meydanında döndüre döndüre dövüp kovalayan bir insan. Böyle çok cesur, azametli, korkusuz müthiş bir insandı.

Bayram ağabey de o zaman hocamın tabiri ile "kara kuru" zayıf, ince birisi. Hocam içinden demiş ki, "şimdi, ben buna bir vurur, gider, kapıyı açar, bakar, maksuduma nail olurum."

"Böyle düşündüğüm anda" diyor, "elim, ayağım, dizlerim boşaldı. O kadar güçsüz, o kadar kuvvetsizim ki, ayakta duramadım."

Hemen oraya eşiğe oturmuş, ağlamaya başlamış. Ağlamış. Ağlamış. Ağlamış. Bayram ağabey onu teselli etmeye çalışmış, ama Bayram ağabey kızıyor. Sanki o içeri almıyor, çok meyus, mükedder olarak oradan ayrılıyor.

Tabii o akşam dönmesi mümkün değil. Otelde kalırken Zübeyir ağabey gelmiş. Zübeyir ağabey iltifat etmiş. "üstad hazretlerinin selamı var. Ben çok hastayım, kabul edemedim. Ama ben onu talebeliğime kabul ettim. Durmasın, hemen Manisa'ya gitsin. Hizmete başlasın."

Rahmetli hocam "Ben bunu duyunca, öyle bir kalbi inşirah, bir ferah hissettim ki, hayatımda hiç öyle bir kalbi ferah hissetmedim" demişti. "Değil mi ki üstad beni talebeliğe kabul buyurdu, ne gam" deyip, heyecanından gece vakti bunun dönmek niçin sokağa fırlamış. Sonra, o saatte araba olmadığı aklına gelmiş, otele geri dönmüş.

Manisa'ya geldiği zaman, üstadın ziyaretçilerle alakalı mektubu okuyunca bize çok kızdı. "Niye buna bana daha önce okumadınız" diye..

MANİSA'DA DERSLERİN BAŞLAMASI

Sonra aylar geçti, bizim Arapça okuduğumuz büyük bir salonumuz vardı. Hatta o salon o kadar genişti ki, 60'lardan sonra imama ev olarak yapıldı. Umumi dersler, sohbetler orada olurdu. Hocaefendi orasını Nur Medresesi yaptı.

Böylece ilk defa medrese tarzında bir hizmet, caminin meşrutasında, salonunda tanzim ve teşrif edilerek başladı. Hocaefendi bütün vaazlarında, hem de namazdan sonra cemaati derslere gelmeye teşvik ederdi. "Bundan sonra derslerimiz, karşı tarafta medrese olacak" derdi.

Hocaefendinin cemaati seçme bir cemaatti. Yani, Yeni Cami'de kılınan namaz bir başka yerde olmazdı. Yani talimli asker gibi, rükûu, sücuduna çok dikkat eden bir cemaatti. Onun da sebebi, her gün Yatsı namazından sonra beş ile on dakika arası cemaatine çok kıymetli fıkhi meseleler anlatmasıydı.

EMİN EFENDİ'NİN İKİ RİSALESİ

Fakat hocam hayatında gizli bir şey bilmezdi. Risaleden okuduğu konuları kürsüde anlatırdı. Üstadın makamını, onun karşısında mücadele ettiği mülhidi, mülhidleri küfrün sembollerini açıklar, anlatırdı. Ve hayatının sonuna kadar da bunu devam ettirdi. Hatta ahirzaman fitnesi hakkında iki risale kaleme aldı, Mehdi Risalesi, Deccal Risalesi isimlerinde. Bunlar birkaç nüsha da yazıldı. Hatta üstada gönderildi. Üstad hazretleri "zamanı değil" diyerek izin vermedi.

Böylece, Hocaefendinin bereketiyle Manisa'da dersler başlamış oldu.

-Devam edecek-

Fotoğraflar/ Sırasıyla

1- Ali Katıöz Hoca

2- Ali Katıöz hocamız ve merhum Bekir Berk

3- Hacı Emin Zeyrek Efendi hazretleri

4- Merhum Muzaffer Arslan

5- Merhum Bayram Yüksel

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

yasin, 2011-06-24 04:03:09

massallah rabbım bızlerede bu hızmetdde ıhsan anlama ve o degerli abılerımız gıbı hızmet kılmayı nasıp etsın. bu acıze cok dua edın nurları cok okuyup anlamak feyızlenmek ıstıyorum bu davada yasayıp rabbıme kavusmak ıstıyorum.Resulune layk ummet üstatdıma layık nur talebesi nasip kılsın rabım bızlere.sız sıte kurucularına A.R OLSUN

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

DİĞER YAZILAR

“BİZE KATIL MOLLA MUHAMMED EMİN”

“BİZE KATIL MOLLA MUHAMMED EMİN”

Kıymetli ziyaretçilerimiz, geçen hafta Seyda Muhammed Emin Er merhumun “Hatıralarım” adlı

ÜSTAD BEDİÜZZAMAN’IN ŞEYH ALADDİN OHİNİ’YE SEVGİSİ

ÜSTAD BEDİÜZZAMAN’IN ŞEYH ALADDİN OHİNİ’YE SEVGİSİ

Merhum Şeyh Fethullah Verkanisi(v. 1901)’nin oğlu merhum allame Şeyh Alaaddin efendi(v. 1949)

BEDİÜZZAMAN’IN HAZRET’İ(ZİYAEDDİN NURŞİNİ) ZİYARETİ

BEDİÜZZAMAN’IN HAZRET’İ(ZİYAEDDİN NURŞİNİ) ZİYARETİ

Muhterem hocam Seyda Fehmi Türkmen Efendi, 27.09. 2019 Cuma günü kendilerini ziyaretimizde Nurşi

ŞEYH FETHULLAH VERKANİSİ’NİN MOLLA ABDULLAH NURSİ HAKKINDA DEDİĞİ SÖZ

ŞEYH FETHULLAH VERKANİSİ’NİN MOLLA ABDULLAH NURSİ HAKKINDA DEDİĞİ SÖZ

Değerli Seydalarımızdan Molla Şerif Arslan Hocaefendi 15.09. 2019’da, merhum Şeyh Fethullah V

BEDİÜZZAMAN’IN AİLE ŞECERESİ

BEDİÜZZAMAN’IN AİLE ŞECERESİ

Merhum Şeyh Fethullah Verkanisi’nin torunlarından değerli âlim merhum Gıyaseddin Emre Bey, Ü

VANLI ZEYNELABİDİN EFENDİ’NİN ANLATTIKLARI

VANLI ZEYNELABİDİN EFENDİ’NİN ANLATTIKLARI

Değerli hocam Seyda Molla Şefik İdikurt Efendi bir ders esnasında şu hatırayı anlattılar;

ÜSTAD BEDİÜZZAMAN’IN MUŞ’UN NOK KÖYÜNDE BİR GECE MİSAFİRLİĞİ

ÜSTAD BEDİÜZZAMAN’IN MUŞ’UN NOK KÖYÜNDE BİR GECE MİSAFİRLİĞİ

Emekli müftülerimizden Seyda Fehmi Türkmen Hocaefendi, 21.04. 2019 Pazar günü kendilerini evind

ŞEYH ASIM EFENDİ’NİN KALEMİNDEN BEDİÜZZAMAN-2

ŞEYH ASIM EFENDİ’NİN KALEMİNDEN BEDİÜZZAMAN-2

Sonra tekrar Van’dan Bitlis’e geldi. Onun hayatının geniş şekli yazılıdır.(bkz. Tarihçe-

ŞEYH ASIM EFENDİ’NİN KALEMİNDEN BEDİÜZZAMAN-1

ŞEYH ASIM EFENDİ’NİN KALEMİNDEN BEDİÜZZAMAN-1

Değerli ziyaretçilerimiz! Yeni bir hizmetimizi sizlere arz etmekle mesruruz. Geçen günlerde değ

BEDİÜZZAMAN’IN ŞAM HUTBESİ VE MUHADDİS ŞEYH BEDREDDİN EL HASENİ

BEDİÜZZAMAN’IN ŞAM HUTBESİ VE MUHADDİS ŞEYH BEDREDDİN EL HASENİ

Merhum Ali Uçar Bey bir sohbetinde anlatıyor; “Ali Sert Hocamdan dinlediğim şu hatırayı, Kon

CAFER ÇİM AĞABEY’İN HATIRALARI

CAFER ÇİM AĞABEY’İN HATIRALARI

Takdim Kıymetli ziyaretçilerimiz, edep, nezaket, tevazu timsali çok kıymetli bir insan-ı kâmi

Âl-i imran:190

Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için gerçekten açık, ibretli deliller vardır.

GÜNÜN HADİSİ

"Şekavet sahibi Allah'a yakındır, insanlara yakındır, cennete yakındır, cehennemden uzaktır. Cimri ise Allah'tan uzaktır, insanlardan uzaktır, cennetten uzaktır, cehenneme yakındır. Cahil şekavet sahibini Allah, cimri ibadet düşkününden daha çok sever."

Tirmizi, Birr 40, (1962)

TARİHTE BU HAFTA

*Elmalılı Hamdi Yazır Hocaefendi Vefat Etti (27 Mayıs 1942) *Azerbaycan'ın İstiklali(28 Mayıs 1918) *İSTANBUL'UN FETHİ VE AYASOFYA'NIN CAMİ OLMASI(29 MAYIS 1453) *İmam Nesei'nin Vefatı(31 Mayıs 1310) *Ayasofya'da İlk Cuma Namazı Kılındı(1 Haziran 145

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI